- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Mostar’daki Sevri Hacı Hasan Camii’nin Çökme Tehlikesinde
Mostar’daki Sevri Hacı Hasan Camii’nin Çökme Tehlikesinde
0 dk
2026 yılının başlarında Mostar’ı ve Bosna-Hersek’in geniş bir bölümünü etkisi altına alan yoğun yağışlar sonucunda, şehrin en eski ibadet yapılarından biri olan Sevri Hacı Hasan Camii’nin avlu duvarının bir bölümü çöktü.
Mostar Medžlisi (İslam Birliği Meclisi), sorunun en kısa sürede giderilmesi ve alanın kalıcı olarak korunabilmesi amacıyla proje dokümantasyonunun hazırlanması için acil olarak teklif toplama sürecini başlattı. Ancak en büyük sorunlardan biri, geçerli inşaat izinlerinin alınmasıdır. Cami, Neretva Nehri’nin hemen kıyısında inşa edilmiştir. Sol avlu duvarı, nehir kıyısının temel yapısı üzerinde yer almakta olup bu yapının ayrılmaz bir parçasını nehir mağaraları oluşturmaktadır.
Bu cami, Mostar’da resmî olarak tamamen yıkılan ilk cami olarak kabul edilmektedir. Günümüze ulaşan fotoğrafları, İslami kutsal mekânların sistematik olarak yok edildiği dönemin acı hatıralarını hâlâ diri tutmaktadır. Cami, tank ve havan mermileriyle yıkılmıştır. Bu mühimmatın bir kısmı kuşkusuz cami avlusunun istinat duvarını da hedef almıştır. Donja Mahala cemaati imamı Jusuf Ef. Kafadar’ın belirttiğine göre, caminin yeniden inşasında aslına sadık kalınmasına özen gösterilmiş; ancak nehir kıyısından avlu seviyesine kadar uzanan istinat, toprak ve yapı sistemlerinde yalnızca kısmi onarımlar yapılmış, bu da tüm alanın korunması için yetersiz kalmıştır.
Proje Dokümantasyonu İçin Acil Süreç Başlatıldı
İstinat duvarındaki hasarlar, Stoc merkezli depremin ardından Mayıs 2022’nin sonlarında da kayda geçirilmişti. Tüm bu nedenlerle, İslam Birliği ve Donja Mahala cemaati endişelerini dile getirirken, imkânları ölçüsünde onarım çalışmalarına katkı sunmaya hazır olduklarını da ifade ettiler. Olay, resmî olarak Mostar Belediyesi Sivil Savunma birimine bildirildi. Yetkililer olay yerine gelerek güvenlik şeritleri çekti ve duvarın çöktüğü bölgeye yaklaşımı yasakladı.
Mostar Medžlisi Başkan Yardımcısı Harun Kurtović, Medžlis’in proje dokümantasyonu için teklif toplama sürecini başlattığını, böylece sorunun bir an önce çözülmesinin ve alanın kalıcı olarak korunmasının hedeflendiğini belirtti.
– Yetki alanları çerçevesinde Eski Şehir Ajansı ile de temasa geçtik. Sürece katılacaklarına ve katkı sunacaklarına dair söz aldık – diye açıkladı Kurtović.
Mühendislerin ilk ön incelemelerine göre, duvarın üzerine inşa edildiği mağara neredeyse caminin altına kadar uzanmakta, bu da projeyi teknik ve güvenlik açısından son derece karmaşık hâle getirmektedir. Bu nedenle hızlı müdahale hayati önemdedir; zira cami her gün kullanılmakta, cemaati oldukça aktif olup özellikle ramazan ayında yoğunluk daha da artmaktadır.
Kurtović’e göre en büyük sorunlardan biri, geçerli inşaat izinlerinin alınmasıdır.
Uzayan Prosedürler ve İzin Sorunu
– İzinlerin alınması, sürekli karşılaştığımız bir sorun. Bu vesileyle yetkili kurumlara çağrıda bulunuyoruz: Bu tür ve benzeri müdahaleler için daha kısa ve hızlı izin süreçleri oluşturulmalıdır. Elbette tüm yasal şartlara riayet edilmesini esas alıyoruz – dedi Kurtović.
Mostar’daki camilerin büyük bölümünün asırlık yapılar olduğunu, özgün biçimleri ve otantik malzemelerle restore edildiklerini, dolayısıyla zamanın yıpratıcı etkilerine açık olduklarını vurguladı.
– Sürekli bu tür sorunlarla karşılaşıyoruz. Müdahale gerekiyor ancak izinleri almak bir yıl veya daha uzun sürebiliyor – diye ekledi.
Gerekli finansal kaynağın kesin tutarı henüz bilinmemektedir. Mostar İslam Birliği Medžlisi, caminin şehrin tam merkezinde yer alması ve ortak kültürel-tarihî mirasın bir parçası olması nedeniyle Mostar Belediyesi’nin ilgili birimlerine sürece dâhil olmaları için kamuoyu çağrısında bulundu.
Bosna-Hersek Ulusal Anıtları Koruma Komisyonu, Mayıs 2004’te Sevri Hacı Hasan Camii’nin yapı bütününü ulusal anıt ilan etmiştir. Ulusal anıt kapsamına cami, avlusu ve yardımcı yapılar dâhildir. Bu anıt, Bosna-Hersek Genel Çerçeve Barış Anlaşması’nın 8 No’lu Ek’i doğrultusunda yasal koruma tedbirlerine tabidir. Komisyon kararlarına göre, mülkiyetten bağımsız olarak, entite hükümetleri ulusal anıtların korunması, restorasyonu, sunumu ve rehabilitasyonu için gerekli hukuki, bilimsel, teknik, idari ve mali tedbirleri almakla yükümlüdür.
Yasal süreçler ideal şekilde işlese bile, Sevri Hacı Hasan Camii’nin istinat duvarının tamamen onarılması ve güçlendirilmesi en az bir yıl sürecektir. Medžlis yetkilileri, gerekli bütçenin yüz binlerce marka ile ifade edileceğini öngörmektedir.
20. Yüzyılın Başından Benzer Bir Örnek: Neretva ile Mücadele
Bu camiyle ilgili neredeyse aynı olay, 20. yüzyılın başlarında da yaşanmıştır. Bošnjak gazetesinin 1905 tarihli sayısına göre, dönemin bölge yöneticisi Pinter, “caminin ve vakfının çatısının ve pencerelerinin harap durumda olduğunu”, en büyük tehlikenin ise “Neretva Nehri’nin temelleri oyması ve caminin çökme riski” olduğunu belirtmiştir.
Pinter derhal bir ölçüm uzmanına camiyi incelemesini ve onarım için bir keşif raporu hazırlamasını emretmiştir. Ardından vakıf mütevellisi ve cemaat, Vakıf Komisyonu’na onarım talebiyle başvurmuş; kendilerine gerekli işlemlerin yapılacağı ve caminin onarılacağı sözü verilmiştir.
On yıl sonra, 7 Aralık 1910 tarihli arşiv belgelerine göre, Vakıf Komisyonu, caminin altındaki mağaranın tahkim edilmesi için iki adet proje çizimini teslim almıştır. Amaç, Neretva’nın temelleri aşındırmasını önlemek ve caminin çökmesini veya su baskınına uğramasını engellemekti.
Planlanan duvar, hem koruyucu hem de statik bir işleve sahipti. Duvarın, mevcut zemin yapısının zayıflığı nedeniyle ilk planlanandan daha sağlam olması gerektiği vurgulanmıştı. Duvarın 80 cm yüksekliğinde, sağlam zemine oturtularak, kırma taş veya mağaradan çıkarılan taşlarla örülmesi ve harç oranlarının net biçimde belirlenmesi öngörülmüştü.
Mali planda, yükleniciye 400 kronun iş bitiminde, kalan 100 kronun ise bir yıl sonra ödenmesi kararlaştırılmış; yüklenici, bir yıl içinde ortaya çıkabilecek kusurları kendi masrafıyla gidermeyi taahhüt etmiştir. Bu hükümler 1 Mart 1910 tarihli tutanakta yer almaktadır.
10 Mart 1911’de Vakıf-Meârif Meclisi’ne, işin Knežić adlı bir teknisyene verildiği bildirilmiş; bu kişinin daha önce Musalla projesini ve söz konusu mağaranın tahkimat planlarını hazırladığı da belirtilmiştir. Meclis çalışmaları onaylamış ancak maddi destek sağlayamayacağını üzülerek ifade etmiştir.
Aynı dönemde cemaat, cami avlusunda kış gecelerinde ders ve sohbetlerin yapılacağı küçük bir “muvakkithane” inşa etmek için izin ve maddi destek istemiştir. İzin verilmiş ancak finansman sağlanamamıştır. Yaklaşık 1.000 kronluk maliyetin ancak yarısı toplanabilmiştir. Belgelerde bu projelerin hayata geçirilip geçirilmediğine dair bilgi bulunmamaktadır. Ancak bu kayıtlar, mağaranın tahkimat maliyetinin gerçek değerini göstermesi bakımından önemlidir.
⸻
Yazan: Hasan Eminović
Haber düzenleme: M. Tevfik Yücesoy
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor