- Anasayfa
- Kültür Sanat
- Sanatın, Edebiyatın ve Beyefendiliğin Mücessem Hâli: Ethem Baymak
Sanatın, Edebiyatın ve Beyefendiliğin Mücessem Hâli: Ethem Baymak
0 dk
Gönül coğrafyasından bir portre
Bazı insanlar vardır; yalnızca eserleriyle değil, taşıdıkları ruhla, temsil ettikleri değerlerle ve yaşadıkları hayatın inceliğiyle hatırlanırlar. Ethem Baymak, işte bu nadide isimlerden biridir. Onu tanımak, bir sanatçıyı tanımaktan öte; bir medeniyet tasavvuruna, bir zarafet anlayışına ve derin bir insanlık hâline tanıklık etmektir.
2005 yılında Kosova’da başlayan tanışıklığımız, aradan geçen yıllara rağmen muhabbetle devam etmektedir. En son Bijelo Polje’de, Osmanlı’daki adıyla Akova’da bir resim sergisi vesilesiyle bir araya gelmiş; hasbihâl edip hasret gidermiştik. O günün sıcaklığı ve samimiyeti hâlâ zihnimde tazeliğini koruyor. Bugün ise zaman zaman paylaştığı şiirlerle gönüllerimize dokunmaya devam ediyor. En son, Nisan ayının bahar esintileri içinde “Önce şiir vardı” şiirini kendi sesinden dinlerken, ruhumda bir sükûnet meltemi esiyordu.
10 Mart 1952’de Prizren’de dünyaya gelen Baymak, çocukluk ve gençlik yıllarını Balkanların bu kadim kültür merkezinde geçirmiştir. Prizren, yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan, sanatın ve düşüncenin beslendiği önemli bir havza olmuştur. Baymak’ın sanatına sinen o derinlik, bu şehrin taş sokaklarından, tarih kokan köprülerinden ve çok katmanlı kültürel dokusundan beslenir.
Eğitimini Prizren Yüksek Pedagoji Akademisi’nde tamamlayan Baymak, meslek hayatına gazetecilikle adım atmış; Priştine radyo ve gazetelerinde yaklaşık yirmi beş yıl boyunca aktif olarak çalışmıştır. Bu süreç, onun hem toplumsal meselelerle hem de insan hikâyeleriyle doğrudan temas kurmasını sağlamış; kalemine sahicilik, gözlem gücü ve derinlik kazandırmıştır.
Ancak Ethem Baymak’ı yalnızca bir gazeteci olarak tanımlamak eksik kalır. O, aynı zamanda güçlü bir şair, üretken bir yazar ve derinlikli bir ressamdır. Otuz yılı aşkın bir süre boyunca resimle uğraşmış; Yugoslavya’dan Türkiye’ye, Avrupa’nın farklı şehirlerinden Balkan coğrafyasına kadar uzanan geniş bir alanda elliye yakın kişisel sergi açarak sanatını sanatseverlerle buluşturmuştur. Onun tablolarında yalnızlık, umut, hüzün ve insanın iç dünyasına dair derin izler dikkat çeker.
Edebiyat sahasında da son derece üretken olan Baymak; şiir, deneme, eleştiri, biyografi ve çocuk edebiyatı gibi farklı türlerde önemli eserler kaleme almıştır. Şiirlerinde lirizmle birlikte düşünceyi harmanlayan bir yaklaşım görülür. “Sevişmenin Tam Zamanı” (1992), “Rumeli Çeşitlemeleri” (1996), “Gülü Dişledim” (1998), “Ve Akşam Erken İner Rumeli’ye” (2000) ve “İçimdeki Hürriyet Kabına Sığmıyor Gene” (2001) gibi eserleri, onun şiir dünyasının zenginliğini ve derinliğini ortaya koyar.
Günlük türünde “Günce” (1986) adlı eseriyle bireysel hafızayı edebiyata taşırken; biyografi alanında “Süreyya Yusuf / Yaşamı, Sanatı ve Eserleri” (1988) ile “Naim Şaban / Hayatı ve Sanatı” (1988) gibi çalışmalarla önemli şahsiyetleri kayıt altına almıştır. Eleştiri türünde “Günsalkımı” (1989) ve “Tuna Akar Serin Serin” (1999) ile edebî dünyaya katkı sunmuş; çocuk edebiyatında ise “Ressam Harfleri Çizdi” (2003) ile farklı bir kapı aralamıştır.
Sanatın farklı alanlarında üretim yapan Baymak, tiyatro alanında da iz bırakmıştır. “20. Yüzyılın Karagöz ve Hacivatı” adlı oyunu 1986 yılında Priştine Televizyonu’nda sahnelenmiş; “İnek ile Sinek” (1987), “Gül ve Diken” (1988) ve “Caro ile Curo” (1989) adlı oyunları radyolarda yayımlanarak geniş kitlelere ulaşmıştır.
Onun eserleri yalnızca yerel sınırlar içinde kalmamış; şiirleri altı farklı dile çevrilerek uluslararası bir okuyucu kitlesine ulaşmıştır. Yazıları Birlik Gazetesi gibi önemli yayın organlarında yer almış; Balkan Türk edebiyatının gelişimine ciddi katkılar sunmuştur.
Ayrıca Kosova Türk Yazarlar Derneği üyeliği ve Kosova Türk Sanatçılar Derneği sanat yönetmenliği görevleriyle kültürel hayatın içinde aktif rol almış; yalnızca üreten değil, aynı zamanda yön veren bir isim olmuştur.
Son dönem çalışmalarından biri olan “Balkanlar’da Yaşayan Türklerin Edebiyatında Mektuplar” adlı eseri ise, Balkan Türk edebiyatının hafızasını diri tutan önemli bir çalışma olarak dikkat çekmektedir. Bu eser, sadece edebî bir derleme değil; aynı zamanda bir dönemin sosyo-kültürel ve tarihsel panoramasını sunan kıymetli bir kaynak niteliğindedir.
Ethem Baymak hakkında yapılan değerlendirmelerde de onun özgünlüğü vurgulanır. Eleştirmen Reşit Hanadan’ın ifade ettiği gibi, onun şiiri hem içerik hem biçim hem de söyleyiş açısından yerli edebiyatta bir yenilik ve farklılık ortaya koymaktadır. Baymak, şiirinde bugünü, insanın sancılarını ve çağın ruhunu başarıyla yansıtır.
Ancak tüm bu üretkenliğin ve başarının ötesinde, Ethem Baymak’ı asıl kıymetli kılan onun şahsiyetidir. Beyefendiliği, tevazusu, zarafeti ve insanlara yaklaşımındaki içtenlik; onun sanatını daha da anlamlı kılar. O, sanatını hayatından ayırmayan; hayatını da sanatın inceliğiyle yoğuran bir isimdir.
Bugün hızla değişen ve çoğu zaman yüzeyselleşen dünyamızda, Ethem Baymak gibi şahsiyetler bize bir şeyi hatırlatır: Sanat, sadece üretmek değil; aynı zamanda bir duruş, bir ahlak ve bir gönül meselesidir.
Onu tanımak; yalnızca bir sanatçının eserlerini okumak ya da tablolarına bakmak değildir. Onu tanımak; bir medeniyetin inceliğini, bir insanın zarafetini ve bir ömrün anlamlı yolculuğunu keşfetmektir.
Selam ve dua ile…
M. Tevfik Yücesoy
Nisan 2026/ İstanbul
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor