EURO
1
  • EURALL
    95.55 0.29%
  • EURTRY
    53.47 0.15%
  • EURMKD
    61.63 -0.05%
  • EURRSD
    117.38 -0.03%
  • EURUSD
    1.16 0.16%
  • EURGBP
    0.87 0.05%
  • EURCHF
    0.92 -0.04%
  • EURSEK
    10.88 -0.25%
  • EURAUD
    1.63 0.15%
Haberler aranıyor...
Aramak için en az 2 karakter yazın.
7 Haziran 2026 Kosova Erken Genel Seçimleri
00
Gün
00
Saat
00
Dakika
00
Saniye

Taner Erginel

Taner Erginel
2 Kasım 2010, 22:38

0 dk

Kosova'nın 17 Şubat 2008 tarihinde  bağımsız bir devlet olduğunu ilan etmesi üzerine Sırbistan,  Uluslararası Adalet Divanı(UAD)'a başvurmuş ve  kararın uluslararası hukuka aykırı olduğunu iddia etmişti. UAD, 22 Temmuz 2010 tarihinde  açıkladığı  tavsiye niteliğindeki görüş ile Kosova'nın  bağımsızlık ilanının  uluslararası hukuka aykırı olmadığına karar vermiştir. Bu karar  Kosova'yı tanımış olan 69  devlete moral destek sağlamıştır. Karardan sonra Kosova'yı tanıyan devletlerin sayısında artış olması beklenmektedir.

Karar, dünya devletleri tarafından  büyük ilgi ile karşılanmıştır. Devletlerin bağımsızlığı konusu sadece Kosova'yı değil birçok dünya devletini ilgilendirmektedir. Çünkü dünyada bağımsızlık talep eden ve bunun için çaba harcayan başka ülkeler de vardır. Acaba Kosova kararı bu ülkeleri  nasıl etkileyecektir. Herkesin kendi kendine sorduğu ve yanıtlamaya çalıştığı  soru budur.

Bağımsızlık ilan eden ve tanınması söz konusu olan diğer devletlerin başında  KKTC gelmektedir. Kosova davasında gerek mahkeme kararında ve gerekse devletlerin mahkemeye sundukları görüşlerde  KKTC ye değinilmiştir. KKTC nin bağımsızlığı bazen açıkça, bazen isim vermeden tartışılmıştır.  Bu durumda  bizim de Kosova kararını büyük bir dikkatle incelememiz ve tartışmamız  gerekiyor değil mi?

Kosova kararının açıklanması, Kıbrıs Rum kesiminde KKTC nin tanınacağı yönünde kaygılara neden olmuştur. Bu kaygılar  ciddi boyutlarda olmalı ki o tarihlerde  Güney Kıbrısı ziyaret etmekte olan Alman Dışişleri Bakanı Westerwelle Rumlara kaygı duymamalarını  kararın Kosova'ya özgü bir karar olduğunu ve Kıbrıs'ı etkilemeyeceğini  söyleme gereği duymuştur. Westerwelle' nin açıklamasının Kıbrıs Rum Yönetimini ne ölçüde rahatlattığını bilmiyoruz. Ancak şunları söyleyebiliriz. Westerwelle'nin görüşleri kesin veya doğru olmaktan uzaktır . Kosova kararının bağımsızlık talep eden diğer  ülkeleri ve KKTC yi etkileyip etkilemeyeceği tartışma konusudur ve uzun süre tartışılacaktır.

Kosova kararını incelemeye başladığımız zaman daha ilk bakışta ilginç özelliklerle karşılaşırız.

Kararın tavsiye niteliğinde görüş olması

Kosova kararının   ilk dikkati çeken özelliği normal bir mahkeme kararı olmayıp tavsiye niteliğinde  görüş olmasıdır.  Kosova davasında izlenen  bu yargılama yöntemi, diğer yargı organlarında pek görülmeyen ve mahkemelerin genellikle  uygulamaktan kaçındıkları bir  yöntemdir. Acaba bir mahkemenin tavsiye niteliğinde  görüş  vermesi ne anlama geliyor? Arzu ederseniz öncelikle bu konu üzerinde duralım.

Normal davalarda  davacı ve davalı olmak üzere iki  taraf  bulunur. Mahkeme tarafları dinledikten sonra iki taraf arasında  sorunu çözen bir karar verir. Verilen kararı icra etme olanağı vardır.  Davayı kaybeden hükme uymayı reddederse kazanan taraf  devlet gücünü kullanarak bu hükmü icra ettirebilecektir.  Halbuki tavsiye niteliğindeki görüşte bu özellikler yoktur. Tavsiye niteliğindeki görüşlerin daha çok akademik bir soruya yanıt verdiğini söyleyebiliriz. Buna rağmen verilen görüşün  birçok  kişiyi etkilemesi söz konusudur. Mahkemenin görüşüne uyanlar hukuka uygun hareket etmenin rahatlığına kavuşurken diğerleri ters düşmenin rahatsızlığını yaşayacaklardır.

Mahkeme kararlarının emsal olması

Mahkeme kararlarının en önemli  özelliği  emsal olma özelliğidir.  Bir  mahkeme dinlediği   davada  sonuca ulaşmak için  bazı gerekçeler göstermek zorundadır .  Bu gerekçeler daha sonra yine aynı mahkemeyi bağlamaktadır. Çünkü  mahkemelerin  benzer davalarda farklı gerekçeler göstererek farklı sonuçlara varması  kabul edilemez.  Eğer kararı veren yüksek bir mahkeme ise gösterdiği gerekçeler daha altta bulunan diğer mahkemeleri de bağlayacaktır. Dolayısıyla yargıda  benzer davalarda  benzer sonuçlar ortaya çıkma, yani verilen bir kararın benzer davalara emsal olma özelliği  vardır.

Mahkeme kararlarının  bu  özelliği nedeniyle dava açanlar kendi olaylarını geçmiş mahkeme kararlarındaki olaylarla  kıyaslarlar  ve  "o davada  şöyle karar verildiğine göre bu davada da benim lehime karar verilmesi gerekir" diye argüman  yaparlar. Tavsiye niteliğinde görüşlerde teorik olarak bu özellikler yoktur. Buna rağmen Kosova kararını incelediğimiz zaman bağımsız hareketlerini etkileyecek görüşlerle dolu olduğunu görürüz.

UAD ın Kosova davasını dinleme yetkisi

UAD, Birleşmiş Milletlere bağlı olan ve devletleri yargılayan bir mahkemedir. Bir davayı dinleyebilmesi için iki devletin anlaşarak birlikte UAD a başvurmaları gerekir. Devletlerin mahkemeye başvurma konusunda anlaşamamaları durumlarda ise  Birleşmiş Milletler bir yöntem düşünmüş ve Uluslararası Adalet Divanı Sözleşmesinin 65.ci maddesinde yetkili bir kuruluşun müracaat etmesi üzerine  UAD ın yasal konularda, tavsiye niteliğinde görüş verebileceğini kabul etmiştir.

İlk aşamada Sırbistanın açtığı davayı  UAD ın dinlemesi mümkün değildi. Çünkü diğer devlet, yani Kosova davanın dinlenmesini kabul etmemişti. Daha doğrusu Kosovanın bağımsız devlet olması henüz kesinlik kazanmadığı için kabul beyanının geçerli olup olmayacağı tartışmalıydı. Bu nedenle  BM genel kurulu Sırbistan'ın açtığı davada 65.ci maddeye dayanarak UAD ın  tavsiye niteliğinde görüş vermesini talep etmiştir.

Kosova kararı KKTC için emsal olacak mı?

İlk bakışta tavsiye niteliğinde bir görüşün yargının bağlayıcılık ve emsal oluşturma özelliklerini taşımayacağını düşünebiliriz. Buna ek olarak Kosova davasında mahkemenin de genel bir kural koymaktan kaçınarak Kosova ya özgü bir karar verme çabası içine girdiğini söyleyebiliriz. Buna rağmen Kosova kararının emsal olma özelliği olacaktır.  Çünkü emsal olma yargının doğasında vardır. Mahkeme ne kadar önündeki meseleye özgü bir görüş verme çabası içine girerse girsin, sonuçta diğer ülkelerin bu olayı kendi durumları ile kıyaslamaları ve buna göre talepte bulunmaları kaçınılmazdır. Kosova kararından hemen sonra başlayan tartışmalar da bunu göstermektedir.

Acaba Kosova kararı KKTC yi ve Kıbrıs Türk Halkını nasıl etkileyecektir? Bu soruyu yanıtlamak için bir yazı dizisi hazırlamış bulunuyorum.  Arzu ederseniz bu konuyu  çeşitli boyutları ile birlikte inceleyelim ve  soruyu birlikte yanıtlamaya çalışalım.

Kosova davasının  ilginç diğer bir özelliği birçok devletin davaya katılarak bağımsızlık konusundaki görüşlerini açıklamış olmalarıdır. Bu görüşlerin  mahkeme kararı kadar ve belki de  daha fazla bağımsızlık hareketlerini etkilemesi söz konusudur.  Çünkü bir devletin ileride benzer bir bağımsızlık talebi ile karşılaştığında Kosova davasında öne sürdüğü görüşlerden farklı ve  çelişkili  iddialar yapması büyük rahatsızlık yaratacaktır.

Örnek olarak İngiltere Hükümetinin mahkemeye sunduğu görüşlere bakalım.

İngiltere'nin Mahkemeye sunduğu görüş

İngiltere Hükümeti Kosova'nın bağımsızlık ilanını desteklemiş ve özetle öyle demiştir: "Sırbistan,  Kosova'nın  bağımsızlık ilanını geri almasını ve iki taraf arasındaki  müzakerelerin devam etmesini talep etmektedir.  Halbuki müzakerelerin bir sonuç vermeyeceği anlaşılmıştır. Sırbistan, Kosova'nın bağımsızlık ilan etmesine neden olan olayları görmezlikten gelmektedir ve saati  geri almaya çalışmaktadır. Bir mahkeme,  ayrılan eşlerin tekrar birlikte yaşamaları  için emir veremeyeceği gibi ayrılan devletlerin bir araya gelmeleri için de emir veremez." 

İngiltere'nin  Kosova davasında  öne sürdüğü bu görüşler  KKTC'nin bağımsızlığını destekleyen görüşlere tıpatıp benziyor değil mi?  Bu durumda sormamız gerekiyor: Bir gün KKTC , İngiltere'den tanınma talep ederse   İngiltere Hükümeti  hangi gerekçe ile tanımamazlık edebilecektir. KKTC yi tanımamak için hangi gerekçeyi öne sürerse sürsün Kosova davasında öne sürdüğü gerekçelere ters düşecek  değil mi? Bunu yapması halinde iki halk ve iki ülke arasında çifte standart uygulamış ve diskriminasyon yapmış olmayacak mı?

Özetlersek Kosova davası ve kararı KKTC'nin bağımsızlığı lehinde  kullanılabilecek görüşlerle  doludur.  Bu görüşlerin  yerinde kullanılması halinde Kıbrıs Türk Halkının  büyük yarar sağlaması söz konusudur. Hata yapılması halinde ise fırsatlar yitirilecek ve büyük zarar görülecektir.

Bu yazı dizisinde Kosova kararının çeşitli yönlerini  birlikte inceleyeceğiz. Yarın kararı büyüteç altına alıp nasıl bir karar verildiğini anlamaya çalışacağız.
 

Yorumlar (0)

Yorum kurallar'ını okudum ve Onaylıyorum

Yorum Kuralları

  • Kullanıcıların birbirlerine karşı saygılı olması zorunludur.
  • Üyelerin birbirlerine yaptığı ırkçı, cinsiyetçi, homofobik ve küfürlü yorumlara müsamaha gösterilmeyecektir. Böyle durumda yorumlara müdahale edilecektir.
  • Kullanıcılar tarafından gelen, insanların dini inancına, ırkına, etnik kökenine, yaşına, sosyal durumuna, siyasi görüşüne, cinsel yönelimine, fiziksel durumuna göre kişilere veya belirli gruplara karşı nefrete teşvik edici, şiddet içeren, provokatif, aşağılayıcı içerik ve yorumları yayınlamama hakkını Kosova Haber saklı tutmaktadır.
  • Birey, kurum, kültür veya toplumları küçük düşürücü, küfür, aşağılama veya argo ifadelere izin verilmemektedir
  • Daha sağlıklı bir tartışma ortamının olması için yapılan yorumlarda kullanıcılar, diğer kullanıcıların inançlarına ve görüşlerine saygı göstermeleri zorunludur.
  • Yorumlarda büyük harf kullanılmamalıdır.
  • Site içerisindeki yorumlar Türkçe olmalıdır.
  • Herhangi bir ticari amaç ya da telif hakkı içeren yorumlara izin verilmeyecektir.
  • İnsanları kışkırtan, saldırgan bir kullanıcı adı seçilemez.
  • Spam mesajlar göndermek yasaktır. Aynı ve benzer mesajlar birden fazla kere gönderildiğinde de müdahale edilecektir.
© 2006 - 2026 Kosova Haber. Tüm Hakkları Saklıdır..

Designed and Developed by: Dmarketing