- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Saraybosna’da Bir Parkın Altındaki Tarih
Saraybosna’da Bir Parkın Altındaki Tarih
0 dk
(Analiz haber: M.Tevfik Yücesoy)
Kalin Hacı Ali’nin Vakfı: Cami, mektep ve 40 mezar park haline getirildi
Kalin Hacı Ali’nin camisi, son yıllarda bu vakfın bulunduğu alanda Arkeolojik Park inşa edilmesi süreciyle daha geniş kitleler tarafından tanınır hale gelmiştir.
Söz konusu alan, Saraybosna’daki Saraybosna Halk Tiyatrosu (Narodno pozorište Sarajevo) yakınında yer almaktadır. Şeyh Seyfuddin Kemura – Fehmi bin Ali’nin kayıtlarına göre caminin inşası 1535 yılında (Hicri 942) başlamıştır.
Cami, yol kenarında ve taş duvarlarla çevrili geniş bir hazirenin ortasında bulunuyordu. Duvarlarda demir parmaklıklı çok sayıda pencere vardı. Avluda kadılar, ağalar, ulema ve Kalin Hacı Ali’nin kızı defnedilmişti.
Yapı oldukça geniş ve uzun olup kerpiçten inşa edilmiş, üzeri kiremit kaplı ve taş minareliydi.
Kalin Hacı Ali, Saraybosnalı bir ileri gelen olup cami ve mektebin masraflarını karşılamak için nakit para vakfetmiştir. Oğlu Hüseyin, vakfın mütevellisi olarak görev yapmış ve caminin çatısının tamiri için kadıdan 1080 akçe talep etmiştir.
Tarihi kayıtlara göre cami, Prens Eugen Savoyski’nin Bosna’ya yaptığı sefer sırasında zarar görmüş ve tamamen yanmıştır. Daha sonra vakıf gelirleriyle onarılmıştır.
Vakfiyeye göre:
• İmamın günlük ücreti 2 akçe
• Hatibin 4 akçe
• Müezzinin 2 akçe
• Temizlik ve bakım görevlilerinin de 2’şer akçe idi
Ayrıca imamın ikindi namazından sonra Kur’an’dan bir sure okuyup salavat getirmesi şart koşulmuştur.
Kalin Hacı Ali, cami için Nesuh Bey Mahallesi’nde (bugünkü Vijećnica civarı) bir ev, bir han ve dükkânlar da vakfetmiştir. Daha sonraki dönemlerde başka hayırseverler de para, ev ve dükkân vakfederek bu vakfa katkıda bulunmuştur.
Hazirede ayrıca Gazi Hüsrev Bey Vakfı’nın eski nazırı Muhammed Ağa ve Kulović kardeşlerin mezarları da bulunuyordu.
İki dünya savaşı arasındaki dönemde caminin faaliyeti zayıflamış, sadece bazı vakit namazları ile cuma ve bayram namazları kılınmıştır.
II. Dünya Savaşı’ndan sonra ise cami, yerine bina yapılacağı gerekçesiyle yıkılmış; ancak bu alan daha sonra park olarak düzenlenmiştir. Eski Yugoslavya (SFRJ) döneminde hazire toprakla örtülmüş ve mülkiyet İslam Birliği’nden alınmıştır.
2005 yılında bölgede ilk arkeolojik kazılar başlatılmıştır. 2017 yılında yapılan araştırmalarda cami, mektep ve hazirenin temelleri ile birlikte 40 mezar ortaya çıkarılmıştır. Mezarlardan hiçbirinin nakledilmediği, sadece üzerlerinin kapatıldığı tespit edilmiştir.
***
Bir Parkın Altındaki Tarih: Kalin Hacı Ali Vakfı ve Uluslararası Hukuk Açısından Sorgulama
Saraybosna’nın merkezinde, Saraybosna Halk Tiyatrosu (Narodno pozorište Sarajevo) yakınındaki sakin bir park… İlk bakışta sıradan bir kamusal alan. Ancak bu alanın altında, yüzyıllar boyunca yaşayan bir vakıf düzeninin kalıntıları; bir cami, bir mektep ve en az 40 mezar yatıyor. Bugün mesele yalnızca tarih değil—uluslararası hukuk açısından ciddi sorular barındıran bir durum.
Görünmeyen İhlal: Mülkiyet mi, Miras mı?
Kalin Hacı Ali’nin vakfı, klasik anlamda bir hayır kurumu değil; hukuken korunması gereken bir mülkiyet ve kültürel miras alanıydı. Bu tür vakıflar, sadece dini değil aynı zamanda toplumsal işlevleri olan yapılardır.
Ancak II. Dünya Savaşı sonrası Sosyalist Federal Yugoslavya Cumhuriyeti döneminde bu alanın kamulaştırılması ve ardından caminin yıkılması, modern uluslararası hukuk perspektifinden bakıldığında tartışmalı bir tablo ortaya koyuyor.
Bugün yürürlükte olan normlara göre değerlendirdiğimizde, burada en az üç kritik alan gündeme geliyor:
1-Mülkiyet hakkı ihlali
2-Din özgürlüğünün dolaylı kısıtlanması
3-Kültürel mirasın tahribi
Mezarlıkların Üzerine Park: Hukuken Ne Anlama Gelir?
2017’de yapılan kazılarda mezarların yerinde bulunduğu ve taşınmadığı ortaya çıktı. Yani mezarlar ortadan kaldırılmadı; üzerleri kapatıldı.
Bu durum, özellikle UNESCO normları ve kültürel miras sözleşmeleri açısından son derece problemli. Zira, mezarlıklar korunması gereken kutsal alanlar olarak kabul edilir.
Müdahale edilmesi durumunda usulüne uygun nakil ve kayıt zorunludur. Üzerlerinin kapatılarak kamusal alana dönüştürülmesi, etik ve hukukî ihlal sayılabilir
Bu bağlamda mesele sadece geçmişte yapılmış bir uygulama değil; bugün bile tartışmaya açık bir hak ihlali niteliği taşır.
“Kamulaştırma” mı, Sistematik Dönüştürme mi?
Sosyalist Yugoslavya dönemindeki uygulamalar çoğu zaman “kamulaştırma” başlığı altında meşrulaştırıldı. Ancak bu örnek, klasik bir kamulaştırmadan öteye geçiyor.
Çünkü burada, Sadece mülkiyet devredilmiyor aynı zamanda dini bir mekân ortadan kaldırılıyor ve yerine tamamen farklı bir işlev yükleniyor.
Bu da uluslararası hukuk literatüründe “kültürel ve dini alanların zorla dönüştürülmesi” olarak tartışılan kategoriye daha yakın duruyor.
Bugünden Geriye Bakınca: Sorumluluk Meselesi
Elbette bu olaylar, bugünkü uluslararası hukuk normlarının tam olarak gelişmediği bir dönemde yaşandı. Ancak bu, meseleyi tamamen kapatmaz.
Günümüzde, Tarihî adaletsizliklerin yeniden değerlendirilmesi, Kültürel mirasın iadesi veya korunması, Dini alanlara yönelik ihlallerin tanınması gibi yaklaşımlar giderek güç kazanıyor.
Bu nedenle Kalin Hacı Ali vakfı meselesi, sadece geçmişin bir hatası değil; bugünün hukuk ve etik gündemine taşınabilecek bir dosya niteliği taşıyor.
Son Söz
Bir parkın altında kalan 40 mezar ve yıkılmış bir cami… Bu tablo, bize şunu hatırlatıyor:
Şehirler sadece binalardan ibaret değildir; aynı zamanda hukukun, inancın ve hafızanın katmanlarıdır.
Kalin Hacı Ali vakfı örneği ise şu soruyu açık bırakıyor:
Modernleşme adına yapılan müdahaleler, gerçekten hukuken ve ahlâken meşru muydu—yoksa sadece zamanın gücüyle mi meşrulaştırıldı?
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor