EURO
1
  • EURALL
    95.55 0.29%
  • EURTRY
    53.47 0.15%
  • EURMKD
    61.63 -0.05%
  • EURRSD
    117.38 -0.03%
  • EURUSD
    1.16 0.16%
  • EURGBP
    0.87 0.05%
  • EURCHF
    0.92 -0.04%
  • EURSEK
    10.88 -0.25%
  • EURAUD
    1.63 0.15%
Haberler aranıyor...
Aramak için en az 2 karakter yazın.
7 Haziran 2026 Kosova Erken Genel Seçimleri
00
Gün
00
Saat
00
Dakika
00
Saniye

NOB ve Tito’nun Gölgesinde “Kızıl Reis” Süleyman Efendi Kemura Dönemi

NOB ve Tito’nun Gölgesinde “Kızıl Reis” Süleyman Efendi Kemura Dönemi
20 Ocak 2026, 21:55

0 dk

Bosna-Hersek Riyaset’inin ve eski Yugoslavya coğrafyasındaki İslami kurumların tarihinde, adı Süleyman Ef. Kemura kadar kalıcı rahatsızlıklar ve tartışmalar uyandıran şahsiyet sayısı oldukça azdır. Onun dinî hiyerarşi içindeki yükselişi, uzun süren reisliği ve çağdaşları arasında bıraktığı izlenim, bir dönemin anlaşılması açısından onu kilit bir figür hâline getirir. Bu, dinin tamamen ortadan kaldırılmadığı; aksine sistematik biçimde yeniden düzenlendiği, disipline edildiği ve devlet düzenine eklemlendiği bir dönemdi.

“Kızıl reis” lakabı tesadüfen ortaya çıkmamıştır. Bu ifade, Müslüman aydınların ve ulemânın bir kısmında oluşan şu algıyı özetler: söz konusu dönemde İslam Topluluğu’nun üst yönetimi, dinî ve kültürel bir dirilişin öncüsü olmaktan ziyade, siyasî sadakatin teminatı işlevini görmüştür.

Süleyman Ef. Kemura 1908 yılında Saraybosna’da saygın bir ailede dünyaya geldi. İki dünya savaşı arasında şer‘î-hukuk alanında çalıştı; bu yönüyle, kökleri Avusturya-Macaristan ve savaşlar arası dönemde şekillenen kurumsal İslam kültürüne dayanan bir kadro içinde yetişti. Ancak İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra siyasal zemin köklü biçimde değişti. Sosyalist Yugoslavya’da dinî topluluklar resmen varlıklarını sürdürmekle birlikte, kamusal alanın sekülerleştirilmesi ve dinin denetimli, siyasetten arındırılmış bir alana hapsedilmesi yönünde sürekli devlet baskısı altındaydı.

Bu düzende dinî hiyerarşinin zirvesine giden yol yalnızca ilmî yetkinlikten ve ulemâ nezdindeki itibardan değil, aynı zamanda parti ve devlet yapılarıyla kurulan ilişkilerden geçiyordu. Kemura bu yapı içinde, her şeyden önce siyasi açıdan güvenilir bir kadro olarak öne çıktı. 1949’da Gazi Hüsrev Bey Medresesi müdürlüğüne getirildi; ayrıca “İlmiyye” derneğinin ilk başkanı oldu. Bu görevler, yeni şartlar altında devletin merceği altındaki kurumları yönetebilme becerisinin göstergesiydi.

*Reisliğe Giden Yol*

Süleyman Ef. Kemura’nın 1957 yılında reisülulema seçilmesi, İslam Topluluğu’nun başında sıradan bir görev değişimi değil; devlet–din ilişkilerinde bir dönüm noktasını temsil eden, dikkatle planlanmış siyasî ve kurumsal bir süreçti. Yugoslavya Federal Halk Cumhuriyeti’nin ilk reisüluleması olan İbrahim Ef. Fejić, 12 Eylül 1947’de seçilmiş ve on yıl görevde kalmıştı. 1957 sonunda istifasını ileri yaşı ve sağlık sorunlarıyla gerekçelendirdi; kamuoyu bu açıklamayı ilk aşamada doğal karşıladı.

Ancak dönemin üst düzey parti yetkilileriyle –özellikle Vlado Šegrt ile– yapılan görüşmelere dair sonradan ortaya çıkan bilgiler, Fejić’in görevi bırakmasının uzun süreli siyasi baskı ve ön mutabakatın sonucu olduğunu göstermektedir. Bu durum, Kemura’nın önünü açan sürecin ne denli kontrollü yürütüldüğünü ortaya koyar.

Kemura, o tarihte devlet elitleri nezdinde “özel güven duyulan”, siyaseten disiplinli bir isimdi. Müftülüklerdeki görevleri, Vakıflar Müdürlüğü’ndeki yöneticiliği ve ülkenin en önemli İslami eğitim kurumu olan Gazi Hüsrev Bey Medresesi’ni yönetmesi, onu ideal aday hâline getirmişti.

*Genç Müslümanlar ve Kırılma Noktası*

Kemura’nın biyografisindeki en tartışmalı dönemlerden biri, Genç Müslümanlar Hareketi’ne yönelik baskıcı politikalara açık destek verdiği süreçtir. 1949 yılında, medresede okuyan bazı gençler Arapça ve Farsça dinî metinler tercüme ediyordu. Kemura şahsen bir öğrenci odasına girerek el yazmalarına el koymuş ve bunları devlet makamlarına teslim etmiştir. Bu metinler, Genç Müslümanlar’ın “devlet ve halk aleyhine faaliyet” suçlamasıyla yargılandığı davalarda delil olarak kullanılmıştır.

Bununla da yetinmeyen Kemura, hareketin medrese içindeki tüm izlerini silmeye yönelik bir sürecin öncüsü olmuş; bildirileri, metinleri ve notları sistematik biçimde yetkililere iletmiştir. Bu durum, tutuklamalara, işkencelere ve infazlara doğrudan zemin hazırlamış; Kemura’nın Müslüman entelektüel çevrelerdeki itibarını kalıcı biçimde zedelemiştir.

*Uzun Dönem Görev. Derin Eleştiriler*

Kemura’nın reisliği 19 Ocak 1975’teki ölümüne kadar sürdü. Bu uzun süre, kimi çevrelerce istikrar olarak görülse de, birçokları için durgunluğun sembolü hâline geldi.

Yazar ve kronikçi Alija Nametak’ın Kemura’ya yaklaşımı özellikle dikkat çekicidir. Genellikle ölçülü ve mesafeli üslubuyla bilinen Nametak, Saraybosna Nekrolojisi’nde Kemura için yazdığı uzun nekroloğu bilinçli olarak Kiril alfabesiyle kaleme almıştır. Bu tercih, Bosna’da alfabenin taşıdığı kimlik ve siyaset yükü düşünüldüğünde, açık bir mesafe ve sessiz bir protesto olarak okunmuştur.

Nametak ve benzeri eleştirmenler Kemura’yı;
– dinî eğitimi geliştirememekle,
– hutbeleri halk diline indirirken kalite sorununu görmezden gelmekle,
– Arapça ve Arap yazısına mesafeli durmakla,
– Gazi Hüsrev Bey Medresesi’nin eğitim ve altyapısını zayıflatmakla,
– Yugoslavya içindeki Müslüman diasporaya yeterli ilgiyi göstermemekle,
– nepotizmle ve liyakate tahammülsüzlükle suçlamışlardır.

Tüm bu eleştiriler, “kızıl reis” nitelemesinin neden kalıcı hâle geldiğini açıklar. Bu lakap, Kemura’nın sosyalizmin ideoloğu olmasından değil; onun liderliğinin, devlet düzeniyle uyumlu bir denetim ve sükûnet sağlamayı, topluluk içi gelişimin önüne koymasından kaynaklanır.

*Bir Dönemin Sembolü*

Süleyman Ef. Kemura, İslam Topluluğu’nun kendi geleneği ile devlet kontrolü arasında hayatta kalmaya çalıştığı bir dönemin sembolü olarak tarihteki yerini almıştır. Ancak bu hayatta kalma stratejisi, çoğu zaman durgunluk, kadro yoksullaşması ve otorite kaybı pahasına gerçekleşmiştir.

Bu nedenle Kemura’nın adı bugün hâlâ tartışılmaktadır: Geçmişle hesaplaşmak için değil, din–siyaset–toplum ilişkilerinin hiçbir zaman kesin biçimde kapanmayan bir mesele olduğunu hatırlatmak için.

***

NOB, eski Yugoslavya bağlamında kullanılan bir kısaltmadır ve şu anlama gelir:

NOB (Narodnooslobodilačka borba)

Türkçesi: Halk Kurtuluş Mücadelesi

Bu terim, II. Dünya Savaşı sırasında (1941–1945) Yugoslavya’da Josip Broz Tito liderliğinde yürütülen partizan direniş hareketini ifade eder.

Kısaca:
      •     Faşist işgalcilere ve işbirlikçilere karşı yürütülen silahlı mücadeledir.
      •     Sosyalist Yugoslavya’nın kurucu meşruiyetinin temel miti olarak kabul edilmiştir.
      •     Savaş sonrası dönemde devlet ideolojisinin merkezinde yer almış; eğitim, siyaset ve resmî söylemde kutsal bir referans hâline gelmiştir.

Bu nedenle metinde geçen
“NOB ve Tito’nun gölgesinde” ifadesi,
İslami kurumların ve liderlerin, partizan ideolojisi ve sosyalist devlet söylemi altında şekillendiğini, bu ideolojik çerçevenin dışına çıkamadığını anlatmak için kullanılmıştır.

Kaynak: Bosna. hr
Türkçe: M. Tevfik Yücesoy

Yorumlar (0)

Yorum kurallar'ını okudum ve Onaylıyorum

Yorum Kuralları

  • Kullanıcıların birbirlerine karşı saygılı olması zorunludur.
  • Üyelerin birbirlerine yaptığı ırkçı, cinsiyetçi, homofobik ve küfürlü yorumlara müsamaha gösterilmeyecektir. Böyle durumda yorumlara müdahale edilecektir.
  • Kullanıcılar tarafından gelen, insanların dini inancına, ırkına, etnik kökenine, yaşına, sosyal durumuna, siyasi görüşüne, cinsel yönelimine, fiziksel durumuna göre kişilere veya belirli gruplara karşı nefrete teşvik edici, şiddet içeren, provokatif, aşağılayıcı içerik ve yorumları yayınlamama hakkını Kosova Haber saklı tutmaktadır.
  • Birey, kurum, kültür veya toplumları küçük düşürücü, küfür, aşağılama veya argo ifadelere izin verilmemektedir
  • Daha sağlıklı bir tartışma ortamının olması için yapılan yorumlarda kullanıcılar, diğer kullanıcıların inançlarına ve görüşlerine saygı göstermeleri zorunludur.
  • Yorumlarda büyük harf kullanılmamalıdır.
  • Site içerisindeki yorumlar Türkçe olmalıdır.
  • Herhangi bir ticari amaç ya da telif hakkı içeren yorumlara izin verilmeyecektir.
  • İnsanları kışkırtan, saldırgan bir kullanıcı adı seçilemez.
  • Spam mesajlar göndermek yasaktır. Aynı ve benzer mesajlar birden fazla kere gönderildiğinde de müdahale edilecektir.
© 2006 - 2026 Kosova Haber. Tüm Hakkları Saklıdır..

Designed and Developed by: Dmarketing