Bosna-Hersek İslam Birliği Reisüluleması Husein-ef. Kavazović, görevindeki ikinci döneminin sonuna yaklaşırken Preporod dergisine verdiği son röportajda, 14 yıllık görev süresini değerlendirdi. Kurumsal reformlardan Balkanlar’daki Müslümanların birliğine, Bosna-Hersek’in geleceğinden gençlerin sorunlarına kadar birçok konuda önemli açıklamalarda bulundu.
Bosna-Hersek İslam Birliği Reisüluleması Husein-ef. Kavazović, iki dönem ve toplam 14 yıllık görev süresinin ardından Preporod gazetesine verdiği son röportajda, görev süresince karşılaştıkları zorlukları, gerçekleştirilen çalışmaları ve kendisinden sonra görevi devralacak yeni Reisülulema Nedžad-ef. Grabus’a ilişkin düşüncelerini paylaştı.
“Müslümanlar birlikten çok söz ediyor ama bunu gerçekleştirmekte zorlanıyor”
Kavazović, 2012 yılında göreve başladığı dönemle bugünü karşılaştırırken, Bosna-Hersek’in temel sorunlarının önemli ölçüde devam ettiğini söyledi. Özellikle 1990’lı yıllarda savaşa ve soykırıma yol açan siyasi anlayışların henüz yeterince sorgulanmadığını belirten Kavazović; nüfus azalması, göç, Müslümanlara yönelik nefret söyleminin yaygınlaşması ve ülkenin bazı bölgelerinde Boşnakların varlığının giderek zayıflamasını önemli sorunlar arasında gösterdi.
İslam Birliği’nin kurumsal gelişimine de değinen Kavazović, görev döneminde teşkilatın işleyişini güçlendirecek düzenlemeler ve stratejik belgeler hazırladıklarını ifade etti.
Müslümanların birlik konusunda çok konuşmasına rağmen bunu hayata geçirmekte zorlandıklarını belirten Kavazović, şu değerlendirmede bulundu:
“Bölgedeki Müslümanların dinî birliğinin korunması sloganlarla değil, ancak kurumsal birlikle mümkün olacaktır. Son aylarda Sırbistan ve Sancak İslam Birliği’nde birliğin yeniden tesis edilmesinden özellikle memnuniyet duyuyoruz. Bu örnekten çok şey öğrendik ve aynı zamanda önemli bir olgunluk sınavını da başarıyla verdik.”
Eğitim kurumları ve Balkanlar’daki yatırımlar
Görev süresinde gerçekleştirilen çalışmalara değinen Kavazović, özellikle eğitim kurumlarının altyapısının geliştirilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Riyaset’in yeni idari binası, öğrenci merkezi, çeşitli şehirlerde açılan anaokulları, Banja Luka Medresesi, Zenica İslam Fakültesi’nin yeni binası, Gazi Hüsrev Bey Medresesi’nin kız öğrencilere ait bölümünün yenilenmesi ve Ljubljana İslam Merkezi’nin yanı sıra Hırvatistan’daki Rijeka ve diğer şehirlerde kurulan merkezleri önemli kazanımlar olarak sıraladı.
Ayrıca Boşnak diasporasında yüzlerce caminin inşa edilmesinin ortak bir emeğin sonucu olduğunu belirtti.
Gençler ve kadınların kurumsal hayattaki yeri
Kavazović, görev döneminde gençlerin ve kadınların İslam Birliği’nin kurumsal yapısına daha fazla katılımını sağlamaya çalıştıklarını söyledi.
Gençlik Ağı aracılığıyla gençlere teşkilatın kendilerine değer verdiği mesajını iletmeyi, onların görüşlerini duyurabilecekleri ve sorumluluk üstlenebilecekleri alanlar oluşturmayı hedeflediklerini ifade etti.
Evlilik ve Aile Dairesi’nin çalışmalarıyla kadınların kurumsal hayattaki yerinin güçlendirildiğini belirten Kavazović, buna rağmen kadınların cami cemaat kurulları ve temsil organlarındaki oranının henüz arzu edilen seviyeye ulaşmadığını kaydetti.
Tamamlanamayan çalışmalar arasında ise Bosna-Hersek devleti ile İslam Birliği arasında kurumsal anlaşmanın imzalanması ve haksız biçimde el konulan vakıf mallarının iadesi konularını gösterdi.
“Dünyada samimi dostlarımızın bulunması hayati önem taşıyor”
Uluslararası ilişkilerin İslam Birliği açısından önemine de dikkat çeken Kavazović, Bosna-Hersek’in tarih boyunca küresel siyasi gelişmelerden ağır biçimde etkilendiğini söyledi.
İslam Birliği’nin farklı ülkelerin dinî kurumları ve kiliseleriyle ilişkilerini geliştirdiğini, dinî alanın ötesine geçen ortaklıklar kurduğunu belirterek, bu ilişkilerin kurumların kapasitesini güçlendirdiğini ve toplumsal istikrara katkı sağladığını ifade etti.
Savaş, kamplar ve Boşnaklara yönelik nefret politikaları
Röportajın dikkat çeken bölümlerinden birinde kendi savaş tecrübelerine ve ailesinin yaşadığı acılara değinen Kavazović, kendisinin Hırvat Savunma Konseyi (HVO) tarafından Konjic yakınlarında, ağabeyi merhum Osman Efendi’nin ise Sırp güçleri tarafından Bijeljina yakınlarındaki Batković kampında esir tutulduğunu anlattı.
Her iki kampın da Bosna-Hersek’e ve Boşnak halkına yönelik aynı suç zihniyetinin ürünü olduğunu ifade etti.
Kavazović, özellikle Sırp siyasi elitlerinin bir bölümünün nefret söylemini bugün de sistematik biçimde sürdürdüğünü belirterek, Sırp halkına bu anlayışla hesaplaşma çağrısında bulundu.
Şu ifadeleri kullandı:
“Sırp halkı, iki halkımız arasında nefreti derinleştirenlerle hızlı bir şekilde hesaplaşmazsa hiç kimse için iyi olmayacaktır. Halklarımız iç içe yaşamaktadır. Allah’tan, insanları düşmanlığa ve nefrete değil, iş birliğine ve kültürel yakınlaşmaya yönlendirecek sorumlu insanların ortaya çıkmasını diliyorum.”
“Modern dünyanın en büyük manevi sorunu kutsal olanın değersizleştirilmesidir”
Günümüz Müslümanlarının karşı karşıya bulunduğu manevi ve ahlaki sorunlara ilişkin değerlendirmesinde Kavazović, modern dönemin en önemli problemlerinden birinin kutsal değerlerin aşındırılması olduğunu söyledi.
Özellikle sosyal medya ve sanal dünyanın gençler üzerindeki etkisine dikkat çekerek, her şeyin göreceli hâle getirildiği ve hakikatin dikkat çekme mücadelesine indirgendiği bir ortamda dinî değerlerin öneminin korunması gerektiğini vurguladı.
Dinî kurumların zamanın ihtiyaçlarına cevap vermesi gerektiğini, ancak kendi temel değerlerini dönemin şartlarına göre değiştirmemesi gerektiğini ifade etti.
Siyasi temsilcilere Aliya İzetbegović’in sözünü hatırlattı
Bosna-Hersek’in siyasi temsilcilerine de mesaj gönderen Kavazović, merhum Cumhurbaşkanı Aliya İzetbegović’in şu sözünü hatırlattı:
“Onlar kendi halklarına benzesinler.”
Devlet yönetiminin son derece büyük sorumluluk gerektirdiğini belirten Kavazović, ülkeyi ancak bilgili, cesur ve fedakâr insanların yönetebileceğini söyledi. Siyasi temsilcilerin Allah’tan başka kimseden korkmamaları ve halka hizmet etmeleri gerektiğini ifade etti.
“Yeni Reisülulema’ya bu emaneti gönül rahatlığıyla devredebilirim”
Röportajın sonunda kendisinden sonra görevi devralacak Nedžad-ef. Grabus hakkında konuşan Kavazović, İslam Birliği’nin seçim sürecini başarıyla tamamlamasının kurumsal olgunluğun ve demokratik işleyişin göstergesi olduğunu belirtti.
Yeni Reisülulema’yı yakından tanıdığını ifade eden Kavazović, şu sözlerle değerlendirmesini tamamladı:
“İslam Birliği kendisine layık bir lider seçmiştir. Geleceğin Reisüluleması Nedžad-ef. Grabus’u tanıdığım için bu emaneti gönül rahatlığıyla devredebilirim.”
Grabus’a tavsiyesinin Allah’a güvenmesi ve ardından İslam Birliği’nin sahip olduğu büyük potansiyele dayanması olduğunu belirten Kavazović, yeni Reisülulema’nın çalışma arkadaşlarıyla birlikte kurumun tarihinde yeni ve aydınlık bir sayfa açmasını temenni etti.
Röportajın en dikkat çekici mesajlarından biri ise Kavazović’in şu sözleri oldu:
“İslam Birliği bizimle başlamadı, bizim ayrılışımızla da gelişimi sona ermeyecek.”
Kaynak: Preporod – 3 Kasım 2026 | Röportaj: Elvedin Subašić
(Mufassal haber: M.Tevfik Yücesoy)