New York'ta Barış Özlemiyle Dolu Bir Balkan Gecesi
0 dk
Milliyet Gazetesinin eski yazı işleri müdürü şu anda Hürriyet gazetesinde köşe yazarı olarak çalışan Sedat Ergin New York'taki Balkan gecesini köşesine taşıdı. Olduğu gibi aktarıyoruz.
Sırbistan hariç herkes oradaydı. New York'un tarihi otellerinden Waldorf Astoria'nın balo salonu, bu kez Balkan ülkeleri liderleri ve üst düzey hükümet temsilcilerinin bir araya geldiği bir zirve yemeğine sahne oluyordu. Başrolde Türkiye vardı. Kürsüye, onur konuğu olarak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül çıktı.
Davet, ABD'ye yerleşip vatandaş olmuş Balkan kökenlilerin kurduğu FEBA (Amerika Balkan Dernekleri Federasyonu) ile Türkiye'de Gülen cemaatinin iş dünyasındaki uzantısı TUSKON tarafından ortaklaşa düzenlenmişti. Kalabalık bir davetli topluluğunun katıldığı gecenin sponsorları Türkiye'den iki kamu bankasıydı: Ziraat Bankası ve Halkbank...
Herkesi NATO ve AB'nin İçinde Birleştirelim
Toplantının başlığı, bu kadar liderin, hükümet temsilcisinin bir araya gelmesinin gerisindeki düşünceyi çok iyi anlatıyordu: "Avrupa'yı bütün haline getirmek: Balkanlar'ın Avro-Atlantik entegrasyonunun tamamlanması."
Balkanlar'ın NATO ve AB'ye entegrasyonu tamamlanmadan Avrupa entegrasyonunun da tamamlanmamış sayılacağı, dolayısıyla kıtaya barış, huzur ve refahın da gelmeyeceği düşüncesi bütün konuşmaların ana temasıydı. Tabii NATO üzerinden Atlantik boyutu da devreye girince, ABD de Avrupa entegrasyon denkleminin içinde yerini almış oluyor. FEBA'nın Boşnak kökenli Başkanı Aras Konjhodzic, geceyi açış konuşmasında "Balkan ülkelerinin halkları her zaman barışçı oldular. Bu bölgenin tarihte hep karışıklığa sahne olması, burada yaşayan insanlardan değil coğrafyadan, Doğu ile Batı arasında bu bölge üzerindeki güç çekişmelerinden kaynaklandı. Benim ülkem de savaştan yeni çıktı. Ama artık ben geçmişe takılıp kalmadan geleceğe bakmak istiyorum. Benim tek hedefim, çocuklarıma barış ve refah içinde yaşayacakları bir Balkanlar bırakmaktır" dedi.
Konjhodzic geçmişi unutmak eğiliminde olsa da Bosna Herzegovina Cumhurbaşkanı Haris Siladzij, yine teyakkuzdaydı. Bosna'da bugün hâlâ eski zihniyetleri seslendirenler olduğunu söyledi Siladzij dramatik konuşmasında ve birden sesini yükselterek bu çevrelere meydan okudu: "Bosna'yı geçmişte nasıl savunduysak, bugün de savunmaya hazırız..." Salonda birden büyük bir alkış koptu.
Bosna'daki Katliamlardan Bugüne
Soğuk Savaş bundan tam 20 yıl önce sona erdiğinde Avrupa'da en ağır faturayı eski Yugoslavya coğrafyasında yaşayan insanlar, daha çok da Boşnaklar ödedi. Yaklaşık 110 bin insanın öldüğü, Boşnakların Avrupa'nın ortasında toplu katliamlara hedef oldukları Bosna'daki savaşı, daha sonra 10 bin dolayında insanın öldüğü Kosova'daki savaş izledi. Yakın tarihte yaşanan bu acıların izleri, korkusu hâlâ insanların üzerinden gitmiş değil. Ve barışa susamışlık var. Barış denince de Waldorf Astoria'da herkes gözlerini NATO'ya ve AB'ye çeviriyor.
Kürsüye çıkan Yunanistan'ın genç Dışişleri Bakanı da Dimitri Droutsas'ın "Türkiye de dahil olmak üzere bütün Balkan ülkeleri AB'ye tam üye olmadan AB projesi tamamlanamaz" diye konuşması da gecenin en anlamlı, barışçı mesajlarından birini oluşturuyor.
Balkan ülkelerinin çokuluslu Batı kurumlarıyla bütünleşme sürecine bakıldığında çarpıcı bir tablo çıkıyor karşımıza. Toplam 28 üyesi olan NATO'da, Soğuk Savaş'ın sona ermesinden sonra Balkan coğrafyasından Bulgaristan, Romanya, Slovenya, Arnavutluk ve Hırvatistan ittifaka üye olarak katıldı. Bunların dışında kalan Sırbistan, Bosna, Makedonya ve Karadağ'ın NATO ile "ortaklık" ilişkisi var.
AB'ye bakıldığında ise son 10 yıl içinde Balkan dünyasından birliğe katılan üç ülke oldu ve üye sayısı 27'ye çıktı. Bunlar Bulgaristan, Romanya ve Slovenya... Makedonya tam üye adayı, ancak müzakereler başlamış değil. Diğer aday Hırvatistan'la müzakerelerin bir-iki yıl içinde tamamlanması bekleniyor. Arnavutluk, Bosna, Kosova, Karadağ ve Sırbistan ise tam üyelik başvurusunda bulunmuş durumdalar, ancak adaylık statüleri henüz tescil edilmiş değil. Buradaki asıl belirsiz halkayı, Balkan ülkeleri değil tam üyelik müzakerelerine 2005'te başlamış olan Türkiye oluşturuyor.
Balkanlar Farklı Çiçeklerden Bir Buket
Bütün belirsizliğe rağmen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül kürsüde Balkanlar için hem AB hem de NATO entegrasyonunu savunuyor: "Bütün Balkan ülkelerinin hepsinin NATO şemsiyesi altında yer almasını çok arzu ediyoruz. AB üyeliği de ülkelere ekonomik birikim, güvenlik ve istikrar vaat ediyor. Bütün Balkan ülkelerinin bir gün AB'ye tam üye olacağına kesinlikle inanıyorum. Balkanlar AB'nin dışında kalamaz. Balkanlar Avrupa'nın kıyısı değil, Avrupa'nın merkezindedir. Balkanların onun dışında kalması söz konusu olmaz."
Gül, konuşmasını Balkanlar'ı "Farklı çiçeklerin toplandığı güzel bir buket" olarak nitelendirerek tamamlıyor.
Önceki akşam bu buketin içinde Balkan dokusu dışında kalan tek unsur, konuşmalardan sonra sahne alan Balkan Oda Orkestrası'nın son derece enerjik Japon şefi Toshio Yanagisawa idi.
Ona da bir "Japon gülü" diyelim...
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor