EURO
1
  • EURALL
    91.86 0.00%
  • EURTRY
    55.93 0.00%
  • EURMKD
    61.50 0.00%
  • EURRSD
    117.28 0.00%
  • EURUSD
    1.16 0.00%
  • EURGBP
    0.86 0.00%
  • EURCHF
    0.95 0.00%
  • EURSEK
    11.25 0.00%
  • EURAUD
    1.62 0.00%
Haberler aranıyor...
Aramak için en az 2 karakter yazın.

Prizren’de Perde Açıldı, Şehir Sahneye Dönüştü

Prizren’de Perde Açıldı, Şehir Sahneye Dönüştü
13 Eylül 2026, 19:06

0 dk

Bir festivalden geriye kalan alkış, hatıra ve Türkçe tiyatro umudu

Bazı şehirlerde festivaller yapılır, sonra biter. Afişler indirilir, salonlar boşalır, sanatçılar şehirden ayrılır ve hayat yeniden eski ritmine döner.

Prizren’de ise tiyatro festivali biraz farklıdır. Çünkü burada tiyatro yalnızca salonda oynanmaz. Sokaklarda yürür, Şadırvan’da insanlarla buluşur, tarihî evlerin pencerelerinden şehre bakar, kale eteklerinden aşağıya süzülür ve akşam olduğunda Kültür Evi’nin sahnesinde yeniden hayat bulur.

İşte Kosova’da düzenlenen 2. Uluslararası Türkçe Tiyatro Festivali de böyle bir atmosfer içinde gerçekleşti.

Beş ayrı ülkeden gelen tiyatro toplulukları Prizren’de buluştu. Farklı ülkelerden gelen sanatçılar aynı dili, Türkçeyi, sahnenin ortak dili hâline getirdiler. Oyunlar sahnelendi, meydanlarda gösteriler yapıldı, salonlar doldu taştı. Sanatçılar, tiyatro sanatçısı olmanın en güzel taraflarından birini yaşadılar:

Çünkü oyuncu için alkış yalnızca bir beğeni işareti değildir. “Buradaydık ve sizi gördük” diyen seyircinin sesidir. Prizren seyircisi de bu sesi fazlasıyla verdi.

Prizren’in tiyatroya yakışan bir şehir olduğunu düşünürüm. Bunu yalnızca kültür ve sanat geleneği bakımından söylemiyorum. Şehrin kendisi, mimarisiyle doğal bir tiyatro dekorunu andırıyor.

Kale eteklerinden Şar Dağı’nın yamaçlarına doğru birbirine yaslanarak yükselen evler, dar sokaklar, tarihî mahalleler ve bütün bu dokunun ortasında insanları bir araya getiren Şadırvan Meydanı…

Sanki şehir, yüzyıllar önce kendi sahnesini hazırlamış. Kale, yukarıdaki balkon. Yamaçlara sıralanmış evler, tribünler. Dar sokaklar kulis. Şadırvan ise sahnenin kendisi.

Burada insan hayatı zaten her gün bir oyun gibi akıp gidiyor.

Düğünler, bayramlar, kahveler, çeşme başındaki sohbetler, komşuluklar, mahalle hayatı, çarşıdaki hareketlilik…

Prizren’in sosyal hafızası, yüzyıllardır insan hikâyeleriyle örülmüş.

Tiyatro da insan hikâyesini anlatmıyor mu?

Belki de bu yüzden Prizren seyircisi tiyatroyu seviyor.

Festival günlerinin en güzel taraflarından biri, tiyatronun salonlardan çıkarak şehrin içine girmesiydi.

İtalya’dan gelen tiyatro sanatçılarının gündüz saatlerinde Şadırvan Meydanı’nda sergiledikleri sessiz tiyatro gösterisi bunun güzel bir örneğiydi.

Söz yoktu. Ama anlatım vardı. Beden vardı. Mimik vardı. Hareket vardı.

Ve en önemlisi seyirci vardı.

Şadırvan’ın tarihî atmosferi içinde tiyatronun açık havada insanlarla buluşması, Prizren’in kültür-sanat potansiyelini bir kez daha gösterdi.

Akşam olduğunda ise sahne yeniden değişti.

Bu defa tiyatronun geleneksel mekânına, Kültür Evi’ne geçildi.

Perde açıldı. İzmir Devlet Tiyatrosu sahnedeydi. Oyunun adı:

“Majestik.”

Ve doğrusu, festivalin ruhuna bundan daha uygun oyunlardan biri düşünülebilir miydi, bilmiyorum.

Çünkü “Majestik”in hikâyesinin merkezinde bir tiyatronun yeniden yaşatılması var.

“Majestik”, Peter Quilter’in kaleme aldığı, Metin Arslan’ın uyarlayıp yönettiği bir oyun.

Oyunun merkezinde eski ihtişamını kaybetmiş bir tiyatro bulunuyor.

Tiyatro sahibi hastaneye kaldırılır. Ancak onun zihninde hastane odasından daha önemli bir mesele vardır: Geçmişte hayatının önemli bir parçası olan Majestik Tiyatrosu yeniden ayağa kaldırılmalıdır.

Bu amaçla tiyatroyla yolları kesişmiş beş kadının etrafında bir mücadele başlar.

Beş farklı kadın. Beş farklı karakter. Beş farklı hayat.

Fakat ortak bir mesele:

Majestik’i yeniden yaşatmak.

İşte oyun burada yalnızca bir komedi olmaktan çıkıyor.

Çünkü tiyatronun kendisini konu ediniyor.

Sahnenin arkasındaki insanları gösteriyor.

Tiyatroyu ayakta tutmanın ne kadar zor olduğunu, insanların kişisel sıkıntılarıyla sanat sevgisinin nasıl birbirine karıştığını anlatıyor.

Bir tiyatronun ekonomik sıkıntıya düşmesi, yalnızca bir işletmenin iflas etmesi değildir.

Bir sahnenin kapanması, bir şehrin hafızasından bir parçanın eksilmesidir.

Bir perde bir daha açılmamak üzere kapandığında yalnızca oyuncular işsiz kalmaz.

O sahnede söylenmiş sözler, yaşanmış hikâyeler, kahkahalar, gözyaşları ve seyirciyle kurulmuş yılların bağı da kaybolma tehlikesiyle karşılaşır.

“Majestik” tam da bu nedenle düşündürücü.

Oyunun mizahı seyirciyi güldürüyor.

Karakterlerin çatışmaları salona hareket getiriyor.

Fakat bütün bunların altında ciddi bir soru duruyor:

Bir tiyatroyu yaşatmak için insan ne kadar mücadele eder?

Cevap ise oyunun bütün karakterlerinde saklı:

Tiyatroya gerçekten inanıyorsanız, kolay kolay vazgeçemezsiniz.

Oyunun kadın karakterleri de bu bakımdan önem taşıyor.

Nurten, Şebnem, Gülistan, Betül ve Arzu…

Her biri farklı kişiliğe sahip.

Her biri tiyatroya başka bir pencereden bakıyor.

Ancak Majestik’in yeniden açılması söz konusu olduğunda kişisel farklılıklar ikinci plana düşüyor.

Sahne onları bir araya getiriyor.

İşte tiyatronun mucizesi de biraz burada.

Normal hayatımızda aynı masaya oturmayacak insanlar, tiyatroda aynı hikâyenin parçası olabilirler.

Farklı düşünceler aynı sahnede buluşabilir.

Farklı karakterler aynı oyunun içinde birbirini tamamlayabilir.

Ve seyirci, bütün bu farklılıkların karşısında kendisinden bir şey bulabilir.

Prizren seyircisinin oyuna ilgisi de bunun göstergesiydi.

Çünkü Prizren insanı tiyatroya yabancı değil.

Tam tersine, tiyatronun uzun bir geçmişi var bu şehirde.

1951’den bugüne uzanan bir sahne

Kosova’da Türkçe kültür hayatının yeniden örgütlenmeye başladığı 1951 yılı, Türk tiyatrosu açısından da ayrı bir önem taşıyor.

Türklerin kimliklerinin iade edilmesiyle birlikte okullarda Türkçe eğitim veren sınıfların açılması, kültür ve güzel sanatlar derneklerinin kurulması, Türkçe radyo yayınlarının başlaması, Türkçe kültürel faaliyetlerin yeniden canlanmasına imkân verdi.

Tiyatro da bu kültürel yeniden doğuşun önemli parçalarından biri oldu.

Sonraki yıllarda,”Doğru Yol”, “Kültür Evi ”, “Rumeli ”, “Nafiz Gürcüali ” gibi Türkçe tiyatro toplulukları kuruldu.

Oyunlar sahnelendi. Yeni eserler yazıldı. Yüzlerce oyun seyirciyle buluştu. Ülkede birincilik ödüllerine sahip olundu.

Tiyatro ve sinema alanında eğitim gören gençler yetişti.

Sahne, Türkçenin yaşatıldığı mekânlardan biri hâline geldi.

Bunu yalnızca sanat tarihi açısından değerlendirmek eksik olur.

Kosova’da Türkçe tiyatro aynı zamanda kültürel hafızanın korunması anlamına geldi.

Bir çocuk sahnede Türkçe konuştuğunda yalnızca bir rolü canlandırmıyordu.

Bir kültürün sesini taşıyordu.

Bir genç Türkçe tiyatro oyunu yazdığında yalnızca edebî bir metin üretmiyordu. Kendi toplumunun hikâyesini gelecek kuşaklara aktarıyordu.

Bu nedenle Kosova Türklerinin tiyatro geçmişi, kültürel kimlik tarihinin de bir parçasıdır.

Bugün karşımızda ilginç bir tablo var.

Tiyatro sevgisi var. Seyirci var. Oyuncular var. Yazarlar var. Tiyatro ve sinema alanında eğitim almış gençler var. Özel tiyatro girişimleri var.

Prizren’de tiyatro sanatçısı Sonay Buş’un kurduğu Art Theatre gibi yapılar çalışmalarını sürdürüyor. Bu kuruluş Yunus Emre Enstitüsü desteği ile Uluslararası festival düzenliyor.

Türkiye’den önemli tiyatro toplulukları geliyor.

Fakat bütün bunların yanında hâlâ cevap bekleyen bir soru bulunuyor:

Kosova’da sürekli ve devlet destekli bir Türkçe tiyatro kurumu ne zaman olacak?

Bence artık bu soruyu sormanın zamanı geldi.

Çünkü yalnızca festivallerle yetinmemeliyiz.

Festival önemlidir.

Fakat festival bir başlangıçtır.

Asıl mesele, yılın geri kalanında ne olduğudur.

Bir Türkçe tiyatro kurumu olmalı.

Genç oyuncular burada yetişmeli.

Yeni oyunlar yazılmalı.

Kosova Türk yazarlarının eserleri sahneye taşınmalı.

Çocuk tiyatrosu yapılmalı.

Türkiye’deki tiyatrolarla ortak yapımlar hazırlanmalı.

Kosova’nın diğer şehirlerine turneler düzenlenmeli.

Ve geçmişte sahnelenmiş yüzlerce Türkçe oyun dijital ve fizikî bir arşivde toplanmalı.

Çünkü tiyatro yalnızca bugün oynanan oyun değildir.

Dün oynanan oyunların da hafızasıdır.

İşte bu noktada Prizren’de düzenlenen Uluslararası Türkçe Tiyatro Festivali'nin önemi ortaya çıkıyor.

Beş farklı ülkeden sanatçıların Prizren’de buluşması, Türkçenin farklı coğrafyalarda yaşayan ortak bir sanat dili olduğunu gösteriyor.

Türkiye dışında Türkçe tiyatronun uluslararası bir festival çatısı altında buluşması küçümsenecek bir olay değildir.

Bu festival büyüyebilir.

Balkanlar’ın en önemli Türkçe tiyatro buluşmalarından biri hâline gelebilir.

Hatta daha ileri giderek Türk dünyasının farklı ülkelerindeki tiyatroları Prizren’de buluşturabilir.

Türkiye, Kosova, Kuzey Makedonya, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan (Batı Trakya), Azerbaycan, Kuzey Kıbrıs ve Avrupa’daki Türkçe tiyatro toplulukları…

Neden olmasın?

Prizren bunun için tarihî bir zemine sahip.

Çünkü Prizren yüzyıllardır farklı kültürlerin karşılaştığı bir şehir.

Türkçe de bu şehrin tarihî kültür dokusunun önemli unsurlarından biri.

İkinci festival yapıldı.

Şimdi üçüncüsü bekleniyor.

Fakat mesele yalnızca üçüncü festivali yapmak değil.

Bu festivali gelenek hâline getirmek.

Her yıl aynı tarihlerde Prizren’de tiyatro günleri düzenlense…

Şehir günlerce tiyatro konuşsa…

Şadırvan’da açık hava gösterileri yapılsa…

Kültür Evi’nde Türkçe oyunlar sahnelense…

Çocuk tiyatroları oynansa…

Üniversiteler ve sanat kurumları bilimsel toplantılar düzenlese…

Eski tiyatrocular hatırlansa…

Kosova Türk tiyatrosunun geçmişi sergilense…

Genç yazarların oyunları yarışsa…

Türkiye’den ve Balkanlar’dan tiyatrolar yarışma ve gösteri bölümlerinde yer alsa…

İşte o zaman Prizren yalnızca bir festival düzenleyen şehir olmaz.

Türkçe tiyatronun Balkanlar’daki merkezlerinden biri hâline gelir.

Bunun için çok büyük binalardan önce büyük bir iradeye ihtiyaç var.

Festival bitti.

Sanatçılar ülkelerine döndü.

Afişler bir süre sonra duvarlardan indirilecek.

Şadırvan yeniden günlük hayatın hareketine dönecek.

Kültür Evi'nin salonları yeniden başka etkinliklere ev sahipliği yapacak.

Ama tiyatronun sesi kolay kolay susmayacak.

Çünkü Prizren’in hafızasında tiyatro var. “Kardeş Akşamları” adı altında özengen tiyatrolar festivali yıllarca düzenlendi.

1951’den bu yana yaşanan kültürel birikimde Türkçe tiyatro var.

Sahneye çıkan yüzlerce oyuncunun emeği var.

Türkçe oyun yazan yazarların kalemi var.

Salonları dolduran seyircinin alkışı var.

Ve şimdi yeni bir umut var.

“Majestik” bize bir tiyatroyu yeniden ayağa kaldırmanın hikâyesini anlattı.

Prizren ise bize gerçek hayatta başka bir hikâye anlatıyor:

Bir tiyatro geleneği varsa, onu yaşatmak mümkündür.

Yeter ki perdeyi kapatmaya değil, yeniden açmaya karar verelim.

Prizren’in kalesi yerinde duruyor.

Şar Dağı yine şehri çevreliyor.

Eski evler yine birbirine yaslanıyor.

Şadırvan yine insanları buluşturuyor.

Şehir zaten hazır.

Seyirci zaten hazır.

Oyuncular da hazır.

Şimdi ihtiyaç duyulan şey, bu sahnenin ışığını sürekli yakacak kurumsal iradedir.

Çünkü tiyatro bir toplumun aynasıdır.

Ve aynayı kırarsanız yalnızca camı kaybetmezsiniz.

Kendinizden bir parçayı da kaybedersiniz.

Bu yüzden Prizren’de dileğimiz basit:

Festival bir daha gelsin.

Sonra bir daha.

Sonra her yıl…

Ve bir gün çocuklarımız, “Prizren’de Türkçe tiyatro ne zaman vardı?” diye sormasın.

“Bizim tiyatromuz hâlâ var” desin.

Çünkü bazı şehirler tiyatro izler.

Prizren ise tiyatroyu yaşar.

Yorumlar (0)

Yorum kurallar'ını okudum ve Onaylıyorum

Yorum Kuralları

  • Kullanıcıların birbirlerine karşı saygılı olması zorunludur.
  • Üyelerin birbirlerine yaptığı ırkçı, cinsiyetçi, homofobik ve küfürlü yorumlara müsamaha gösterilmeyecektir. Böyle durumda yorumlara müdahale edilecektir.
  • Kullanıcılar tarafından gelen, insanların dini inancına, ırkına, etnik kökenine, yaşına, sosyal durumuna, siyasi görüşüne, cinsel yönelimine, fiziksel durumuna göre kişilere veya belirli gruplara karşı nefrete teşvik edici, şiddet içeren, provokatif, aşağılayıcı içerik ve yorumları yayınlamama hakkını Kosova Haber saklı tutmaktadır.
  • Birey, kurum, kültür veya toplumları küçük düşürücü, küfür, aşağılama veya argo ifadelere izin verilmemektedir
  • Daha sağlıklı bir tartışma ortamının olması için yapılan yorumlarda kullanıcılar, diğer kullanıcıların inançlarına ve görüşlerine saygı göstermeleri zorunludur.
  • Yorumlarda büyük harf kullanılmamalıdır.
  • Site içerisindeki yorumlar Türkçe olmalıdır.
  • Herhangi bir ticari amaç ya da telif hakkı içeren yorumlara izin verilmeyecektir.
  • İnsanları kışkırtan, saldırgan bir kullanıcı adı seçilemez.
  • Spam mesajlar göndermek yasaktır. Aynı ve benzer mesajlar birden fazla kere gönderildiğinde de müdahale edilecektir.

Anket

16 Eylül’de Lahey’de açıklanacak UÇK liderleri hakkındaki kararı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Geçerlilik: 16.09.2026 10:32
© 2006 - 2026 Kosova Haber. Tüm Hakkları Saklıdır..

Designed and Developed by: Dmarketing