EURO
1
  • EURALL
    95.57 0.46%
  • EURTRY
    53.64 0.27%
  • EURMKD
    61.64 0.01%
  • EURRSD
    117.38 0.03%
  • EURUSD
    1.16 0.24%
  • EURGBP
    0.86 -0.13%
  • EURCHF
    0.92 0.06%
  • EURSEK
    10.87 -0.22%
  • EURAUD
    1.63 0.09%
Haberler aranıyor...
Aramak için en az 2 karakter yazın.
7 Haziran 2026 Kosova Erken Genel Seçimleri
00
Gün
00
Saat
00
Dakika
00
Saniye

Türkiye zirvede neden yok!?

 Türkiye zirvede neden yok!?
5 Haziran 2026, 11:02

0 dk

Karadağ’da Avrupa Zirvesi Genel Değerlendirme 
 
Türkiye zirvede neden yok!?
 
(Mufassal haber analiz: M.Tevfik Yücesoy)
 
Karadağ’ın Tivat kentinde 5 Haziran 2026’da düzenlenen AB–Batı Balkanlar Zirvesi, son yılların en önemli genişleme toplantılarından biri olarak değerlendiriliyor. Zirvenin ana teması “AB ile Batı Balkanlar’ın ortak refahı ve istikrarı” idi. Toplantıya AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Konseyi Başkanı António Costa, Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Batı Balkan ülkelerinin liderleri katıldı.  
 
Zirvenin en önemli sonucu: AB üyeliğini hızlandırma arayışı
 
AB liderleri, Batı Balkan ülkelerinin tam üyeliği beklerken bazı AB kurumlarına, programlarına ve ortak pazara kademeli olarak dahil edilmelerini öngören yeni bir yaklaşımı tartıştı. Almanya ve Fransa’nın sunduğu plana göre aday ülkeler reformları yerine getirdikçe tam üyelik beklenmeden bazı AB haklarından yararlanabilecek. Bunlar arasında:
 
* AB ortak pazarına kısmi erişim,
* Erasmus ve araştırma programlarına daha geniş katılım,
* Enerji ve sanayi politikalarına entegrasyon,
* Bazı AB bakanlar toplantılarına gözlemci olarak katılım, gibi başlıklar bulunuyor.  
 
Bu yaklaşımın temel amacı, yıllardır yavaş ilerleyen üyelik sürecine somut faydalar kazandırmak ve bölgedeki reformları teşvik etmek olarak açıklandı.  
 
Batı Balkanlar için “Büyüme Planı” yeniden teyit edildi
 
AB’nin 6 milyar avroluk Batı Balkanlar Büyüme Planı’nın uygulanması zirvenin merkezindeki konulardan biriydi. 
Plan:
* Bölgeyi AB tek pazarına yaklaştırmayı,
* Bölgesel ekonomik entegrasyonu artırmayı,
* Hukuk devleti ve yargı reformlarını hızlandırmayı,
* AB üyeliği öncesi ekonomik yakınlaşmayı güçlendirmeyi amaçlıyor.  
 
AB yetkilileri, fonların reform performansına bağlı olduğunu özellikle vurguladı. Reformları gerçekleştirmeyen ülkelerin mali destekten tam olarak yararlanamayacağı belirtildi.  
 
Karadağ ve Arnavutluk öne çıktı
 
Zirvede en fazla ilerleme kaydeden aday ülkeler olarak:
* Karadağ (Montenegro)
* Arnavutluk (Albania) öne çıkarıldı.
 
Karadağ, müzakere başlıklarının tamamını açmış ve önemli bir kısmını kapatmış durumda. AB çevrelerinde Karadağ’ın 2028’e kadar üyeliğe en yakın ülke olduğu görüşü dile getirildi.  
 
Sırbistan’a örtülü eleştiriler
 
Zirve öncesinde ve sırasında AB tarafı, Sırbistan’ın:
* Rusya’ya yaptırım uygulamamasını,
* Demokratik reformlardaki yavaşlığı,
* Kosova ile ilişkilerde ilerleme sağlayamamasını üyelik sürecinin önündeki temel engeller arasında gösterdi. Avrupa Konseyi Başkanı Costa, reformların hızlandırılması gerektiğini açıkça ifade etti.  
 
Güvenlik ve jeopolitik boyut
 
Toplantıda Rusya ve Çin’in bölgedeki etkisi de gündeme geldi. AB liderleri, Batı Balkanlar’ın Avrupa güvenliği açısından stratejik öneme sahip olduğunu ve genişlemenin artık yalnızca teknik değil aynı zamanda jeopolitik bir mesele haline geldiğini vurguladı.  
 
Tivat’taki gerginlik
 
Zirveye, Karadağ makamlarının 87 Sırp vatandaşını güvenlik gerekçesiyle ülkeye almaması ve ardından Belgrad-Podgorica hattında yaşanan diplomatik gerilim gölge düşürdü. Aynı dönemde Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić’in güvenliğiyle ilgili tartışmalar da gündeme geldi.  
 
Zirvenin genel değerlendirmesi
 
Bu zirvede tam üyelik konusunda yeni bir tarih verilmedi. Ancak üç önemli siyasi mesaj ortaya çıktı:
 
1. AB’nin genişleme süreci yeniden hız kazanıyor.
2. Batı Balkan ülkeleri üyelik öncesinde AB sistemlerine aşamalı olarak entegre edilecek.
3. Reform yapan ülkeler (özellikle Karadağ ve Arnavutluk) ödüllendirilecek, reformları geciktiren ülkeler ise geride kalacak.  
 
Özellikle Almanya-Fransa girişimi, Batı Balkanlar’ın AB’ye tam üyelikten önce “yarı entegrasyon” modeline geçebileceğini göstermesi bakımından zirvenin en dikkat çekici gelişmesi olarak değerlendiriliyor.  
 
*Notlarım*
 
Türkiye’nin Zirvede Yer Almaması !?
 
Tivat’taki AB–Batı Balkanlar Zirvesi’nin resmî formatı, AB ile Batı Balkanlar arasındaki genişleme sürecine odaklanıyordu. Katılımcılar yalnızca altı Batı Balkan adayıyla sınırlandırıldı: Arnavutluk , Bosna Hersek , Karadağ, Kosova, Kuzey Macedonia ve Sırbistan. Zirvenin gündemi de genişleme, ekonomik entegrasyon, güvenlik ve 6 milyar avroluk Büyüme Planı üzerine kurulmuştu.  
 
Bu nedenle teknik açıdan Türkiye’nin davet edilmemesi olağan görülebilir. Ancak stratejik açıdan bakıldığında farklı bir değerlendirme yapmak mümkündür.
 
Türkiye Balkanlar’da Sadece Komşu Değil, Bir Aktördür
 
Son yirmi yılda Türkiye;
* Balkan ülkelerinin çoğunda en önemli yatırımcılardan biri haline gelmiş,
* NATO çerçevesinde bölgesel güvenlikte etkili rol üstlenmiş,
* Özellikle Bosna-Hersek, Arnavutluk, Kosova, Karadağ ve Kuzey Makedonya’da güçlü siyasi, ekonomik ve kültürel nüfuz oluşturmuş,
* Ulaştırma, enerji, bankacılık ve savunma alanlarında bölgesel ağlar geliştirmiştir.
 
Dolayısıyla Batı Balkanlar’ın geleceğinin konuşulduğu bir toplantıda Türkiye’nin tamamen dışarıda kalması önemli bir eksikliktir.
 
AB’nin Jeopolitik Yaklaşımındaki Çelişki
 
Zirvenin temel söylemlerinden biri, Rusya ve Çin etkisine karşı Batı Balkanlar’ın Avrupa sistemine daha sıkı bağlanması gerektiğiydi. Avrupa Konseyi Başkanı António Costa ve AB yetkilileri genişlemeyi artık yalnızca bürokratik değil, aynı zamanda jeopolitik bir mesele olarak tanımladılar.  
 
Burada dikkat çekici soru şudur:
 
Eğer mesele gerçekten jeopolitikse, Balkanlar’da Rusya ve Çin’den daha yoğun tarihî, ekonomik, kültürel ve askerî varlığı bulunan Türkiye’nin süreç dışında tutulması ne kadar gerçekçidir?
 
Bu soru birçok Avrupa uzmanı tarafından da zaman zaman gündeme getirilmektedir.
 
Türkiye’nin Aday Ülke Statüsü ile Ortaya Çıkan Paradoks
 
Türkiye resmen AB aday ülkesidir. Buna rağmen üyelik müzakereleri fiilen donmuş durumdadır.
 
Öte yandan Tivat Zirvesi’nde Almanya ve Fransa tarafından savunulan yeni model, aday ülkelerin tam üyelik öncesinde AB programlarına, ortak pazara ve bazı kurumsal mekanizmalara kademeli biçimde dahil edilmesini öngörmektedir.  
 
Bu noktada eleştirel bir bakış açısı şöyle ifade edilebilir:
 
Türkiye onlarca yıldır aday ülke olmasına rağmen üyelik perspektifi sürekli ertelenirken, daha yeni adaylar için alternatif entegrasyon modelleri geliştirilmesi Ankara’da “çifte standart” algısını güçlendirebilir.
 
Bu görüş özellikle Türk dış politika çevrelerinde sıkça dile getirilmektedir.
 
Finlandiya’dan Gelen Açıklamaların Önemi
 
Son yıllarda bazı Kuzey Avrupa siyasetçileri, Türkiye’nin Avrupa güvenliği, NATO ve enerji koridorları açısından vazgeçilmez bir ülke olduğunu ve Avrupa’nın Türkiye’yi tamamen dışlayan bir strateji kuramayacağını ifade etmektedirler.
 
Bu görüşler AB içinde çoğunluk görüşü olmasa da Türkiye’nin Avrupa mimarisindeki yerinin tamamen göz ardı edilemeyeceğini göstermektedir.
 
Türkiye’nin Yokluğu Ne Anlama Geliyor?
 
Burada iki farklı yorum mümkündür:
 
Birinci yorum (AB perspektifi)
 
AB açısından bu zirve yalnızca Batı Balkan genişlemesine yönelik teknik bir toplantıdır. Türkiye farklı bir dosya olarak görülmektedir. Bu nedenle davet edilmemesi doğal kabul edilir.
 
İkinci yorum (jeopolitik perspektif)
 
Türkiye;
 
* NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip,
* Karadeniz, Doğu Akdeniz ve Balkanlar arasında köprü konumunda,
* Bölgedeki birçok ülkede ciddi ekonomik ve siyasi nüfuza sahip bir aktörken,Balkanların geleceğini tartışan bir masada yer almaması, Avrupa’nın bölgesel gerçekliği eksik okuduğu şeklinde yorumlanabilir.
 
Sonuç
 
Tivat Zirvesi’nin resmî amacı Batı Balkan ülkelerinin AB üyeliğini hızlandırmaktı ve bu nedenle Türkiye’nin katılmaması prosedürel olarak şaşırtıcı değildir. Ancak Balkanlar’daki tarihî bağları, ekonomik yatırımları, NATO içindeki konumu ve bölgesel etkisi dikkate alındığında Türkiye’nin hiçbir şekilde gündemin merkezinde yer almaması dikkat çekicidir.  
 
Bu nedenle, “Türkiye’nin toplantıda yer almaması Avrupa Birliği açısından stratejik bir eksikliktir” görüşü bir siyasi yorum olarak savunulabilir; ancak bunun karşısında, “zirvenin formatı zaten yalnızca Batı Balkan adaylarına yönelikti” argümanının da bulunduğunu belirtmek gerekir. Her iki yaklaşım da mevcut veriler ışığında tartışılabilir pozisyonlardır.

Yorumlar (0)

Yorum kurallar'ını okudum ve Onaylıyorum

Yorum Kuralları

  • Kullanıcıların birbirlerine karşı saygılı olması zorunludur.
  • Üyelerin birbirlerine yaptığı ırkçı, cinsiyetçi, homofobik ve küfürlü yorumlara müsamaha gösterilmeyecektir. Böyle durumda yorumlara müdahale edilecektir.
  • Kullanıcılar tarafından gelen, insanların dini inancına, ırkına, etnik kökenine, yaşına, sosyal durumuna, siyasi görüşüne, cinsel yönelimine, fiziksel durumuna göre kişilere veya belirli gruplara karşı nefrete teşvik edici, şiddet içeren, provokatif, aşağılayıcı içerik ve yorumları yayınlamama hakkını Kosova Haber saklı tutmaktadır.
  • Birey, kurum, kültür veya toplumları küçük düşürücü, küfür, aşağılama veya argo ifadelere izin verilmemektedir
  • Daha sağlıklı bir tartışma ortamının olması için yapılan yorumlarda kullanıcılar, diğer kullanıcıların inançlarına ve görüşlerine saygı göstermeleri zorunludur.
  • Yorumlarda büyük harf kullanılmamalıdır.
  • Site içerisindeki yorumlar Türkçe olmalıdır.
  • Herhangi bir ticari amaç ya da telif hakkı içeren yorumlara izin verilmeyecektir.
  • İnsanları kışkırtan, saldırgan bir kullanıcı adı seçilemez.
  • Spam mesajlar göndermek yasaktır. Aynı ve benzer mesajlar birden fazla kere gönderildiğinde de müdahale edilecektir.
© 2006 - 2026 Kosova Haber. Tüm Hakkları Saklıdır..

Designed and Developed by: Dmarketing