EURO
1
  • EURALL
    95.43 0.31%
  • EURTRY
    53.56 0.12%
  • EURMKD
    61.65 0.03%
  • EURRSD
    117.40 0.05%
  • EURUSD
    1.16 0.09%
  • EURGBP
    0.87 0.00%
  • EURCHF
    0.92 -0.02%
  • EURSEK
    10.88 -0.14%
  • EURAUD
    1.63 0.16%
Haberler aranıyor...
Aramak için en az 2 karakter yazın.
7 Haziran 2026 Kosova Erken Genel Seçimleri
00
Gün
00
Saat
00
Dakika
00
Saniye

Türkiye’nin Afrin Operasyonu Bir İnsani Müdahaledir-Bayram POMAK

Türkiye’nin Afrin Operasyonu Bir İnsani Müdahaledir-Bayram POMAK
27 Şubat 2018, 22:33

0 dk



Suriye’nin kuzeyinde bulunan Afrin şehrine Türkiye’nin yaptığı ve “Zeytin Dalı” operasyonu dünya medyasının nasıl çifte standartlı olduğunu ve görmek istediğini gördüğünü, görmek istemediğini görmediğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Dünya medyası Türkiye’nin uluslararası hukuka ve BM kararlarına uygun olan bu operasyonunu ısrarla Türkiye’nin Kürtlere karşı yaptığı operasyon olarak göstermesi ve bunu engellemeye çalışmasının arkasında Türkiye’nin emperyalist devletlerin o bölgede yapmak istediklerini engelleyen bir operasyon olmasında yatmaktadır.

Meseleyi daha iyi, açık ve net anlamak için daha gerilere gitmek gerekmektedir.2010 yılında Ortadoğu’da başlayan sözde “Arap Baharı”na, bölgede kaosa neden olan olaylara gitmek lazım. İlk olarak Tunus’ta başlayan olaylar daha sonra Libya, Mısır, Irak ve Suriye’ye sıçramıştı. Bu olaylar başladıktan sonra Libya fiilen ikiye ayrılmış oldu. Irak’ta zaten doksanlardan beri bir bölünme var ve son yıllarda bu bölünmeler meşrulaştırılarak orada yeni devletlerin yaratılmasına resmen başlanmış oldu. Bu olaylar en son Suriye’de başladı ve daha sonra kontrolden çıkarak silahlı çatışmalara dönüştü. Silahlı çatışmalar başladıktan sonra bir sürü grup Suriye’de hem rejime karşı hem de birbirlerine karşı savaşmaya başladı. Bu grupların hemen hemen hepsi dış güçlerin destekledikleri unsurlardan oluşuyordu. Daha sonra ise Irak’ta 2003 yılında kurulan ve 2014 yılında birdenbire toprak kazanmaya ve neredeyse bir devlet kurmaya başlayan, hiç kimsenin böyle bir ordunun nasıl ortaya çıktığını anlamadığı DEAŞ diye bir örgüt peydahlandı. Bölgede güçlenen, sürekli genişleyen, dünyanın her tarafından savaşçı devşiren bu örgüt Irak ve Suriye sınırını ortadan kaldırarak Suriye’de de etkin olmaya başladı. Bütün bu gelişmelerin sonucunda milyonlarca kişi evlerinden göç ederek mülteci durumuna düştü.

Türkiye bugün dahi üç milyon Suriyeli mülteciyi barındırmaktadır. AB mülteci almamak için alelacele Türkiye ile anlaşmalar yapmış ancak hiçbir anlaşmaya sadık kalmamıştır. Bunun yanında dünya medyası üç milyon mülteci barındıran Türkiye konusundaki haberleri yarım ağızla verirken, seçerek, kendine yarayan birkaç mülteciyi alan Kanada’nın başbakanı Justin Trudeau’yu sırf birkaç mülteci aldı diye neredeyse kahraman ilan ediyordu. Bu olaylarda dünya medyasının olaya nasıl “Fransız” kaldığını göstermektedir.

DEAŞ ortaya çıktıktan sonra ABD ve AB ülkeleri DEAŞ’la ‘mücadele’ kapsamında bir koalisyon oluşturdu. Bu koalisyona Fransa, İngiltere, Belçika, Avustralya, Arap ülkeleri ve Türkiye katıldı. Bu kadar devletin katıldığı bir operasyona rağmen DEAŞ’la mücadele operasyonu çok uzun sürdü ve ABD bu örgütle mücadele bahanesiyle PKK/PYD/YPG terör örgütlerini silahlandırdı. Türkiye, ABD ile müttefik ve NATO üyesi olması hasebiyle ABD’ye böyle bir şeye ihtiyacı olmadığını ve DEAŞ’la mücadele için ABD ile Türkiye’nin ortak çalışması gerektiğini belirtmiştir. Ancak ABD bu örgütü silahlandırmaya devam etti. Bunun sonucunda DEAŞ örgütü esrarengiz bir şekilde ortadan kalktı. DEAŞ’ta olan askerlerin ise nerde olduğunu kimse sorgula(ya)mıyor.

Türkiye PYD/YPG terör örgütünün PKK’nın uzantısı olduğunu ve Türkiye’nin bu terör örgütüyle yıllarca savaştığını ifade etmekte ve PKK’nın ABD’nin de terör listesinde olduğunu belirtmektedir. Ancak ABD her seferinde PYD/YPG’nin PKK ile herhangi bir bağının olmadığının ve sadece DEAŞ’la mücadele için desteklendiğini ifade etmektedir. Ancak PYD/YPG’nin PKK’nın uzantısı olduğu çok açık ve net olarak ortadadır. Terörist başı Öcalan’ın posterleri her yerde bulunmakta ve bu örgütün hedefinin Türkiye toprakları da olduğu açıktır.

DEAŞ çekildikten sonra terör örgütü PYD/YPG’nin Suriye’nin kuzeyine ve Türkiye’nin sınırlarına dayanması Türkiye’nin kabul edebileceği bir durum değildir. Türkiye doksanlardan beri Ortadoğu’da değişikliklerin olacağının ve bu meselenin 2003’te Amerika’nın Irak operasyonuyla başladığını bilmektedir. Bu değişikliklerin sonucunda meselenin Türkiye’ye de dayanacağı yıllarca yazılıp çizilmektedir. Bu yazılıp çizilenler bugün hayata geçirilmiştir. Suriye’nin kuzeyinde ortaya çıkan bu yeni durum artık Türkiye’nin sabrını taşırmış ve tehdidi yerinde ortadan kaldırma stratejisi gereği Suriye-Türkiye sınırında kendisine tehdit olan PYD/YPG terör örgütüne karşı Zeytin Dalı Operasyonu’nu başlatmıştır.

Bugün Suriye’de ABD, Rusya, İran gibi devletler at koşturmaktadırlar. Ortadoğu’da gelişen bu olaylarda iki temel mesele bulunmaktadır İsrail’in güvenliği ve buradan geçecek olan enerji hatları meselesidir. Özünde temeli buraya dayanan bu meselenin kılıfı bir ‘Kürt Devleti’ olarak önümüze çıkmaktadır. Burada sözde özgürlük için yapılan bu savaş sadece büyük güçlerin işine yaramakta, bölge halkına ise sadece ölüm, göç, sürgün olarak dönmektedir.

Bugün Suriye’de ABD, Rusya ve İran devletlerinin hiçbirinin Suriye ile sınırı bulunmamaktadır. Bu devletlerin hiçbirine Suriye topraklarından herhangi bir roket atılmamış veya bir saldırı yapılmamıştır. Yani Suriye’den uzaktan yakından herhangi bir tehdit gelmemektedir. Türkiye’ye ise hemen hemen her gün bu terör örgütü tarafından füzeler fırlatılmaktadır. Ancak Suriye’de oluşan bu oluşumun Türkiye’ye 911 km’lik bir sınır hattı bulunması büyük bir tehdit oluşturmaktadır.

Zeytin Dalı Operasyonu hem hukuki, hem tarihsel hem de insani açıdan Türkiye’nin hakkıdır. Hukuki açıdan her devletin kendini savunma hakkı kutsaldır. Suriye’de ortaya çıkan bu durum Türkiye’yi hem bugün düşen roketlerle, kaçan mültecilerle hem de uzun vadede toprak bütünlüğünü tehdit eden bir durumdur. Dolayısıyla uluslararası hukuk ve BM kararları bu hakkı vermiştir.

Tarihsel açıdan bugün orada bulunan topraklar yüzyıllarca Osmanlının şemsiyesi altında barış içinde yaşamış, Osmanlının zayıflaması ve çekilmesiyle birlikte orada bulunan Müslüman Arap, Kürt, Türkmen halklar sahipsiz kalmış ve yüz yıl boyunca çeşitli zulümlere uğramıştır. Bunun için son yüzyılda bu topraklarda yaşanan acılara bakmak lazım. Hafız Esad’ın uyguladığı Büyük Hama gibi bir sürü katliamlar tarihte yerini almıştır. Türkiye’nin ‘Zeytin Dalı’ ve ‘Fırat Kalkanı’ operasyonları sonucu kontrolün sağlandığı bölgelerde ne gibi değişimlerin olduğu, halkın ne kadar rahatladığı dünya medyalarına yansımaktadır.

İnsani açıdan ise Türkiye’ye sığınan üç milyon mültecinin tekrar evlerine dönmeleri için gereken ortamın sağlanmasıdır. Aslında bu sadece Türkiye’nin yapması gereken bir iş değildir. Ancak Türkiye artık kendi işini kendisi yapmaya başlamıştır. Bu operasyon sonucu 350.000 kişi tekrar evine dönebilecek, vatanlarında yaşamaya devam edeceklerdir.

Bugün Ortadoğu bölgesinde dünyanın bütün güçleri yer almakta ve hemen hemen hepsi bölgenin ‘barışı’ için orda olduklarını ifade etmektedir. Ancak aslında orda akan kan,  yaşanan göç ve dökülen gözyaşlarının asıl sebebi bu büyük güçlerin oradaki hesaplarından başka bir şey değildir. ‘‘Kaos içinde bir düzen’’ hedefleyen bu güçler için Ortadoğu’yu paylaşmak için kaos olması gerekmektedir. Türkiye ise Ortadoğu’da düzen ve barışın hakim olması için ekonomik, sosyal ve askeri çabaları ortaya koymaktadır. Ortadoğu’da barışın olması, diğer tüm güçlerin dışında, Türkiye’ye ve bölge halkına yaramaktadır. Zeytin Dalı Operasyonu bölgenin barışı ve insanların huzur için yapılan bir operasyondur. Türkiye böyle bir operasyona zorlanmış ve kendini savunmak için bu harekatı başlatmıştır!!!


 

Yorumlar (0)

Yorum kurallar'ını okudum ve Onaylıyorum

Yorum Kuralları

  • Kullanıcıların birbirlerine karşı saygılı olması zorunludur.
  • Üyelerin birbirlerine yaptığı ırkçı, cinsiyetçi, homofobik ve küfürlü yorumlara müsamaha gösterilmeyecektir. Böyle durumda yorumlara müdahale edilecektir.
  • Kullanıcılar tarafından gelen, insanların dini inancına, ırkına, etnik kökenine, yaşına, sosyal durumuna, siyasi görüşüne, cinsel yönelimine, fiziksel durumuna göre kişilere veya belirli gruplara karşı nefrete teşvik edici, şiddet içeren, provokatif, aşağılayıcı içerik ve yorumları yayınlamama hakkını Kosova Haber saklı tutmaktadır.
  • Birey, kurum, kültür veya toplumları küçük düşürücü, küfür, aşağılama veya argo ifadelere izin verilmemektedir
  • Daha sağlıklı bir tartışma ortamının olması için yapılan yorumlarda kullanıcılar, diğer kullanıcıların inançlarına ve görüşlerine saygı göstermeleri zorunludur.
  • Yorumlarda büyük harf kullanılmamalıdır.
  • Site içerisindeki yorumlar Türkçe olmalıdır.
  • Herhangi bir ticari amaç ya da telif hakkı içeren yorumlara izin verilmeyecektir.
  • İnsanları kışkırtan, saldırgan bir kullanıcı adı seçilemez.
  • Spam mesajlar göndermek yasaktır. Aynı ve benzer mesajlar birden fazla kere gönderildiğinde de müdahale edilecektir.
© 2006 - 2026 Kosova Haber. Tüm Hakkları Saklıdır..

Designed and Developed by: Dmarketing