- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Taner Erginel
Taner Erginel
0 dk
Kosova'nın 17 Şubat 2008 tarihinde bağımsız bir devlet olduğunu ilan etmesi üzerine Sırbistan, Uluslararası Adalet Divanı(UAD)'a başvurmuş ve kararın uluslararası hukuka aykırı olduğunu iddia etmişti. UAD, 22 Temmuz 2010 tarihinde açıkladığı tavsiye niteliğindeki görüş ile Kosova'nın bağımsızlık ilanının uluslararası hukuka aykırı olmadığına karar vermiştir. Bu karar Kosova'yı tanımış olan 69 devlete moral destek sağlamıştır. Karardan sonra Kosova'yı tanıyan devletlerin sayısında artış olması beklenmektedir.
Karar, dünya devletleri tarafından büyük ilgi ile karşılanmıştır. Devletlerin bağımsızlığı konusu sadece Kosova'yı değil birçok dünya devletini ilgilendirmektedir. Çünkü dünyada bağımsızlık talep eden ve bunun için çaba harcayan başka ülkeler de vardır. Acaba Kosova kararı bu ülkeleri nasıl etkileyecektir. Herkesin kendi kendine sorduğu ve yanıtlamaya çalıştığı soru budur.
Bağımsızlık ilan eden ve tanınması söz konusu olan diğer devletlerin başında KKTC gelmektedir. Kosova davasında gerek mahkeme kararında ve gerekse devletlerin mahkemeye sundukları görüşlerde KKTC ye değinilmiştir. KKTC nin bağımsızlığı bazen açıkça, bazen isim vermeden tartışılmıştır. Bu durumda bizim de Kosova kararını büyük bir dikkatle incelememiz ve tartışmamız gerekiyor değil mi?
Kosova kararının açıklanması, Kıbrıs Rum kesiminde KKTC nin tanınacağı yönünde kaygılara neden olmuştur. Bu kaygılar ciddi boyutlarda olmalı ki o tarihlerde Güney Kıbrısı ziyaret etmekte olan Alman Dışişleri Bakanı Westerwelle Rumlara kaygı duymamalarını kararın Kosova'ya özgü bir karar olduğunu ve Kıbrıs'ı etkilemeyeceğini söyleme gereği duymuştur. Westerwelle' nin açıklamasının Kıbrıs Rum Yönetimini ne ölçüde rahatlattığını bilmiyoruz. Ancak şunları söyleyebiliriz. Westerwelle'nin görüşleri kesin veya doğru olmaktan uzaktır . Kosova kararının bağımsızlık talep eden diğer ülkeleri ve KKTC yi etkileyip etkilemeyeceği tartışma konusudur ve uzun süre tartışılacaktır.
Kosova kararını incelemeye başladığımız zaman daha ilk bakışta ilginç özelliklerle karşılaşırız.
Kararın tavsiye niteliğinde görüş olması
Kosova kararının ilk dikkati çeken özelliği normal bir mahkeme kararı olmayıp tavsiye niteliğinde görüş olmasıdır. Kosova davasında izlenen bu yargılama yöntemi, diğer yargı organlarında pek görülmeyen ve mahkemelerin genellikle uygulamaktan kaçındıkları bir yöntemdir. Acaba bir mahkemenin tavsiye niteliğinde görüş vermesi ne anlama geliyor? Arzu ederseniz öncelikle bu konu üzerinde duralım.
Normal davalarda davacı ve davalı olmak üzere iki taraf bulunur. Mahkeme tarafları dinledikten sonra iki taraf arasında sorunu çözen bir karar verir. Verilen kararı icra etme olanağı vardır. Davayı kaybeden hükme uymayı reddederse kazanan taraf devlet gücünü kullanarak bu hükmü icra ettirebilecektir. Halbuki tavsiye niteliğindeki görüşte bu özellikler yoktur. Tavsiye niteliğindeki görüşlerin daha çok akademik bir soruya yanıt verdiğini söyleyebiliriz. Buna rağmen verilen görüşün birçok kişiyi etkilemesi söz konusudur. Mahkemenin görüşüne uyanlar hukuka uygun hareket etmenin rahatlığına kavuşurken diğerleri ters düşmenin rahatsızlığını yaşayacaklardır.
Mahkeme kararlarının emsal olması
Mahkeme kararlarının en önemli özelliği emsal olma özelliğidir. Bir mahkeme dinlediği davada sonuca ulaşmak için bazı gerekçeler göstermek zorundadır . Bu gerekçeler daha sonra yine aynı mahkemeyi bağlamaktadır. Çünkü mahkemelerin benzer davalarda farklı gerekçeler göstererek farklı sonuçlara varması kabul edilemez. Eğer kararı veren yüksek bir mahkeme ise gösterdiği gerekçeler daha altta bulunan diğer mahkemeleri de bağlayacaktır. Dolayısıyla yargıda benzer davalarda benzer sonuçlar ortaya çıkma, yani verilen bir kararın benzer davalara emsal olma özelliği vardır.
Mahkeme kararlarının bu özelliği nedeniyle dava açanlar kendi olaylarını geçmiş mahkeme kararlarındaki olaylarla kıyaslarlar ve "o davada şöyle karar verildiğine göre bu davada da benim lehime karar verilmesi gerekir" diye argüman yaparlar. Tavsiye niteliğinde görüşlerde teorik olarak bu özellikler yoktur. Buna rağmen Kosova kararını incelediğimiz zaman bağımsız hareketlerini etkileyecek görüşlerle dolu olduğunu görürüz.
UAD ın Kosova davasını dinleme yetkisi
UAD, Birleşmiş Milletlere bağlı olan ve devletleri yargılayan bir mahkemedir. Bir davayı dinleyebilmesi için iki devletin anlaşarak birlikte UAD a başvurmaları gerekir. Devletlerin mahkemeye başvurma konusunda anlaşamamaları durumlarda ise Birleşmiş Milletler bir yöntem düşünmüş ve Uluslararası Adalet Divanı Sözleşmesinin 65.ci maddesinde yetkili bir kuruluşun müracaat etmesi üzerine UAD ın yasal konularda, tavsiye niteliğinde görüş verebileceğini kabul etmiştir.
İlk aşamada Sırbistanın açtığı davayı UAD ın dinlemesi mümkün değildi. Çünkü diğer devlet, yani Kosova davanın dinlenmesini kabul etmemişti. Daha doğrusu Kosovanın bağımsız devlet olması henüz kesinlik kazanmadığı için kabul beyanının geçerli olup olmayacağı tartışmalıydı. Bu nedenle BM genel kurulu Sırbistan'ın açtığı davada 65.ci maddeye dayanarak UAD ın tavsiye niteliğinde görüş vermesini talep etmiştir.
Kosova kararı KKTC için emsal olacak mı?
İlk bakışta tavsiye niteliğinde bir görüşün yargının bağlayıcılık ve emsal oluşturma özelliklerini taşımayacağını düşünebiliriz. Buna ek olarak Kosova davasında mahkemenin de genel bir kural koymaktan kaçınarak Kosova ya özgü bir karar verme çabası içine girdiğini söyleyebiliriz. Buna rağmen Kosova kararının emsal olma özelliği olacaktır. Çünkü emsal olma yargının doğasında vardır. Mahkeme ne kadar önündeki meseleye özgü bir görüş verme çabası içine girerse girsin, sonuçta diğer ülkelerin bu olayı kendi durumları ile kıyaslamaları ve buna göre talepte bulunmaları kaçınılmazdır. Kosova kararından hemen sonra başlayan tartışmalar da bunu göstermektedir.
Acaba Kosova kararı KKTC yi ve Kıbrıs Türk Halkını nasıl etkileyecektir? Bu soruyu yanıtlamak için bir yazı dizisi hazırlamış bulunuyorum. Arzu ederseniz bu konuyu çeşitli boyutları ile birlikte inceleyelim ve soruyu birlikte yanıtlamaya çalışalım.
Kosova davasının ilginç diğer bir özelliği birçok devletin davaya katılarak bağımsızlık konusundaki görüşlerini açıklamış olmalarıdır. Bu görüşlerin mahkeme kararı kadar ve belki de daha fazla bağımsızlık hareketlerini etkilemesi söz konusudur. Çünkü bir devletin ileride benzer bir bağımsızlık talebi ile karşılaştığında Kosova davasında öne sürdüğü görüşlerden farklı ve çelişkili iddialar yapması büyük rahatsızlık yaratacaktır.
Örnek olarak İngiltere Hükümetinin mahkemeye sunduğu görüşlere bakalım.
İngiltere'nin Mahkemeye sunduğu görüş
İngiltere Hükümeti Kosova'nın bağımsızlık ilanını desteklemiş ve özetle öyle demiştir: "Sırbistan, Kosova'nın bağımsızlık ilanını geri almasını ve iki taraf arasındaki müzakerelerin devam etmesini talep etmektedir. Halbuki müzakerelerin bir sonuç vermeyeceği anlaşılmıştır. Sırbistan, Kosova'nın bağımsızlık ilan etmesine neden olan olayları görmezlikten gelmektedir ve saati geri almaya çalışmaktadır. Bir mahkeme, ayrılan eşlerin tekrar birlikte yaşamaları için emir veremeyeceği gibi ayrılan devletlerin bir araya gelmeleri için de emir veremez."
İngiltere'nin Kosova davasında öne sürdüğü bu görüşler KKTC'nin bağımsızlığını destekleyen görüşlere tıpatıp benziyor değil mi? Bu durumda sormamız gerekiyor: Bir gün KKTC , İngiltere'den tanınma talep ederse İngiltere Hükümeti hangi gerekçe ile tanımamazlık edebilecektir. KKTC yi tanımamak için hangi gerekçeyi öne sürerse sürsün Kosova davasında öne sürdüğü gerekçelere ters düşecek değil mi? Bunu yapması halinde iki halk ve iki ülke arasında çifte standart uygulamış ve diskriminasyon yapmış olmayacak mı?
Özetlersek Kosova davası ve kararı KKTC'nin bağımsızlığı lehinde kullanılabilecek görüşlerle doludur. Bu görüşlerin yerinde kullanılması halinde Kıbrıs Türk Halkının büyük yarar sağlaması söz konusudur. Hata yapılması halinde ise fırsatlar yitirilecek ve büyük zarar görülecektir.
Bu yazı dizisinde Kosova kararının çeşitli yönlerini birlikte inceleyeceğiz. Yarın kararı büyüteç altına alıp nasıl bir karar verildiğini anlamaya çalışacağız.
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor