Temyiz Kararı Beklenmeli miydi? Lahey, Mağdurların Tazmini Sürecini Başlattı
0 dk
Lahey’deki Kosova Özel Daireleri, Hashim Thaçi, Kadri Veseli, Rexhep Selimi ve Jakup Krasniqi hakkındaki davada mağdurların tazmin edilmesine yönelik süreci başlattı.
Tazminat sürecinin başlatılmasına ilişkin karar, 16 Eylül’de Duruşma Heyeti Başkanı Charles L. Smith tarafından alındı. Söz konusu süreç, mağdurlara verilecek tazminatların belirlenmesine yönelik. Karara göre Savunma makamının bu sürecin başlatılmasına itiraz etmek için 22 Eylül’e kadar süresi bulunuyor.
Bu sürecin, ikinci derece mahkeme veya Temyiz Mahkemesi kararı verilmeden önce başlatılması, mağdurların tazminat sürecinin bu aşamada mı yoksa yargı sürecinin tamamlanmasının ardından mı başlatılması gerektiği konusunda tartışma yarattı.
Avukat Ardian Bajraktari, kural olarak mağdurların tazminat sürecinin ceza kararının kesinleşmesinin ardından başlaması gerektiğini söyledi.
Bajraktari’ye göre, kararın ikinci derece mahkemede değişme ihtimali bulunduğu sürece sürecin bu aşamada başlatılması erkendir:
“Kural olarak mağdurların tazminat süreci, karar kesinleştikten sonra başlar. Ancak Özel Mahkeme söz konusu olduğunda, süreci sürekli olarak karakterize eden şey anormallikler ve hukuka aykırı uygulamalar olmuştur. Dolayısıyla böyle bir durum bu mahkeme açısından sürekli olarak olağan hale gelmiştir. Her şeyden önce, henüz kesinleşmiş bir kararımız olmadığı için böyle bir işlemin ve kararın erken olduğunu değerlendiriyorum.”
Bajraktari, Temyiz Mahkemesi kararının mağdurların tazminat sürecinin dayandığı temeli de değiştirebileceğini belirtti:
“Elbette Temyiz Mahkemesi kararının sonucuna bağlı olarak sonraki adımlar da ortaya çıkacaktır. Eğer adalet yerini bulursa, bu kararın ikinci derece mahkemesi tarafından bozulması gerekir ve dolayısıyla bu sürecin de yeniden değerlendirilmesi gerekecektir. Ancak yine de Temyiz Mahkemesi kararının sonucunu beklemek gerekir. Önceki süreçlerdeki karar alma sürecinin seyrine bakıldığında, ikinci derece açısından yaklaşık iki yıl daha bir sonuç çıkacağını düşünmüyorum. Bu durum, ikinci derece mahkemesinin kararının sonucuna bağlı olarak değişebilir. Bununla birlikte, bu aşamada tazminat süreçlerinin başlatılması, davanın sonucuna ilişkin bir önyargı oluşturulması olarak da değerlendirilebilir.”
Eski Yüksek Mahkeme Başkanı Fejzullah Hasani ise konuyu farklı yorumluyor. Hasani’ye göre, maddi-hukuki tazminat talebine ilişkin süreç ceza davasıyla birlikte yürütülebilir ve Temyiz Mahkemesi kararının beklenmesi zorunlu değildir.
Hasani’ye göre böyle bir sürecin amacı, mağdurların ayrı bir hukuk davası açmak zorunda kalmadan, ceza yargılaması kapsamında tazminat haklarını elde edebilmelerini sağlamak:
“Mağdurların zararlarının tazmini konusu tüm yasalarda, bizim yasalarımızda da düzenlenmiştir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nda, ceza davası kapsamında medeni nitelikteki hususlar, yani hukuk davalarıyla ilgili talepler de karara bağlanabilir. Bu hakkın hukuka aykırı eylemlerin mağduru olan kişilere tanınmasının amacı, onların tazminat haklarını ceza yargılaması içerisinde elde edebilmelerini ve daha sonra ayrıca hukuk davası açmaları halinde ortaya çıkacak masraflardan kaçınmalarını sağlamaktır.
Ancak maddi-hukuki tazminat talebi ceza davasıyla aynı anda karara bağlanır. Yani Temyiz Mahkemesi’nin kararının beklenmesi gerekmez; ana dava ile birlikte karara bağlanır.”
Bununla birlikte Hasani, Özel Dairelerin kendi iç kuralları ve bu davanın özellikleri nedeniyle tazminat konusunda ayrı bir usul belirlemiş olabileceği ihtimalini de göz ardı etmedi:
“Ancak kendi iç kurallarıyla tazminat sürecinin ayrı yürütülmesine yönelik özel bir prosedür öngörmüş olmaları mümkün. Fakat benim gördüğüm kadarıyla maddi-hukuki tazminat talebi de ana dava ile birlikte karara bağlanacak. Bana göre karar metninde de maddi-hukuki tazminat talebi hakkında hüküm verilecek. Yani maddi-hukuki tazminat talebi, Temyiz Mahkemesi kararıyla kesinleşmesinden sonra değil, ana dava hakkındaki karar açıklanırken karara bağlanır. Çünkü sanıkların bu husus ve maddi-hukuki tazminat talebi konusunda da Temyiz Mahkemesi’ne başvurma hakları vardır.”
Hasani, tazminatın dayanağının doğrudan mahkûmiyet kararıyla bağlantılı olduğunu vurguladı. Ona göre bir sanığın beraat etmesi veya iddianamenin reddedilmesi halinde maddi-hukuki tazminat talebinin dayanağı da değişir.
Tazminat süreci, mağdurların tazminat hakkının belirlenmesi ve kendilerine verildiği iddia edilen zararın değerlendirilmesiyle ilgili.
Bu aşamada taraflar konuya ilişkin görüşlerini ve itirazlarını sunabilir. Nihai karar ise sürecin nasıl ilerleyeceğine bağlı olacak.
16 Eylül’de eski UÇK liderlerinden dört sanık hakkında verilen karar, ilk derece mahkemesi kararı niteliğinde. Temyiz süreci ise davanın nihai sonucunu, yani Temyiz Mahkemesi’nin vereceği kararı etkileyebilir.
16 Eylül’de Duruşma Heyeti, dört sanığı da savaş suçları kapsamında hukuka aykırı veya keyfi alıkoyma, zalimane muamele, işkence ve cinayet suçlarından suçlu buldu ve toplam 81 yıl hapis cezasına çarptırdı.
Hashim Thaçi ve Jakup Krasniqi 25’er yıl, Kadri Veseli 18 yıl, Rexhep Selimi ise tutuklu kaldıkları süre de hesaba katılarak 13 yıl hapis cezasına mahkûm edildi.
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Viyana, Karara Karşı Diasporanın Protestolarına Katıldı
Kurti, İngilizce-Arnavutça Uygulandığı Bronx’taki Okulu Ziyaret Etti
Öğrenciler Yarın Priştine’de Protesto Düzenleyecekler