(Hiçbir baskı altında kalmadan, hür irademle yazdığım, hiç kimsenin tarafını tutmadığım bir mektup)
Hak yiyen, kutuplaştırıcı ve bölücü şahıslara ithafen,
Halkı ayrıştırmanızdan, her gün daha da bölünerek yok olma eşiğine getirmenizden usandık.
Kosovalı bir Türk neferi olarak ben dahil çoğu genci siyasete ve en büyük güvencemiz olması gereken Türk partilerimize Türk derneklerimize küstürdünüz, gençlik kolları faaliyetlerini yok ettiniz. Vebali hepinizin boynuna.
Birlik olmamız gerekirken koltuk sevdanız ve haksız hırslarınız uğruna derneklerden başlayarak bütün siyasi teşkilatlara kadar kutuplaştırmayı üç partiye ve o üç parti içinde birçok gruba ve sonucunda halkı paramparça etmeyi çok iyi bildiniz. Vebali hepinizin boynuna.
Ne zaman bir kriz yaşansa sürekli diğerinizi sorumlu tuttunuz, ne zaman bir toplum başarısı olsa sürekli kendinizi en ön planda tutmaya çalıştınız. Kim doğruyu göstermeye kalksa hain ilan ederek en büyük ihaneti siz ettiniz. Vebali hepinizin boynuna.
Atalarımızdan yadigar olan en büyük gururumuz olan zengin tarihimizi hiçe sayarak bizleri ötekileştirdiniz herkese kucak açmakla çıktığınız bu yolda bütün birliğimizi mahvettiniz. Vebali hepinizin boynuna.
Güzel Kosova'mın aziz Türk milletine özgürce ve mutlu yaşamayı çok gördünüz. Türkçe eğitim için can atan birçok zorluğu göze alan gözleri geleceğe umutla bakan pırıl pırıl çocukları ve eli öpülesi eğitimcileri (çocuklarını Türkçe okutan eğitimcileri) çaresiz bıraktınız. Vebali hepinizin boynuna.
Derneklerimiz birbiriyle düşmancasına rekabette, partilerimiz birbiriyle küs, seçmenler kutuplaştırılmış durumda, gençler mutsuz, çocuklar umutsuzsa tek sebebi sizsiniz. Vebali hepinizin boynuna.
Doktorlarımızın hatırlanması için pandemi, öğretmenlerimizin hatırlanması için seçim arefesi, halkımızın hatırlanması için illa nüfus sayımları olması mı gerekli? Kendi ordusuna sahip çıkamayan komutan, başka komutanın kölesi olur. Öyle de oldu. Vebali hepinizin boynuna.
Kültürümüzü, dilimizi, varlığımızı, birliğimizi yaşatmak için gecesini gündüzüne katan tüm derneklerimize, eğitimcilerimize, kamu çalışanlarımıza, öğrencilerimize, sağlıkçılarımıza, güvenlik güçlerimize ve tüm halkımıza özür borçlusunuz.
Bizleri hırslarınız sonucu soktuğunuz bu bölücü bataklıktan çıkartıp, hakettiğimiz refaha ulaştırmak zorundasınız.
Bizler her şeyin farkında olan gücünü geçmişinden alan ve bir çift mavi göz ışığında ilerleyen zeki ve ahlaklı Türk milleti olarak, nüfus sayımlarında göğsümüzü gere gere "NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE" diye haykıracağız elbette.
Fakat sanmayın ki bizim sarsılmaz Türklük aşkımız ve vatan sevdamız sizin yaptıklarınızı görmemize engel olacak.
Sanmayın ki bizim bu kutlu davamızda emin adımlarla sadakatli yürümemiz sizin yaptıklarınıza boyun eğeceğimiz anlamına gelecek.
Nüfus sayımları hayati önem taşıyor ve bunun artık farkına varın bugüne dek yaptığınız hatalarınızdan ders çıkarın. Halka dürüst olun. Halkla yüzleşin. Derhal birlik için halkı kenetlemenin yolunu bulun.
Bir koltukla kazandıklarınızı bir topluma kaybettirmeyin!
Artık bir şeyler üreten, gençleri unutmayan, Türkçe eğitimi yaşatan, halka hakkını veren, karda kışta yazın en sıcakta oy vermeye koşan yaşlıların ahını almayan, dolandırıcılık-yalancılık-rüşvetçilikle anılmayan, Türkiye Devletine olgunlaşmamış bir çocuk gibi kendi başarısızlıklarını topluma mal etmeyen, şeffaf yöneten, birlik isteyen, birlik sağlayan adil siyasetçilere ihtiyacımız var.
Bölücü değil, birleştirici olun!
Üstten bakan değil, liyakatlı bakan olun!
Toplumu unutan değil, toplumu yaşatan olun!
Yalancı değil, dürüst olun!
Emreden değil, hizmet eden olun!
Haktan kaçan değil, hakka koşan olun!
Türkçe konuşan, Türkçe düşünen olun!
Vatan için fedakâr olun, millet için hizmetkâr olun!
Her kim olursanız olun, kendinizi halktan ve dahi haktan büyük gören olmayın!
Saygılarımla
Kosova Türk'ü
Stj. Dr. Ramadan BUŞ