Hüseyn Efendi Ömerović: İki savaş, iki muhacirlik yaşadı; dört farklı devlette hayat sürdü
Yakın zamanda Podrinye Medresesi yeniden Bosna-Hersek İslam Birliği’nin mülkiyetine geçti. İslam Birliği, yaptığı birçok önemli işte olduğu gibi bu büyük ve anlamlı işi de sessizce, fazla bir medya gürültüsüne yer vermeden gerçekleştirdi.
Zvornik’teki Podrinye Medresesi 1870 yılında kurulmuştu. II. Dünya Savaşı’nın ardından, 1946 yılında dönemin yönetimi medresenin faaliyetlerini yasakladı.
Medrese binası daha sonra askerlerin barınması, mahkeme ve konut gibi farklı amaçlarla kullanıldı.
1930 yılında Zvornik yakınlarındaki Kamenica’da dünyaya gelen Hüseyn Efendi Ömerović, Podrinye Medresesi’nin hayatta kalan son öğrencisidir. 96 yaşında olmasına rağmen hâlâ dinç, hareketli ve son derece iletişim becerisi güçlüdür.
Bugün dahi cuma namazına gider. Baston kullanmadan kendi başına yürür. Kalesija’ya bağlı Memićler’de yaşamaktadır.
29 Temmuz Çarşamba günü Hüseyn Efendi ve Zvornik İslam Birliği Meclisi Başkanı Mustafa Efendi Muharemović ile birlikte Podrinye Medresesi’nin binasını ziyaret ettik.
Medresenin avlusuna fasulye ekilmişti. Sarmaşıkları hâlâ sırıklara uzanıyordu ancak üzerinde ürün göremedik. Anlaşılan fasulyelerin tamamı toplanmıştı. Mustafa Efendi Muharemović, fasulyeleri Çinlilerin ektiğini söyledi.
Hüseyn Efendi Ömerović’in, tam 80 yıl önce öğrencisi olduğu medrese binasıyla yeniden karşılaşması son derece duygulu bir buluşmaydı.
Müderrisini, softaları ve softabaşını hatırlıyor
Hatıralar adeta bir çığ gibi peş peşe geliyordu. Medresedeki günlerini anlatırken gösterdiği zihinsel canlılık ve hafıza gücü karşısında hayranlığımızı gizleyemedik.
Binaya girer girmez, “Burası böyle değildi.” dedi.
“Burasının tamamı dershaneydi. Şu duvar yoktu. Dersler tek bir sınıfta yapılırdı. Hepimiz dersleri birlikte dinlerdik. Derslerde hepimiz başımıza takke takardık. Müderris de bazen takke, bazen fes giyerdi.” diye anlattı Hüseyn Efendi.
Yeni duvar konusunda haklıydı. Medresenin faaliyetleri yasaklandıktan sonra bina bölmelere ayrılmış ve başka amaçlara uygun hâle getirilmişti.
Hüseyn Efendi, medrese yıllarını, okul arkadaşlarını, softaları ve müderrisini hatırlıyordu.
Podrinye Medresesi’ne 1944 yılında, henüz 14 yaşındayken kaydolmuştu. O dönemde Kamenica’dan akrabaları ve komşuları İbro Ömerović, İdriz (Hasan oğlu) Ömerović, Muhammed (Hüseyin oğlu) Ömerović, Muhammed (Huso oğlu) Ömerović, Adem Mehmedović, İdriz (Adem oğlu) Redžić ve Eyüb (Mustafa oğlu) Redžić de medresede okuyordu.
Kamenica dışında Glogova, Glumina, Klisa, Kalesija ve başka yerlerden gelen öğrenciler de vardı.
“Aramızdaki en büyük Huseyn Pjanić’ti. Kalesija yakınlarındaki Pjanić’tendi. Benden yedi-sekiz yaş büyüktü. Softaların başı, yani softabaşımız oydu.” diye hatırlıyor.
Hüseyn Efendi özellikle Podrinye Medresesi’nin müderrisi ve yöneticisi Mehmed Efendi Šljivić hakkında büyük bir saygıyla konuşuyor:
“Bazen sert olurdu fakat bilgili, iyi ve adaletli bir insandı. Namazlarımızı Namazđah Camii’nde kılardık. Cuma namazına ise Riječani Camii’ne giderdik. Müderris, o caminin imamına bazen benim cuma namazından önce Kur’an okumama izin vermesini söylerdi.”
Softaların, müderris Šljivić’in yasaklamasına rağmen yakınlardaki Drina Nehri’nde yüzdüklerini de hatırlıyor.
Mehmed Efendi Šljivić, 1938 yılından medresenin kapatıldığı 1946 yılına kadar Podrinye Medresesi’nde müderrislik yaptı.
Mustafa Efendi Muharemović: Boşnaklar Podrinye Medresesi’nin önemini fark etti
Zvornik’teki Podrinye Medresesi binasının yeniden İslam Birliği’nin mülkiyetine geçirilmesi, hem bu bölgedeki İslam Birliği hem de Bosna-Hersek İslam Birliği açısından son derece önemli bir gelişmedir.
MIZ Zvornik Başkanı Mustafa Efendi Muharemović şöyle konuşuyor:
“Podrinye’de ve diğer bölgelerde yaşayan Boşnakların bu gelişmenin önemini fark etmiş olmaları ve bize büyük destek vermeleri bizi sevindiriyor.
Son birkaç haftadır binanın temizliğiyle ilgileniyoruz. Daha kapsamlı çalışmalar için hazırlıklar devam ediyor. Öncelikle çatının taşıyıcı sisteminin onarılması gerekiyor. Bu, binanın daha fazla yıpranmasının önüne geçmek için şart.
Bununla eş zamanlı olarak binanın tamamen restore edilmesi için proje ve teknik dokümantasyon hazırlama çalışmaları da yürütülecek.”
Yugoslavya Krallığı, NDH, SFRY ve Bosna-Hersek
Hüseyn Efendi, medresede eğitim gördüğü yıllarda binada kalıyordu.
“Cumartesi ve pazar günleri eve giderdik. Medresede kaldığımız zamanlarda ya evden kendimizin getirdiği ya da ailelerimizin bize gönderdiği yiyeceklerle beslenirdik. Bir okul mutfağı da vardı fakat yiyecek açısından pek iyi durumda değildi.” diye anlatıyor.
Hüseyn Efendi Ömerović’in hayatı gerçekten de bir film senaryosuna konu olabilecek kadar çarpıcıdır.
Hüseyn Efendi, âlimler ve imamlar yetiştirmiş bir aileden geliyor. Babası Salih ve dedesi Mehmed de imamlık yapmıştı.
Hüseyn Efendi iki savaş ve iki muhacirlik yaşamış; dört farklı devlet döneminde hayat sürmüştür: Yugoslavya Krallığı, Bosna’nın NDH işgali altında bulunduğu dönemde kısa süreliğine Hırvatistan Bağımsız Devleti (NDH), Tito Yugoslavyası ve bugün Bosna-Hersek.
Henüz 14 yaşındayken yetim kaldı ve her iki ebeveynini de kaybetti.
Annesi Nesiba, Kalesija’ya bağlı Memićler’dendi ve 1939 yılında vefat etti.
II. Dünya Savaşı’nın bu topraklarda başlamasının ardından, 1941 yılında Kamenica’daki aile fertleri Memićler’e taşındı. Çetniklerin katliamlarından kaçıyorlardı.
1944 yılında yeniden Kamenica’ya döndüler. Dönüş sırasında Zvornik’teki Kula Grad’a, Hüseyn’in babası Salih’in kız kardeşi Duda teyzesinin yanına uğradılar. Burada Hüseyn’in babası Salih aniden vefat etti.
Podrinye Medresesi kapatıldıktan sonra genç Hüseyn, zaman zaman Zvornik’e giderek müderris Šljivić’ten özel dersler aldı. En büyük arzularından biri imam olarak görev yapmaktı.
İlk imamlık görevi
1947 yılında Gornja Kamenica’da ilk kez imam olarak görev yaptı.
1957 yılında Saraybosna’da imam-muallim-hatiplik sınavını verdi ve resmen imam oldu.
Sınavını bugün bile dün olmuş gibi hatırlıyor.
Gazi Hüsrev Bey Medresesi’nde, başkanlığını müderris Mustafa Efendi Ševa’nın yaptığı komisyon önünde 13 dersten sınava girdi.
“Abdullah Dervišević beni matematikten ve Sırp-Hırvatçadan bıraktı. Bu dersleri bütünleme sınavında geçtim.
Sınavlarımı tamamladığımda dönemin Medrese Müdürü Süleyman Kemura’nın odasına gittiğini gördüm. Sonuçları bekleyemezdim çünkü Zvornik’e giden otobüse yetişmem gerekiyordu. O zaman yolculuk yedi saat sürüyordu.
Hızla müdür Kemura’nın yanına gittim ve sınavları geçip geçmediğimi sordum. Bana geçtiğimi söyledi. Bunun üzerine yola çıkabildim.”
O dönemde Salih Agić ile tanışmasını da hatırlıyor. Salih Kur’an’ı çok güzel okuyordu.
“Ben de ona, ‘Senin gibi Kur’an okumayı çok isterdim.’ dedim. O da bana, ‘Ben de senin gibi okumak isterdim.’ dedi.”
Hüseyn Efendi bu hatıranın, aralarındaki güzel ilişkiyi ve karşılıklı saygıyı gösterdiğini söylüyor.
“Bereti daha çok taşıyamayacaksın”
İmamlık diplomasını aldıktan sonra ilk resmî görevi Stolac yakınlarındaki Lokve’de oldu.
1992-1995 yıllarındaki savaşın hemen öncesinde Bijeljina yakınlarındaki Gornja Trnava’da görev yapıyordu.
Bijeljina’dan nasıl kurtulmayı başardığını şöyle anlatıyor:
“Ramazanın sonlarına doğru fitre paralarını teslim etmek için Bijeljina’daki İslam Birliği Meclisi’ne gitmiştim. Yanımdan geçen bir adam bana, ‘Bereti daha çok taşıyamayacaksın.’ dedi.
Ne demek istediğini anlamıştım.
Buna rağmen bayramı bekledim ve Gornja Trnava’daki cemaatle birlikte bayram namazını kıldım. Nisan ayının başlarıydı.
Bayram namazından sonra arabaya binerek Karakaj üzerinden Kalesija’ya doğru yola çıktım. Karakaj’da Arkan’ın birlikleri zaten bulunuyordu. Neyse ki sağ salim Kalesija’ya ulaşmayı başardım.”
61 yıl imamlık yaptı
Hüseyn Efendi tam 61 yıl imamlık yaptı.
Görev yaptığı yerler arasında Gornja Kamenica, Lokve, Gornja Vidoska, Gornja Kalesija, Gornja Trnava, Osoje, Cerik, Gornja Tuzla’daki Potur-mahala ve Tuzla’daki Grabovica bulunuyor.
İmamlık görevini 2008 yılında Kalesija’daki Zukići Camii’nde tamamladı.
1974 yılında Kalesija’ya gelmişti. O yıl kendisine bir araba da aldı.
“Birçok mektebin sorumluluğunu üstlenmiştim. Hepsine yetişebilmek için araba almam gerekiyordu. Hifzi Efendi Suljkić’ten bir ‘Fićo’ satın aldım.”
Yedi çocuklu bir aile
Hüseyn Efendi Ömerović bugün Kalesija’ya bağlı Memićler’de yaşıyor.
2015 yılında vefat eden eşi Cemile Hanım ile 65 yıl evli kaldı.
Yedi çocukları oldu: kızları Emina, 18 aylıkken vefat eden Ayşe, 2022 yılında vefat eden Najla ve ikizleri Suvada ile Senada; oğulları ise 2003 yılında vefat eden Enver Efendi ve Ekrem.
Dr. Šefko Efendi Sulejmanović, Hüseyn Efendi Ömerović’in hayatı ve hizmetleri üzerine hazırladığı çalışmayı 2024 yılında Novi Muallim dergisinde yayımladı.
Kalesija’da Hüseyn Efendi, “Hoca Kamenica” lakabıyla tanınıyor.
Bir insana mesleği üzerinden bir lakap verilmesi, o mesleği hakkıyla yaptığı anlamına gelir.
Hüseyn Efendi’nin memleketi Kamenica, çok sayıda imam yetiştirmiş bir beldedir. Kalesija’da bununla ilgili şöyle bir şaka da anlatılır:
“Kamenica’da bir çocuk doğduğunda ve ilk defa evden dışarı çıktığında Zvornik’e bakarsa tüccar, Saraybosna’ya bakarsa hoca olur.”
Anlaşılan o ki Hüseyn Efendi Şeher’e (Saraybosna’ya) doğru iyice bakmıştı.
Mufassal haber: M.Tevfik Yücesoy
(Yazan: Fahrudin Sinanović/ IIN Preporod)