EURO
1
  • EURALL
    95.55 0.29%
  • EURTRY
    53.47 0.15%
  • EURMKD
    61.63 -0.05%
  • EURRSD
    117.38 -0.03%
  • EURUSD
    1.16 0.16%
  • EURGBP
    0.87 0.05%
  • EURCHF
    0.92 -0.04%
  • EURSEK
    10.88 -0.25%
  • EURAUD
    1.63 0.15%
Haberler aranıyor...
Aramak için en az 2 karakter yazın.
7 Haziran 2026 Kosova Erken Genel Seçimleri
00
Gün
00
Saat
00
Dakika
00
Saniye

Ozan: Türkiye, Kosova'nın Kalkınmasına Katkı Sunacak

Ozan: Türkiye, Kosova'nın Kalkınmasına Katkı Sunacak
11 Haziran 2015, 12:54

0 dk

Türkiye Cumhuriyetinin Priştine Büyükelçisi Songül Ozan, Kosova ve Türkiye ilişkilerini mükemmel olarak değerlendirerek, bu ilişkilerin gelecekte daha da derinleşeceğine vurgu yaptı. Büyükelçi Ozan, bu değerlendirmesini Priştine'de yayınlanan "Koha Ditore" günlük gazetesine verdiği mülakatta yaptı.
Devamda bu mülakatı olduğu gibi sunuyoruz:

1.    Kosova ile Türkiye arasındaki ilişkileri nasıl değerlendiriyorsunuz?


Türkiye-Kosova ilişkilerini mükemmel kelimesiyle niteleyebiliriz.  Her alanda sürekli gelişen etkin bir işbirliğimiz var. Dostane ilişkilerimiz ve memnuniyet veren işbirliğimiz kaynağını ve gücünü ortak geçmişimizden almakta. Paylaştığımız tarih bize son derece derin ve zengin beşeri bağlar ile sosyal ve kültürel birliktelik mirası bırakmış.  Kosova'daki Türkler ve Türkiye'deki Balkan kökenliler ilişkilerimizin gelişmesini sağlayan en değerli köprüyü oluşturmakta.
Sadece son dört yıl içinde iki ülke arasında kırkı aşkın üst düzey ziyaret gerçekleşmiş olması, ekonomiden eğitime, sağlıktan kamu yönetimine pek çok alanda imzaladığımız toplam 43 adet ikili anlaşma (bilateral agreement) ilişkilerimizin gelişmişliği hakkında fikir verir. Ayrıca, belediyelerimiz, üniversitelerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız başta olmak üzere sayısız kamu (public) ve özel (private /civic)  kuruluşumuz da birbirleri ile sürekli temas ve işbirliği içindeler ve ilişkilerimizin derinleşmesine katkı sunmaktalar.

2.    Türkiye, Kosova'ya hangi alanlarda destek vermektedir?

Ülkemiz, Kosova'yı siyasi, diplomatik, ekonomik, kültür, sağlık ve güvenlik gibi pek çok alanda desteklemektedir.

Kısaca özetleyelim: Kosova'nın tanınması ve uluslararası örgütlere üyeliği yönündeki yoğun gayretlerimizi sürdürmekteyiz. Şimdiye kadar 109 ülkenin Kosova'yı tanıması ve pek çok örgüt üyeliğinde bizim de önemli katkımızın olması memnuniyet vericidir. Bu konuda Kosova Dışişleri Bakanlığı ile neredeyse günlük bazda temas içinde çalışma yürütüyoruz. Üst düzey yetkililiklerimiz, Bakanlığımız ve dünyanın her yerinde Büyükelçiliklerimiz bu konuda girişimlerini sürdürmekte ve Kosova Dışişleri Bakanlığı'nın çalışmalarına yardımcı olmakta.  Bu ortak çalışmalarla Kosova'yı tanıyan ülkelerin sayısının önümüzdeki dönemde daha da artacağına eminiz.

Türkiye, Kosova'nın devlet yapılanması, sağlık, güvenlik, polis, eğitim gibi alanlarda da Kosova'ya destek olmaktadır. Her alandaki kamu personeline, uzmanlara hizmet içi eğitim programları (in-service training), polis ve güvenlik personelinin yetişmesi için eğitim hizmeti, her yıl yüzlerce Kosovalı hastanın Türkiye'de tedavi edilmesi,  keza yüzlerce Kosovalı öğrenciye burs verilmesi yoluyla ülkemiz Kosova'ya katkı sunmaktadır. TİKA'nın kültürel mirasın korunmasının yanı sıra eğitim, sağlık, tarım,  özel girişimciliğin ve istihdamın geliştirilmesi,  gençlerin ve kadınların ekonomideki gücünün arttırılması gibi onlarca proje ile Kosova'nın kalkınmasına katkı sunacak projeleri hayata geçirmesi ve Yunus Emre Türk Kültür Merkezleri'nin kültür ve sanat alanındaki faaliyetleri, Kosovalı sanatçılara, entelektüellere sunduğu destek de ilişkilerimizi güçlendirmektedir. KFOR ve EULEX'teki ve diğer uluslararası kuruluşlardaki uzmanlarımız da Kosova'da istikrar ve güvenliğin tesis edilmesi için çaba sarf etmekte. KFOR bünyesindeki askerlerimiz, güvenlik (security)  görevlerinin yanı sıra Kosova'nın dört bir yanında, her şehir ve köyde etkin başarılı sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirmekte, sivil inisiyatiflere ve STK'lara destek olmaktadır. Ayrıca, Türkiye'den üniversitelerimiz, belediyelerimiz ve çeşitli STK'larımız da çeşitli projelerle Kosova'yı desteklemektedir. Bu vesileyle vurgulamak isterim ki bu katkıları sürdürmeye kararlıyız.

3.    Türkiye'nin Balkanlar'da ne tür bir çıkarı vardır.

Günümüzde bir ülkenin refahı ve kalkınması öncelikle bölgesindeki ülkelerle iyi ilişkilere sahip olması ve özellikle ekonomik ve ticari işbirliği yapmasına bağlıdır. Bir başka anlatımla, ülkelerin refahı, huzuru, kalkınması için bulundukları bölgenin de öyle olması gerekir. AB gibi bölgesel bütünleşme yapılarının hedefi de bu değil midir? Tek başına değil hep birlikte müreffeh, hep birlikte güven ve huzur içinde olmak. Türkiye de bir Avrupa ve Balkan ülkesi olarak Balkanlarda kalıcı barış, istikrar ve refahın tesis edilmesini istemekte ve bölgedeki aktif politikamızın hedefi de budur. Bu hedef Türkiye, Kosova ve tüm Balkan ülkeleri için ortak bir çıkardır.

Öte yandan, biraz önce de belirttiğim gibi Kosova'daki Türkler hem bu ülkenin yapıcı, etkin ve temel bir unsuru olarak çok değerlidir, hem de iki ülke arasında en kıymetli bir köprüdür.  Esasen bizim ortak bir tarihten kaynaklanan zengin beşeri, sosyal ve kültürel bağlarımız var. Balkanlarda çok sayıda Türk yaşadığı gibi Türkiye'de milyonlarca Balkan kökenli vatandaşımız yaşamaktadır. Bu insanların yakın akrabalık bağları vardır. Çok doğal olarak bu insanlarımızın acısı da sevinci de ortaktır.  İstanbul, İzmir, Bursa gibi pek çok şehrimizde, Priştine,  Prizren, Mamuşa, İpek, Mitroviça, Vuçıtırın ve Gilan gibi pek çok yerde akrabaları yaşayan, sık sık karşılıklı ziyaretler yapan vatandaşlarımızın sayıları yüzbinlerle ifade edilir.

Türk halkında da Kosova halkında da var olan ortak niteliklerden biri biliyorsunuz kuvvetli aile bağları ve dayanışma ruhudur.  Bizim ortak kültürümüzde menfaat değil, bu güzel değerler ön plandadır. Dolayısıyla, Türkiye ile Kosova'daki akrabaların birbirlerinin dert ve tasalarına kayıtsız kalması düşünülebilir mi?  Hatırlarsanız, biz Türkiye olarak Kosova savaşı sırasında buradaki ailelere seve seve kucak açtık. Türk halkı burada yaşanan ıztırabı derinden hissetti ve Kosova halkına destek olmak için elinden geleni yaptı. Aynı şekilde, 17 Şubat 2008'de Kosova'nın bağımsızlık sevincini de Türkiye'de şenliklerle kutladık, sizlerin mutluluğunu coşkuyla paylaştık. Bu güzel beşeri ilişkiler, aile bağları her alanda işbirliği yapmamızı kolaylaştıran faktördür.

Özetle, Türkiye için, halkımız için Balkanların refah ve istikrarı öncelikli bir konudur. Türkiye,  bu amaçla sadece Kosova ile değil tüm Balkan ülkeleri ile olan ilişkilerini sürekli geliştirmekle bölgenin refah ve istikrarına katkı sunmaya önem vermektedir. 


Bu arada, bana sık sık Türk iş adamları niye Kosova'da çok aktif diye soruluyor. Sorunuzdaki menfaat kelimesi bağlamında buna da değinmek isterim. Evet, Türk işadamları burada çok aktif ve öyle de olmaya devam edecek. Ama dikkatinizi çekmek isterim ki sadece burada değil bizim iş adamlarımız dünyanın dört bir yanında çok aktif.  Bu Türkiye'nin son yıllardaki hayranlık uyandıran kalkınma hızının doğal bir sonucudur. Türkiye, dünyanın en büyük 17. ekonomisi olarak esasen yurtdışındaki yatırımları açısından öncü bir ülke. Dünyanın en büyük ekonomilerine sahip ülkelerin oluşturduğu G-20'nin bu yılki Dönem Başkanlığını da Türkiye yürütmekte.  Türk iş adamları ve yatırımcıları sadece Balkanlarda değil Asya'da, Afrika'da yani dünyanın her yerinde başarılı çalışmalar yapıyor. Müteahhitlik sektöründe Çin'den sonra ikinci sırada yer alan bir ülkeyiz. Devletimiz de Türk şirketlerinin yurtdışına yatırım yapmasını ve ihracatlarını arttırmaları için teşvik etmekte. Beşeri, kültürel ve fiziki yakınlık ve devletimizin özel sektörümüzü teşviki sayesinde Kosova ile ekonomik ilişkilerimiz de sürekli gelişmekte. Yabancı yatırımcı çekmeye çalışan Kosova makamlarının da bu konudaki olumlu yaklaşımı bizi memnun etmekte.  Türkiye'nin Kosova'daki önemli yatırımlarını bu bağlamda değerlendirmek isabetli olur diye düşünüyorum.   


4. Kosova ile Türkiye arasında 2013 yılında imzalanan STA neden hala uygulanmamaktadır? Bu gecikmenin sebebi nedir?


2012'de başlayan STA'nın müzakereleri 2013'te tamamlanarak aynı yıl Eylül ayında STA iki ülke Ekonomi Bakanları tarafından imzalanmıştır. STA'nın uygulanması için öncelikle iki ülkenin iç onay süreçlerinin tamamlanması gerekmektedir. Türkiye, STA'nın onay sürecini 4 Mayıs 2015 tarihi itibariyle tamamlamıştır. Kosova'da da onay sürecinin tamamlanması için Kosovalı yetkililerle temas halindeyiz. İnanıyorum ki, en kısa sürede Kosova da onay süreci tamamlayıp, STA'nın yürürlüğe girmesini sağlayacaktır. STA'nın ikili ticaret hacmimizin artmasına ve Kosova'daki yatırım imkânlarını daha da cazip hale getireceğine inanıyoruz. Bu vesileyle, imzaladığımız STA'da Kosova ekonomisindeki sektörlerin korunması için hükümler olduğunu da vurgulamalıyım. 


5. Kosova'daki Türk yatırımlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Kosova piyasasına girmeyi düşünen başka büyük Türk şirketleri var mıdır? 


Kosova'nın kalkınması ve en önemli sorunu olan işsizliğe çözüm bulabilmek için yabancı yatırımların arttırılması elzemdir. Günümüzde tüm ülkeler, sürdürülebilir kalkınma için yerli yatırımcıları teşvik etmek kadar yabancı firmalar için de bir cazibe merkezi olmayı hedeflemektedir. Türkiye Kosova'ya 2007-2013 yılları arasında yaptığı toplam 235 milyon Avro doğrudan yabancı yatırım miktarıyla bu alanda üçüncü konumdadır. 2013 yılında ise 87 milyon Avroluk doğrudan yabancı yatırım miktarıyla birinci konuma yükselmiştir. Kosova'da 508 kayıtlı Türk firması faaliyet göstermekte olup, firmalarımız yaklaşık 7.000 Kosovalıya istihdam sağlamaktadır.

Buna ilaveten, müteahhitlik sektörümüzün Kosova'da yüklendiği projelerin toplam maliyeti (KDV dahil) ise yaklaşık 800 milyon Avrodur. Bunlar arasında, Priştine Havalimanı yeni terminal binası, Morina-Merdare otoyolu, yapımı devam eden Priştine-Hani Elezit otoyolu, "Kosova Elektrik Dağıtımı ve Tedariki" gibi önemli altyapı projeleri bulunmaktadır.

Kosova'da Türk firmaları, bankacılık, sigorta, sağlık, tekstil, gıda, inşaat, üretim ve ekonominin her alanında başarılı faaliyetler yapmaktadır. Son olarak, Ziraat Bankası'nın Kosova'da şube açma çalışmalarının bitmek üzere olduğunu belirtmek istiyorum. 

Yukarıda belirttiğim gibi iş adamlarımız iki ülke arasındaki yakınlıktan her zaman istifade etmektedir. Burada çeşitli alanlarda yatırım yapmak isteyen, ticaret yapmak isteyen pek çok işadamımız vardır. İş adamlarımız yatırım ve ticaret imkânlarını araştırmak için Kosova'ya sıkça gelmektedir. Büyükelçilik olarak Ticaret Müşavirliğimiz ve Kosova-Türkiye Ticaret Odası ile birlikte Kosovalı yetkililerle temas halinde bu işadamlarımıza yardımcı olmaya, onları doğru yönlendirmeye çalışıyoruz. Özel sektörümüzün, ekonomik ve ticari ilişkilerimizin geliştirilmesine, Kosova'nın ekonomik yönden kalkınması ve Kosova'da iş imkânlarının arttırılmasına katkıda bulunan yatırımların artmasına yönelik çabalarını desteklemeye devam edeceğiz. Esasen Kosova önümüzdeki dönemde hızlı ve etkin eğitim hamlesi gerçekleştirerek, zaten dünyaya bütünleşmiş bir şekilde yaşayan genç ve çok yetenekli nüfusunun yüksek teknoloji, bilgi iletişimi ve inovasiyon alanlarında çalışmasını ve üretmesini sağlayabileceğini ve bu yolla kalkınmasını hızlı bir şekilde gerçekleştirebileceğini düşünüyorum. TIKA gerçekleştirdiği projelerle Kosova'ya bu alanlarda da destek sağlamaktadır. Bu bağlamda Hükümetin ekonomik programını kararlı hamlelerini güzel netice vermesini diliyorum.

6. "İbrahim Rugova" otoyol maliyetindeki şeffaf davranılmaması ve elektrik fiyatları nedeniyle aleyhine devamlı protestoların yapıldığı KEDS çalışmaları gibi çelişkili ekonomik süreçlerde, Türkiye'den olanlar dahil, yabancı yatırımcıların rolü ile ilgili ortaya atılan eleştirileri nasıl değerlendirirsiniz? (Elektrik fiyatlarının yüksek olduğu gerekçesiyle KEDS'e karşı devamlı olarak protesto ve şikâyetler görülmektedir.)

Sizin de bildiğiniz gibi Türkiye, Kosova'da en çok yatırım yapan ülkelerden biridir. Merdare-Morina Otoyolu ve Adem Yaşari Havalimanı, KEDS bu yatırımlar arasında en görünür ve en önemlileridir. Kosova gibi işsizlik oranları hayli yüksek ve üretimin az olduğu ülkelerin ekonomik kalkınmasında böyle altyapı projeleri ve yeterli miktarda enerji kaynağının bulunması son derece önemlidir.  Örneğin, Limak'ın Fransız Aeroport de Lyon'la yaptığı yeni terminal binası ve başarılı işletmesi Kosova için de özel sektörümüz için de bir gurur kaynağıdır.


Bu çerçevede, Morina-Merdare otoyolu inşasını uluslararası standartlarda başarılı bir şekilde tamamlayan Türk-ABD ortaklığı Bechtel-Enka, Priştine Hani Elezit otoyolunun inşasını da üstlenmiştir. Anılan Konsorsiyum bu projeyi üstlendiği andan itibaren tüm süreçlerde Kosova kurumlarıyla işbirliği içerisinde ve mevzuata uygun biçimde sürecin şeffaf ilerlemesini sağlamıştır.


Limak-Çalık grubu da 2013 yılı Mart ayında KEDS'i devralmış olup bu zor operasyonu Avrupa Birliği'nde yerleşik kurallara uygun şekilde, gayet titiz ve profesyonel bir ekiple yürütmektedir. KEDS, iletim altyapısı için her yıl ilave 20 milyon Avro yatırım yapmaktadır. KEDS elektrik üretimi yapmamakta ve alınan elektrik fiyatını belirleme hususunda da bir yetkisi bulunmamaktadır. KEDS'in fiyat tarifesi Kosova Enerji Düzenleme Ajansı tarafından belirlenmekte ve özelleştirme ile ilgili yükümlülükleri kapsamında izlenmektedir. KEDS'in abonelerine sunduğu son fiyatın belirlenmesinde KEK'in enerji üretim maliyeti ile KEDS'e ilk iletim maliyeti de etkili olmaktadır. Enerji sektörü, zengin linyit kaynaklarına sahip Kosova'nın kalkınması için temel unsurlardan biridir. Bu sebeple Hükümetin öncelik verdiği alanlardan bir olması memnuniyet vericidir.
Bu konulardaki eleştirel bakış ve yorumlara gelince.  Bu görüşleri her zaman yakından izleyip değerlendiriyoruz. Ama bu görüşleri haklı bulmadığımı da söylemeliyim. Her ülkede bu tür büyük ölçekli projeler, özelleştirme süreçleri sancılı olabilir, hem övgülere hem de çeşitli eleştirilere yol açabilir. Bu sadece Kosova'da rastlanılan bir durum değildir. Ama böyle eleştirilerin sağlam dayanağı olan fikirler olması; önyargılı değil, objektif olması; popülist yaklaşımlarla değil yapıcı (constructive) olması Kosova için daha yararlı olur. Bu eleştirel görüşlerin sahiplerine bu samimi düşüncelerimi doğrudan aktarmış olduğumu da burada özellikle vurgulamak isterim.  Kosova'nın kalkınması için gerekli olan bu kalkınma projelerini cesurca ve kararlılıkla gerçekleştiren siyasetçileri, yetkilileri ve yatırımcıları takdir etmek lazım. Özellikle Prizren'e gittiğimiz otoyolun ve yeni havalimanı terminalinin, ekonomi ve ulaşımdaki faydalarına ilaveten, Kosova'nın çehresini adeta değiştirdiğini memnuniyetle belirtmek isterim.

7. Tarih kitapları hakkındaki tartışmalara gelince; Türkiye Kosova Eğitim Bakanlığı'ndan tarih kitaplarını dikkatlice gözden geçirmesini ve belli başlı yerlerin de değiştirilmesini istemiştir. Tarih kitaplarında tam olarak değiştirilmesi istenen yerler nelerdir ve bunun sebebi nedir?
 
Öncelikle belirtmek isterim ki günümüzde çocuklara, gençlere tarihi öğretmek için kullanılan ders kitaplarında kin, nefret, başkalarını hor görme, ayırımcılık ve dışlama gibi arzu edilmeyen duyguların aktarılmaması adeta evrensel bir hedef haline gelmiştir. Dünyada barışın tesisi, gelecek nesillerin daha özgür, güvende (safe) ve huzurlu, farklılıklara rağmen karşılıklı saygı içinde ve mutlu yaşamaları için sizce de bu gerekli değil midir? İletişimin baş döndürücü hızla gelişmesi ve ekonomik ilerleme dünyayı adeta bir köy haline getirmiştir. Dünyanın gençleri fiziki uzaklıklara rağmen birbirlerine sosyal medyayla 24 saat bağlı yaşarken, bizlerin görevi onların geçmişi doğru öğrenip geleceği kurarken de barışçıl bir bakış açısına sahip olmalarına katkı sağlamak değil midir?  Tarih eğitimi bunun için çok önemlidir. Nitekim bu sebeple BM başta olmak üzere pek çok devlet,  uluslararası ve bölgesel kuruluş ve STK,  tarihin düşmanlıkları körüklemeyen özenli bir dille öğretilmesi için çalışmalar yapmakta, bu yönde çabaları teşvik etmektedir. Arnavutluk, Yunanistan gibi bölge ülkelerinin bu konuda sürdürdüğü işbirliği ve en güzel örnek olarak da Fransa ve Almanya arasında ortak tarih ders kitapları okutulması hep bu hedefe yöneliktir.  Halkları yüzyıllarca beraber yaşamış Türkiye ile Kosova arasındaki ortak çalışmanın amacı da budur. 2008 yılında Kosova'nın önerisiyle başlatılan bu süreç uzmanlar eliyle yürütülmüştür.  İki eşit ve egemen ülkenin yaptığı bu ortak çalışma, zorlama ile değil karşılıklı görüş alışverişinden ve telkin ve tavsiyelerden oluşan bir süreçtir. Bu çerçevede, kurulan komisyonda yer alan iki ülkenin uzmanları karşılıklı olarak okullarda okutulan ders kitaplarını incelemiş ve hakaret içeren kelimelerin ders kitaplarından çıkarılması üzerinde çalışmıştır. Bu sebeple, sözkonusu ortak çalışmanın çeşitli basın yayın organlarında yanlış yansıtıldığı ve yorumlandığını belirtmek isterim.  Bazı yorumcularca iddia edildiği gibi hiç kimsenin Kosova'nın tarihini, daha doğrusu ortak tarihimizi değiştirme veya yeniden yazma niyeti ve arzusu yoktur, olamaz da. Zaten tarihi ve esasen geride bıraktığımız zamanı değiştirmeye muktedir olan biri dünyada var mıdır? Tarihçiler geçmişteki olayları farklı bakış açıları, farklı yorumlarla anlatır. Bazı yorumlara katılmayabiliriz. Aksini de düşünebiliriz. Ama tarihi anlatırken hepimizin ortak hedefi olan barış içinde birlikte ve mutlu yaşama kültürünü tesis edecek, gelecek nesillere böyle bir anlayışı aktaracak özenli dil ve terimler kullanma gerekliliği vardır. 


8. Kosova, UÇK tarafından işlendiği iddia edilen suçları soruşturacak Özel Mahkemeyi yakında kuracaktır. Bu mahkemenin Kosova'da olumsuz yansımalarının olacağını söyleyenler var. Sizin bu konudaki tutumunuz nedir?


Bu konuda Kosova'da ve uluslararası platformda süregelen tartışmaları yakından izliyoruz. Kosova Parlamentosu başta olmak üzere ülkenin kurumlarının ve siyasetçilerinin bu tartışmaları demokratik olgunluk ve kurallar içinde Kosova'nın geleceği açısından en isabetli şekilde karara bağlayacağına inanıyorum.

9. Suriye ve Orta Doğu'daki olaylar ve ISIS örgütü Kosova'yı da etkiledi. Hatta vatandaşlarımızın bir kısmı çoğunlukla Türkiye koridorunu kullanarak Suriye ve Irak'a gidip söz konusu bu gruplara katılmıştır. Bu durumla başa çıkmak için alınan tedbirler nelerdir ve bu konuda Türkiye-Kosova arasında bir işbirliği mevcut mudur?


Biz terörden yıllarca çok çekmiş bir ülke olarak bu sorunla mücadele etmek ve başarılı olmak için her zaman bölgesel ve uluslararası işbirliğinin gerekliliğini vurguluyoruz. Maalesef DEAŞ gibi terör örgütlerine dünyanın her yerinden,  AB ülkelerinden olduğu gibi Kosova ve diğer Balkan ülkelerinden de katılanlar olmaktadır. Türkiye, DEAŞ'a katılımı engellemek konusunda ilgili ülkeler ve elbette Kosova'yla da yakın işbirliği sürdürmektedir. Bu çerçevede,  karşılıklı bilgi paylaşımı ile DEAŞ'a katılımların engellenmesi için kurumlarımız birlikte çalışıyor. Şüpheli şahısların, Türkiye'ye girişinin engellenmesi için etkin tedbirleri sürdürüyoruz. Sınırlarımızda alınan tedbirlerin yanı sıra Türkiye'den de şüpheli binlerce kişinin sınır dışı edilmesi sağlanarak bu terör örgütüne katılımlar önlenmeye çalışılmaktadır. Kosova ile tüm bu alanlarda etkin işbirliğini sürdüreceğiz. 


10. Kosova'nın İslam aşırıcılığı konusunda riskli bir ülke olduğunu düşünüyor musunuz? Sizce Kosova Hükümeti bu tehlikeyi durdurmak adına nasıl tedbirler almalıdır?


Kosova'dan DEAŞ'a katılım sayısına bakıp ülkenin aşırıcılık konusunda riskli bir ülke olduğunu söylemek hiç doğru değildir. Kosova böyle olumsuz bir algıyı kesinlikle hak etmemektedir. Zira, aralarında Batılı ülkelerin de olduğu 100'den fazla ülkeden DEAŞ'a katılım olmaktadır. Esasen, Kosova halkının çoğunluğunu oluşturan Müslüman halkın İslam'ı yaşama biçimi Türkiye'deki gibidir. Yani Kosova'da aşırıcılığa taviz vermeyen, farklı inançlara ve yaşam biçimlerine her zaman saygılı, şiddeti kesinlikle dışlayan bir İslam anlayışı vardır. Aşırıcılığı önlemek konusunda Kosova İslam Birliği'nin bir kurum olarak güçlendirilmesi, iletişim kanallarının kullanılarak vatandaşların bilgilendirilmesi ve mevcut hoşgörü ve saygıya dayanan İslam anlayışının sürdürülerek gelecek nesillere aktarılmasının yararlı olacağını düşünüyorum. Kosova hükümetinin radikal terör örgütlere katılımı teşvik eden ve bu gruplara katılan kişilere yönelik aldığı önlemleri de başarılı buluyoruz. Son olarak, yabancı bir ülkede savaşmaya giden Kosovalılara cezai müeyyide uygulaması getiren kanunun geçtiğimiz Mart'ta (25) yürürlüğe girmesi de isabetli bir önlem olmuştur.


11. Kosova yaşayan Türk toplumunun konumundan memnun musunuz?


Soydaşlık ve akrabalık bağları Kosova ve Türkiye ilişkileri açısından özel öneme sahiptir. Kosova'da hayatın her alanında önemli ve etkin bir konuma sahip olan Türk toplumu ve ayrıca ülkemizde yaşayan çok sayıda Kosova kökenli vatandaşımız,  ülkelerimiz arasındaki ilişkilerde değerli bir köprü vazifesi görmektedir. Kosovalı Türklerin Anayasa ve yasalardan doğan haklarının özenle korunması ve Kosova hükümetinde, parlamentosunda, belediyelerinde ve pek çok kurumda etkin şekilde temsil edilmeleri bizi memnun etmektedir. Bu konuda, Kosovalı yetkililerin gösterdiği çabaları memnuniyetle karşılıyoruz ve artarak sürmesini diliyoruz. Özellikle okullarda Türk çocuklarına verilen eğitim imkânlarının geliştirilmesinin yararlı olacağını düşünüyorum. Bu konuda Kosova makamları ile işbirliğini sürdüreceğiz. Kosova'nın her alanda daha da ileri gitmesi için etkin gayretlerini gördüğümüz Türk toplumunun konumunun, ülkenin kalkınması ve gelişmesi ile daha da kuvvetleneceğine eminim.

12. Kosova'nın Avrupa perspektifini nasıl görüyorsunuz?


Avrupa Birliği ve Avrupa-Atlantik kurumlarıyla bütünleşme yolunda sağlam adımlarla ilerleyen, istikrarlı bir Kosova'nın bölgede kalıcı barış ve istikrarın sağlanması için önemli olduğunu düşünüyoruz. Kosova'nın geleceği şüphesiz ki Avrupa'dadır. AB ile İstikrar ve Ortaklık Anlaşması'nın yakında imzalanıp yürürlüğe girmesi, Kosova halkının AB'den yıllardır beklediği vize muafiyetini bir an önce alması bizi memnun eder. Kosova'nın Sırbistan'la yürüttüğü diyalog sürecini de destekliyoruz. Kosova-Sırbistan ilişkilerinin normalleşmesi ve AB yolunda birlikte ilerlemeleri her iki ülke ile iyi ilişkiler sürdüren Türkiye'nin samimi arzusudur. Ayrıca,  Avrupa-Atlantik kurumlarının etkin bir aktörü olan ve AB stratejik hedefine sahip Türkiye olarak Kosova ile ortak geleceğimizi AB ve NATO içinde devam ettireceğimize inanıyorum. Bu kurumlarla bütünleşme sürecinin her aşamasında Kosova'ya destek sağlamayı sürdüreceğimizi de bu vesileyle yeniden ifade etmek isterim.  


13. Kosova-Sırbistan diyalogunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sırbistan ile sürdürülen Priştine-Belgrad Diyalog Süreci'ni başından beri destekliyoruz. Her iki ülkenin de bu diyalog sürecini başlatma ve sürdürme kararlılığını takdir ediyoruz.  Bu sürecin, Kosova ve Sırbistan arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesine ve bölgede kalıcı barışın tesisine yönelik önemli bir araç olduğu kadar, her iki ülkenin Avrupa-Atlantik kurumlarıyla bütünleşme süreçlerini kolaylaştıran bir etken olduğunu da düşünüyoruz.  Diyalog sürecinin başarılı olması için bu süreçte varılan tüm anlaşmaların uygulanması, mutabık kalınan hususların hayata geçirilmesi ve böylelikle halkın günlük hayatına da somut ve olumlu yansımaları olması son derece önemlidir.  


14. Birinci Dünya Savaşının 100. Yıldönümü olan bu senede Ermenilere karşı soykırım yapılıp yapılmadığı konusunda çıkan tartışmalar Türkiye'nin Vatikan da dâhil olmak üzere bazı Batı ülkeler ile ilişkilerinin gerilmesine neden olmuştur. Bu durum neden meydana gelmektedir ve Ermeni olayı hakkında gerçek nedir?


Evet, bu yıl Birinci Dünya savaşının yüzüncü yılı. Bu yıl Çanakkale Kara Savaşları'nın da yüzüncü yıldönümüdür. Bizim için kutsal olan vatanımızı koruma deyince Çanakkale akla gelir. Çanakkale tarihimizde bir kahramanlık destanıdır. Osmanlı saflarında savaşmak için Kosova dâhil Balkanlardan da yüzlerce gencin Çanakkale'ye gidip şehit olduğunu bilirsiniz. Çanakkale Savaşlarının anma faaliyetleri her yıl sadece bizim şehitlerimiz için değil, Osmanlı ordusuna karşı savaşmaya gelen Anzak askerleri için de yapılır. Bu yıl da 24 Nisan'da ülkemizde Çanakkale'de hayatını kaybeden, birbirlerine karşı savaşırken ölen dost-düşman tüm insanları andık. Kosova Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Sayın Hashim Thaçi de dâhil 100'e yakın ülkeden devlet adamının iştirak ettiği bu törenlerde gelecek için barış teması işleyen etkinlikler gerçekleştirildi. Ermeniler ise 24 Nisan'ı Birinci Dünya Savaşı'nda Ermenilerin Osmanlı tarafından sözde "soykırım"a tabi tutulmasının başlangıç tarihi olarak kabul etmekte.  Biz bu yıl 24 Nisan'da Türkiye'den tüm dünyaya barış mesajları gönderirken, maalesef Ermeniler yüzüncü yılı fırsat bilip çeşitli ülkelerin parlamentolarından tarihi gerçekliğe aykırı ve sorunun çözümüne hiçbir katkısı olmayacak kararların kabul edilmesini sağlamaya çalıştı. Bazı uluslararası şahsiyetler bu yönde açıklamalar yaptı. Tüm bunlar bizim için kabul edilemez ve hatta yok hükmündedir. Soykırım suçu uluslararası hukukun tanımladığı hukuki bir terimdir. Biz böyle haksız, mesnetsiz bir suçlamayı kesinlikle kabul etmeyiz. Siyasetçilerin, parlamentoların kendini yargıç yerine koyması kabul edilemez bir durumdur ve hukuka saygısı olan herkesçe kınanmalıdır. Siyasetçilerin, din adamlarının, Parlamentoların kendini tarih uzmanı yerine de koyup tarihte ne olduğuna dair dayanaksız tespitlerde bulunan kararlar almalarının kabul edilir bir yanı yoktur.  


Türkiye'nin Ermeni olayları konusundaki tavrı iddia edilenin aksine başından beri uzlaşmacı, insani ve çözüm bulmaya yöneliktir. Ermenilerle bin yıllık ortak tarihimiz var. Ülkemizde tüm vatandaşlarımızla eşit hak ve özgürlüklere sahip huzur içinde yaşayan Ermeni vatandaşlarımız var. Ermenistan ile iyi komşuluk ilişkisi geliştirmek hedefimiz var. Sayın Cumhurbaşkanımızın Başbakan olduğu dönemde 2014 yılında 1915 olaylarında hayatını kaybeden Ermeniler için yayınladığı taziye mesajı ve yine Sayın Başbakanımızın 2015'te Ermeni yazar Hrant Dink'i anma vesilesiyle yaptığı açıklamalarla Türkiye, bu konuda Ermenilere tarihi bir barış eli uzattı. Ama bu adımlar karşı tarafça kabul edilmemiş, katı tutum devam ettirilmiştir. Sorunuzda bahsettiğiniz geçtiğimiz Nisan ayında sözde "soykırım"a ilişkin söylem ve kararları da bu tutumun bir devamı olarak görüyoruz. Yeniden vurgulamak isterim ki ne bu iddiaları ne de kararları asla kabul etmeyiz.
Biz Ermeni olayları konusunda adil ve ortak bir hafızaya ihtiyacımızın olduğuna inanıyoruz. Bu yüzden iki taraf olarak konuşmalı, tartışmalıyız. Üçüncü taraflara ihtiyacımız yok. Bir takım ülkelerden gelen parlamento kararları olayı, yaşanan acıları siyasileştirmekten başka bir işe yaramıyor. Türkiye, Ermenilerin savaş boyunca yaşadığı acıları kesinlikle görmezden gelmiyor. Bu acıları unutalım demiyoruz. Aksine içtenlikle paylaşıyoruz. Esasen savaş herkese, her millete acı ve ızdırap getirdi. Bu acıları içimizde hissetmek insan olmanın bir gereği. Bu sebeple, bu acıları hatırlama ve anma amaçlı hiçbir faaliyete de itiraz etmiyoruz. Nitekim 24 Nisan 2015 tarihinde, Birinci Dünya Savaşı koşullarında hayatını kaybeden Osmanlı Ermenilerini anmak üzere, İstanbul Ermeni Patrikhanesi'ne ait Meryem Ana Kilisesi'nde bir dini ayin düzenlenmiş ve bu ayine Avrupa Birliği Bakanımız Sayın Volkan Bozkır katılmıştır. Bu bizim konuya nasıl yaklaştığımızın güzel bir ifadesidir. 

Biz Türkiye olarak, tarihteki olaylara tek taraflı olarak yaklaşılmaması gerektiğini söylüyoruz ve 1915 olaylarının tarihi süreci içinde, her yönüyle incelenmesi ve anlaşılması gerektiğini düşünüyoruz. Biraz önce söylediğim gibi savaş sadece Ermeniler değil herkes için felaket, ölüm getirdi. Bu anlamda, Birinci Dünya Savaşında bizim halkımızın yaşadığı acıların, uğradığı katliamların da bilinmesini, saygı gösterilmesini talep ediyoruz. Bu olaylara bakarken daha yakın zamanda Türkiye'nin 40 diplomatını hunharca şehit eden Ermeni terör örgütü ASALA'nın terör eylemlerini nasıl göz ardı edebiliriz?  Bizim bu anlayışla yıllardır kurulmasını önerdiğimiz ortak tarih komisyonu hala kurulabilmiş değildir. Devlet Arşivlerimizin yanı sıra askeri arşivlerimizin de bu konuda araştırma yapılabilmesi için açabileceğimiz Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından açıkça ifade edilmiştir.  Bu adımlarımıza maalesef şimdiye kadar karşılık bulamadık. Umarız önümüzdeki dönemde Ermeni tarafı akılcı ve sağduyulu bir yaklaşım benimser. 
 

Yorumlar (0)

Yorum kurallar'ını okudum ve Onaylıyorum

Yorum Kuralları

  • Kullanıcıların birbirlerine karşı saygılı olması zorunludur.
  • Üyelerin birbirlerine yaptığı ırkçı, cinsiyetçi, homofobik ve küfürlü yorumlara müsamaha gösterilmeyecektir. Böyle durumda yorumlara müdahale edilecektir.
  • Kullanıcılar tarafından gelen, insanların dini inancına, ırkına, etnik kökenine, yaşına, sosyal durumuna, siyasi görüşüne, cinsel yönelimine, fiziksel durumuna göre kişilere veya belirli gruplara karşı nefrete teşvik edici, şiddet içeren, provokatif, aşağılayıcı içerik ve yorumları yayınlamama hakkını Kosova Haber saklı tutmaktadır.
  • Birey, kurum, kültür veya toplumları küçük düşürücü, küfür, aşağılama veya argo ifadelere izin verilmemektedir
  • Daha sağlıklı bir tartışma ortamının olması için yapılan yorumlarda kullanıcılar, diğer kullanıcıların inançlarına ve görüşlerine saygı göstermeleri zorunludur.
  • Yorumlarda büyük harf kullanılmamalıdır.
  • Site içerisindeki yorumlar Türkçe olmalıdır.
  • Herhangi bir ticari amaç ya da telif hakkı içeren yorumlara izin verilmeyecektir.
  • İnsanları kışkırtan, saldırgan bir kullanıcı adı seçilemez.
  • Spam mesajlar göndermek yasaktır. Aynı ve benzer mesajlar birden fazla kere gönderildiğinde de müdahale edilecektir.
© 2006 - 2026 Kosova Haber. Tüm Hakkları Saklıdır..

Designed and Developed by: Dmarketing