Sırbistan’daki öğrenci hareketinin seçim başarısı, Bosna-Hersek ile ilişkilerde değişim beklentisini gündeme getirdi. Ancak Belgrad’ın Srebrenitsa soykırımına, savaş suçlarına ve Bosna-Hersek’in toprak bütünlüğüne ilişkin tutumu, yeni dönemin yönünü belirleyecek temel ölçütler arasında yer alıyor.
Sırbistan’da gerçekleştirilen erken genel seçimlerin ardından Aleksandar Vučić ve Sırp İlerleme Partisi’nin (SNS) iktidarı kaybetmesi, ülkede yeni bir siyasi dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Ancak Bosna-Hersek açısından asıl mesele, Belgrad’da kimin iktidara geleceğinden çok, önceki dönemin bölgesel siyasete yön veren politikalarının değişip değişmeyeceği.
Öğrenci hareketinin başarısı, yıllardır iktidar gücünün merkezileşmesi, kurumların işleyişi ve medyanın bağımsızlığı konusunda eleştirilen siyasi yapıya yönelik önemli bir itirazı temsil ediyor. Bununla birlikte, iktidar değişikliğinin 1990’lı yıllardan devralınan milliyetçi siyasi yaklaşımların da sona ermesi anlamına geleceğini şimdiden söylemek mümkün değil.
Slobodan Milošević’in 2000 yılında iktidardan uzaklaştırılması sonrasında da Sırbistan’ın geçmişiyle yüzleşeceği ve bölgesel ilişkilerde yeni bir sayfa açacağı yönünde beklentiler oluşmuştu. Ancak milliyetçi söylemlerin varlığını sürdürmesi ve savaş dönemine ilişkin tartışmalar, siyasi kadroların değişmesinin tek başına köklü bir dönüşüm sağlamadığını gösterdi.
Aleksandar Vučić’in siyasi geçmişi de bu tartışmanın önemli başlıklarından biri. Eski Sırp Radikal Partisi mensubu olan Vučić, sonraki yıllarda Avrupa Birliği ile bütünleşme hedefini öne çıkarsa da milliyetçi söylemleri nedeniyle eleştirilmeye devam etti.
İlişkilerin geleceği iki temel meseleye bağlı
Bosna-Hersek ile Sırbistan arasındaki ilişkilerin geleceği açısından yeni yönetimin tutumu özellikle iki konuda önem taşıyor: Srebrenitsa soykırımına ilişkin uluslararası yargı kararlarının kabul edilmesi ve Bosna-Hersek’in iki entitesinden biri olan Sırp Cumhuriyeti’ne (RS) yönelik politika.
Uluslararası mahkemeler, Temmuz 1995’te Srebrenitsa’da yaşananları soykırım olarak hükme bağladı. Bu nedenle yeni siyasi kadroların tarihî gerçeklere ve yargı kararlarına yaklaşımı, uzlaşma ve iyi komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesi bakımından belirleyici olacak.
Haberde aktarılan bilgilere göre, öğrenci hareketinin temsilcilerinden Nemanja Karović, seçim öncesindeki bir tartışmada Yeni Pazar’da açılan “Srebrenitsa’da soykırım yapıldı” yazılı pankartla ilgili soruya açık bir yanıt veremedi. Bu durum, öğrenci hareketinin yolsuzlukla mücadele ve demokratikleşme taleplerinin yanı sıra savaş geçmişi konusunda nasıl bir tutum benimseyeceği sorusunu da gündeme getiriyor.
Demokratik kurumların güçlendirilmesi, hukukun üstünlüğünün sağlanması ve Avrupa ile bütünleşme hedefi, savaş suçlarıyla yüzleşme meselesinden ayrı değerlendirilemez. Bosna-Hersek açısından beklenti, Sırp halkının kolektif olarak suçlanması değil; mağdurların hatırasına, mahkeme kararlarına ve tarihî gerçeklere saygı gösterilmesidir.
Sırp Cumhuriyeti politikası değişecek mi?
İkinci önemli konu, Belgrad’ın Bosna-Hersek bünyesindeki Sırp Cumhuriyeti ile ilişkileridir. Sırbistan’ın, Dayton Barış Anlaşması ve Bosna-Hersek’in anayasal düzeni çerçevesinde Sırp Cumhuriyeti ile özel ilişkiler geliştirme hakkı bulunuyor. Ancak bu ilişkilerin Bosna-Hersek’in egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve devlet kurumlarını zayıflatacak biçimde yürütülmesi, iki ülke arasındaki ilişkilerde sorun oluşturmaya devam edebilir.
Yeni yönetimin Saraybosna’daki devlet kurumlarıyla doğrudan ve eşit düzeyde ilişkiler kurması, Dayton düzenine bağlılığını göstermesi ve ülkenin istikrarını zedeleyen girişimlere destek vermemesi, değişimin somut göstergeleri arasında yer alacak.
Sırbistan’ın Sırp Cumhuriyeti ile görüşmesi tek başına sorun olarak değerlendirilmiyor. Asıl tartışma, bu ilişkilerin Bosna-Hersek’in devlet yapısına karşı bir siyasi araca dönüşüp dönüşmeyeceği noktasında yoğunlaşıyor.
Yeni dönem, somut adımlarla değerlendirilecek
Bosna-Hersek açısından Sırbistan’daki siyasi değişim, ne peşinen bir umut kaynağı olarak kesin sonuçlarıyla kabul edilmeli ne de olası değişim ihtimali baştan reddedilmeli. Yeni yönetimin söylemlerinden çok uygulamaları, komşuluk ilişkilerinin geleceği hakkında daha somut bir değerlendirme imkânı sağlayacak.
Belgrad’ın Srebrenitsa soykırımına ilişkin yargı kararlarına yaklaşımı, savaş suçlarıyla yüzleşme iradesi ve Bosna-Hersek’in egemenliği ile toprak bütünlüğüne saygısı, yeni dönemin en önemli sınavları arasında bulunuyor.
Bölgesel istikrarın kalıcı hâle gelmesi, yalnızca iktidarların değişmesine değil, geçmişin tartışmalı mirasıyla yüzleşilmesine ve komşu devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesine de bağlı.
(Mufassal haber: M.Tevfik Yücesoy)