- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Nuhi Morina
Nuhi Morina
0 dk
İnsanoğlu teknolojide öyle ilerledi ki, son yıllarda artık dünyanın bir yerinden başka bir yerine gider gibi, uzaya çıkıp orada sürekli kalabilmek amacıyla istasyonlar kurmaya bile başladı. Bu arada hayvanların, insanların kopyaları bile yapılabiliyor. Bir çeşit seri üretim gibi...
Teknolojide, bilimdeki gelişmelere koşut olarak siyasette de yeni açılımlar, yeni uygulamalar peşinde ileri ülkelerde yaşayan insanoğlu... Siyasi yaşamda çoğulcu, katılımcı bir uygulamayı sağlayabilmek amacıyla, bunu her mahalleye, her sokağa, her haneye yayabilmenin, her bireyi aktif siyasete çekebilmenin peşinde.
İnsanlar arasında adaleti sağlamak amacıyla yüz kusur yıl önce uygulamaya koyulan çok partili sistemde ileri toplumlarda gelinen son durum böyle.
Oysa Balkanlar' ın göbeğinde bulunan Kosova' da yaşayan Türk halkının siyasi yaşamına gelince durumun ne yazık ki, yukarıda belirtmeye çalıştığımız olumlu gelişmenin tam aksi bir yönde seyrettiği görülüyor. Birileri sanki, 45 yıllık komünizm sistemi süresince çektiği cefalar, zulümler, baskılar ve dayatmalar yetmiyormuş gibi, Kosova' daki Türklerin şimdilerde de, siyasi yaşamlarını çağdışı, tek partili sistemin paslı prangalarına bağlı bir şekilde sürdürmelerini istiyor ve bunun böyle olması için ellerinden geleni yapmaktan geri kalmıyorlar.
Bir süre önceleri Kosova' da ikinci bir Türk partisi olarak, Kosova Türk Birliği' nin (KTB) kurulmasıyla ilgili ortaya atılan çoğu olumlu az bir kısmı olumsuz görüşlerden sonra böyle bir yargıya varmamak elde değil.
Kosova Türk Birliği' nin, Kosova' daki siyasi partileri kaydeden Merkezi Seçim Komisyonu' na verdiği kuruluş belgeleriyle birlikte kayıt dilekçesinin görüşüldüğü komisyonun toplantısında, diğer komisyon üyelerinin olumlu oy kullanmaları ( 2 red oyuna karşı 9 evet oyu) karşısında, Kosova Türk Demokratik Partisi (KDTP) temsilcisinin karşı gelip red oyu kullanmasını anlamak bir hayli zordur. KDTP' nin demokrasiyi hazmedemeyen iki-üç yöneticisinin yeni kurulan KTB' nin Kosova' daki siyasi arenada bulunan partilerin arasına girmesine karşı gelmesi, bir çocuğun, aileye yeni gelen bir kardeşe karşı duyduğu kıskançlığa benzetilebilir. Bu üzücü gelişme, KDTP yöneticilerinin, söz konusu komiyondaki temsilcilerine KTB' nin kayıt dilekçesine karşı red oyu kullandırmakla, bir kardeş partiye bir ağabey şefkatiyle yaklaşabilecek olgunluğa, demokratik anlayışa ve hoş görüye ulaşamadıklarını ortaya koyduğu gibi Kosova' daki Türk halkının siyasi yaşamında çok sesliliği, çoğulcu demokrasiyi ve katılımcılığı hazmedemediklerini göstermesi bakımından da acınılacak bir durumu oluşturmaktadır. KTB' ye bu olumsuzluk, hoşgörüsüzlük ve tahammülsüzlüklerle dolu yaklaşımlarının Kosova Türk halkının tarihinde siyah harflerle yazılacağından hiç kimsenin kuşkusu yoktur.
Bunun nedenlerini ve KDTP yöneticilerinin bu hoşgörüden yoksun davranışlarını açıklamaya geçmeden önce konuyla ilgili bir karşılaştırma yapabilmek için Kosova' da yaşayan diğer halkların siyasi yaşamlarındaki çok sesliliğe, çoğulcu demokrasiye, yaptıkları uygulamalara bakmakta yarar olacağı kanaatindeyiz.
1999 yılının başlarında NATO' nun askeri müdahalesinden sonra Kosova' da oluşan özgür ve demokratik ortamda gelişmeye başlayan çok partili, katılımcı, demokratik siyasi sistem çerçevesinde nüfusun çoğunluğunu oluşturan Arnavutların, kurdukları çok sayıda parti sayesinde kendi siyasi yaşamlarına önemli ölçüde bir çeşitlilik, çok seslilik ve çok renklilik getirmeyi başardıkları görülüyor. Kesin bir sayı veremeyeceğiz ama, belki de yirmiden fazla partiye sahipler. Kosovalı Sırplara gelince durum ona keza... Beşten fazla partiye sahipler. Boşnak kardeşlerimiz de, Kosova' daki çok partili siyasi yaşama dört veya beş partiyle renklilik katıyorlar. Romanları da unutmayalım. Kosovalı Romanlar dahi, yanılmıyorsak üç veya dört parti kurmayı başarabilmişler. Yıllardan bu yana, durumlarını düzelte- bilmek için "bir elin nesi var, iki elin sesi var" deyip başarılı bir siyasi mücadele sürdürüyorlar.
Söz Kosovalı Türklere ilişkin iken durumları ne yazık ki içler acısı. Kosova' daki bu çok renkli ve çok sesli siyasi arenada, sadece Türkler KTB' nin kaydının yapıldığı 6 Mayıs 2010 tarihine dek sadece bir parti ile temsil ediliyorlardı.
Bu yüzden KTB' nin kurulduğu 12 Nisan 2010 tarihiyle ikinci bir Türk partisi olarak resmen kaydının yapıldığı 6 Mayıs 2010 tarihi Kosova Türklerinin tarihinde altın harflerle yazılacak olup bu tarihler bundan böyle halkımızın tarafından demokrasi bayramı olarak kutlanacaklardır.
12 Nisan 2010 tarihine kadar, Kosova Demokratik Türk Partisi (KDTP ) adındaki bu parti dışında 10 yıldan beri Türk halkının siyasi yaşamına çok renkli, çok partili sistemi, demokrasiyi getirecek ikinci bir Türk partisinin kurulamamış olması, Türk halkının komünist dönemdeki tek partili, baskıcı, dayatmacı, otoriter bir sistemin pençesinden kendini hala kurtaramamış olduğunu ortaya koymaktaydı.
Bu içler acısı, Türk halkının hiç bir şekilde layık olmadığı bu durumdan, çoğulcu, katılımcı demokrasiden her ne hikmetse birileri veya bazı odakların engellemeleri nedeniyle, Kosovalı Türklerin yoksun bırakıldıkları gerçeği ortaya çıkmaktadır. İşin daha da acı ve de düşündürücü yanı, birilerince, kimi çıkar çevrelerince, kendi çıkarlarını halkın çıkarlarından üstün tutan sözüm ona kimi Türk siyasetçilerince, Kosovalı Türkler için hakaret sayılan, rencide edici, aşağılayıcı, kabul edilmez olan bu durumun her ne pahasına olursa olsun bundan böyle de sürdürülmek istenmesidir.
Bu acı gerçeği bir süre önce, merkezi Mamuşa olmak üzere kurulan Kosova Türk Birliği - KTB adındaki partinin kurulmasına karşı yapılan anlamsız ve çirkin propagandalar ortaya koymaktaydı. Bu anlamsız ve zararlı propagandayı yapanlar 10 yıldan beri, hak etmedikleri halde yaşadıkları ve yararlandıkları ayrıcalıkların sona ereceği gerçeği karşında paniğe kapılan küçük bir grubu oluşturmaktadır. Sözümüz, anlaşılacağı üzere, KDTP adındaki partiyi, bilinçli veya bilinçsiz olarak kişisel çıkarlarını gerçekleştirebilmek yolunda bir arpalık olarak gören, dolayısıyla da, fırsattan yararlanarak kişisel çıkarlarına ve emellerine alet eden, partiyi aile şirketi haline dönüştüren üç-beş yöneticisiyle ilgilidir.
Bu üç-beş sözde yöneticinin başarısız faaliyetleri sonucu KDTP' nin içine düştüğü aciz durum bu topraklarda yaşayan her bilinçli Türk' ü kahretmektedir.
Kosova' da 2000' li yılların başındaki ilk özgür seçimde aşağı-yukarı 10.000' e yakın bir oy toplayan KDTP' nin, 2009 yılı sonunda yapılan son yerel seçimde aldığı oy sayısının 6.000 kusür cıvarında olduğu gerçeğinden hareketle, söz konusu partinin önemli bir oy kaybına uğramış olduğu ortaya çıkmaktadır.Buna göre, söz konusu parti, her nedense her seçimde, oylarını çoğaltmak yerine oy kaybına uğramaktan kendini kurtaramamaktadır. Ne gariptir ki, bu başarısızlıklarına karşın, partinin başındaki üç-beş kişi, ileri toplumlarda olduğu gibi başarısızlıkları nedeniyle hesap verip partiden istifa etmeleri, veya görevlerinden alınmaları gerekirken, daha da yükselip terfi etmekteler, dahası artık tek bir görevle yetinmeyip kendilerini birkaç makama, birkaç göreve layık bulmaktadırlar. Kendilerini dev aynasında gören bu üç-beş yönetici şişirilmiş birer balon örneği, habire yükselip duruyorlar ya, bu gidişatın uzun bir zaman sürmeyeceğinden hiç kimsenin kuşkusu yoktur.
KDTP' deki bu başarısızlığın nedenlerini kaba çizgilerle kısaca şöyle sıralayabiliriz:
- Parti içi demokrasi ve şeffaflık yok denecek kadar azdır.
- Başkana itiraz etmek, değişik bir görüşü savunmak imkansız gibidir. Buna yeltenenler hain sayılırlar.
- İdari anlamda tek partili sistemlerde görülen dayatmacı, baskıcı, diktacı bir yönetim anlayışı hakimdir. Bu yüzden kadrolar oluşturulurken yalakacı, şakşakçı kişilik sahibi olanlar tercih edilirler.
- Kadrolar oluşturulurken vasıf, liyakat, dürüstlük, Türklüğe, halka sahip çıkma gibi ölçütler göz ardı edilirken, kişisel dostluklara, aile yakınlarının gözetilmesine ve kayırmacılığa önem verilir.
Bu arada, tüm bu zararlı yaklaşımlar sonucu Kosovalı Türklerin ulusal çıkarları ne yazık ki yeterince savunulmamıştır. Bunun sonucu olarak Kosova' da Türk dilinin, Arnavutça ile Sırpça yanında resmi dil olarak kabul edilebilmesi yolunda yeterli kararlılık ve direnç gösterilememiş, bir zamanlar Kosova' da resmi dil olan Türkçe' nin geleceği KDTP yöneticilerinin beceriksizlikleri ve gafletleri nedeniyle ayaklar altına alınmıştır.
Kosova Cumhuriyeti Devleti ile Hükümeti kurum ve kuruluşlarında Türk halkını temsil edecek kadroların seçimi veya atamaları söz konusu olduğunda, Kosova genelinde yaşayan Türkler arasında var olan başarılı, becerikli, birikim sahibi kadrolar dışlanıp dar bir çevre içerisinde kalmak yeğlenmiş, dolayısıyla da, Kosova Türk halkının geneli kucaklanamamıştır.
Kosova Meclisi' nde son genel seçimlerde 3 Türk milletvekilinin Prizren' den gelmesi bu gerçeği ortaya koymaktadır. Bu örnekler daha da çoğaltılabilir.
Türkçe eğitim-öğretim söz konusu olduğunda, Kosova genelinde gerek öğrenci sayısı, gerekse kalitede düşüşün önüne geçilmemiştir. Türk halkı kültürel, sanatsal ve yazınsal alanda, bir gerileme dönemine girmiştir. Ekonomik bakımdan içinde bulunduğu kötü durum ise sözlerle anlatılamaz. Bu olumsuzluklar daha da çoğaltılabilirse de, tek sözle, KDTP' nin tepesindekiler Türk halkının bu zor, iç açıcı olmayan durumdan kurtarılmasını, daha güzel, umutlu yarınlara kavuşmasını sağlayacak birikim, yetenek, vizyon ve beceriden yoksun bulunmaktadırlar.
İşte Türk halkının içerisinde bulunduğu bu kötü durum ve bu durumdan mutlaka kurtarılması gerekliliği, Kosova' da yeni ikinci bir Türk partisinin kurulmasını zorunlu hale getirmiştir. KDTP' ye alternatif, çoğulcu demokrasinin, çok partili sisteme geçmenin kaçınılmaz bir gereği olarak, yukarıda da belirttiğimiz gibi, bundan bir süre önceleri merkezi Mamuşa olmak üzere, Kosova genelinde, nerede yaşarlarsa yaşasınlar, tüm Türk halkı mensuplarını kucaklayacak şekilde, siyasi yaşamlarına çok renklilik, çok seslilik, getirebilmek amacıyla kurulan Kosova Türk Birliği - KTB adındaki partiye kuruluş aşamasında iken, çoğunluğu, Kosova' nın her yerinde yaşayan Türklerin yanı sıra Boşnak, Arnavut ve Roman vatandaşların dahi destek imzaları vermiş olmalarının KDTP' nin üç - beş yöneticisini büyük bir şaşkınlık ve hayalkırıklığına uğrattığı görülmüştür.
Bu gerçeği bize gelen duyumlar ortaya koymaktadır.
Türk seçmen oylarının dağılacağını bahane ederek partimizin kurulmasının önüne geçilmesi yolunda çeşitli merciler nezdinde girişimlerde bulunmaları, çoğulcu demokrasi anlayışından ne denli uzak olduklarını göstermesi bakımından ibret verici bir durumdur. Oysa 10 yıldan bu yana başında bulundukları partiyi getirdikleri durum göz önünde bulundurulduğunda, KDTP oylarını 10.000 den 6.000' e düşürmekle, KDTP' yi asıl kendilerinin hallaç pamuğu gibi dağıttıkları, bölüp parçaladıkları ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla bu durum KTB' nin Türk oylarının dağılmasına neden olacağı argumanın ne denli gerçek dışı olduğunu ortaya koymaktadır. KTB' nin kurucuları olarak bizler, doğrusunu söylemek gerekirse, bu 6.000 oyun peşinde değiliz. Biz, Kosova' da varlığına inandığımız 20 - 30.000 seçmen Türkün oyları peşindeyiz.
Bu yüzden, sözü edilen KDTP yöneticilerinin, şu anda yönetimde oldukları için, ellerindeki güç ve olanakları suistimal ederek, Kosova Türk Birliği - KTB' nin kurulmasını ve kabul görmesini önleyip engelleyebilmek amacıyla özellikle anaülke Türkiye' deki kimi resmi mercilerin ve sivil toplum kuruluşlarının kapılarını çalarak kendilerine yakışmayacak şekilde taleplerde bulunmaları, şimdiye dek haksızca, çeşitli entrika sonucu, muhalefetin olmamasından ortaya çıkan boşluktan da yararlanarak elde ettikleri ayrıcalıkları bilgi yetenek ve belirsizlikleriyle dolduramadıkları koltuk ve makamları kaybetme korkusu ve endişesinden kaynaklansa gerektir.
Çünkü, Kosova' da yaşayan her Türkün bildiği gibi, şimdiye kadar Kosovalı Türklerin siyasi yaşamında KDTP dışında, demokrasi gereği muhalefet yapacak ikinci bir Türk partisi olmadığı için Kosova Meclisi' nde Türklere ayrılan kontenjandan yararlanarak, KDTP' nin aynı yöneticileri sürekli olarak, kendi kendilerini milletvekili, bakan, bakan yardımcısı ve başka görevlere aday gösteriyor ve seçtiriyorlardı. Dolayısıyla Türk halkına ayrılan kontenjanlar seçimlerde kazanılan oy sayısına bakılmaksızın, oyların çok veya az oluşu göz önünde bulundurulmaksızın kendilerine milletvekili sandalyelerini garanti altına aldığı gerekçesiyle, KDTP yöneticileri giderek halktan uzaklaşmışlar, kendilerini kral, halkı da kralın her dediğine uymak zorunda olan sıradan bir halk topluluğu olarak gördükleri için bu hatalı, halkı rencide edici tavırları sonucu halkın gözündeki saygınlıklarını kaybetmekten kurtulamamışlardır.
Şimdi KTB adında ikinci bir Türk partisinin kurulmasıyla, demokrasi gereği karşılarına artık muhalefetin çıkacak olması gerçeği kendilerini rahatsız etmekte, ellerindeki ayrıcalıkları kaybedecekleri korkusu onları her geçen gün daha da endişelendirmektedir.
Ne var ki, bizler, KTB' nin kurulmasıyla, KDTP' nin aslında zayıflayacak yerde, daha da güçleneceği kanaatindeyiz. Ve bu yüzden mutluyuz da... Çünkü KDTP saflarındakilerin, üyelerin bu yeni gelişme sonucu yıllarca süren gafletten ve aymazlıktan nasılsa uyanıp kendilerine gelerek, KDTP' nin başına halkın çıkarlarını kendi kişisel çıkarlarından üstün tutan dürüst kişileri mutlaka bulup çıkaracaklarından hiç kuşkumuz yok. Bizler, KDTP' nin içerisinde namuslu, dürüst, halkı seven ve düşünen onurlu insanların bulunduğuna, ne var ki bunların aktüel yöneticilerce pasivize edildiklerine inanıyoruz.
Burada, KDTP' nin, yeni kurulmuş olan KTB' ye karşı anlamsız tavrını, tahammülsüzlüğünü bir başka benzetmeyle ortaya koymaktan kendimizi alamıyoruz.
KDTP, şimdiye dek, maçı tek başına oynamaya alıştı ve bu sayede rakip takımın bulunmadığı bir sahada nedense boş kaleye gol atmak oldukça hoşuna gidiyor. Ancak, KTB' nin kurulmasıyla maçı oynamak için artık sahaya tek takım olarak tek başına çıkamayacak. Oyunun kuralları gereği karşısında başka, rakip bir takımı bulacak. Nedense bunun hiç mi hiç hoşuna gitmediği görülüyor. Maçı yalnız oynamaya ve boş kaleye gol vermeye fena halde alıştığı için, bu yeni durumu hazmedemiyor, dolayısıyla da, hiç hakları olmadığı halde, tüm ahlak kurallarını hiçe sayıp sağa sola koşturarak adeta sitem ediyor, hırçınlaşıyorlar. Bu davranışlarıyla maçı yöneten hakeme;
" Ne olur şu rakip takımı sahaya almayın da bundan böyle de maçı tek başımıza oynayıp boş kaleye gol atmamıza izin verin..." diyen bir takım yöneticilerine benzetiyoruz kendilerini.
Bu durum, Avrupa Birliği' ne girme, BM' ye üye olma yolunda kararlı adımlarla yürümekte olan Kosova' daki demokratik gelişmelere nedense çok mu çok ters düşüyor ve de böyle eğilimlere hiç mi hiç yakışmıyor. Hakemin, bu haksız, adil olmayan isteklerine ne yanıt vereceğini merak ediyoruz doğrusu. Cevabı kısa bir süre sonra hep birlikte öğreneceğiz.
Şimdiye dek olduğu gibi, KDTP' nin, sahaya tek başına çıkıp, kendi kendine oyarmışçasına boş kaleye gol atmasına müsaade edecekler mi, yoksa, " Artık yeter, o dönem sona erdi, maçı, herkes gibi, sen de kurallarına göre, sahada rakip takımın karşısına çıkıp oynayacaksın" mı diyecekler?
Biz, hakemlerin artık, rakipsiz maç oynamakta direnen bu takımın kaprislerine karşı boyun eğmeyecek kadar onurlu, dürüst, demokrasi aşığı olduklarına inanmak istiyoruz. Aksi halde, Kosova' da demokrasi kendinden çok şeyler yitirecektir. Çünkü KDTP yöneticileri bu zihniyetleriyle halkımızı 21. yüzyılın aydınlığından alıp, ortaçağın demokrasiden yoksun karanlığına götürmeye çalışmaktadırlar. Eninde sonunda er veya geç her zaman olduğu gibi hak, adalet yerini bulacaktır. Biz buna yürekten inanıyoruz. İstiklal Şairi, hemşehrimiz Mehmet Akif Ersoy' un İstiklal Marşı' ndaki o ölümsüz dizelerinde belirttiği gibi ;
" Elbet doğacaktır vaat ettiği günler Hakk' ın,
Belki yarın, belki yarından da yakın..."
Kosova Türk Birliği
KTB
Girişim Kurulu üyeleri
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor