EURO
1
  • EURALL
    95.55 0.29%
  • EURTRY
    53.47 0.15%
  • EURMKD
    61.63 -0.05%
  • EURRSD
    117.38 -0.03%
  • EURUSD
    1.16 0.16%
  • EURGBP
    0.87 0.05%
  • EURCHF
    0.92 -0.04%
  • EURSEK
    10.88 -0.25%
  • EURAUD
    1.63 0.15%
Haberler aranıyor...
Aramak için en az 2 karakter yazın.
7 Haziran 2026 Kosova Erken Genel Seçimleri
00
Gün
00
Saat
00
Dakika
00
Saniye

Mitroviça'da Öğretmenimiz Zehra Jubi Anıldı

Mitroviça'da Öğretmenimiz Zehra Jubi Anıldı
8 Mayıs 2017, 20:48

0 dk

Mitroviça'da açılışı geçenlerde yapılan Topluluklar Merkezi'nde Cumartesi günü gönüllerde yaşayan Türkçe vurgunu öğretmen Zehra Jubi vefa, saygı ve minnetle anıldı.
Mitroviça'nın emekli öğretmenleri, aydınlar, Mitroviça "Dostluk Kadınları" Türk Kadınlar Derneği Başkanı Sebriye Terziç ve dernek üyeleri, "Andon Z. Çajupi" İlköğretim okulu Türkçe eğitiminde görev alan öğretmenleri ve öğrencileri yanı sıra Prizren, Priştine, Vıçıtırın'dan konukların hazır bulunduğu etkinliğe özellikle Türkiye'den kızı Ayfer (Afrodita) Jubi Mehmet ve torunu Severcan Mehmedi Eralp'ın katılması programa daha bir anlam kattı.

Salonu tıklım tıklım dolduran katılımcıların iştirak ettiği program Zehra Jubi'nin ve hayatını Kosova'da Türkçe eğitimine adamış Türk öğretmenlerinin aziz hatırası adına bir dakikalık saygı duruşuyla başladı.

Kosova Türk Yazarlar Derneği Başkanı Zeynel Beksaç ve Mitroviça Belediye Başkan Yardımcısı-etkinliği organize eden Erol Zekeriya'nın selamlama konuşmaları ardından Kosova Türk Yazarlar Derneği Başkanı Zeynel Beksaç, sinevizyon eşliğinde Zehra Jubi'nin özgeçmişi ve edebi yaratıcılığına ilişkin bilgiler sundu.

Ardından Mitroviça Belediye Başkan Yardımcısı Erol Zekeriya Mitroviça'da Türkçe eğitimin tarihi hakkında bir sunum yaptı.

Zehra Jubi'nin kızı Ayfer Hanım ve torunu Severcan Hanım, Zehra Hanım hakkında anılarını duygu seli içerisinde paylaştılar.

Programın devamında Zehra Jubi'nin okunan birkaç şiiri alkış yağmuruna tutuldu.

Devamında da Kosova Türk Yazarlar Derneği Şeref Başkanı İskender Muzbeg, Kosova Türk Yazarlar Derneği eşbaşkanları Enver Baki ve Dr. Taner Güçlütürk, ressam İsmet Bölükemini, Mitroviça'nın eğitim emektarı Remzi Zekeriya, Zehra Jubi'nin öğrencisi Şükriye Okcan, Zehra Jubi'nin meslektaşları, öğrencileri, dostları kendisi hakkında konuşmalar yaptılar.

Söz alanlardan Ahmet Hacimehmet, Mitroviçalılara seslenerek "Türkçemize sahip çıkalım. Türkçe eğitimin yaşatılması için her tür çabayı sunalım" dedi.

"Andon Z. Çajupi" İlköğretim Okulu öğretmen ve öğrencilerinin hazırladığı program da seyirciler tarafından beğeniyle izlendi.

İskender Muzbeg'in Zehra Jubi'ye adadığı şiir de katılımcılardan yana büyük ilgi topladı.

Program hediyelerin karşılıklı takdimi ve imzalanan kitapların armağan edilmesiyle birlikte verilen mütevazi bir kokteyl ve çekilen toplu hatıra fotoğraflarıyla son buldu.

Zeynel Beksaç, Zehhra Jubi'yi Anlattı


Zehra Jubi, 02.03.1919 tarihinde Mitroviça'da doğdu. Zehra hanım, bir yere başvuruda bulunurken yazdığı özgeçmişinde yoksul bir aileden geldiğini vurguluyor. O dönem bu durum çoğu aile için de geçerliymiş zaten...
İlk ve kız zanaat okulunu Mitroviça'da bitiriyor. Gene bir evrağında Ferizovik'te de okuduğunu yazıyor. Pedagoji kurslarına Priştine, Prizren ve İpek'te katılıyor, 1949 yılında İpek'te diploma alarak mezun oluyor.
Zehra Jubi, öğretmenliğe Mitroviça'da başlar. Tarih 27 Aralık 1943'tür. 1 Nisan 1945 yılına kadar orada kalır. Ardından aynı yıl Prizren'e tayini çıkar ve 1946 yılının Eylül ayına kadar burada öğretmenlik yapar.
Bunu 13 aylık Kaçanik'te öğretmenlik serüveni izler. 3 yıl da Ferizovik'te öğretmenlik görevinde bulunur.
Türkçe eğitimin başlamasıyla kendi anadilinde ders vermenin mutluluğunu yaşar. Priştine Pedagoji Okulu'nda Türk Dili vr Edebiyatı Bölümü'nü bitirir. Uzun yıllar Priştine'nin "İvo lola Ribar" lisesinde Türk Dili ve Edebiyatı dersini verir. 1973 yılında emekliye ayrılır.
Zehra Jubi, yazıyla genç yaşlarda uğraşmaya başlar. İlk yazdığı yazılar Sırpça'dır. 1937 yılında "Nedeljne İlustracije" adlı dergide ‘Bir Türk kızının yaşamı' adı altında röpotajı yayınlanır. Bundan sonra daha düzenli bir şekilde yazıya sarılır. "Günce Defterim" adı altında bir kitap hazırlar. Ancak, bu el yazma kitabı ne yazık ki savaş esnasında kaybolur.
İlk Türkçe yazdığı yazı "İlhan" adında bir öyküdür. Bu öykü 1954 yılında Birlik gazetesinde birkaç bölüm olarak yayınlanır. Daha sonra aynı adlı öyküyü sahneye uygular. Oyun Mitroviça ve Vıçıtırın'da oynanır, Priştine'de düzenlenen amatörler arası yarışmaya katılır.
Şiir ve öyküleri Birlik gazetesi, Sevinç ve Sesler dergilerinde olduğu gibi, Tan gazetesinde de yayınlanır. Çok sayıda şiiri Priştine Radyosu'nda okunur. Ancak, "Tam olarak hiçbir yapıdım yok" der verdiği bir demeçte. Böylece, bir kitabının olmamasından üzüntü duyduğunu sezinliyoruz gibi bir izlenimde kalıyoruz...
Türkiye'ye göç etmeseydi, bari bir kitabı günyüzü görürdü diye düşünüyorum...
Bu konuya el atıp, gazete ve dergilerde yayınlanan şiir ve öykülerini olduğu gibi, kızı ve torununda var olan dosyaya göz atıp, bir Zehra Jubi kitabı ortaya çıkmış olabilir sanırım...El birliği verirsek kısa bir zamanda bu eseri günyüzüne çıkaracağımıza inanıyorum...
Evet, Zehra Jubi bir öğretmendi, Türkçe aşığı, edebiyat sevdalısı. Bura topraklarda Türkçe eğitime o koskocaman yüreğiyle katkı sunan saygın bir şahsiyetti. Gençlere güveni çok olduğunu, yazılarından ve onu yakından tanıyanlardan öğrenmek zor değil.
Gene Severcan hanımın bana gönderdiği malzeme/belgelerden Zehra hanım devletteki görevine başlamadan önce terzicilikle uğraşmış. Öğretmenliğe atıldığı yıllarda kentte yüksek sınıflarda okuyan öğrencilere Türk Dili ve Evcilik dersini verdiğini, ayrıca Türk diline en çok hakim olan öğretmen olarak sözü edilmekte...
Özellikle yoğun çalışmalarıyla Türkçe eğitime katkı sunduğuna dikkat çekilmekte, öğretmenlere de elden geldiğince yardımda bulunduğu vurgulanmakta...Türk dilinde Alfabe'nin eksikliğini bir nebze hissettirmemek için, dergi ve gazeteyle doldurmaya çaba harcadığına işaret edilmekte..
Bir konuşmasında, "...Genç kuşak ozanlarımıza güveniyorum. Şiirimizi öyle yükseltecekler ki sınırlarımızı aşacağız..." demişti. Ayrıca, şiirin sahibi olmadığına, yaşama ve topluma ait söylenen mısraların hiç ölmeyeceğine, yıllar geçtikçe kıymetlerinin artacağına olan inancını dile getirmiştir...
Elimize ulaşan malzeme içinde Zehra hanım, az şiir yazdığını, konularının genelde doğa, gençlik, toplum olduğunu belirtmiştir. Elyazı şiirlerini okurken bunlara tanık oluyoruz...
Öte yandan düzyazılarında, öykülerinde öğrencilerinin yaşamını, onların bunalımlarını, sevinçlerini aksettirmeye çaba harcadığını söylüyor...
Bu konuşmamda, Zehra hanımla yapılan röportajdan sık sık alıntılar yaptım. Röportajın tarihi ve nerede yayınlandığına dair bilgi edinemedim. O röportajın sonunda ‘Yeni çalışmalarını?' şeklinde yöneltilen soruya:
"Son zamanlarda pek yazmıyorum. Daha fazla okuyorum. Yakında bir iki öykü yazacağım." Şeklinde yanıt veriyor Zehra hanım...
Belgelerde diğer malzemelere de rastlıyoruz...Ancak bugün aramızda hem kızı hem de torunu var...Onlara sözü vermeden konumuzla ilgili faceden görüş belirten iki dostumuza sözü kısaca bağlamak istiyorum..
İkisi de değişik dönemlerde Birlik gazetesinin başında bulunmuş, büyük bir sorumlulukla bu görevlerini gerçekleştirmişlerdi.
Önce, Vefki Hasan Özgün'in görüşlerine başvuralım. Diyor ki Özgün: " Merhum Zehra hanımın özelliklerinden biri de imkanları dahilinde her nerede bir Türk ailesi varsa, o aileyi ziyaret etmesi ve tanışmasıydı. Bir fırsatta Pirlepe'de bulunmuş ve bizim aileyi ziyaret ettiğini çok iyi hatırlıyorum. Dostça davranışlarıyla dikkatlerimizi çekmişti... Destekleyici görüşleri daima hatıralarımızdadır. Nurlar içinde içinde yatsın..."
Drita Karahasan'a gelince, Zehra hanımı çok iyi tanıdığını söylüyor. "Savaştan sonra öğretmen okulu açıldığında Üsküb'e gelmişti. Halalarımın arkadaşıydı. Nerdeyse aileden sayılırdı. Sonra yıllarca ondan bir haber almadık. Zaten halalarım vefat etmişti... Ben o zamanda çok küçüktüm. Zehra hanım, çok cana yakın ve neşeli olduğu için onu çok severdim. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun..."

Torunu Severcan Mehmedi Eralp: "Zehra Öğretmenin Kız Torunu Olmak...."

Anneannemi anlatmaya uzun cümlelerle başlayabilir ve saatlerce konuşabilirim. Ancak özetlemek istersem iki kavramı vurgulamayı tercih ederim, biri "Türk olmak" diğeri de "Kadın olmaktır". Kendi ifadesiyle Türk olmak bir milliyetten çok bir duruştur, bir felsefedir, terbiye ve kimliktir. Kadın olmak ise; eşit olmaktan öte özel olmaktır, dirençli olmaktır, güçlü ve yapıcı olmaktır. Her zaman Türk ve Kadın olmayı gururla taşıdım, çocuğumu ve çevremi buna göre etkilemeye çalıştım. Kadın sofrayı kaldırmaz, insanlar yani kadın ve erkek bunu birlikte yaparlar.. Bayan Zehra'nın torunu olmak 12-13 yaşlarına kadar "lütfen" ve "teşekkür ederim" kelimelerinin sihirli olduğuna naif ve yüreklilikle inanmaktır. Bayan Zehra'nın kız torunu olmak hayat ne getirirse getirsin hep direnmek, asla pes etmemek ve mücadele etmektir. Her yeni güne yeni bir istek ve dirençle uyanmaktır. Öğrendiğim ilk kelimeler "otur oku" oldu ve hala okuyorum, onun gibi gözlerim görmeye devam ettiği sürece okumaya devam edeceğim..Anaannem eline ne geçirirse okurdu; politika, spor, ders kitaplarımız, envai çeşit gazete, yenisi yoksa defalarca aynı kitap. Bundandır ki başucumda kitap yoksa eksik hissederim. O mücadeleci kimlik, o duruş ve o BAYAN ZEHRA olma hali içime öyle kazınmıştır ki, onun yaşı durdu ve ben yaşım arttıkça gittikçe birbirimize yaklaşıyoruz...

Meslektaşları, öğrencileri, onu tanıyanlar dediler ki:
"Kitap okumayı o öğretti, o sevdirdi..."
"Türkçe'ye özen gösterilmesini ondan öğrendik."
"Türk edebiyatının değerlerine o bizi yönlendirdi..."
"...Terbiyeyi, edebi de o bize öğretti."
"...O, bize her şeydi!"
"Biz hepimiz bugün Mitroviça'lıyız!"

Dr. Taner Güçlütürk

Yorumlar (0)

Yorum kurallar'ını okudum ve Onaylıyorum

Yorum Kuralları

  • Kullanıcıların birbirlerine karşı saygılı olması zorunludur.
  • Üyelerin birbirlerine yaptığı ırkçı, cinsiyetçi, homofobik ve küfürlü yorumlara müsamaha gösterilmeyecektir. Böyle durumda yorumlara müdahale edilecektir.
  • Kullanıcılar tarafından gelen, insanların dini inancına, ırkına, etnik kökenine, yaşına, sosyal durumuna, siyasi görüşüne, cinsel yönelimine, fiziksel durumuna göre kişilere veya belirli gruplara karşı nefrete teşvik edici, şiddet içeren, provokatif, aşağılayıcı içerik ve yorumları yayınlamama hakkını Kosova Haber saklı tutmaktadır.
  • Birey, kurum, kültür veya toplumları küçük düşürücü, küfür, aşağılama veya argo ifadelere izin verilmemektedir
  • Daha sağlıklı bir tartışma ortamının olması için yapılan yorumlarda kullanıcılar, diğer kullanıcıların inançlarına ve görüşlerine saygı göstermeleri zorunludur.
  • Yorumlarda büyük harf kullanılmamalıdır.
  • Site içerisindeki yorumlar Türkçe olmalıdır.
  • Herhangi bir ticari amaç ya da telif hakkı içeren yorumlara izin verilmeyecektir.
  • İnsanları kışkırtan, saldırgan bir kullanıcı adı seçilemez.
  • Spam mesajlar göndermek yasaktır. Aynı ve benzer mesajlar birden fazla kere gönderildiğinde de müdahale edilecektir.
© 2006 - 2026 Kosova Haber. Tüm Hakkları Saklıdır..

Designed and Developed by: Dmarketing