- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Rüstem Budak
Rüstem Budak
0 dk
Fahri Tuna; bu şehrin önemli yüzlerinden biri. Önceliklekendinizden bahseder misiniz?
835.222 Sakaryalıdan sadece biri Fahri Tuna. Bu ilde doğmuş;bütün okulları bu ilde okumuş; gençliği, aşkları, hayal kırıklıklarını buşehirde yaşamış, bu şehirde yemiş içmiş, çalışmış emekli olmuş; kısacaAdapazarı ile ağlamış Adapazarı ile gülmüş biri Fahri Tuna. "Ayı kırk türkübilirmiş kırkı da ahlat üzerine"ymiş ya, Fahri Tuna'nın bildiklerinin bir çoğubu şehir üzerine...
Yazarlık yeteneğiniz ilk ne zaman kim tarafından farkedildi?
1974 yılı Aralık ayı. 15 yaşındayım, Adapazarı İmam-HatipLisesi 4-D (şimdinin 9-D) sınıfındayız. Edebiyat dersi hocamız Kemal Özdemirderste yazılmak üzere bir ödev verdi, "herkes bir hikaye yazsın"; yazdık,topladı. Ertesi derste sınıfa girdi, beni tahtaya kaldırdı. Ben "eyvah acaba nesuç işledim" diye korkuyla karışık merakla içindeyken "Arkadaşlar sınıfımızdanbir yazar yetişiyor, ancak tasvirlerini güçlendirmek kaydıyla" dedi ve yazdığım"Askerin Dönüşü" adlı yazımı okuttu bana. İlk fark edilişim budur diyebilirim.Sonra lise sonda Edebiyat Kolu başkanlığı. Ardından da - ne ilgisi varsa-mühendislik fakültesi...
Edebiyat- düşünce serüveninizde neler ve kimler etkili oldu?
Büyük Doğu, MTTB, İhvan Kitabevi, Mavera Dergisi... MerhumNuman Yazıcı, Sami Güçlü, Abdullah Gül, Yılmaz Güney, Selahaddin Şimşek... Birgün Abdullah Gül-Sami Güçlü beni odalarına çağırdılar, bir ödev verdiler: CemilMeriç'in "Bu Ülke"sini... O gün bugün "Bu Ülke" için çalışıyorum. Kısacasıüzerimde hakkı olan daha nice değerli isimler var.
Hepimiz sizi Yenisakarya gazetesindeki Sakarya- Adapazarıtarihi- kültürü üzerine yaptığınız araştırmalardan- incelemelerden tanıyoruz.Edebiyat yönünüz bu meyanda Irmak dergisi süreciyle birlikte ele alındığındapek ön plana gelmedi. Edebiyat alanlarından biri olan portre yazarlığı alanınınasıl seçtiniz?
Aslında ben mizah yazarı olacaktım. 30 yaşındaydım. Bir günmerhum Özdeyiş Yazarı Selahaddin Şimşek, "hayır, sen mizah değil portre yazarıolacaksın, sende portreci istidadı (yeteneği) görüyorum" dedi ve elime acilenokumam gereken bir kitap listesi tutuşturdu. O gün bugün, yani yirmi yılı aşkınartık edebiyatın portre alanındayım; karınca kararınca yol almaya çalışıyorum.
Sadece insan portreleri değil olay- yer portreleri deyazdığınızı biliyoruz. Bu seçimleri yaparken neler sizlerin üzerinde etkiliolmaktadır? Kimlerin ve nelerin portrelerini yazı ile resmedersiniz?
İtiraf edeyim; yüzü aşkın insan, mekan ve şehir portresiyazdım, hiç birini ben seçmedim; ya bir dost, ya bir gündem, ya da kendikendilerini seçtirdiler. Hepsinin bir vesilesi, hepsinin bir hikâyesi var.1991'de Adapazarı Belediyesi "şehir ve mekan tasviri/portresi" yarışması açtı,"Adapazarı; Gönlümüzün Başkenti"ni o yarışma için yazdım, ki bu ilk portremdirbenim. Ardından Kadir Kuzu "Orta Camii"yi istedi ısrarla. O yazı "ÇarkCaddesi"ni getirdi. Şehir ve mekân portreleri ilkin 1993 Aralık ayında TürkEdebiyatı'nda yayımlanmaya başladı. Yedi İklim ve İzlenim'de devam ettiler.Yayımlanan ilk şahıs portrem Cemil Meriç'tir, Eylül 1997'de (Sayı 29) ÜlkeDergisinde. Dergah Dergisinde de 4-5 kişi ve mekân yayımlandı. 2001 Ocakayından bu yana ise aylık olarak yayımlanan Irmak dergisinde düzenli portreler yazmaya gayret ediyorum.
Portrelerinizde hikayeci Recep Şükrü Güngör'ün deyimiyleşiirsel üslup ön planda görünüyor. Ülkemizin önemli şairlerinden olan HilmiYavuz kitabınıza takdim yazdı. Portrelerinizin şiirsel etkileri nelerdir?
Evet; Recep Şükrü beyin, Yılmaz Güney'in de katıldığı böylebir görüşü var. Merhum Faik Baysal'ın, Hilmi Yavuz'un, Ercan Yılmaz'ın da başkabaşka görüşleri var. Benim, portrelerim hakkında söz söylemem yakışık almaz;okurlar ne görüyorsa, hissediyorsa öyledir. Şu kadarını söyleyebilirim; ikinokta ve noktalı virgüllerle örmeye çalıştığım fikirleri, yer yer kısacümlelerle netleştirmeye çabalıyorum.
Rahat okunan, okuru rahatsız etmeyen bir Türkçeniz var.Dilde neye dikkat ediyorsunuz?
Tercih ettiğim Türkçe; günlük, yaşayan Türkçedir. Yanianamın, annemin, sokağın Türkçesi. Mizahla başladığım için ben de yazılarımdazaman zaman ironi tadı hissediyorum: "Ayağında Kundura Türküsü İbrahimTatlıses'e bütün Türkiye'ye ayakkabı satın alacak kadar para ve şöhretkazandırdı" gibi... Yine de en iyisini okur bilir.
"Akşamın Aydınlığında Portreler" kitabınızda seçilenkişilere genel bir kompozisyon içinde bakıldığında sizin dünya görüşünüzü deortaya koyduğu görülüyor? Dünya görüşünüzün ana çizgileri nelerdir?
Bastığım toprak Anadolu toprağı; bütün yazılarımda bununizlerini görebilirsiniz... Bazen Keramali eteklerinde bir çobanın, bazentarlasında mısır çapalayan çiftçinin, bazen kahvehanede tavla atan KadirDayının, bazen şehrin en afili okulunda bir öğretmenin; ama daima bir Anadoluinsanının bakışıdır kalemim; bu toprakların sesi, bu toprakların bakışıdıryazdıklarım; öyle de olmaya devam edecek yazdığım sürece. Arda Turan o kitabaçok önemli bir golden sonra kameralara anne ve babasının adlarını gösterdiğiiçin girdi, şöhretiyle değil sadece, Faruk Şişman hiç yalan söylememiş birkahraman olduğundan girdi meselâ.
Kültür- sanat adamı olarak Balkanlardan Doğuya kadar genişbir yelpazede gezme- inceleme fırsatı buldunuz. Bu geniş toprakların kelimecoğrafyanıza nasıl bir etkisi oldu?
Elbette çok çok katkısı oldu; Balkanların kalbidir Üsküp,bir hicran şehridir Manastır, ayakları okyanusta, başı yıldızlarda rüya gibibir şehirdir Mardin; medeniyetimizin bu simge şehirlerini görmeden bilmedensevmeden yazılacak her yazının eksik olduğunu söyleyebiliriz.
İnsanı tanımak, kendini tanımak olarak algılanır. Sizinsanları tanırken- tanımlarken kendi içinize yolculuk- kendi kendi kendinizletanışma süreci oluşuyor mu?
En zor şeydir insanın kendi kendini tanıması. Ben bunu elliyıldır başarabilmiş değilim; dediğiniz gibi her yeni yazı, aslında kendiiçimize bir yolculuktur esasında. Kendimi tanıma süreci, yoğun bir mücadelehalinde devam ediyor diyebilirim.
Portrelerini yazdığınız kişilerden tepki aldınız mı?
Bir astsubayın - Tarık Pekerken'in kulakları çınlasın - OrtaCamii yazım için mahkemeye verme tehdidi ve orta düzeyde bir kekeme olan YücelÇakmaklı'nın "ben kekeme değilim" diye kızıp darılmasını saymazsak, pek tepkialmış değilim. Öte yandan yaşayanların portresini yazmanın zor, pek çok zor veriskli olduğunu söyleyebilirim.
Kelime ile insan resmi yapmak olan portre yazarlığınınzorlukları nelerdir? Portrelerinizi nasıl yazıyorsunuz?
Önce zihnimde oluşuyor ana hatlarıyla portre. Sona kalemedökülüyor. Sonra buzdolabına koyupsoğutuluyor. Son düzeltme ve düzenlemeden sonra piyasaya çıkıyor yazı. Biryazının ortaya çıkışı çok zaman alıyor. Yılmaz Güney'i, Osman Suroğlu'nu, FarukŞişman'ı 45'er dakika gibi çok kısa sürede yazdım; ama yirmi sene artı kırk beşdakikada... Yazacağınız kişi veya şehir hakkında yeterli bilginiz varsa, gerisikendiliğinden geliyor zaten. Yamaçlarda biriken sular misali, bir yerden kaynakşeklinde ortaya çıkıveriyor cümleler.
Şu ana kadar kaç portre yazdınız?
1991'den 2010'a... yirmi yılda yaklaşık yüz portre. Yirmikadarı mekân, gerisi insan olmak üzere.
En çok sevdiğiniz beş portrenizi soracak olsak?
Ayırım yapmak doğru olmaz... İllâ bir cevap gerekirse; "TekKişilik Çoğunluk; Selahaddin Şimşek", "İstanbul Türkiye'dir", "Modern TıbbınBeyaz Lekesi; Sadık Canlı", "Babasının Soyadını Unutan Adam; FarukŞişman", "Cemil Meriç; Türk DüşüncesininEverest'i" diyebilirim.
Yaşamınızın her dönemini bu şehirde yaşadınız. Bu şehre olansevginizi de biliyoruz. Anadolu'nun bu orta ölçekli şehrinde kültür- sanat-düşünce alanında kendinizi yetiştirdiniz- yetiştirildiniz. İstanbul gibimerkezler dışında böylesi bir imkân ve üretimi mümkün kılacak şeyler nelerdir?Tecrübeleriniz ışığında aktarır mısınız?
Rahmetli Selahaddin Şimşek "İstanbul'da da taşra var, taşrada daİstanbul; olay sizin nereden baktığınıza bağlı" derdi. Adapazarı, Türk düşüncehareketleri bağlamında zengin bir şehirdir; bir çok düşünce hareketinin neşvü nemabulduğu bir şehirdir. Ayrıca İstanbul ve Ankara'ya da çok yakın. Siz belli birbirikim ve düzeye sahipseniz - er geç- İstanbul sizi kabul eder, ediyor. Yeterki söyleyecek sözünüz olsun.
(27.4.2010)
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor