- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Sırra Açılan Bir Fotoğraf
Sırra Açılan Bir Fotoğraf
0 dk
M.Tevfik Yücesoy_
Yukarıda gördüğünüz o kare, sanmayın ki yalnızca bir görüntüden ibarettir. O bir fotoğraf değil; sırlarla yüklü, mânâ ile yoğrulmuş, gönül gözüyle bakanlara nice hakikat kapılarını aralayacak bir levhâdır. Bazı kareler vardır ki ses çıkarmadan haykırır, susar ama içimizi konuşturur; bu da onlardan biridir.
Bu sabah, Mersin’den çok kıymetli bir dostum, imam hatip bir kardeşim Ali Gözegir hocamdan bir mesaj aldım. Satırları öyle sade, öyle içliydi ki... Sanki kelimeler değil, kalpten süzülen bir niyazdı. Mesajla birlikte bu fotoğrafı da gönderdi. İzinizle önce o mesajı paylaşmak isterim:
> *“Selâmünaleyküm Efendim Hocam... Hayırlı sabahlar…*
> *6 gündür adliyenin önündeki camide görev yapıyorum. Bu kişi gönüllü olarak camiyi açıp kapatıyor. Babası küçükken onu hocaya göndermiş ama ‘kafam basmadı’ diyor. Kulağı az işitiyor, gözleri de neredeyse hiç görmüyor.*
> *Çok erken yaşta anne ve babasını kaybetmiş. Şimdi üvey annesiyle hayat mücadelesi veriyor. Bu kardeşimiz sabah ezanından çok önce camiye geliyor. Caminin tam ortasına oturup rahleyi dizine koyuyor. Kur’ân-ı Kerîm’i gözlerine yaklaştırarak, adeta sayfanın üzerine başını yaslayıp harf harf, kelime kelime okumaya çalışıyor.*
> *Bir cüzü tam 1,5 saatte bitiriyor...*
> *Sevgili Hocam, hedef mihrapmış ama nasip kapıyı açıp örtmek olmuş.*
> *Kim bilir… Başımıza taş yağmıyorsa, bu kulların duası, gayreti, sessiz secdesi vardır bu işin içinde.”*
Bir cümle var ki bu mesajda, kalbime bir hançer gibi saplandı: *"Hedef mihrapmış ama nasip kapıyı açıp örtmek olmuş..."* Ne büyük teslimiyet, ne derin rıza… Sanki Hz. Mevlânâ’nın "Ne olursan ol yine gel" nidasını, bu gönül eri kendi hâliyle yankılatıyor. Belki o mihrap, dünyalık bir taç olmadı ama kim bilir, Arş-ı Âlâ’da onun adına hazırlanmış bir nur kürsüsü vardır.
Bu kardeşimizin Kur’ân’la kurduğu ilişki, gören gözlere ibret, hisseden kalplere secde vesilesidir. Gözleri dünyayı zor seçse de, gönül gözü Kur’ân’ın nuruna kilitlenmiş. O sayfaların üzerine eğilen baş değil yalnızca; bir ömürdür, bir tevekküldür, bir aşk-ı mecazdan aşk-ı hakikiye uzanan yoldur.
Belki de Allah katında en yüksek mihrap, işte bu dizlerin üzerinde duran rahlede gizlidir. O rahle, ilim kürsüsü değil; teslimiyetin, sadakatin, sabrın ve aşkın tahtıdır. Nice âlimin çözemediği sırları, o gönül ehli gözleriyle değil, yüreğiyle çözüyor. Çünkü Allah katında niyetler amellerin önüne geçer, gözün azlığı değil, özün duruluğu makbuldür.
Evet… Kim bilir? Belki de hâlâ gök delinmemişse, belki hâlâ taş yağmıyorsa başımıza; bu isimleri bilinmeyen, sesi duyulmayan, duaları semaya sessizce yükselen gönül ehlinin hürmetinedir. Onlar ki ne kürsülerde vaaz eder, ne sahnelerde görünürler. Onlar ki rahle başında değil, aşkın eşiğinde tükenirler…
Ve biz, ne yazık ki kalabalıklarda görünmeye çalışırken, onlar yalnızlıkta görünmeden erirler. Belki de en kıymetli hizmet, en sâde, en sessiz olandır.
Rabbim, bu gönül adamını ve onun gibi nice isimsiz kahramanı rahmet nazarıyla baksın… Bizlere de bu teslimiyetin zerresini nasip etsin.
*Zira bazı secdeler vardır ki, görünmez… Ama gökleri titretir.*
Selam ve dua ile
05.12.2015/ İstanbul
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor