- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Şecaettin Koka
Şecaettin Koka
0 dk
Arnavutça Tarih Kitaplarında Osmanlı İparatorluğu-Türkler Konusu
Osmanlıİmparatorluğu'nun Kosova ve Arnavutluk'taki tarihinin yazılış şekli, Kosova veArnavutluk'un Türkiye ile ilişkileri üzerinde önemli etkiler oluşturuyor.Bundan ötürü son aylardaki Türkiye resmilerinin Kosova ziyaretleri ve KosovalıArnavutlarla görüşmeler sözü edilen konuyu ortaya atmış bulunuyor. Kosova veArnavutluk'un milliyetçi söylemlerle dolu tarih kitaplarında, Osmanlıİmparatorluğu ve bazı durumlarda da Türkiye, yaklaşık beş yüz yıllık Osmanlıhükümdarlığı nedeniyle baskıcı olarak görülüyor. Ancak tarihçiler, milliyetçitabanlı bu algının bölgede yeniden güç kazanan Türkiye ile ilişkilerde uzunvadeli etki yaratabileceğini savunuyorlar. Buna göre Türkiye Dışişleri BakanıDavutoğlu'nun "stratejik derinlik" kavramı ve AB'nin istediği karşıtarafları incitmeyen düşmanlık yaratmayan yeni yorumlar Kosova ve Arnavut tarihkitaplarında sorunlarla karşılaşıyor. Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye ileilgili tarih kitaplarının, Osmanlı varlığı döneminde başlayıp Sosyalist-Komünist rejime kadar devam eden ve farklı gelişme safhaları gösteren sözdeArnavut Avrupalı milliyetçiliği tarafından etkilenen bir önyargıyansıtmaktadır. Tüm bu safhalar Avrupa'yı Arnavutların varış noktası, Türkiye'yiise bunun aksi olarak gösteriyor ve 11 Eylül 2001'deABD'de dört yolcu uçağının ikisi New York'takiDünya Ticaret Merkezine saldırısı olayından bu yana İslam'ı bu kötülüğünbir parçası olarak gösteriyor.
Kosova'dailkokullar için hazırlanmış bir tarih kitabının Osmanlı dönemiyle ilgilikısımlarında İslam'ın Kosova üzerindeki etkisi anlatılıyor. "İslam'ınyayılmasını etkileyen faktörler, sadece Hıristiyanların ödediği toprakvergileri yoluyla insanlara uygulanan baskı, oğlan çocuklarının alıkonarakİstanbul'a götürülmeleri ve burada İslamlaştırmaya ve İslami eğitime tabitutulmaları, devlet organlarının nüfusa misillemede bulunması ve benzeriörnekleri içeriyor. Tıpkı Sırbistan, Bulgaristan ve Yunanistan tarih kitaplarındagibi, İvo Andriç'in "Drina Köprüsü" romanında gibi sunulmaktadır.
Bubağlamda, Osmanlı İmparatorluğu'nun Arnavutluk ve Kosova'da işgalci bir ülkeolup olmadığı uzmanlar ve tarihçiler arasında tartışılan diğer bir konu.Osmanlıların Arnavut milliyetçisi tarihçilerin büyük Arnavutluk olarakgördükleri toprakları işgal ettiğini savunmasına karşın, önemli bir uyarıda dabulunuyor. Osmanlılar Türk değildi, çoğu zaman Arnavut'tu. Osmanlıİmparatorluğu ve onun Avrupa'daki kısımlarını inşa etmiş ve yönetmiş olanArnavut Müslümanlardı. Mesela Prizren'in Sinan Paşa Camii'ni Arnavut Sinan Paşainşa etmiştir. Bu tutum, Arnavutları kardeş ve sadık bir ulus olarak gören veyirmiden fazla Arnavut kökenli veziri de içeren Osmanlı elidinin bir parçasıolan Türklerin görüşlerine de yansıyor. Hatta Osmanlı olmazsa bugünArnavutların Arnavut toprakları olarak işaret ettikleri etnik bölgelerdebulundukları sayıda yaşayıp yaşamayacaklarından da söz edilmektedir. Bununörneği olarak Tuna nehri güneyinin tüm tarihi ve dini anıtlarının yok edilmesigösterilmektedir. Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu 2009 yılındaSaraybosna'da yaptığı bir konuşmada, Mısır'ı yöneten ve hanedanlık kuran 19.yüzyıl Arnavut reformcu Muhammed Ali'ye atıfta bulunarak, "Bir Osmanlıgeleneği olmasaydı, Mısırlılar hayatlarında Arnavut görmemiş olacaktı."demiştir.
Türk tarihi ve kültürüne girmiş iç içe olmuşArnavut kökenliler olarak İstiklal Marşı yazarı büyük şair Mehmet Akif Ersoy,1898′de gazetelerde Türkçenin ıslahı üzerine bir dizi makale yazan, 1899′damodern ilkelere göre hazırlanmış ilk Türkçe-Türkçe sözlük olan Kamus-ı Türkî'yiyazan kişi, Şemseddin Sami, modern Türk milliyetçiliğinin ilk ve bazıyönleriyle en ilginç biçimi olan Osmanlıcılığın en önemli temsilcilerinden biridir.Aslen Arnavut olduğu ve Arnavut sorunlarıyla yakından ilgilendiği halde,Osmanlı devletinin modernleşerek güçlenmesini savunmuş, bunun içinimparatorluğun ortak dili olmasını seçtiği Türkçenin önemini vurgulamıştır.Türkçeyi incelemek, modernize etmek, geliştirmek ve öğretmek alanlarında,yalnız kendi çağında değil, tüm dönemlerde, Şemseddin Sami kadar emek vermişkimse azdır. Kamus-ı Türkî,Osmanlı Türkçesini üç dilden oluşan bir karma sayan eski zihniyetten, bağımsızve bütünlüklü bir dil olarak gören yeni anlayışa geçişte kilit bir merhaleyitemsil eder. En önemlisi, dilin bel kemiğini oluşturan "Türkçe" unsurununyapısı ve etimolojisi üzerinde dikkatle durmuştur. Şemseddin Sami, dilinsadeleşmesini ve Türkçeleşmesini savunmuş, bunun için gerekirse Türkçenin en eskikaynaklarına ve Doğu Türkçesine (Çağatayca)başvurulmasını önermiştir. Şemseddin Sami'nin özellikle son yıllarında Türklükve Osmanlılık konularına gösterdiği yoğun ilgi ve Türkçülük hareketininönderlerinden biri olarak kabul edilmesini haklı kılacak çabaları da bunudoğrulamaktadır. O, elbet aslını inkâr etmeyen ve Arnavut asıllı olmakla dahaklı şekilde övünen, büyük Türk milliyetçisidir.
Edebiyatçı Şemsettin Sami'ninikinci oğlu olan Ali Sami, Galatasaray'ın kurucuları arasındadır. Öğrenim gördüğü Galatasaray Lisesi'ndeki edebiyat dersinde, sınıfarkadaşlarıyla birlikte bir futbol kulübü oluşturmaya karar verdi. 1905 yılınınEkim ayında kurulan Galatasaray Spor Kulübü'nün bir numaralı kurucu üyesioldu. 1926-1931 yılları arasında Türkiye Millî Olimpiyat Komitesi'nin başkanlığıgörevini yürüttü. Galatasaray'da 1905-1918 arasında 13 yıl, 1925'te 1 yıl olmaküzere iki dönemde 14 yıl başkan olarak hizmet verdi. Ayrıca 2007 Aralık ayındainşasına başlanan ve içinde stat, spor salonu ve komplekse de Ali Sami Yen Spor Kompleksi (ARENA) ismi verilmiştir. Ve saire örneklerisıralayabiliriz.
AncakKatolik Arnavutlar ve kendilerini batıya yönlendirmiş olarak gören önemliArnavut yazarları (örneğin İsmail Kadare ve milliyetçi bakış açısını yansıtantarihçi Dhimiter Koci) tarihi yeniden yazmaya doğrusu yeniden yorumlamaya gerekolmadığını düşünüyor. "Tarihimizde Osmanlılar Arnavut topraklarımızı işgaletti, bu değiştirilemez bir gerçektir." diyen Koci, "Adı ne olursaolsun, tarihte yapılan her türlü değişiklik veya tarihi yeniden yazma çabası,ulusal kimliğimize risk teşkil eder." görüşünü savunuyor.
KOSOVA'DAKİ TARİH KİTAPLARI-
Türkiye Milli EğitimBakanı Ömer Dinçer'in Kosova'daki tarih kitaplarının yeniden yorumlanmasıgerektiğine ilişkin sözlerine Kosovalılar tarafından yapılan eleştirilerinhatırlatılması üzerine Kosova ziyareti sırasında Davutoğlu, bu soruyu bir aydınolarak yanıtlamak istediğini, ''tarihin değiştirilemeyeceğini ancak yorumlarıve algılamasının değiştirilebileceğini'' söyledi. Davutoğlu, tarihin değişikzamanlardaki yorumunun değişebileceğini, ancak tarihin sabit olduğunusöyleyerek, hiçbir kimsenin bir milletin tarihini değiştirmesini teklif dahiedemeyeceğini ama algılayış biçimlerinin değiştirilebileceğini bildirdi. Soğuksavaş dönemlerindeki ders kitapları okunduğu zaman bütün Balkanlar'ın nasılkutuplara ayrıldığının görüleceğini söyleyen Davutoğlu, kendisinin Türkiye'dede tarih kitaplarına meydan okuduğunu, bütün ön yargıları kaldırmakistediklerini, Yunanistan ile bunun için komisyonlar kurulduğunu anlattı.Gelecek nesillerin kafasında olumsuz bir şey olmasını istemediklerini belirtenDavutoğlu, kimsenin kimseye bir şey dikte edemeyeceğini ancak ön yargıların dayıkılması gerektiğini belirtti.
''Kosova tarihiKosova tarafından yazılır, ama 2011 Kosovalıları tarafından, yoksa Tito ya daEnver Hoca zamanındakiler tarafından değil'' diyen Davutoğlu, karşıçıktıklarının soğuk savaş dönemi tarihçiliği olduğunu bildirdi. Davutoğlu,Türkiye'nin bölgesel rolü hakkında da konuşarak, Türkiye'nin kimseye bir şeydikte etmediğini, aynı bölgede yaşayanlar olarak birbirlerinin dertleri ileilgilenmeleri gerektiğini kaydetti.
Ahmet Davutoğlu: "NEO-OSMANLICILIK SPEKÜLASYONLARI YAPMAYIN" diyerek Kosova ziyaretinde,ortak kültürel, tarihi ve dini bağların altını çizmekle birlikte,"Neo-Osmanlıcılık" terimini reddetti. "Kosova benim ikincievimdir." dedi. Davutoğlu güney Kosova'da Prizren ve Mamuşa'daki Türktoplumunu da ziyaret ettikten sonra, Mitrovica, Peja, Istog ve Skenderaj'ageçerek burada Kosova Kurtuluş Ordusu'nun (KLA) ilk komutanı Âdem Jashari'ninmezarını ziyaret etti ve ailesiyle bir araya geldi.
Türkiye DışişleriBakanı ve Türkiye'nin komşuları ile sıfır sorun icatçısı Davutoğlu, buna örnekolarak da Selanik ve Edirne'yi göstererek, bu iki şehrin de tarihte çok önemlimerkezler olduklarını ancak şimdi ekonomik olarak bütünleşemedikleri için eskiönemlerini kaybettiklerini söyledi.
"Bütünleşmedenbahsettiğimde bugünlerde moda olan Neo-Osmanlıcılık spekülasyonları yineyapılmasın lütfen" diyen Davutoğlu, bu ilkeninNeo-Osmanlıcılıkla ilgili olmadığını, modern bir yaklaşım olduğunu, bunun eniyi örneklerinden birinin de AB olduğunu ifade etmiş oldu. Davutoğlu Kosova'da ortakkültür ve dini vurguladı: Üç günlük resmi Kosova ziyaretini 28.8.2011 tarihindetamamladı. Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ziyaretinde baştaegemenliği ve toprak bütünlüğü olmak üzere Kosova'ya verilen güçlü desteği dilegetirdi.
Konuylailgili Kosova Dışişleri Bakanı Enver Hoxhaj ile görüşmesi sonrasında konuşanDavutoğlu, "Kosova'da (Kosova kuzeyini kastederek) paralel kurumlaristemiyoruz ve Kosova'nın topraklarının tamamında egemenliğini tatbik etmesiniistiyoruz. Bu, Kosova'nın doğal hakkıdır ve bu bağlamda Kosova'da yaşanan songelişmeleri değerlendirdik ve Kosova'nın egemenliğine saygı duyan tutumumuzubir kez daha belirtmek istiyoruz." dedi. Ziyaretinde Davutoğlu, ortakkültürel, tarihi ve dini bağların altını çizmekle birlikte, "Neo-Osmanlıcılık"terimini özenle reddettiğini bir kez daha vurgulamış oldu.
KonuKosovalı Arnavutlar tarafından nasıl yorumlandı? Kosova Balkan PolitikaEnstitüsü (IPOL) icra direktörü Seb Bütüçi Davutoğlu'nun ziyaretiyle ilgilideğerlendirmesinde, Türkiye'nin Kosova'da yaşayan Türkler ve Türkiye'de yaşayanArnavutların nüfuzuyla, Kosova'nın AB üyelik yolundaki güçlü bir destekçisiolduğunu söyledi. Bütüçi, "Kosova-Türkiye ilişkileri şu anda çok iyi.Kosova'da bir Türk azınlığı ve Türkiye'de bir Arnavut azınlığı var. Pek çokTürk firması Kosova'da sözleşmeler yaptılar ve daha fazlası da gelmekleilgileniyor. Tartışılır biçimde, bu ilişkiler gelecekte sadece güçlenecektir.Ancak Kosovalılar, bunların Türkiye'nin bütün Balkan komşularıyla olanilişkilerinde yaşanan ilerleme bağlamında yer aldığını anlıyorlar." dedi. AncakBütüçi, Davutoğlu'nun getirdiği dış politikanın, Kosova da dâhil olmak üzereBalkan ülkelerinde yaşayan insanların inandığının tersine, Balkanlar'dakiOsmanlı deneyiminin umut verici bir görüntüsünü ortaya koyduğunu savunuyor.Bütüçi, "Kosova'daki insanlar, Neo-Osmanlıcılık kucaklamasına fazla boğucuolabileceği nedeniyle şüpheyle yaklaşıyorlar. Görünen o ki, Türkiye Kosova'dakinüfuzunu artırmak için kültürel yumuşak güç yanına eğiliyor ve bu da,Türkiye'nin Kosova'nın rakibi Sırbistan'a da başta savunma işbirliği olmaküzere karşılıklı ortak muamele etmesi ışığında, bu şüpheleri daha daartırabilir." Diyerek "İlişkiler, geçmişin karşılıklı anlaşılmasınınyanı sıra karşılıklı ilişkilere dayanmalıdır. Başka bir Kosova enstitüsü olanKosova Gelişmiş Araştırmalar Enstitüsü (GAP) icra direktörü Agron Demi'ye göre,Davutoğlu'nun Türkiye'nin Osmanlı İmparatorluğu'nun bir parçası olan ülkelerleilişkiler kurması gereğinin altını çizdiği "Stratejik Derinlik" adlıkitabında belirtilen ilkelere dayanarak Kosova ve Bosna Hersek ile ilişkileriniilerletiyor demekle yetindi.
Bu açıdan, tek taraflı bir bakışın yararıolmaz."Kosovalı Arnavutlar arasında Neo Osmancılık konusunda yukarıdabelirttiğimiz gibi pozitif şekilde düşünürken aksini düşünen aşırı uçdiyebileceğimiz odaklar da mevcuttur."
BU KONUYANEGATİF YANAŞANLAR DA VAR: Örneğin Kosova İnfo' da 28.2.2011 tarihinde birköşe yazarı Ndue Ukaj, Kosova ile Türkiye arasındaki "kardeşlikilişkilerinden" evvelce şüphe ediyordu. Yazısında yazar, "Beş yüz yılboyunca savaştığımız, ulusu yozlaştırmış, şeklini bozmuş, bizi cehalet ve gerikalmışlık çukuruna itmiş olanlarla... Yüzümüzü medeni dünyaya dönmüş olduğumuzgünümüzde, kardeşlik ilişkilerimizin olması mümkün mü?" diye soruyor.TÜRKLERİN BATIL VE ARNAVUTLARI AŞAĞILAMALARI (Besëtytnitë (paragjykues) turkedhe poshtërimi i shqiptarëve) başlıklı yazıyı yazıyor. Bazıları bu iddialareskimiştir diyebilirler ama yanılırlar. Çünkü İnkâr etmek aşağılamanın en kötü biçimidir.Öyle ki doğru dürüst incelemeden inkâr dışında aşırı saygısızlık, yıkımagötüren en aşırı aşağılanma ise, yok olma için eğilimden başka bir şey değildirdiyor bu yazar.
Devamında da NdueUkaj, Arnavutlara yönelik Türk politikasının, esas inkâr tezi vardır ve öyletezler üretiyorlar ki aşırı aşağılanmayla ruhsal ve fiziksel varlık, Arnavutetnik kökeni ve onun tarihinin arkasından tam başından inkâr edilmektedir.Demek oluyor ki bu tehlikeli olarak algılanmalıdır.
Görülen şu: Adındanda anlaşıldığı gibi Katolik asıllı Arnavut olan Ndue Ukaj Kosova İnfo'da28.2.2010 tarihli yazısında (yazısını uzun ve düşüncelerin dağınık olduğundanözetle ve açıklamalı veriyorum) baştan her yönüyle Türk girişimlerine önyargılıyanaşmakta ve Türk ve Müslüman yaklaşımını tehlikeli buluyor. Önyargılıyaklaşımını makalesinde bundan dört beş yıl önce Türklere karşı ağır ithamlardabulunan Makedonyalı aşırı uç Arnavut politikacı Arben Caferi'den dedüşünce alıntısı alarak "akraballëku" yani akrabalık olarak Türk-Arnavutdostluğunu tehlike olarak gösterdiğini ve onun tarafından zamanında alarmverildiğine işaret etmektedir.
Ndue Ukaj'ınİddiaları: Son yıllarda Türklerden yana Arnavutların aşağılanmasının hergeçen gün kafa tuttuğunu ve daha nezaketsiz olmakta olduğuna ve özellikle TürkHükümeti ve Türk aydınlarının politikasında yer almasıyla çok sıkArnavutların hayatta kalmasını (ekzistensini) inkâr etmektedir. Onugeçmişten alarak sözde tarihi bir arada yaşamayı "koekzistenca" gizleyerek(kamufle ederek) gerçekleştirilmektedir.
Oysa gerçeklerbambaşkadır diyor Ndue Ukaj ve şu yalanları ileri sürüyor: Çünkü Türk-Arnavutilişkileri hiçbir zaman iyi değilmiş ve kardeşçe olmayacaktır. Dünya bilir ki,Arnavutlar Türk imparatorluğu ile asla bir arada yaşamayı kabul etmemişlerdir.Devamlı olarak Türklerden yana Arnavutlar barbarca muamele görmüş, Türkiyetarafından fiziki ve psikolojik dağıtılmışlardır ve onların Arnavutlarüzerine siyasal üstünlük ve baskı politikalarını her Arnavut yüzyıllarcaakıllarında tutacaklar. Bu iddia için o kadar çok kanıt vardır kibu sırada anmak akıllılık değildir. Aslında Balkanlarda Arnavutların Türklertarafından aşağılanması üzerine Balkanlarda Aşağılamalar kitabında(Poshtërimi në Ballkan -Onufri, 2004) yazar İsmail Kadare de yazmıştır. İsmailKadare kitabında bu konuyu ustalıkla ele almaktadır demektedir.
İçinde Müslüman olanher şeye nefret ve öfke barındıran Katolik yazar Ndue Ukaj (isim olarakMüslüman gözüken Fransızların hizmetçisi) İsmail Kadare'yi örnek göstermekte veyazısının devamında, Türklerin ve Türkiye tarafından Arnavut milletininaşağılandığına vurgu yapıyor. Bunu da DİN ve TARİH ile kimlik benzeştirmesiyaparak gerçekleştirmektedir. Türkiye dünya önüne Arnavutları kütük olarakgösterme çabasındadır demektedir. Arnavutlara karşı Türklerin emellerinin (eğilimlerinin-tendensyonlarının)da iki tutarsız ama çok tehlikeli elementten ortaya çıktığını iddia ediyor.BUNLARI DA DİN VE TARİH olarak gösteriyor. Bu iki kategoriyi Türkiye hükümeti kullanarak delil olarak tarihi ortak yaşamayı ve tarih süresincealınyazıları paylaşmak olarak saymaktadır.
Sözde modern Türkdevleti diyor Ndue Ukaj, yüzyıllarca Arnavutlara karşı yürütülen bir yıkıcıpolitika için kendini suçlu hissedecek ve af dileyecek yerde, o rezalettezlerini sıraya koymaktan çekinmemektedir. Eni sonunda bu bundan bir yüzyılönce kullanılmış politikadan başka bir şey değildir.
Devamında da Ndue Ukaj,Türk Hükümetinin bu yaklaşımı ve tezleri Türk politik üstünlük ve baskı(hegemonya) politikasıdır ve tehlikelidir. Türkiye uluslararası politik sahneyedönüşünü ötekileri arasında Arnavut ulusunun inkâr edilmesiyle yapmakistemektedir. Bunu kendi jeo-stratejik hedef çıkarları lehine yapmaktadır.
Bu meydan okuma vehegemonya karşısında, Arnavut politikası çok hareketsiz, okşayıcı ve belki de yumuşak hoşgörülüdür diyor bu yazar. Yüzlerce kiliseyi,kütüphaneyi ve tarihin tersine çevrilmesi için, din için, barbarcaöldürmeler, Arnavutça dilin engellenmesi, eğitimin öğretimin engellenmesi,sürgünler ve yaptığı başka kötülükler için TürkiyeArnavutlardan özür dilemeliydi.
Türkiye HükümetininArnavutlara karşı yürüttüğü politika Avrupa'ya girme politikası dense de sözdeöyle bir politikadır asla eşit hakları verici değil tam olarak Avrupaeğilimlerine karşı oluyor.
Devamında Türkiye'ninen yüksek politikacılarından gelen beyanlar, örneğin Tiran'da CumhurbaşkanıAbdullah Gül'ün beyanı olduğu gibi , Biz hepimiz beraber bir büyükmilletin parçasıyız dememe izin verin' demesi kabul edilmezhülasadır ve uluslararası politikada emsal oluşturmaktadır diyor NdueUkaj.
Arnavut yerleri(Kosova ve Arnavutluk-Makedonya-Karadağ-Çamerya) ile Türkiye Devleti arasındailişkilerin sadece normal hatlarda olması zamanıdır ve otomanizm (Osmanlılaştırma)için sıla özlemi olmadan olmalıdır. Çünkü böyle bir durum Arnavutmilletinin Batıya doğru giden yolunun geleceğine risk teşkil eder. Kosova'da veArnavutlukta Arnavut politikası akıllıca tepkileşmeli ve bu Türk avazını durdurması gerekir. Çünkü bizim etniğimiz için AB ile bütünleşme ve fiziki olarak bağlanmamız yolunda aşırı olumsuzfatura çıkarabilir. Zaten Arnavutların Batı ile bütünleşmesi de bu tarihi Türkiye'den ötürü Batılılar tarafından koparılmıştır.
Her geçen günberaberliği oturmakta olan Arnavutları bundan böyle birbirinden ayırmak çabalarınınbaşarılı olma şansı yoktur, diyerek Ndue Ukaj yazısını noktalamaktadır.
Kosova'da veArnavutlukta olmakla Türk düşmanlığı üreten kilise ve komünist Müslüman ve Türkdüşmanlığı edebiyatı ile eğitilmiş Arnavutlardan biri olan bu yazar da konuyaönyargı ile yaklaşmaktadır. Türk-Arnavut ilişkilerinin tarihten nasıl almışolsa evirip çevirmiş olsa kötü kara görmektedir ve bunun propagandasını dayapmaktadır.
Türkiye'ninTürk-Arnavut kardeşliği politikalarını ve Osmanlıları ve Türkleri kötü niyetligöstermek için Pirro Misho adlı bir Hıristiyan Arnavut'un ve Türk Arnavutkonusuna aynı önyargılı yaklaşan ve inceleyen ünlü Arnavut yazar İsmailKadare'nin kitaplarını da kaynak olarak kullanmış olduğuna Ndue Ukaj basa basavurgu yapmaktadır. Bu kitaplardan bölümler aktarmaktadır: Bu bağlamda, MishoPirro'dan alıntılar alınarak şimdiki Türkiye'nin Arnavutluk veKosova'ya samimi yaklaşımlarını NEO OTOMANİZM ' olarak nitelendirerek bir risk olarak göstermektedir.
Bu asılsız artniyetli tasarlanmış yazıya, Kosova' da özellikle Müslüman Arnavutlardan yanahalkın büyük tepkisi oldu ve tepkiler devam etmektedir. Tepkilerden birkaçörnek veriyorum:
1.Ardian Berisha 01Mart 2010: Türkiye sadece Kosova'ya değil Arnavutluğa da samimiyetle yardım edentek devlettir. Ve bu yardımları için hiçbir önkoşul ortaya koymamaktadır. Bizeyardım eden başka devletler önkoşul koymaktadırlar. İşte o ülkeler Kosova'yıistila edebilirler. Demek Ndue Ukaj gibi Papazcılar ya da sekülerler bu çeşityazılarla Arnavut halkına zarar vermektedirler.
2.Besa 01 Mart 2010:O, Ndue Ukaj. Sen ve senin gibiler Kosova'nın Müslüman Arnavutlardanoluştuğunu bilmiyor ve bilmek istemiyorsunuz. Kosova'da Arnavutların %90'nıMüslüman'dır sadece %3'ü Katolik-Hırvat karışımıdır.
3.Arben Morina 01Mart 2010: Makale LATİNOFİL PAPAZ VATİKAN yönelimli NDUE UKAJ'IN İslamofobpropagandasından başka bir şey değil. Bu çeşit yazılara nasıl izinveriyorsunuz?
AHMET DAVUTOĞLU'NUN 26.8.2011 TARİHİNDEKOSOVA'DA TARİH KONUSUNA CEVABI: Basın toplantısınındevamında son günlerde Kosova'da tarih ile ilgili tartışmalara ve bu konudagazetecilerin sorularına da Kosova'da bulunduğu sırada Türkiye DışişleriBakanı Ahmet Davutoğlu şu sözlerle değindi:
" Tarih değiştirilmez. Ama tarihin yorumlarıdeğişir. Tarihin değişik zamanlardaki bakış açıları değişir. Tarihinmetodolojisi değişir, ama tarih sabittir. Hiçbir millet başka bir milletintarihini değiştirmesini teklif dahi edemez. Çünkü her millet kendi tarihiniyaşamıştır. Ama milletlerin tarihleri algılayış biçimleri değişir. Biz sadeceKosova'da değil, Türkiye'de de kendi tarih kitaplarımıza meydan okuyoruz. Butarih kitaplarında bütün önyargıları kaldırmak istiyoruz. Ve bu sadeceKosova'yla değil, Yunanistan'la da ortak komisyonlar kurup, bu tarihi yanılgılarınnasıl kaldırılabileceğini konuşuyoruz.
Kosova tarihiKosovalılar tarafından yazılır. Ama 2011 de yaşayan Kosovalılar tarafından;1970-80'lerin Enver Hoxha'ları ya da Tito döneminde yazılan tarih tarafındandeğil. Bunu bir dost olarak söylüyorum. Biz fikir özgürlüğüne açık olmalıyız.Siz veya herhangi birisi Türk tarihini eleştirebilir, Osmanlı hakkında fikirbeyan edebilir, ama tek bir tarihi perspektif yok; bunu eğer tarihi gerçeklerdışında bir algı olarak yaparsanız gelecek nesilleri önyargıyla yetiştirirsiniz.Bizim karşı çıktığımız şey soğuk savaş tarihçiliği. Ve buna Kosova'da açık dostolarak konuştuk. Bunları bir görüş ayrılığı olarak değerlendirmemeliyiz. Biz neKosova ne de herhangi bir ülkeye hiçbir şey dikte etmeyiz. Ama önyargılara helehele haritalarda veya başka yerlerde tarihi gerçekliği yansıtmayan algılarakarşı tabi ki entelektüeller olarak konuşuruz. Bu sebepten bir ortakTürk-Kosova entelektüel forumun oluşturulmasını söyledim".
Kosova Bakanı EnverHoxhaj da iki halk ve iki ülke arasında mevcut olan mükemmel ilişkilerin bugibi tartışmalardan etkilenmesine kesinlikle izin verilmeyeceğini ifade ederek,tarih söz konusu olunca tarihi, siyasetçiler, hükümetler değil, tarihçiler,akademisyenler ve eğitim kurumlarının yazması gerektiğini vurguladı.
Bakan Enver Hoxhaj,Davutoğlu'nun ziyaretinin kendileri için önemli olduğunu söyleyerek, iki ülkearasında çok iyi ilişkiler bulunduğunu belirtti.
Türkiye'nin Kosova'yaverdiği her türlü destek için teşekkür eden Hoxhaj, "Türkiye bölgesel ve küreselanlamda önemli bir güce sahip ve ağırlığı olan bir ülke" dedi.
Türk yatırımları içinKosova'nın çok cazip bir yer olduğunu söyleyen Hoxhaj, eğitim, sağlık ve kültüralanlarında da çok iyi ilişkiler bulunduğunu kaydetti.
Bakan Hoxhaj datarih kitaplarıyla ilgili soruya verdiği yanıtta, Davutoğlu'nun ve Türkiye'ninKosova'nın dostu olduğunu söyleyerek, iki ülke ilişkilerinin çok iyi düzeydeolduğunu, iki ülke arasındaki bu ilişkilerinin tartışmalardan etkilenmesineizin vermeyeceklerini kaydetti.
"Tarihiakademisyenlerin yazması gerekir, siyasilerin ya da hükümetlerin değil" diyenHoxhaj, siyasetçilerin tarih kitaplarının içeriği ile ilgili beyandabulunmasının doğru olmadığını söyledi.
NOTUMUZ: Bu güçlükomünist-Ortodoks-Katolik propagandası etkisi altına kalmış Arnavut tarihkitaplarından edinilen izlenim Arnavut tarihçilerinin Arnavutluk Osmanlıilişkilerini sadece İskender Bey dönemi ile Berlin Kongresi sonrası dönemleriolarak sunması ve 500 yıllık bir beraberlik ortaklık parlak işbirliği dönemlerinisınırlı kılarak ele almayı tercih etmişlerdir. Osmanlının parlak dönemlerindeBalkanlarda esen barış ve kardeşlik havasından söz etmeyi neden tercihetmedikleri merak konusu. Çünkü Kosova Arnavutlarının örneğin %90'ıMüslüman'dır. Arnavutluk'ta da ahalinin %70'i Müslüman oluyor. Bunu iki nedenebağlamak mümkün olur. Ya tarih kitaplarını kendileri yazmadılar da başkalarıseçilmiş belli konuları tarih diye çarpıtarak Kosovalı veya Arnavutluk'ta sözdetarihçilere tepside sundular ya da Balkanlarda Türk düşmanlığı besleyen ötekitoplulukların yazmış oldukları tarihi kitaplarını hazır olarak almışlık ağırbasan ihtimal olmalı ya da başka amaçlara hizmet etmek üzere beş asırlıktarihten belli kesitleri ele alıp çarpıtmış olmalılar.
Tarih kitaplarını kendileri yazamamalarının temel nedeni Kosovalı tarihçilerinOsmanlı tarih kaynaklarından istifade edememesidir. Nitekim Osmanlı dönemiArnavut vilayetlerinin tarihi, ancak ve ancak Osmanlı tarih kaynaklarınadayanılarak yazılabilir. Bu kaynakları esas almayan, halk kiliseden veya artniyetli ortamlardan masal ve efsanelerine konu olmuş olayları tarih yerine halkedebiyatı ürünlerini tarihi bilgi şeklinde ele alan bir yaklaşımla bilim adamıahlakına sahip olmayanlarca yazılmış tüm tarih kitaplarının hiçbir kıymeti yokturve anlaşmazlık buradan gelmektedir. Bu durum asırlarca birbirine girmiş bu ikimilletin (evlilikler ve din ve başka yollarla) birbirlerinin dostu ve kardeşiolduğu iddiasında olan iki milletin İKİ DEVLETİN (Kosova-Türkiye) Arnavutlukhariç çünkü orada yaşayan Arnavutlardan yana yüksek dozda dostluk havasıgeliyor, sağlam ilişkilerine ciddi derecede zarar verir.
Türkiye Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'in Priştine'de,Kosova Eğitim Bakanı Ramë Buja ile düzenlediği ortak basın toplantısında tarihkitaplarıyla ilgili yanlış olarak aktarılan açıklamayı yaptığı 19Ağustos 2011 tarihinden bu yana Kosova medyasında, Türk ve Türkiyekarşıtı haber ve makalelerin yayımlanması bir moda haline gelmişbulunuyor. Akademisyen, tarihçiler, gazeteciler, hala "tarih" konusundakiaçıklamalarla uğraşıyor, Türkiye'yi yerden yere vurmaktan çekinmiyorlar. Buçeşit içerikli makalelerin en sonu geçen 4.9.2011 tarihinde "Zëri" gazetesinde Fahri Xharra imzasıylayayımlandı. " Türk'ün İkiyüzlülüğü" başlıklı makalede, Türklerin Ermenilere işledikleri sözde katliamlardan bahsediliyor, Ermenilere karşı sözde soykırımkarşısında Türkiye'nin özür dilemediğini ve soykırımı kabullenmek niyetindebile olmadığına dikkat çekiliyor. Fahri Xhara niye başkasının derdini çekiyoranlamakta zorluk çekiyorum. Aynı Türklerin Arnavutlara karşı da katliamlarişlediğine işaret edilen 4 Eylül 2011 tarihli makalede, " katliamlarını inkâreden Türkler, geçmişte Arnavut topraklarındaki işgalini, ortak geçmiş olarakgöstermeye yelteniyor" ifadesine yer veriliyor. Makalede, Türkiye'nin bir yandan tarihin gerçeklerini değiştirmeyi istediğini, diğer yandanTürk ile Arnavut halklarını kardeş olarak göstermeyi çalışırken, aslındaArnavutları suiistimal etmeyi çalıştığı belirtiliyor. Makalede " Türkler,geçmişte Arnavutlara yaptıkları kötülükleri inkâr ediyor. Fakat bizimgüçlü kanıtlarımız var. İnandırıcı ve yadsınamaz kanıtlarımız var. O yüzden de" büyük kardeşimiz," geçmişin hatırına" bizlerden özür dilemeli" cümlelerineyer veriliyor. Makalede, Arnavut topraklarının Arnavutlardan boşaltılması için Türkiye ile Yugoslavya ve Türkiye ile Yunanistan arasında yapılananlaşmalardan da söz ediliyor
Fahri Xhara isimli kişiyi yanlış çıkışlarınıKOSOVA BAŞ MÜFTÜSÜ NAİM TERNAVA İNCİTİCİ SÖZLERİN TARİH KİTAPLARINDAN SİLİNMESİNDENYANA diyerek çürütüyor. sözkonusu Osmanlı İmparatorluğu olunca, tarihkitaplarındaki incitici ifadeler'in' çekilmesi gereğine Baş müftü Naimternava işaret etti.Kosova İslam Topluluğu Başkanı Naim Tërnava "Kosova Sot" gazetesine verdiği demeçte Türkbakanlarının Kosova'nın bazı yerel medyasında yanlış anlaşıldığını söyledi."Türk bakanı talebinin medyada yanlış anlaşıldığını daha önce söylediğimgibi şimdi de söylüyorum. Gördüğüm kadarıyla, hiçbir yerde tarihindeğiştirilmesi talep edilmemiştir. Kitaplarımızda yer alan incitici kelimelerinçekilmesinden yanayım, savaşların meydana gelmesine rağmen bu türkelimelerin ders kitaplarda yer alması, etik kurallarıyla bağdaşmaz"şeklindeki değerlendirmeyi dile getiriyor Naim Tërnava. Kosova'da radikalİslam olgularıyla ilgili görüşünü açıklarken Kosova İslam Topluluğu Başkanı Naim Tërnava, bu türbelirtilerden korkmadığını vurguladı.
En son notumuz, Türk Eğitim Bakanı ÖmerDinçer'in Priştine'ye yaptığı ziyarette, hükümetin tarih kitaplarındanKosova'daki Osmanlı egemenliğiyle ilgili bölümleri çıkarmasını istemişti.Priştine'nin yanıtı çabuk geldi. Geçen ay yapılan toplantı sonrasında, KosovaCumhuriyeti Eğitim Bakanı Rame Buya kitaplarda belli değişiklikler yapmak içinözel bir komisyon görevlendirildiğini doğruladı. Buya, komisyonun Türkiye'yiziyaret ettiğini ve tarihsel gerçekleri kontrol ettiğini belirtti.
Buya, "Kosova'nın yeni tarih kitaplarıgelecek eğitim öğretim yılında yerlerini alacak." Diyerek konuya açıklık getirmiş oldu. Kosova Bakanıbununla asla Türk-Arnavut düşmanlığı ortamı yaratmak isteyenlere tavizverilemeyeceğinin altını çizmiş oldu.
Daha olumlu ve çatışmacı olmayanşekilde gösterilen bir Osmanlı tarihi dönemi, Arnavutların, az bir yüzdeliği hariçortak dine sahip oldukları Türklere karşı kendilerini daha yakın hissetmelerinisağlayacaktır. Çünkü zaten bölgede pek çok ülke tarihsel söylemlerinideğiştirmiş bulunuyor. Bu değişmeler Komünizmin çöküşünden sonra, Batıyı düşmangibi gösteren tarih kitapları değiştirildi. Sırbistan hariç öteki ülkelerde biryumuşama gerçekleşti. Eski Yugoslavya'nın parçalanması sonrasında, uluslararasıtoplumun, bu ülkelerden Balkanlar'daki ihtilafları körükleyen nefrethikâyelerini kaldırmalarını istemesi üzerine ders kitapları gözden geçirildi.Bu değişim mutlaka Akademik doğruluk adına yapılmalı ve yapıcı olmasısağlanmalı diye düşünülmektedir. Fakat siyasi amaçlar doğrultusunda yapılırsa,yeni bir ihtilaf yaratır ve Arnavut-Türk ilişkilerini karıştırır diyedüşünülmektedir.
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor