- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Olası Casuslar Nedeniyle Hırvatistan’ın İran ile İlişkileri Kesilmeli
Olası Casuslar Nedeniyle Hırvatistan’ın İran ile İlişkileri Kesilmeli
0 dk
İsrail’in Zagreb Büyükelçisi Gary Koren, Hırvatistan’ın Tahran ile diplomatik ilişkileri kesmesi ve Zagreb’deki İran büyükelçiliği personeline güvenlik soruşturması yapması gerektiğini söyledi. Ona göre personel arasında Avrupa Birliği tarafından terör örgütü olarak görülen Islamic Revolutionary Guard Corps (Devrim Muhafızları) üyeleri bulunabilir.
Koren, HINA ajansına verdiği röportajda Hırvatistan ve Avrupa ülkelerine, İran büyükelçiliklerinde çalışan personelin incelenmesini tavsiye etti. Ona göre bu elçiliklerin çoğunda “istihbarat toplamak ve terörizmi desteklemekle görevli Devrim Muhafızları mensupları” bulunuyor.
Koren ayrıca İran yönetiminin Batı ülkelerinde “uyuyan hücreler” bulundurduğunu iddia etti ve bunun ABD’de de ortaya çıktığını söyledi.
İran rejiminin bu tür faaliyetleri yürütebilecek kapasiteye sahip olduğunu savunan Koren, Zagreb’de de durumun benzer olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Zagreb’de biliyoruz ki sınırın öte tarafında, yani Bosna Hersek’te İran rejiminin birçok destekçisi var.”
Koren, Croatia’yı İran ile diplomatik ilişkileri tamamen kesmeye çağırdı.
“Yalnızca büyükelçinizi geri çekmek değil; aynı zamanda büyükelçiliğinizi kapatmalı ve Zagreb’deki İran büyükelçiliğinin de kapatılmasını beklediğinizi ilan etmelisiniz.” dedi.
İsrail büyükelçisi, cumartesi günü başlayan operasyonun kendisini şaşırtmadığını, özellikle Ceneve’de yapılan son **ABD – Iran görüşmeleri hakkında Washington’dan gelen bilgilerden sonra böyle bir gelişmenin beklendiğini söyledi.
Koren’e göre Israel ve ABD’nin İran’daki hedefi; füze rampalarını, füze üretim hatlarını ve nükleer programı yok etmek. Öncelikli hedefler arasında İran yönetiminin kullandığı tesisler bulunuyor.
Bunların başında Islamic Devrim Muhafızları ve rejime karşı direnişi bastırmak için kullanılan gönüllü paramiliter güç Basij yer alıyor.
Analiz:
İsrail’in Zagreb Büyükelçisi Gary Koren’in Hırvatistan’a Iran ile diplomatik ilişkileri kesme çağrısı yapması ve bu bağlamda Bosna Hersek’te İran destekçilerinin bulunduğunu iddia etmesi, yalnızca güvenlik endişesi olarak okunabilecek basit bir açıklama değildir. Bu söylem aynı zamanda Balkanlar’daki jeopolitik rekabetin bir yansımasıdır.
Öncelikle bu açıklama, Orta Doğu’da uzun süredir devam eden Israel – Iran geriliminin Balkanlara taşınma ihtimalini göstermektedir. İsrail’in Avrupa ülkelerine İran’ın diplomatik ve istihbarî faaliyetlerine karşı daha sert tutum almaları yönünde çağrıda bulunması yeni değildir. Ancak Bosna Hersek’in bu bağlamda özellikle zikredilmesi dikkat çekicidir.
Bu söylem, Bosna Hersek iç siyasetinde uzun süredir dile getirilen bazı iddialarla da örtüşmektedir. Özellikle Bosnalı Sırp lider Milorad Dodik, yıllardır Bosna’daki Boşnak siyasi yapıyı ve bazı dini çevreleri “radikal İslam” ve yabancı etkilerle ilişkilendiren açıklamalar yapmaktadır. Dodik’in bu tür söylemleri çoğu zaman Bosna Hersek’i uluslararası kamuoyunda güvenlik riski olarak gösterme çabası şeklinde yorumlanmaktadır.
Nitekim Dodik zaman zaman Bosna Hersek’te “radikal unsurların ve dış bağlantıların bulunduğunu” ileri sürerek ülkenin Batı güvenlik yapıları açısından risk taşıdığı iddiasını gündeme getirmiştir. Bu söylemler, Bosna Hersek’in uluslararası imajını zedeleyebilecek nitelikte olup ülke içindeki siyasi gerilimleri de derinleştirmektedir. Dodik bu türden yalan iftira senaryoları sıklıkla dillendirmekte böylece Müslüman Boşnakları marjinal unsurlar olarak göstermeye çalışmaktadır.
Bosna Hersek’in İran ile ilişkileri tarihsel olarak çoğu zaman 1990’lı yıllardaki Bosna savaşı dönemine dayandırılmaktadır. Ancak günümüz gerçekliği farklıdır. Bosna Hersek’in stratejik hedefi açık biçimde AB(European Union) ve NATO ile entegrasyondur. Dolayısıyla ülkenin İran’ın Avrupa’daki etkisinin merkezi gibi gösterilmesi ciddi bir tartışma konusudur.
Öte yandan Croatianın ifade edildiği gibi Hırvatistan’ın İran ile diplomatik ilişkileri tamamen kesmesi yönündeki çağrı da Avrupa diplomasi geleneği açısından oldukça sert bir öneridir. Avrupa Birliği ülkeleri genellikle diplomatik ilişkileri koparmaktan ziyade denetim ve diplomatik baskı yöntemlerini tercih etmektedir.
Sonuç olarak, İsrail büyükelçisinin açıklamaları ile Dodik’in Bosna Hersek’i hedef gösteren söylemleri birlikte değerlendirildiğinde, Balkanlar’da jeopolitik söylemlerin giderek sertleştiği görülmektedir. Orta Doğu’daki güç mücadelesinin diplomatik söylemler üzerinden Balkan coğrafyasına yansıması, önümüzdeki dönemde Bosna Hersek’in uluslararası siyasi tartışmaların merkezinde daha fazla yer alabileceğini göstermektedir.
(Haber analiz: M.Tevfik Yücesoy)