Mufassal haber:M.Tevfik Yücesoy
Bosna-Hersek’te yürütülen yeni tarih araştırmaları, İkinci Dünya Savaşı’nın bugüne kadar gölgede kalmış olaylarını yeniden gündeme taşıyor. Tuzla’da düzenlenen “Alija Efendi Klançeviç: Boşnak Antifaşizminin Yansıması” başlıklı sergi ve panelde, Srebrenitsalı imam Alija Efendi Klançeviç’in 1942 yılında yaklaşık 3.500 Sırp sivilin katledilmesini engellediği yönündeki arşiv belgeleri kamuoyuyla paylaşıldı.
Araştırmacılar Emir Şeçiç ve Meho Manjgo tarafından hazırlanan çalışmada, Klançeviç’in ve dönemin Srebrenitsa’daki Boşnak ileri gelenlerinin, Ustaşa yönetiminin planladığı toplu infazı durdurmak için büyük risk aldıkları belirtiliyor.
1942’de planlanan toplu infaz
Araştırmaya göre olay, 1942 yazında Doğu Bosna’da yaşandı. Bağımsız Hırvat Devleti (NDH) yönetimi altında faaliyet gösteren ve Jure Francetić komutasındaki Kara Lejyon (Crna Legija) birlikleri bölgede operasyon yürütüyordu.
Srebrenitsa’daki Ustaşa komutanı Kurelac’ın, ilçedeki yaklaşık 3.500 Sırp sivili toplatarak infaz etmeye hazırlandığı ifade ediliyor. Kadın, erkek ve çocuklardan oluşan siviller geçici kamplarda tutulurken, toplu mezarların da hazırlandığı belirtiliyor.
Boşnak kanaat önderleri harekete geçti
Makaleye göre planı tesadüfen öğrenen Nazif Klançeviç, durumu babası İmam Alija Klançeviç’e bildirdi. Bunun üzerine Klançeviç, Hakija Siruçiç, Avdo Siruçiç, Suljo Mehmedoviç ve Süleyman Bey Hafizbegoviç gibi dönemin önde gelen Boşnak isimlerini bir araya getirdi.
Heyetin hem yerel Ustaşa komutanlarına doğrudan baskı yaptığı hem de Tuzla’daki üst makamlara acil başvurularda bulunduğu aktarılıyor.
Araştırmada yer alan bilgilere göre, Boşnak heyeti infazın gerçekleşmesi halinde önce kendilerinin öldürülmesi gerektiğini söyleyerek büyük bir risk aldı. Ardından Tuzla’dan gelen emirle gözaltındaki Sırpların serbest bırakıldığı ve planlanan katliamın önlendiği öne sürülüyor.
Yarım asır imamlık yaptı
1881 yılında Srebrenitsa’da doğan Alija Efendi Klançeviç, eğitimini Zvornik’teki Podrinye Medresesi’nde tamamladı. 1901 yılından 1951’deki vefatına kadar yaklaşık 50 yıl imamlık yapan Klançeviç; Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Yugoslavya Krallığı, NDH ve sosyalist Yugoslavya olmak üzere dört farklı siyasi dönemde görev yaptı.
Araştırmada, maddi imkânsızlıklara rağmen görevini bırakmadığı, komşularını korumayı dini ve insani bir sorumluluk olarak gördüğü ifade ediliyor.
“Komünist dönemde görmezden gelindi”
Çalışmada, savaş sonrasında sosyalist Yugoslavya’nın resmî tarih anlatısının yalnızca partizan hareketini öne çıkardığı, din adamlarının öncülük ettiği insani direniş örneklerinin ise sistemli biçimde geri planda bırakıldığı savunuluyor.
Bu nedenle Alija ve oğlu Nazif Klançeviç’in isimlerinin okul, anıt veya resmî tarih çalışmalarında yer almadığı belirtiliyor.
Araştırmada benzer şekilde, 1942 yılında Tuzla’da Sırpların ve Ortodoks kilisesinin korunmasına katkı sağladığı belirtilen Müftü Şefket Efendi Kurt örneği de hatırlatılıyor.
Savaşın karmaşık yüzü
Makalede, Srebrenitsa’nın savaş yıllarında yalnızca tek taraflı bir çatışma yaşamadığına da dikkat çekiliyor. 1941 yılında Çetnik birliklerinin bölgede Boşnak sivillere yönelik saldırılar düzenlediği, buna rağmen Alija Klançeviç’in bir yıl sonra Sırp sivilleri korumak için girişimde bulunduğu belirtilerek bunun insani açıdan dikkat çekici bir örnek olduğu vurgulanıyor.
Ailenin trajik sonu
Araştırmaya göre Klançeviç ailesinin sonraki kuşakları ise 1995 yılındaki Srebrenitsa Soykırımı sırasında ağır kayıplar verdi. Alija Efendi’nin torunu Jusuf Klançeviç, ailesinden çok sayıda kişinin öldürüldüğünü belgelerken, bugün Srebrenitsa’da Klançeviç ailesinden yaşayan kimsenin kalmadığı ifade ediliyor.
Tarihsel değerlendirme
Söz konusu iddialar, Bosna.hr’de yayımlanan ve Tuzla’da tanıtılan araştırma ile sergide sunulan arşiv belgelerine dayandırılıyor. Çalışma, Alija Efendi Klançeviç’in savaş sırasında yaklaşık 3.500 Sırp sivilin hayatını kurtardığını savunurken, bu olayın uzun yıllar resmî tarih anlatılarında yeterince yer bulmadığını ileri sürüyor. Konu, Bosna-Hersek’te İkinci Dünya Savaşı tarihine ilişkin akademik tartışmalar kapsamında değerlendirilmeye devam ediyor.