- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Seçim Analizi (1)-Bayram Pomak
Seçim Analizi (1)-Bayram Pomak
0 dk
PDK - AAK - NİSMA
Çalkantılı bir dönemden sonra Kosova Meclisi Hükümete güvenoyunu vermeyerek, seçim kararı aldı. Seçime gitme konusu aylardan beri konuşuluyordu; ancak nasıl olacağı konusunda net bir düşünce yoktu.Nitekim muhalefetin güvenoyuna hükümet ortağı PDK'da destek vererek seçimlere gitmeyi destekledi. Ancak yine de seçim kararı kimseyi heyecanlandırmadı; çünkü halk artık siyasi partilerden, seçimlerden, kampanyalardan, yalanlardan bıkmış durumda. Halk, ne kadar seçim yapılırsa yapılsın değişen pek bir şeyin olmayacağı görüşüne sahip! Seçime katılacak oluşumların kayıt süresinin dolmasına bir saat kala PDK, AAK ve NİSMA'nın koalisyon anlaşması yaptığı ve koalisyonun başbakan adayının Ramuş Haradinaj olduğu yönünde bir haber düştü. Bu haber büyük bir sürprizdi. Sürpriz olmasının asıl nedeni bu partilerin koalisyon yapmasından ziyade başbakan adaylarının Ramuş Haradinaj olmasıydı. Zira herkes Kadri Veseli'nin başbakan olma iştahının ne kadar kabarık olduğunu bilmektedir. Haradinaj'ın başbakan adayı olmasının perde arkası ilerleyen günlerde anlaşılacağı kanaatindeyim.
PDK Kosova meselesinin tüm stratejik ve kritik dönemlerinde merkezde olan bir partidir. Rambouillet görüşmeleri dönemi, Kosova geçici hükümetinin kurulması, Viyana görüşmeleri, bağımsızlığın ilanı ve ondan sonraki dönem... PDK, UÇK'nın siyasi versiyonudur; yani UÇK fesh edildikten sonra komutanlar, askerler ve askeri yapılar parti çatısı altında faaliyetlerine devam etmişlerdir. Dolayısıyla uluslararası toplumun Kosova'da gerçekleştirmek istediği projeleri bu grubun desteğini almadan gerçekleştirmesi zordu. PDK, tarihinde ilk defa bir seçime yeni bir başkanla giriyor. Thaçi'nin Cumhurbaşkanı olduktan sonra partiden ayrılmasıyla beraber partinin başına Kadri Veseli geçti.Dolayısıyla bu seçimler PDK'dan çok Veseli için daha önemli ve daha hayati! Parti başkanı olarak katıldığı seçimlerden mutlaka oylarını artırmış olarak ve birinci parti çıkmak zorunda. Aksi halde hem parti içinde hem de ülke çapında büyük bir itibar kaybına uğramış olacak. PDK'nın erken seçime gitmek istemesinin en önemli etkenlerinden biri de normal seçim takvimine göre Eylül ayında yerel seçimlerin yapılacak olmasıdır. PDK her ne kadar en fazla oy alan parti olsa da belediyeler çapında sürekli belediye kaybetmiş bir partidir ve bunun için de Prizren belediyesi PDK için hayati bir meseledir. Şu an elinde bulundurduğu en büyük belediye olan Prizren'i kaybetmesi durumunda da PDK büyük bir itibar kaybedecek ve bu durum genel seçimlere ciddi şekilde yansıyacaktı. PDK bunun farkında olup yerel seçimlerin sonuçlarından korktuğu için yerel seçimlerden önce genel seçimlere gidilmesinde ısrar etti ve buna destek verdi. Yani PDK'nın seçimlere gitmek için bu kadar ısrarcı olmasının altında yatan en önemli sebeplerden biri yerel seçimlerde oy kaybetme korkusudur. Bunun yanında Kadri Veseli'nin Cumhurbaşkanı HashimThaçi'nin gölgesinde kalmak istemeyişindendir. Ayrıca Veseli'nin Thaçi kadar karizmatik ve partiyi toparlayıcı olmadığı da açıkça ortadadır. PDK'nın erken seçime gitmek istemesinin diğer bir nedeni de en güçlü rakibi olan LDK ile kurduğu hükümeti sonuna kadar götürmek istememesidir. Çünkü Kosova tarihinde her zaman erken seçim yapılmıştır. Normal takvime göre seçim yapılması demek başarılı bir hükümet olduğu anlamına gelmektedir. Bu başarıyı da PDK LDK'ya yedirmek istememiştir. Yani oy kaybı korkusu, Kadri Veseli'nin hesapları ve LDK'ya tuzak kurma meseleleri PDK'nın hükümeti düşürme ve bunda ısrarcı olmasına neden olmuştur.
AAK, savaştan sonra kurulmuş ve PDK gibi savaşçı kanadın kurduğu bir partidir. PDK'dan ayrı olarak kurulmasının nedeni UÇK döneminde bile Thaçi kanadından ayrı olduğu ve hiç bir zaman bu grubun görüşlerine katılmamasıdır. Haradinaj ve grubu UÇK içerisinde en radikal gruptu. Bu yüzden uluslararası kuruluşlar tarafından Haradinaj tercih edilen biri olmamıştır. Haradinaj her zaman daha marjinal olup hep kenarda bırakılmak istenmiştir. Haradinaj ise Thaçi'yi hiç bir zaman bir lider olarak görmemiştir. Her zaman muhalefette kalan AAK hiç bir zaman iktidara gelememiştir. Haradinaj, sadece 3 Aralık 2004 tarihinde koalisyon anlaşmaları sonucu başbakan olmuş ve 8 Mart 2005 tarihinde Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesinin çağrısı sonucu istifa ederek yargılanmak üzere Lahey'e gitmiştir. Daha sonra bu suçlardan aklanmıştır. AAK parti olarak büyüyen değil, eriyen bir partidir. 2010 seçimlerinde %11 oyu olan parti 2014 seçimlerinde oy oranı %9'a düşmüştür.En fazla oy oranı Dukagin bölgesinden gelmektedir. En son yerel seçimlerinde birkaç dönem elinde bulundurduğu Yakova ve İpek şehirlerini de kaybetmiştir. Sürekli oy oranının düşmesiyle birlikte AAK ve NİSMA birbirlerine sarılarak birbirlerini kurtarma yoluna gittiler. AAK sürekli muhalefette kalması sonucunda oy kaybına uğradığını görerek daha fazla iktidar dışında kalmanın kendisinin aleyhine olduğunu ve bunun için mutlaka hükümetin bir parçası olması gerektiğini anlamıştır. Bu yüzden daha önce asla' dediği ortaklıklara bu sefer evet' dedi. Ancak mesele sadece bu mudur, bilinmez. Haradinaj'ın başbakan yapılmak istenmesinin Fransa'da alıkonulmasıyla bir alakası varmı? Veya kurulacak olan hükümetin alması gereken Karadağ'la Sınır Anlaşması' Sırp Belediyeler Birliği' gibi ağır meselelerin yükünü Vereli Haradinaj'a mı bırakmak istiyor? Bunları da yaşayıp göreceğiz.
NİSMA hareketi Thaçi'nin hem savaşta hem de savaştan sonra yol arkadaşları olan Fatmir Limaj ile Jakup Krasniqi tarafından kurulan bir partidir. Yani PDK'nın doğal bir uzantısıdır. Büyük bir umutla kurulan NİSMA hareketi katıldığı ilk seçimde % 6 oy alınca büyük bir hezimete uğradı. Ancak bu sonuca rağmen meclis partisi olmayı ve 6 milletvekili çıkarmayı başardı. Bundan sonraki seçimde ise barajın altında kalacağı açıkça ortadaydı.Kendini kurtarmak için AAK'ya sarıldı ve AAK ile koalisyon yaptı. Daha sonra da sürekli karşı çıktığı ve eleştirdiği eski partisi ile koalisyon yaptı. Koalisyon anlaşmasından bir kaç gün sonra hakkında devam eden bir davadan Fatmir Limaj'ın suçsuz bulunması da kayda geçmesi gereken bir vakadır.
Bütün bu kargaşadan ve asla'lardan sonra bu üç parti nasıl oldu da bir araya gelebildi? Aslında PDK, AAK, NİSMA koalisyonu sürpriz değil. Çünkü herkes seçimden sonra bu koalisyonun olacağını konuşuyordu. Asıl sürpriz olan koalisyonun seçimlerden önce yapılması ve Haradinaj'ın başbakan adayı gösterilmesiydi. AAK ve NİSMA muhalefette daha fazla dayanamayacaklarını ve iktidar pastasından onların da artık pay almak istedikleri herkesçe biliniyordu.O yüzden herkes bunun seçimlerden sonra olacağını düşünüyordu.Ancak PDK ve diğer karar alıcılar işi sağlama almak istedi ve bu koalisyonu seçimlerden önce yaptılar.
Bu koalisyonun en temel özelliği savaşçı kanadı kendi çatısı altında toplamasıydı.Yani eski savaş arkadaşları seçimleri kazanmaları halinde yeni bir hükümette olacak. Yeni hükümetin de en önemli görevi Karadağ Sınır Anlaşmasını' imzalamak ve Sırp Belediyeler Birliğini' kurmak olacaktır. Bu ağır görevleri de savaşçı kanattan başka kimsenin bitirmesi beklenemez. Çünkü savaşçı kanat elinde silah olan kanattır ve bunların imzasıyla bu işlerin bitirilmesi gerekmektedir. Muhtemelen de bu görevler savaşçı kanadın son görevleri olacak, bundan sonra bu kanat tasfiye edilip Kosova için öngörülen liberaller gelecektir. Bu nedenle bunun altyapısı oluşturuluyor!!!
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor