- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Süreyya Yusuf diye bir öğretmen vardı - Dr. Taner Yusuf
Süreyya Yusuf diye bir öğretmen vardı - Dr. Taner Yusuf
0 dk
Süreyya Yusuf diye bir öğretmen vardı
Bir mektup yazarken birine hitap etmek gerekir. Ben kime hitap edeceğimi de bilemiyorum. Hangi birinize sesimi duyurayım hakikaten bilemiyorum. Ben öylece "ortaya konuşayım" birileri kendilerini bu yazılanların içinde bulacaktır diye düşünüyorum.
Yoksa eheeeey ahali" diyerek mi başlasaydım, belki de en iyisi bu olurdu, bilemem vallahi.
Kimin hakkı ödenmez demiş atalarımız? Ananın, babanın bir de öğretmenin! Bakar mısınız, öğretmeni ne kadar yüksek bir yere getirmişler. Ana baba yanına koymuşlar. Herhalde doğrusu da budur. Gelgelelim bizim topluma, bizim Kosova toplumumuza. Annelerimizin, babalarımızın değerini ne kadar biliyoruz tartışılır ama öğretmenlerimizin değerini BILMEDİĞİMİZ kesindir.
Profesör Süreyya YUSUFu bundan 36 yıl önce kaybettik. Ölüm onu ani bir kalp krizi sonucu olarak çok sevdiği Türkiye'de bulmuştu. O eski Yugoslavya düzeni bile bayağı bir itibar göstererek ülkesine, doğduğu ve yaşadığı topraklara dönmesi için bayağı seferber oldu. Görkemli bir törenle toprağa verildi. Eş, dost, yakınlar ve öğrencileri seni ebediyen unutmayacağız diyerek uğurladılar hocalarını. En başta ölüm yıldönümlerinde anıldı. Sonra genellikle ailesinin organizasyonunda yuvarlak yıldönümlerinde anıldı. Bunlar da seyrekleşti sonra. Son olarak 30. ölüm yıldönümünde güzel, derli toplu bir anma yapıldı ki bu vesileyle büyük laflar da ortaya atıldı:"Süreyya Yusuf için anma değil. bilgi şöleni yapılmalıdır","Süreyya Yusuf ödülü olarak bilim, toplum, sanat ödülü verilmelidir","Süreyya Yusuf Priştine'deki bir sokak adı olmalıdır" ve buna benzerleri.
Ne oldu? Hiç bir şey! Zaten her zaman anma toplantılarında o andan etkilenmiş olarak bazı iyi niyetli onu tanıyanlar güzel şeyler anlatır, güzel şeyler önerirler arkasından da hiç bir şey olmaz diğer bir toplantıya kadar. Bu diğer toplantıda yine coşar duygular ama anlık, saman ateşi gibi ve sönüverir oracıkta.
Ailesi olarak onu hiç unutmadık ki, ne mümkün. Ama ondan öğrendiğimiz bir haysiyet, bir gurur, mağrurluktan dolayı da, gelin ya, bizim büyüğümüz, sizin de öğretmeniniz için anma yapın onu sayın diyecek halimiz yok. Bu sizin içinizden gelmeli. Nerede onun yetiştirdiği kadrolar. İkinci dünya savaşından hemen sonra, ülkede okuma yazma seviyesi çok düşükken o Üniversitesini bitirmiş olarak Makedonya ve Kosova'da en başta kurslara yetiştirdiği öğretmenler nerde. Sonra Priştine'deki müdürlüğünü de yapmış olduğu Meto Bayraktar" ilköğretim okulu öğrenci ve öğretmenleri nerde? Priştine ve Prizren'de sadece ve sadece kadro yetiştirmek için Yüksek Pedagoji okullarının kurulmasında önder olan ve orada ders verdiği öğrencileri ve sonradan öğretmen olanlar nerde? Priştine Üniversitesinde Türkoloji bölümünün kurulması için ömrünü tüketip ilk hocası olan, orada da yetiştirdiği kadrolar nerde? "TAN" gazetesine yetiştirdiği gazeteci ve yazarlar nerde? Bu yörelerde dergiciliğin temelini atıp "ÇEVREN" dergisinin ilk sorumlu yazarı olarak beraber çalıştığı, onlara bu işte de önderlik yaptığı kadrolar nerde? Yine Priştine Radyosu, daha geçlerde Priştine televizyonuna yazılarını tek tek, sabırla düzelten yazıda, gazetecilikte yol gösterdiği öğrencileri nerde? Spikerler, okuma ve diksiyon derslerini evimizde alanlar nerede? İlkokullarımızda Türkçe dilbilgimizi daha sonra da Lisede Türkçemizi onun kitaplarından öğrenen öğrenciler, bu kitaplardan yararlanan öğretmenler de nerde?"Gerçek" derneğinin adını dahi vererek, kurup çalışmalarını defalarca canlandırmakta ön ayak olmuştu, dernek üyelerimiz, sanatçılarımız nerde? Tiyatrocularımız nerde? Onlara da eser yazıp dillerinin gelişmesinde bizzat provalarında bulundu onlara da hizmeti geçti onlar da nerde? Nerdelerin dahası var inanınız ki, Üsküp'te "BIRLIK" gazetesinde,"SESLER" dergisinde,"SEVINÇ" VE "TOMURCUK" çocuk dergilerinde, onlara eserlerini ve fikirlerini veren "arkadaşları" nerde?..Liderlik vasıfları üst seviyede olan Süreyya Yusuf hocanız siyasi çalkantılarda da Miletlinin önüne geçip onun çıkarlarını en iyi şekilde savunmayı bilmiş olan bir kişiydi. Bu özeliğiyle hatırlasaydınız bari, ama nerdeeeee...
Geçen yılın son günlerinde Üniversiteden, Türkoloji bölümünden telefon etiler ya biz Süreyya Yusuf ödülü gibi bir ödülün olmasını uygun bulduk ve bu sene için bu ödülü de Türkiyeli bir okutmanımıza verdik ama asıl töreni yapmadık"dediler. Ne imiş, işte 35 ölüm yıldönümü için yetiştirememişler ama gelecek yıl yani bu 2013 yılı doğumunun 90 yıldönümü olduğu için asıl tören bu sene yapılacak da dediler. Güzel de bir tören olabilirdi, Süreyya Yusuf'un hayatta olan kendisi de öğretmen olan eşi var. Toplumda belli bir saygınlıkları olan kızı, bir de oğlu var davet edilecek. Güzel bir senaryoyla çok faza harcama yapmadan da bir şeyler yapılabilirdi. Biz de bekleyelim, görelim dedik. Bekledik ama göremedik. Yine balık hafızalı aydınlarımızın" bir saman ateşiydi bu.
Gel gelelim son bir olay da T.C. Priştine Büyükelçiliğinin organizasyonunda gerçeklesen öğretmenleri anma ve ödüllendirme etkinliğindeki gelişmeler. Öğretmenlerin öğretmeni olarak anılacak, hala içlerinde öğrencileri olan, Süreyya Yusuf, bu kişiler tarafından hiçbir şeye layık görülmüyor. Sureyya Yusuf'un kaydı yapılmasa bile, ki kızı tarafından söylenilen tarihlerde gereken işlemler yapılıp kayıtlara geçirilmiştir. Ama, diyorum, kaydı yapılmasa bile o öğrencileri tarafından, bu halk tarafından unutulmamalıydı. Ben T.C. Büyükelçiliğine, Büyükelçimize, yada Türkiye'den gelen görevlilere hiç bir şey demiyorum, onlar hata da yapabilir, ama hemşerilerim siz bu hatayı yapmamalıydınız. Büyükelçiliğin bir görevlisiyle bizzat konuştum. Bana"Aktiv olan öğretmenlere ve emekli olup maddi durumları kötü olanlara yardım verilecek. Merhum olanlardan özellikle ailelerinin durumu iyi olanlar şu anda kapsanmamışlar" dedi. Büyükelçiliğin sadece teknik işleri yaptığını da söyleyerek, anılacak olan öğretmenlerimizin adlarını "Yunus Emre" Derneğinin saptadığını da söyledi. Ama icraatta başka bir şey olduğunu anladık.
Sonunda bir de güzel örnek vereyim bari. Ama nereden? Türkiye'den. Edirne'den. Edirne Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesinin yeni binasında, bundan iki yıl önce Süreyya Yusuf amfitiyatrosu açılmış. Çok değerli hemşerimiz Prof Dr Hilmi Ibar önerisiyle Üniversite Senatosu Süreyya Yusuf'un kişilik ve eserlerinden etkilenerek, üniversitelerinde bir amfitiyatronun Süreyya Yusuf olarak adlandırılmasını uygun bulmuş. Bundan da görülen nedir? Değerler, değerleri bilenler tarafından takdir edilir. Hiç bir zaman o yöre için emeği geçmeyen bir Türk aydınını, Kosova'da olsa bile,en basta insanlığa sonra da Türklüğe yaptığı hizmetlerden dolayı değerlendirmeyi bilenler var . Burada ise...
Bunun üzerine daha ne desem ben. Geçmişini, tarihini bilmeyenler, onu unutanlar asla tarih yapamazlar. Süreyya Yusuf diye bir büyüğünüz vardı eeeey ahali.
16.12.2013 Oğlu olmaktan gururlu olan
Pristine Dr Taner Yusuf
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor