- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- TARİHSEL SÜREÇTE KOSOVA TÜRK TOPLUMU VE TÜRKLÜĞÜ-Raif Vırmiça
TARİHSEL SÜREÇTE KOSOVA TÜRK TOPLUMU VE TÜRKLÜĞÜ-Raif Vırmiça
0 dk
Kosova Türklüğünün çok uzun bir geçmişi vardır. Kosova Türklüğü, Osmanlı öncesi, Osmanlı dönemi ve Osmanlı sonrası Türklüğü diye üç dönemde gelişme göstermiştir. Kosova Türkleri, asli olarak Kosova muhitinde, tarihî devirden çağdaş devre kadar yaşayan bir Müslüman Türk grubudur. Kosova Türkleri tabiri, Balkan Türkleri olarak belirtilen Batı Türk kesiminin, özellikle Osmanlı devri idari taksimatında Kosova Vilayeti arazisinde yaşaya gelen Türklerin, bugünkü nüfusunu belirtir. Tek sözle Evlâd-ı fatihandır. Siyasi kültür açısından Kosova Türkleri, Osmanlı Devleti dönemi sonrasında yani 1913 yılları sonrası, çeşitli siyasi devlet yapılarında yaşamıştır. Bunlardan sosyalist sistem, son döneme dek süren bugünkü siyasi sistem olmuştur.
1912 yılından 1951 yılına kadar geçen dönemde Kosova’da göçler, bozgunlar, yıkımlar, acılar ve sıkıntılar içerisinde, I. ve II. Dünya savaşlarını da yaşamak zaruriyetinde kalan Türklerin sayısı önemli bir biçimde azalmıştır. Bunun sonucunda tam bir azınlık yaşantısı sürdüren Türkler bilinç ve sağduyusu ile geleceğe olan inancını hiçbir zaman yitirmemiştir. Aksine asırlar boyunca yurt bildiği ve edindiği Rumeli topraklarında hiç bitmeyen buranlar muhtevasında zaman zaman yalnız da kalsa yine de zengin ve uygar geçmişinin birikimine güvenmeyi geleceğini sağlamak açısından ilke kabul etmiştir.
Etkin bir yaşamı elden bırakmadan sürdürmek, Türkçemizi dilden dile yaşatmak ve eğitimimizle birlikte daha da parlak kılmak ve pekiştirmek, halkımızın geçmişten geleceğe taşıdığı hususiyetlerinden en önemlisidir. Bu nedenle II. Dünya Muharebesi’nin olanca karmaşıklığı ve tehlikelerine rağmen, bu topraklarda yaşayan diğer halklar gibi, Türklerin de yaşantısını etkilemiş, kesintiye uğratmış, fakat hiçbir şekilde söndürememiştir. Çünkü toplumsal bir olay olarak savaşın yararlarının sıralamasında bilincimizin, dinimizin, Türkçemizin ve atalarımızdan miras kalan medeniyetimizin bizlere verdiği umut ve sunduğu yaşama direncinin her şeyden üstün olduğunu kanıtlamıştır.
Türk halkının tarihten gelen bu bilinci her ne kadar gizlenmeye çalışılmışsa da, 1951 yılında Türklerin yeniden sahneye çıkmasıyla Kosova, burada yaşamakta olan diğer halklar gibi Türklerin de yurdu olduğu inkâr edilemez bir duruma gelmiştir. Kosova Türklüğü 39 yıl süren bu kopukluğa rağmen, başta eğitimiyle, okullarıyla, dernekleriyle, sanatıyla, kültürüyle, örf, adet, gelenek, görenek ve diğer edinimleriyle kendi varlığını devam ettirmeye ve günümüze kadar dimdik ayakta tutmaya başarmıştır.
Günümüzde Kosova’da Türk siyasi yapıları muhtevasında baş ve yegâne partimiz olarak Kosova Demokratik Türk Partisi’nin kuruluşu (KDTP) 1990’lı yıllara uzamaktadır. Başta Kosova Türk halkının ve Kosova Demokratik Türk Partimizin yapmış oldukları başarılı çalışma ve faaliyetleriyle her alanında başarılar elde ederek, atalarımızdan kalan yenisi de dâhil, bugün Kosova’da Türklüğün, Türk Medeniyeti’nin dehası sergilenmeye devam etmektedir ve eskiden vurulan Tük Damgası hala korunmaktadır.
Böyle bir siyaset anlayışında diğerleri arasında en başta Türkçemizi dilden dile yaşatmak ve eğitimimizle birlikte daha da parlak kılmak ve pekiştirmek, halkımızın ve partimizin geçmişten geleceğe taşıdığı en önemli özelliklerinden biridir. Hakeza halkımız bilincimizin, dinimizin, Türkçemizin ve atalarımızdan miras kalan medeniyetimizin bu alanda biz Türklere verdiği umut ve sunduğu yaşama direncinin her şeyden üstün olduğunu kanıtlamıştır. Böyle bir gelişmede olan toplumumuz gerçekleşen eğitim ve diğer edinimlerimiz sayesinde Türk özelliklerini, aklını kullanmasını, yurttaşlık bilincini, erdemli ve ilkeli olmanın anlamını, yaşam tadını ve toplumda örnek ve başarılı bir insan olmasını öğretmiştir. Lakin bu başarıların elde edilmesi de pek kolay olmam ıştır,
Türk gibi düşünmek, Türk gibi görmek, Türk gibi yaşamak, Türk gibi davranmak ve Türk gibi kendini kabul ettirmek yönünde ki davranışlarıyla Türklüğünü korumuştur ve bugüne kadar bu ortam içinde büyük başarılar elde etmiştir denilebilir. Çünkü başta olan Türkçe eğitimimiz biz Türkleri insan olmayı, aklını kullanmayı, erdemli ve ilkesel olmanın anlamını, yaşamın tadını ve toplumda örnek olmakla hep doğru yolda yürümemiz yanında, bilginin ve Türkçemizin, rengini, tadını, içtenliğini ve bütün zenginliğini aşılamış, bizlerde Türklüğün ve Türk kalmanın köklerini dikerek, bizleri topluma yararlı birer kişi olarak yetiştirmek için çaba sarf etmiştir. Özellikle de bu topraklarda yetişen insanımıza Türklüğün ve Türkçemizin bayrağını dalgalandırma duygu ve beceri aşısını aşılamış, bu amaçta Türlüğümüzü ve Türk uğruna yaptığımız hizmetimizi en kutsal ve onurlu ve bir milli görevi olarak bildirmiştir.
İkinci Dünya savaşından sonraki dönemi kendine has şartlar altında değerlendirmeye çalıştığımızda, bu dönemde bilakis 1951 yılında meydana gelen toplumsal değişmeler, burada yaşamakta olan Türk halkının yeniden doğuşu yanında, Kosova Türklüğü için bir dönüm noktasını oluşturmuştur. Çünkü 1951’lerden sonra bu topraklarda yetişen kültür adamı, sanatçı, yazar şair, aydın tek sözle Türklüğün ve Türkçenin bayrağını dalgalandıranların büyük bir çoğunluğu çeşitli kurul ve kurumlardan duygu ve beceri aşısını almış, bu amaçta Türklüğü en kutsal ve onurlu bir görev olarak bilmiştir.
Bugüne kadar teşhir edilen her nevi faaliyetlerde, bu yörelerde biz Türklerin sayıca az olmamıza rağmen, bu özellikler sayesinde çoğu alanlarda kendimizi ispatlamış bir halk olarak kendimize güvenmeyi sağlamış bizleri belli bir seviyeye ulaştırmakla birlikte bizlere Türk benliği nasıl savunulur, gelenek ve görenekler nasıl yaşatılır, kültür sanat alanında yeniliklere nasıl ulaşılır, dostluk ve kardeşlik rüzgârları nasıl estirilir diye yansıtmıştır. Bunun böyle olması için bizlere, sevgi ve hoşgörü olan bir toplumda kötülüklere yer yoktur diyerek biz Türklerin barışçıl olduğumuzu ve öyle de kalmamızı öğretmiştir.
Bunca yıl bu Türklüğümüz ve diğer edinimlerimiz bizlerle tatbik edilerek, buralarda eskiden kalan yenisi de dâhil Türklük hala devam etmektedir. Eskiden olduğu gibi, günümüzde bu özelliklerimiz sayesinde topluma karşı görüşümüz, ahlakımız, yaşam tarzımız, zevkimiz, anlayışımız tek sözle benliğimiz geniş bir çevreye yayılarak, yaşadığımız bu topraklarda yüzyıllar öncesi vurulan Türk damgası hala korunmaktadır ve ileride de korutulacaktır.
Bura topraklarda sayımızın az olmasına karşın, bugüne kadar başta partimiz olmak üzere yaptığımız etkinliklerle burada yaşayan halkları birbirine bağlayan kimi ortak değerleri sergilemiş, bir bütünlüğün yaratılmasında çaba sarf etmiştir. Bunu derken bunca yıl tüm ulusal mensubiyetimizi, kültürel özelliklerimizi dile getirerek başarılara nasıl ulaşılır, örnek bir millet olarak kendini tanıtmıştır Kosova Türklerinin ister Kosova ister de belediye çapındaki siyasi sahnede çok önemli görevlerde bulundukları bir gerçektir. Bu dönem esnasında çok sayıda Türk aydınlarımız milletvekilleri, parti ve diğer örgüt ve kurum başkanları, as başkanları, bakanları gibi görevlerde bulunmuş ve Türklüğün korunmasında, yaşatılmasında ve daha yüksek bir seviyeye ulaşmasında büyük katkıları olmuştur. Hatta ve hatta önceki duruma kıyasen son yıllarda Türklüğün çok daha yüksek bir seviyede olduğunu ve korunduğunu da söylemek gerekir.
Kosova Türk toplumu her zaman dilinin, dininin, kültürünün ve sanatının geniş yararlı olma niteliğini göz önünde tutarak, medeniyetimizin ve diğer edinimlerimizin estetik değerlerine önem vererek bu topraklarda teşhir edilen sanat dehamız hep güncel olarak kalmıştır. Tabi ki, bu dehanın güncel olarak kalmasında Türk toplumu yanında başta partimiz ve Kosova’da günümüze kadar kurulan çok sayıda Türk kültür, sanat dernek ve diğer kuruluşlarımızın da büyük katkısı olmuştur.
Kosova’da Osmanlı medeniyetinin devamını oluşturan bura Türk toplumu bugüne kadar ortaya koymuş olduğu özgün kimliğiyle bu yörelerde örnek bir millet olma hüviyetini bugüne kadar iyi niyetliğiyle, burada yaşayan tüm halklara beslediği sevgisiyle, bir bütünlük yaratmak yolunda özen göstermesiyle kazanmıştır. Eski dönemlerde olduğu gibi bugünkü dönemde de Kosova gerçeklerinin hakiki gözlemcisi olan bura Türk toplumu, tarafsız siyasetiyle, bağımsızlıktan sonra, Kosova’nın ileriki yeni yapılanmasında kurulacak olan ortak yaşamla ilgili en iyi bir modaliteyi ve demokratik gelişmeyi keşfetmek için elinden geleni yapmaya çaba sarf etmektedir.
Bugün Kosova’da Osmanlı medeniyetinin devamını oluşturan ve her şeyi ile bu topraklarda sanatı ve kültürünü yaşatan Türkler, buralarda yaşayan diğer halklarla kurmuş olduğu irtibatlarda, kendini göstermiş, sanatını, kültürünü örf adet gelenek ve göreneklerini ve diğer edinimlerini yaşatmakta örnek bir toplum olarak, yaşadığı bu topraklarda dostluk bağlarını başarılı bir şekilde sürdürmektedir. Kosova’da Türklük, Türk kültürü ve sanatı Osmanlıların gelişinden başlayarak başarılı bir şekilde sürdürmüş olduğumuz yaşantımızın bütün zamanlarında ve alanlarında yer almıştır ve başarılı bir şekilde günümüze kadar ulaşmıştır. Tabii ki bu Türklüğün, kültürün ve sanatın bu günlere ve bu seviyeye ulaşmasında büyük katkısı olan Kosova Türk Toplumu’na, son dönemlerde Kosova Demokratik Türk Partimize ve toplumumuzda yetişen sayısız kültür adamı, yazarı, aydını siyasetçisi, zanaatçısı ve başka saygın kişilere düşmektedir.
Bugün Kosova’da yaşamakta olan Türk Toplumu’nun geleceğinde büyük bir ehemmiyet taşıyan bu edinimlerimizin, devamlılığı için sadece Kosova Türk Toplumu’na değil, Kosova’da faaliyet gösteren kuruluş ve kurumları yanında başta Kosova Devleti’ne ve anavatanımız Türkiye’ye de görev düşmektedir. Günümüze kadar Kosova’daki Türk kuruluşlarının gerçekleştirmiş oldukları sayısız faaliyetleriyle her günkü yaşamını zenginleştirmiş toplumdaki düşünce düzeyini gelenek, görenek, örf, adet ve kültür hayatının günceliğini ve gelişimini devamlı olarak ayakta tutmuş, diğer taraftan da siyasi alanında Kosova Demokratik Türk Partimiz de başarılar elde ederek, atalarımızdan kalan yenisi de dâhil, bugün Kosova’da Türklüğün, Türk Medeniyeti’nin dehası sergilenmeye devam etmektedir.
Bu yönde Kosova Türk halkı tüm güvencini başta öz desteğine ve Kosova Demokratik Türk Partisine bağlamıştır. Çünkü bu topraklarda yaşayan Türk halkının, devlet organlarında örgütlü olarak haklarını koruyabilecek, öz varlıklarını yaşatacak, siyasi, kültür, eğitim ve diğer alanlarda tanınan haklarına saygı gösterilmesini, yani, kendi kaderini kendi eline alıp, Kosova’da yaşayan tüm halklarla beraber yaşamak, eşit koşullar içinde ilerlemek, demokratik gelişmelere ayak uyduracak, yürüyecek bir güç olduğu gerçektir.
Dolayısıyla Bugün Kosova Türk halkının güvenini kazanan Kosova Demokratik Türk Partimizin ve genelde bura Türk Toplumun siyasetinde bütün insanlarla hiçbir ayrım yapmadan çok uluslu Kosova Toplumu’nda her Türkün çıkarını korumaya ilke edinmiş, barışçıl yolla, anlaşmayla, diyalogla, Türklerin haklarını tam anlamıyla koruyabilmeleri ve kullanabilmeleri için başarılı bir siyaset yürütmektedir. Sadece Türk halkına değil, Türk halkı gibi Kosova’da hoş görü içinde yaşamak isteyen tüm insanlara da kapılarını açarak, her türlü bölünmeye parçalanmaya karşı koyarak, genel olarak bütün Kosova toplumunun, özellikle de Türk toplumu’nun birleşmesine, öteki halklarla bugüne kadar olduğu gibi, ileriki dönemde de birlikte yaşamaya kararlı olduğunu gösteren bir siyaseti ortaya koyarak kendini ispatlamıştır.
Bugünkü Kosova Toplumu’nda mevcut olan durumdan hareket ederek, bura Türklerin önünde yeni fırsatlar ve imkânlar bulunduğunu vurgulayan partimiz ve siyasetçilerimiz bu imkânlardan yararlanmakla, milletimizin bir araya gelip benliğimizi yaşatmak çabasında başta öz desteğin sonra da diğer desteklerin hacetini ortaya koymaktadır. Kosova Türk siyasetinin ana konularını bu dönemde, insanların karşılıklı olarak birbirlerini saymaya, sevmeye ve dostluğu geliştirip iyi bir yaşam yaşamaları için büyük gereksinim olduğunu ortaya koymasıdır. Bu bağlamda herkesin dostluk elinin uzatılması için zamanın çattığı ve geldiği hissedilirken, bunu daha iyi düşünülen bir toplumda dimdik ve soylu bir şekilde ayakta durabilmemiz için şart olduğunu vurgulamak çabası içinde bulunmaktadır. Çünkü Kosova Türk Toplumu’nun bugüne kadar yapmış olduğu ana mesajında ”Sevgi olan bir toplumda kötülüklere yer yoktur” diyerek bu mesajın muhtevasında” Biz Türkler barışçıyız ve öyle kalmalıyız” anlamını ortaya koyarak örnek bir toplum olarak sadece Kosova’da değil daha geniş çapta kendini tanıtmaya başarmıştır.
Aşkı niyazlar
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor