- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- PRİZREN TABAKHANESİNDE MÜZİK ÇALIŞMALAR
PRİZREN TABAKHANESİNDE MÜZİK ÇALIŞMALAR
0 dk
PRİZREN TABAKANESİYLE ALAKALI BİLİNMEYEN BİLGİLER.
PRİZREN TABAKHANESİNDE MÜZİK ÇALIŞMALARI
SADECE PRİZREN’E AİT VE PRİZREN ESKİ TÜRK HALK TÜRKÜLERİNDE KULLANILAN “KARADÜZEN” TABAKLAR ÇALGISININ HİKÂYESİ
Raif Vırmiça
Prizren tabakhanesiyle ve tabakçılıkla ilgili ayrıntılı bilgileri 1000 sayfa hacminde yayınladığım “PRİZREN’DE ZANAATÇILIK VE YOK OLAN ZANAATLAR VE UNUTULAN EŞYALAR” adı altında bir eserimde dile getirmiştim. Kosova’da bir ilk olarak bilim araştırma babında yayınlanan bu eserimiz bugüne kadar okuyucular tarafından büyük ilgi ve makbul görmüştür.
Bu makalemde kitabımda yazdığım zanaatlardan değil, bu tabakhanede bugüne kadar hiç bilinmeyen ve duyulmayan müzik etkinlikleriyle bilgi ve önemli durumları aktarmaya hacet gördüm.
İkinci dünya savaşından sonra Prizren tabakçıları “TABANA – TABAKHANE” adı altında kendi Zanaat Kooperatifini kurup kooperatif işlemine devam etmişlerdir. Bu tabak kooperatifinde usta ve yardımcı olmak üzere 150 den fazla kişi çalışmaktaydı. Bu çalışanların arasında Prizren tabakhanesinde kalfa mertebesine gelmiş Rahmetli Babam Rıdvan Vırmiça da bulunmaktaydı.
Tabak işleri yanı sıra babam ve orada çalışan diğer türkücü tabakçıların da çaldığı “Cavur Sandıği” denilen bir müzik çalgısını ve diğer çalgıları çalarak tabakhanenin merasimlerinde ve özellikle de Ramazan sahur meşklerinde belli gecelerde tabakhaneye ait veya diğer Prizren türkülerini ve ilahilerini okurlardı. Tabak hanede icra edilen her türkü Tabakhane’de veya Prizren’de vuku bulan olaylar veya vuku bulan başka bir durumlarla ilgilidir. Tabakhane türkücüleri bu olaylardan yararlanarak olayı beyitlere dökerek onları derlemişler ya da bestelemişler ve muhtelif makamlarda türküler oluşturmuşlardır.
Babamın anlattığına göre Tabakhane’nin karşısında bulunan Suzi Çelebi Mektebinin dibinde, 1512 yılında Suzi Çelebi tarafından beyaz mermerden inşa edilen, özel künklerle Svilen dağ eteklerinden getirilen suyu temiz ve berrak olan çok güzel bir bulunmaktaydı. Tabakhanelerin dereye bakan bütün pencereleri bu çeşmeye de bakardı ve o çeşmede olan bitenler tabakhanede bilinirdi. Başka açılarda-yönlerde bulunan tabakhanelerin pencereleri ise Tabak hane köprüsüne ve yoluna bakardı.
Çeşmeler genelde buluşma ve tanışma yeri olduğundan dolayı bu tanışmalarda zamanla çok sayıda birbirini beğenen ve tanışan kız erkek örnekleri de olmuş. Dolayısıyla genç tabaklar içinde bu tür buluşmalardan meydana gelen çeşitli olaylarla alakalı tabak sanatçıları ve türkücüleri yazdıkları çok sayıda metin dizelerini türküye dönüştürüp müzik merasimlerinde ve ya meşklerde okumuşlardır.
Sadece bu değil Tabakhanede derlenen ve tabakhane ile alakalı veya onun yakınlıklarında vuku bulan diğer olayları da öğrenen tabakhane türkücüleri yazmış oldukları beyitler üzerine çok sayıda diğer türküleri derlemişler ve bestelemişler. Bu türkülerin sayısı bilinmez lakin çok olduğu muhtemeldir. Bizim hazırladığımız “Prizren Türk Halk Türküleri ve Hikâyeleri” erimizde Babamın sayesinde ve ondan öğrendiğimiz belli sayıda türküleri de derleyip yayınladık. Sadece bu değil, bu eserimizde Babamın vefat etmesinde sonra babamın mecmualarında Prizren’de ve Tabakhanede vuku bulan bazı olaylar üzerine belli sayıda hikâyeleriyle birlikte türkü metinlerini de buldum ve değerlendirdim Makamları bilinmediğinden dolayı bu tür türkü metinlerin ve hikâyelerin unutulması için o metinlere besteledim ve bu esrimizde yayınladım.
Rahmetli Babam Prizren Tabakhanesinde çalıştığı dönemde Ramazan gecelerinde teraviden sonra sahura kadar, genç tabakçılar toplanarak “KARADÜZEN” ve diğer çalgılar eşliğinde muhtelif Türkü ve ilahiler okuduklarını bildirmişti. Tabak hanede çok güzel türkü söyleyen türkücüler de varmış. Sadece türkü söylemekte değil, bir olay üzerine dizelere dökmüş oldukları güfteleri de yazanlar varmış.
Öyle ki tabakhane esnafı o dönemlerde Prizren’de en önemli ve en büyük esnaflardan biri olduğunu bildirmekle burada müzik çalışmalarının da olduğunu söylemişti. Zaten yayınladığım “Prizren Türk Halk Türküleri ve Hikâyeleri” eserimizde yayınlanan türkülerin bir bölümünün de tabakhaneyle alakalı olduğunu ve tabakhane türküsü olarak belirtmiştik.
Merhum babam ve diğer genç tabaklar çalışma günlerinin büyük bir çoğunluğunu, derilerin “ruya” koyulmasıyla “ayaklanmak” denilen deri basılmasını yapardı. Bu işleme “Taş Basma” denirdi. Bu işlem yarım yuvarlak ve bir metre çapında ve 60 cm yüksekliğinde bir taş havanında ayaklarla basılıp 5 saat kadar sürerdi.
Bu süreç içinde taş basan tabakların usanmamaları için yola bakan pencereleri varmış. Bu pencereler yola ve tabakhane köprüsüne de bakarmış. Bu köprüden ve yoldan diğerleri arasında genç bekâr kızların ve diğer kişilerin de geçtiği malumdur. Öyle ki taş basan genç tabaklar bu işi uzun zaman yaptıklarından dolayı hangi kızın buradan ne zaman geçtiğini ve hangisinin güzel olduğunu da bilirlerdi.
Dolayısıyla mola verildiğinde bu güzel kızlardan hep konuşurlarmış. Aralarında şiir yazanlar ve türkü söyleyenler de olduğu için, bu durumla ilgili en güzel buldukları kızların özelliklerine göre beyitler tasarlayıp türküye dökerlermiş özellikle de karadüzen veya diğer çalgılar eşliğinde beli merasim şenliklerinde veya Ramazan’da yapılan sahur meşklerinde sıralı olarak tabaklar tarafından okurlardı. Bunu neden biliyorum çünkü babam bu türkülerin çoğunu da tabakhaneden ayrıldığında yani bizim çocukluk dönemimizde evde karadüzeni çalarak okurdu. Zaten dah önce söylediğim gibi Türküler kitabımızda derlediğimiz bu türkülerin Tabakhaneye ait olduklarını babamın mecmualarındaki bulduğum bu türkü beyitlerinin yanında mevcut hikâyelerinden de öğrendim. Benim babamdan duyduğum ve öğrendiğim bu türküleri derlediğimde kaynak kişi olarak babamı bildirmişimdir.
Babamın anlattığına göre Tabakhanede gelenek haline çok güzel bir kural yani gelenek varmış. Bu gelenek üzerine de vuku bulan bazı durumlar dizelere dökülerek belli sayıda türküler gün yüzünü görmüştür. Tabakçıların geleneğine göre, Tabak ustaları erkek evlatlarını tabakçı olarak yetiştirmek için kendi tabakhanelerinde değil, başka ustaların ellerine ve tabakhanelerine gönderirlerdi. O ustalar bu çocuklara ve çalıştırdığı diğer çocuklara farklılık yapmadan aynı muamele de bulunuyorlardı. Bu ustalaşma sürecinde disiplin çok önemliydi.
Diğer taraftan erkek evladı olmayan ustalar ise, kendilerinde yetiştirdiği yeni tabak ustalarından en deneyimli ve çok beğendiği ustayı, ailesinde tabakçılık mesleğinin devam ettirilmesi için kendi kızlarını onunla evlendirmiştir. Bu gelenek Tabakhanenin kapanışına kadar sürmüştür.
Lakin zaman zaman bazı usta kızlarının babalarını dinlememekle bu geleneğe uymadıkları örnekleri de olmuştur. Öyle ki tabakhanede vuku bulan olaylar tabakhane türkücülerinden kaçmayarak, beyitlere dökülüp derlenip veya bestelenip beli sayıda türküler ortaya çıkmıştır. Yukarıda andığımız kitabımızda bu Tabakhane olaylarıyla alakalı on kadar türkümüz yer almaktadır.
Tabakhanede müzik çalışmaları babında daha çok örneklerin olduğu bir gerçektir. Lakin biz şimdiye kadar bu konuda tabakhanede merhum babamdan öğrendiğim 15 kadar türküyü derledim ve “Prizren Türk Halk Türküleri ve Hikâyeleri” kitabımda onları da yayınladım.
Rumeli’de’ ve Balkanlar’da tek örnek.
Tabak babamdan kalan ve benim de çaldığım bir yadigâr
Osmanlıların bu topraklara gelmeleriyle birlikte bu bölgede sanatın nasıl geliştiğine dair bugün kamuoyunda malumdur. Bu nedenle, bu bölümde Rumeli ve Balkanlarda tek örnek olan ve tabak olan babamdan bize kalan yâdigâr olan Karadüzen ( Prizrenlilerin bildiği Cavur Sandığı) enstrümanı ile ilgili bilgi vermemizin uygun olacağını düşünüyorum.
Rumeli ve Balkan müziği olarak adlandırılan bölgemizde yapılan müzik dikkatle incelendiğinde, kendini hemen belli eden ve çok net karakteristiği ve karmaşık ritimleriyle şarkılarda kullanılan çalgılardan özel bir müzik türü olduğu anlaşılır
İşte o dönemde kullanılan çalgılar arasında sadece Prizren şehrine ait olan ve tabakçılar esnafı tarafından özel yapılan “Karadüzen” çalgısı ortaya çıkmıştır. Bu çalgı çok basit niteliktedir ve Prizren dışında bu çalgının örneğine veya benzerine hiçbir yerde rastlanmamaktadır. Hata Dünya’da tek örnek olduğu denilebilir. Bu çalgının seri üretimi de yapılmamıştır. Her yapılan adet kendine has bir numuneyi oluşturmaktadır ve genelde Prizren’de o dönemlerde sayıca fazla ve güçlü olan Tabakçılar Esnaf Teşkilatı türkücüleri ve çalgıcıları tarafından kullanılmaktaydı.
“Karadüzen” adlı bu çalgı, o zamanlarda, belirli merasimlerde, mesire yerlerinde, ev şenliklerinde özellikle de Prizren Tabakhanesi’nde düzenlenen şenliklerde kullanılmaktaydı. Özellikle de o dönemlerde genç yaşlarında olan ve tabak olarak çalışan babam Merhum Ridvan Vırmiça’nın Ramazan ayında teravih namazından sonra sahura kadar tabakhanede çalışan ve sanatla uğraşan yaşlı ve genç ses ve saz sanatçılar ve türkücüler tarafından şarkı, türkü ve ilahiler okunduğunu bildirmiştir. Prizren Tabakhanesinin kapanması, esnafın dağılması ve yeni çalgıların ortaya çıkmasıyla bu çalgının kullanımı oldukça azalmış ve çalgı unutulmaya yüz tutmuştur.
Buna rağmen, rahmetli babam o zamanlarda tabakhanede bir saz ve ses sanatçısı olarak, bu çalgıyı tabakhanenin kapanmasından sonra da çalmaya devam etmiştir. Ara sıra evde bizlere bu çalgıyı çalarak eski türküler söylerdi. Dolayısıyla karadüzenin bir numunesi her zaman bizim evde vardı. Rahmetli babam sadece bu çalgıyı değil, keman ve prim de çalmaktaydı. Biz uygun yaşa geldiğimizde bu çalgıyı babamızdan öğrenip çalmaya başladık ve çoğu gecelerde babamla birlikte evimizde komşuların katılımıyla şarkı ve türküler söylerdik.
Prizren’de genel manada unutulmuş olsa da bu çalgıyı biz hiç unutmadık. Zaman zaman kendimizce çoğu eski ve yeni türküleri bu çalgıyla çalmaya gayret ettik ve günümüzde hala çalıyoruz. Bundan tam 55 yıl önce Priştine Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi olduğum dönemde, yanımda bulunan bu çalgıyı ara sıra çalardık. Priştine Radyosu bantlarında udi Rasim Salih yönetiminde Priştine Radyosu Türk Sanat Müziği Orkestrası ile okuduğum ve kaydını yaptığım 120 civarında türkü ve şarkılarımın büyük bir bölümünü önce “Karadüzenle” çalıp öğrenirdim, akabinde radyoda okurdum. O günlerin anısına ekte Karadüzene ilişkin görselleri de paylaştım.
Fakir bir aileden geldiğimizden dolayı, biz Hukuk Fakültesini düşük bir bursla ve Priştine Radyosu’nda 4 yıl süren fakülte öğrenim döneminde seslendirdiğim ve kaydını yaptığım şarkı ve türkülerden az da olsa kazandığım parayla fakültemi tam zamanında büyük bir başarıyla tamamladım ve bir radyo sanatçısı olarak müzik hayatıma Prizren “Doğru Yol” Türk Kültür Sanat Derneği’nde bir ses ve saz sanatçısı olarak devam ettim.
Karadüzen çalgısı hakkında bugüne kadar hiçbir araştırma yapılmamıştır ve bu çalgı kamuoyuna tanıtılmamıştır. Sebebi de Prizren’de bu çalgıyı bizden başka hiç kimsenin çalmayı bilmemesidir. Tabakçılarda Karadüzen çalgısına Prizren halkı “Cavur Sandıgı” olarak bilirdi. Çünkü bu çalgı görünüşüyle öyle bir ölüm sandığına benzemektedir.
Karadüzen şu bölümlerden oluşmaktadır:
1. Üst Eşik: Tarak denilen sert ağaçtan tellerin gövdeye bağlandığı kısmın üzerinde bulunmaktadır.
2. Gövde: Sandık denilen bu kısım dut ağacından yapılıdır, lakin bazı örneklerde kavak ağacından da yapıldığı bilinmektedir. Gövde üzerinde bulunan tablaya “göğüs” denir. Göğüs iki cm kalınlığında, başlangıçta 9 ve sonuna giderek 6 cm daralarak uzunluğu 66 cm dir. Yan kenarlıklar ise 5 cm kalın olmak üzere başlangıçta 7 ve sonuna dek 6 cm daralarak, uzunlukları 66 cm dir.
3. Perdeler: bir mm kalınlığında göğse bağlanan, seslerin yerlerini belirleyen metallerdir. Göğüste 20 perde bulunmaktadır. Perdelerin genişliği ve darlığı nasıl bir teknik veya düzenleme ile yapıldığına bilgimiz yoktur. Ama çıkan seslerde kayma yani falso yoktur. Çalgıda sadece tam nota perdeleri yer almaktadır, bazı perdeler yarım ve çeyrek nota perdeleri de bulunmaktadır.
4. Alt Eşik: Sert ağaçtan yapılmıştır. Üst eşikten gelen tellerin göğüs üzerinden geçerken eşit aralıkla ve belli yükseklikte tutulmasına sebeptir.
5. Burgular: Ahşaptan yapılır, tellerin gerginliğini, gevşetmek ya da sıkılaştırmak için kullanılır ve akort işlevini görürler.
6. Burguluk: Tellerin akordunun yapıldığı bölümdür. Gövdenin son bölümüne beş santim girişiyle, özel yapışkan ile yapıştırılan gövdenin güvenliğini ve onunla sıkı bağlanmasını sağlar. Burguluk daha sert bir odundan yapılıdır. Burgular çelik veya sert ağaçtan çeşit şekillerde olabilir.
7. Teller: Çalgıda ses için üç veya iki tel kullanılır. Kullanılan çelik teller 18 mm kalınlığındadır. 20 mm kalınlığında olan teller de kullanılabilir.
Kara Düzen Çalgısı Nasıl Çalınır?
Karadüzen, dizler üzerine ya da başlangıç kısmı diz üzerine diğer kısmı ise başka bir kaba eşyaya isklembi veya sandalyeye yatay şekilde yatırılarak, odun kaşığıyla veya 20 santim uzunluğunda ve 1,5 cm kalınlığında bir değenekle, sol elle perdeler üzerinde gezilirken, sağ elle mızrapla çalınır.
Bu saz günümüzde bilinen birçok türkünün icrasında kullanılabilir. Çalgıda tam olarak uşşak, rast, mahur ve tam notalı olan türküler büyük bir zevkle icra edilebilir. Diğer türkülerin çalınmasında güçlük çekilmektedir çünkü odun dayanağını yani kaşığı yarım perdeyi vermek için gereken perdenin tam ortasında veya çeyreğinde tutmak gerekir. Marangoz ustası olan Reşit Şekaci ile birlikte çalgının yenisini yaptık ve bugüne kadar bu çalgı eşliğinde birçok türkümüzü ve ilahilerimizi okuduk, kayda aldık, bazılarını da Youtube üzerinden yayımladık. Baba emaneti olan ve babamızı andıran bu çalgı bizim için büyük ehemmiyet taşımaktadır. Çalgının uzun zamandan sonra yeniden elime geçmesi ve bu çalgıyla kendimizce okuduğumuz türkü ve ilahilerden büyük zevk duyduğumuzu ifade etmekten gurur duymaktayım.
Fotoğrafta Üniversite öğrencisi olduğum 1971 yılında arkadaşım Fikret Curi, prim ve Karadüzen eşliğinde eski bir Prizren Türküsünü çalarken

–Karadüzen çalgısının çalınan şekli

Karadüzen çalgısının üç açıdan görünüşü, Göğüz -perdeleri içi ve yan tarafı

Prizren Türk Halk Türküleri ve hikâyeleri kitabım
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Oy Karşılığı Rüşvet Şüphesiyle Bir Kişi Gözaltına Alındı
Kosova Seçimlerinde 100’den Fazla Savcı Görev Yapacak
Priştine’de Yeni Ücret Tarifeleri Tartışma Yarattı: İş Dünyası Değişiklik Talep Ediyor