- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- ŞTRPCİ KATLİAMI
ŞTRPCİ KATLİAMI
0 dk
Hafızanın Yarası, Adaletin İmtihanı
_Yazan: M.Tevfik Yücesoy_
Takvimler 33 yılı gösteriyor. Fakat bazı tarihler eskimez. 27 Şubat 1993’te Belgrad’dan Karadağ’ın Bar şehrine doğru ilerleyen 671 numaralı yolcu treni, Bosna Savaşı’nın karanlığı içinde küçük bir istasyonda durduruldu: Štrpci.
O sabah trenin kapıları açıldı. Silahlı paramiliterler vagonlara girdi. Kimlikler kontrol edildi.
Soyadlara değil, isimlere bakıldı.
Boşnak isimli yolcular ayağa kaldırıldı.
O gün 18 Boşnak, bir Hırvat ve kimliği belirlenemeyen bir kişi trenden zorla indirildi. Kaçırıldılar. İşkence gördüler. Ardından öldürüldüler.
Ştrpci, Yugoslavya’nın dağılma sürecinde işlenen sayısız suçtan biri değildir sadece. O, devlet sınırları içinde, kamuya açık bir ulaşım aracında, planlı ve etnik kimliğe dayalı olarak işlenmiş bir infazdır.
Savaşın Sınır Tanımayan Yüzü
1992–1995 Bosna Savaşı boyunca özellikle Drina havzasında sistematik etnik temizlik uygulandı. Višegrad çevresinde işlenen katliamlar, sivillere yönelik organize şiddetin en çarpıcı örneklerindendi.
Štrpci istasyonu, Bosna-Hersek topraklarında, ancak Belgrad–Bar hattı üzerinde bulunuyordu. Tren Sırbistan’dan çıkıyor, kısa bir mesafe Bosna’dan geçiyor, ardından yoluna devam ediyordu.
Yani bu suç bir cephede değil; gündelik hayatın ortasında işlendi.
Tren; işçileri, öğrencileri, memurları taşıyordu.
O gün indirilenler arasında maaşını almaya giden işçiler, sendika toplantısına katılacak demiryolu çalışanları ve ailesine dönen sıradan insanlar vardı.
Onların “suçu” yalnızca isimleriydi.
Planlı Bir Operasyon
Soruşturmalar, kaçırmanın rastlantı olmadığını ortaya koydu. Eylem, Višegrad bölgesinde faaliyet gösteren “Osvetnici” adlı paramiliter birim tarafından gerçekleştirildi. Bu grubun başında bulunan Milan Lukić, daha sonra Lahey’de savaş suçlarından müebbet hapis cezasına mahkûm edildi.
Tanıklıklar ve iddianamelere göre:
•Yolcular daha önce de kimlik kontrolünden geçirilmişti.
•Štrpci’de tren özellikle durduruldu.
•Boşnak isimli yolcular seçilerek indirildi.
•Prelovo’daki bir okul binasında ağır şekilde darp edildiler.
•Hakarete ve işkenceye maruz bırakıldılar.
•Eller arkadan telle bağlandı.
•Mušići köyü yakınında kurşuna dizildiler.
En genç kurban 16 yaşındaki Senad Đečević’ti.
Bu, kontrolsüz bir öfkenin değil; organize bir nefretin sonucuydu.
Bulunan Kemikler, Bulunamayan Yas
Yıllar boyunca aileler belirsizlik içinde yaşadı.
“Esir kampındalar.”
“Takas edilecekler.”
“Yaşıyor olabilirler.”
Gerçek ise Perućac Gölü’nün sularında ve çevresindeki alanlarda saklıydı. Bazı kurbanların kalıntılarına yıllar sonra ulaşıldı. DNA testleriyle kimlikleri tespit edildi. Ancak hâlâ tüm bedenlere ulaşılamadı.
Bir mezar taşı olmayan kayıp, yasın tamamlanmaması demektir.
Devletin Bilgisi Meselesi
Dava dosyalarına giren belgeler, dönemin demiryolu işletmesi ŽTP Beograd’ın olası bir kaçırma planı hakkında ilgili makamları önceden bilgilendirdiğini gösterdi.
İddialara göre:
•Yugoslavya Savunma Bakanlığı
•Užice Kolordusu
•Devlet güvenlik birimleri bu riskten haberdardı.
Buna rağmen tren seferi iptal edilmedi, önlem alınmadı.
Bu noktada tarih şu soruyu sormaktadır:
Bu bir ihmal miydi, yoksa göz yummak mı?
Adalet arayan aileler için cevap açıktır: Devlet, önleme yükümlülüğünü yerine getirmemiştir.
Yargı ve Geciken Adalet
Ştrpci davası yıllar içinde farklı ülkelerde görüldü:
•2002’de Bijelo Polje’de Nebojša Ranisavljević 15 yıl hapis cezası aldı.
•Bosna-Hersek’te bazı sanıklar 13–15 yıl arası cezalara çarptırıldı.
•7 Şubat 2023’te Belgrad’daki mahkeme dört sanığa toplam 35 yıl hapis cezası verdi.
Bu cezalar insan hakları örgütleri tarafından yetersiz bulundu.
En ağır soru ise şudur: Emir-komuta zincirindeki üst düzey sorumlular neden büyük ölçüde yargı önüne çıkarılamadı?
Geciken adalet, adalet midir?
Yoksa yalnızca bir prosedür mü?
Tomo Buzov: İnsanın Tarafı
Trende bulunan emekli JNA subayı Tomo Buzov Boşnak değildi. Ancak silahlılara karşı çıkarak “Bu ülkede kanun yok mu?” diye sordu.
Bu soru, onu da ölüm listesine ekledi.
Ne tam anlamıyla bir “Boşnak kurban” olarak sahiplenildi, ne de başka bir ulusal hafızada yeterince yer buldu.
Onun hikâyesi, etnik nefret çağında insan kalmanın bedelini anlatır.
Toplumsal Sessizlik
Ştrpci, Sırbistan ve Karadağ kamuoyunda uzun süre sınırlı biçimde konuşuldu. Anmalar çoğu zaman yerel düzeyde kaldı. Geniş çaplı toplumsal yüzleşme gerçekleşmedi.
Oysa bu olay yalnızca geçmişe ait değildir.
Hukukun üstünlüğü, azınlık hakları ve devlet sorumluluğu açısından bugün de günceldir.
Ştrpci’yi unutan bir toplum, benzer karanlıklara karşı savunmasız kalır.
Hafıza Bir İbadettir, İnsaniyettir.
Ştrpci katliamı; unutulursa ikinci kez işlenmiş olur.
Bu yüzden hatırlamak bir ibadettir.
Adalet aramak bir sorumluluktur.
Mazlumun adını yaşatmak bir vefa borcudur.
33 yıl sonra hâlâ şu soruyu sormak zorundayız:
Bir tren istasyonunda insanlık nasıl bu kadar sessiz kalabildi?
Cevabı, ancak hakikatle yüzleşerek ve adaleti geciktirmeden verebiliriz.
Kimlik sorulan trenler bir daha asla durmamalı.
İnsan, yalnızca insan olduğu için yaşamalı.
Unutmadık.
Unutturmayacağız.
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor