EURO
1
  • EURALL
    91.51 -0.06%
  • EURTRY
    55.55 -0.09%
  • EURMKD
    61.52 0.00%
  • EURRSD
    117.51 -0.01%
  • EURUSD
    1.14 -0.07%
  • EURGBP
    0.86 0.02%
  • EURCHF
    0.94 0.18%
  • EURSEK
    11.26 -0.29%
  • EURAUD
    1.62 0.01%
Haberler aranıyor...
Aramak için en az 2 karakter yazın.

SARSILMAZ BİR CEMAAT HİZMETKÂRI VE MANEVİYAT ERİ

SARSILMAZ BİR CEMAAT HİZMETKÂRI VE MANEVİYAT ERİ
24 Eylül 2026, 18:40

0 dk

Şeyh Hafız Zilko Zolja ile sohbet (1931–2026)
 
Yazan: Ferid Dautović
Mufassal haber: M.Tevfik Yücesoy 
 
Şeyh Hafız Zilko-efendi Zolja: Hafızlık duasıyla Ağustos 1951’de, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Bosna Hersek İslâm Birliği’nin ilk hafızı olarak resmen icazet aldı.
 
Kendi şahsî kariyerini inşa etmedi, itibar veya dünyevî ayrıcalıklar peşinde koşmadı. Cemaatinin, dervişlerinin ve kendisine saygı duyan insanların yanında sessiz, mütevazı ve gösterişten uzak bir hayat yaşadı. İnsanları camisinin, mektebinin ve tekkesinin sessizliği içinde yetiştirdi.
 
Hafız Zilko Zolja, 1931 yılında Kiseljak yakınlarındaki Gornji Palež’de mütevazı ve dindar bir ailede dünyaya geldi. On yedi yaşında, hocası Şeyh Hacı Hafız Mustafa Mujić’in yanında ilim tahsiline başladı. Hıfzını onun yanında tamamladı. 2 Ağustos 1951’de okunan hafızlık duasının ardından, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Bosna Hersek İslâm Birliği’nin ilk hafızı olarak resmen icazet aldı.
 
İmamlık imtihanını verdikten sonra Duhri ve Šćitovo cemaatlerinde, ardından Fojnica yakınlarındaki Prokos’ta 14 yıl imam olarak görev yaptı. Görev hayatının büyük bölümünü ise Visoko yakınlarındaki Uvorići’de geçirdi.
 
Uzun yıllar “Osman-ef. Redžović” Medresesi’nde hat sanatı dersleri verdi. Nakşibendî tarikatının şeyhlerinden olan Zolja, hocası Şeyh Mujić’in vefatından sonra zikir halkalarını yönetmeye ve müridlerini manevî yönden yetiştirmeye devam etti.
 
Beş hafızın muhafızı olarak görev yaptı. Yazdığı levhalar ve hat eserleri Bosna Hersek’in birçok camisinde bulunmaktadır.
 
Hafız Zilko Zolja, 23 Şubat 2026 tarihinde 95 yaşında ahirete irtihal etti. Cenaze namazını öğrencisi Hafız Abdulkadir Kadrić kıldırdı. Saraybosna Müftüsü Nedžad-ef. Grabus da duygu yüklü bir konuşma yaptı.
 
Örnek bir hayat
 
Şeyh Hafız Zilko bütün hayatını İslâm’a ve Müslümanlara hizmete adadı. Kendi kariyerini oluşturmadı, itibar veya dünyevî ayrıcalıklar için mücadele etmedi. Cemaatinin, dervişlerinin ve kendisine saygı duyanların yanında sessiz, mütevazı ve gösterişten uzak bir hayat yaşadı. İnsanları camisinin, mektebinin ve tekkesinin sessizliği içerisinde yetiştirdi.
 
İslâm Birliği’ne ve onun âlimlerine saygı ve değer verirdi. Birçok kişiye hocalık edebilecek durumda olmasına rağmen, kendisinin cemaat için daha fazla hizmet ettiğini veya insanlarla daha fazla ilgilendiğini düşünerek kendisini başkalarından üstün görmezdi. Son derece mütevazıydı.
 
Sade fakat şık giyinirdi. Takım elbisesiyle, gerektiğinde pardösüsüyle ve başındaki fesle vakur ve onurlu bir görünüm sergilerdi. Fiziksel olarak çok zayıf olmasına rağmen, rüzgârın yönüne göre eğilmeyen, sarsılmaz bir duruşu vardı.
 
Elbette bunun bir bedeli de vardı. Fakat bunlar, Allah’ın seçip imanları ve sağlam, güçlü ve sarsılmaz inançlarıyla yönlendirdiği büyük ruhların, maneviyat şövalyelerinin yapabileceği şeylerdi.
 
Şeyh Hafız Zilko düzenli bir medrese eğitiminden geçmemişti. Ancak dinî bilgisini büyük ölçüde kendi şahsî gayreti ve mürşidi, Şeyh Hafız Mustafa Mujić ile yaşadığı manevî tecrübe sayesinde elde etmişti.
 
Ben her ikisini de tanıdım. İkisi de takvanın, huşûnun, yumuşaklığın, ölçülülüğün ve Allah’a ve Hz. Muhammed’e olan sevginin sembolüydü.
 
Onların evlerinde, camilerinde ve tekkelerinde bir sekînet, yani bütün orada bulunanları huzura kavuşturan bir sükûnet hâkimdi. Hastaları teselli eder, memnuniyetsiz ve kavgalı insanları barıştırırlardı.
 
Başkalarına her zaman ve her durumda yardım etmeye hazırdı. Tavsiyeleri her yaranın merhemi gibiydi. Bunlar insanın hafızasında kalan, ona ilham veren, endişe ve korkudan kurtaran ve hayat boyunca insanla birlikte yaşayan tavsiyelerdi.
 
Onu Bosna Hersek’e yönelik savaş başlamadan önce, hocası Mujić’in yanında tanımıştım. Kayınpederim Osman Čabaravdić, Hafız Mujić’i sever ve ona değer verirdi. Neredeyse her hafta onu ziyarete giderdi. Ben de Visoko’ya geldiğimde mutlaka onunla birlikte Şeyh Mujić’i ziyarete giderdim.
 
Savaştan sonra ise Şeyh Hafız Zilko ile Mejtaš’taki tekkede, Şeyh Halil Hulusija Brzina’nın yanında sık sık karşılaştım.
 
Beni evine ziyarete ve 1999’da şeyhin vefatından sonra Nakşibendî tarikatının zikir halkasını yönetmeye başladığı Pertačka Camii’ndeki zikre davet ederdi.
 
Bir gün Visoko İslâm Birliği Meclisi başimamı Midhat-ef. Čakalović’i aradım ve Şeyh Zilko’nun Uvorići’deki evinde bir sohbet düzenlemesini rica ettim. Ayrıca hakkında bir monografi yazdığım dostu Hafız Salih-ef. Semić hakkında bazı bilgiler edinmek için de gitmiştim.
 
2 Ağustos 2019’da gerçekleştirdiğimiz görüşme sırasında hayatının bir bölümünü de kayda aldım.
 
Zorluklara rağmen hizmet devam etti
 
Bana, ruhunu dolduran işi yaptığını söylüyor ve mektepteki çalışmalarını anlatıyordu:
 
“Çocuğa ders veremezdin; eğer tahtaya gizlice yazmayı bilmiyorsan işin zordu. Çünkü biz çocuklara, gündüzleri pencereleri battaniyelerle örtmek zorunda kaldığımız zamanlarda veya geceleri, ışık olmadığında ders verirdik. 1943’te Palež’de hiçbir çocuğun ders kitabı bulundurmasına izin verilmiyordu. Ders kitaplarıyla yakalanırsan, trenle şehre götürülüp hesap vermen gerekiyordu.”
 
Hafız Zilko, o dönemin son derece hassas şartlarını vurgulayarak, mektepte ders kitaplarıyla yakalanınca kendisinin de SUP’a (Emniyet teşkilatına) çağrıldığını anlatıyordu. Bir süre derslerin, onun ifadesiyle, “ezberden”, yani ağızdan ağıza aktarılarak yapıldığını söylüyordu.
 
Fojnica çevresinde mekteplerin yasaklanmasına ilişkin ilk girişimin de kendi durumuyla bağlantılı olduğunu belirtiyordu.
 
Askerlikten döndükten sonra, askere giden Jusuf-ef. Hurem’in yerine geçmiş ve iki yıl boyunca Šćitovo’da çocuklara ders vermişti.
 
“Beni mektepten eve, evden mektebe kaç defa gönderdiler. Sonunda yasak geldi. Bunun üzerine Grajani üzerinden ilk insanlar Saraybosna’ya gittiler. Doğu Bosna ile bağlantı kurdular ve oradan Ulema Meclisi’ne gittiler.
 
Sonra sordular: ‘Çocuklarımızı mektepte, camilerde ve tekkelerde eğitmemize izin vermeyen nasıl bir kanundur bu?’
 
İbrahim-ef. Fejić reisülulemâ idi. Çok dindar bir insandı, fakat iki oğlu partideydi. O da kendisini şöyle savundu: ‘Harflerin bizim için ne önemi var? Latin ve Kiril alfabemiz var. Yasak harflerden dolayı uygulanıyor… Biz dini bu şekilde, bu dil ve alfabe ile de öğrenebilir ve yaşayabiliriz.’
 
Bunun üzerine onlara, ‘Biz Đuro Pucar’a gidiyoruz’ dediler.
 
‘Oraya giderseniz hepimiz hapse gireriz’ dedi.
 
‘Bu bir isyan gibi görünür.’
 
‘Hayır, hayır, biz ne yaptığımızı bilmiyoruz.’
 
‘Nasıl ne yaptığınızı bilmiyorsunuz?’
 
‘Bizde mektepler kapatıldı. İşte belgeler.’”
 
Hafız Zilko, bütün bu zorluklara rağmen hocaların görevlerini sürdürdüğünü vurguluyordu.
 
Din görevlilerine maaş yerine patates, pekmez, kuru erik ezmesi, fasulye; kışın ise odun veriliyordu. Sergija ise bayramlarda toplanıyordu. Buradan elde edilen parayla mezarlığın etrafı çevriliyor, artan para olması hâlinde ise imama veriliyordu.
 
Alidžun’da hafızlık duası
 
Şeyh Zilko, Ağustos 1951’de hıfzını tamamladı ve kendisi için hafızlık duası düzenlendi.
 
“Bu, gençlerin Visoko’ya şenlik için gittiği Alidžun günüydü. Yaşlılar ise evde kalmıştı ve duaya geleceklerdi.
 
Hacı Mujaga Merhemić, medrese müdürüm; Hafız İbrahim Proho, Hadžijahić, Hafız Mustafa Sahačić, Hafız Asım-ef. Sirčo… kısacası duada on bir hafız vardı.
 
Perşembeydi, cuma arifesiydi. İkindi namazından sonraydı. Bahçede o kadar çok insan vardı ki herkes mektebe sığmıyordu.
 
Bir kişi, otuz erik ağacına elektrik kablosu döşemişti.”
 
Duanın ikindi namazından sonra başladığını ve akşam namazıyla sona erdiğini anlatan Zolja, duadan sonra kısa bir dinlenme ve yemek verildiğini, yatsı namazından sonra ise mevlid okunduğunu söyledi.
 
“Dervişler ilahiler okudu, Saraylılar ise kasideler okudu.”
 
Dua merasiminde sabaha kadar Kur’an okunduğunu anlatan Zolja, ardından sabah namazının kılındığını ve misafirlerin köylere dağıldığını ifade etti.
 
Daha sonra, Hacı Mujaga’nın misafir olduğu eve kahve ve kahvaltı için onları davet etmek üzere indiğinde, onu bir çitin yanında tesbih elinde otururken gördü.
 
“Bana, ‘Sevgili evladım, ben oruçluyum’ dedi. Davud orucu tutardı. Ağlıyordu…
 
‘Artık o insanlar yok.’
 
O, her hafızı bir Macar altınıyla ödüllendirirdi. Nerede hafızlık duası olduğunu öğrense oraya gider ve hafızlığa geçen kişiye bu ödülü verirdi.
 
Benim evime girdi, abdest aldı. Ben de havluyu tutarak ona yardımcı oldum. Mübarek yüzünü ve ellerini sildi. Birden:
 
‘Bu, oğlum, senin hediyen. Hıfzını tamamlayan her hafıza verdiğim gibi sana da bu hediyedir’ dedi.”
 
Hafız Zilko, Merhemić’in kendisine ayrılırken en önemli şeyin Kur’an’la beraber olmak ve Kur’an’ı yaşayarak hayata geçirmek olduğunu söylediğini hatırlıyordu. Ona Kur’an’ın her şey için şifa olduğunu öğütlemişti.
 
Ayrıca bazı manevî nitelikteki sıkıntılar için suya Yâsîn sûresi, 70 defa Âyetü’l-Kürsî, İhlâs, Felak ve Nâs sûrelerinin 70’er defa ve 100 salavat okunmasını tavsiye etmişti.
 
Ziyaretimiz planladığımızdan daha kısa sürdü. Çünkü Şeyh Hafız Zilko yakınlarından birinin cenazesine gitmek zorundaydı.
 
Allah’tan, Rahmân ve Rahîm olan Rabbimizden onun günahlarını bağışlamasını ve onu seçkin kullarının arasına katmasını diliyorum.

Yorumlar (0)

Yorum kurallar'ını okudum ve Onaylıyorum

Yorum Kuralları

  • Kullanıcıların birbirlerine karşı saygılı olması zorunludur.
  • Üyelerin birbirlerine yaptığı ırkçı, cinsiyetçi, homofobik ve küfürlü yorumlara müsamaha gösterilmeyecektir. Böyle durumda yorumlara müdahale edilecektir.
  • Kullanıcılar tarafından gelen, insanların dini inancına, ırkına, etnik kökenine, yaşına, sosyal durumuna, siyasi görüşüne, cinsel yönelimine, fiziksel durumuna göre kişilere veya belirli gruplara karşı nefrete teşvik edici, şiddet içeren, provokatif, aşağılayıcı içerik ve yorumları yayınlamama hakkını Kosova Haber saklı tutmaktadır.
  • Birey, kurum, kültür veya toplumları küçük düşürücü, küfür, aşağılama veya argo ifadelere izin verilmemektedir
  • Daha sağlıklı bir tartışma ortamının olması için yapılan yorumlarda kullanıcılar, diğer kullanıcıların inançlarına ve görüşlerine saygı göstermeleri zorunludur.
  • Yorumlarda büyük harf kullanılmamalıdır.
  • Site içerisindeki yorumlar Türkçe olmalıdır.
  • Herhangi bir ticari amaç ya da telif hakkı içeren yorumlara izin verilmeyecektir.
  • İnsanları kışkırtan, saldırgan bir kullanıcı adı seçilemez.
  • Spam mesajlar göndermek yasaktır. Aynı ve benzer mesajlar birden fazla kere gönderildiğinde de müdahale edilecektir.
© 2006 - 2026 Kosova Haber. Tüm Hakkları Saklıdır..

Designed and Developed by: Dmarketing