"Yeni Osmanlı Balkanları: Beklemede bir İmparatorluk"
0 dk
İtalya'da yayımlanan Europa Quotitiano.it online internet sitesinin 19 Ağustos 2010 tarihli sayfasında, Lorenzo Biondi Balkanlardaki gelişmeler ışığında Türk dış politikasına değiniyor.
İster Yeni-Osmanlıcılık, ister pragmatizm isterseniz Müslüman dayanışması deyin. Türkiye her zaman dikkatle Balkanları özellikle de Bosna'yı takip ediyor; son aylarda Ankara ile bölgedeki başkentler arasındaki temaslar arttı.
Bugün Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Saraybosna'yı ziyaret ediyor. Daha önce de ocak ayında Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Saraybosna'yı ziyaret etmiş ve "16. Yüzyılda Osmanlı idaresi altındaki Balkanlar'ın yükselme döneminde dünya politikasının merkezinde olması gibi Balkanları, Orta Doğu'yu ve Kafkasları Türkiye ile birlikte yeniden dünya politikasının merkezi yapacağız." demişti.
Kısacası, İstanbul dünyanın başkenti olacak. Ermenistan ve Azerbaycan ile gerginliğin azalmasından ve İran ile Arap dünyasına açılımdan sonra eski Yugoslavya, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) imzalı dış politikanın son demirlediği yer; yüzyıllar boyu olduğu gibi Balkanlar Avrupa'nın kapısı olabilir.
Aktif Türk diplomasisi, Avrupalılar ve Amerikalılar tarafından bırakılan boşluğu dolduruyor. İtalya ve İspanya'nın teşvikiyle Avrupa Birliği, haziranda tüm Balkan liderlerinin katıldığı bir zirve organize etmeyi sonunda başardı. Ancak neredeyse bir fiyasko yaşandı çünkü Fransız ve Alman dışişleri bakanları söz konusu toplantıyı küçümsedi. Yüksek Temsilci Catherine Ashton bile son konferanstan önce "çok sıkışık bir takvimi olmasını" bir özür olarak öne sürdü ve masayı terk etti. Şimdi de Avrupalı ve Amerikalı liderlerin geçmişte başarısız oldukları Bosna-Hersek hakkındaki kendi gizli planının başarılı olmasını bekliyor.
Ekim 2009'da ABD ve AB tarafından Saraybosna'nın Butmir bölgesindeki havaalanında düzenlenen zirve, ülkenin istikrarı için hazırlanan yeni Dayton Anlaşması'nı ortaya koyacaktı. Bir başka hayal kırıklığı daha. Ve böylece Bosna, Anadolu "sirenlerine" kulak vermeye başladı.
Davutoğlu, Balkanlı kuzenlerine, "İstanbul'da Saraybosna'da olduğundan daha fazla Bosnalı var." dedi. Osmanlı İmparatorluğu dönemine uzanan güvensizliğin ötesinde hepsinin Türkiye ile ilişkileri geliştirmekte çıkarları var.
Davutoğlu (eski bir üniversite profesörü), Anadolu'nun neredeyse tüm Balkan halklarının bir karışımı olduğunu ve Avrupa'nın, Kafkaslar'ın, Orta Doğu'nun tüm Müslümanları için Türkiye'nin güvenli bir kapı olduğunu hatırlatarak, iki bölge arasındaki kültürel yakınlık konusunda ısrar ediyor. Bu arada zaten Balkanlar'a yayın yapmakta olan Türk devlet televizyonu bu hafta Bosna ve Arnavutluk dillerinde yeni yayınlara başladı.
Kültür, Ankara-Balkanlar ilişkisini kolaylaştırıyor ekonomik çıkarlar da Hıristiyanların ve Müslümanların anlaşmalarını sağlıyor. Mali krizle birlikte eski Yugoslavya'daki yabancı yatırımların -özellikle İtalyan ve Avusturyalıların yatırımları- çökmesi, mevcut mali kaynakların yüzde 90'ının yabancı kökenli olduğu ülkelerde küçümsenemeyecek bir sorun olduğunu gösteriyor. İşte bu yüzden Balkan şirketleri alternatif likidite kaynakları aramaya başladılar; Türkler de en yakın alternatif.
Geçen pazartesi (Türkiye'nin çok çabuk tanıdığı) Kosova Ekonomi Bakanı, Ankara'ya genç Balkan ülkelerinin yatırımlara karşılık yüzde 10'u geçmeyen vergi önerisini duyurdu; beklemede bir sömürgeleştirme denilebilir. Para bir yana, Gül'ün Bosna'ya ziyaretinin zamanlaması dikkat çekici; İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Atina ziyaretinin hemen birkaç gün sonrasında. Sanki İsrail'in yürüttüğü yayılmacı dış politikada amaçlarına ulaşmasını önlemek için yapılmış gibi. Ama Türkiye'nin Balkanlar'daki nüfuzuna -Davutoğlu'nun iddiasına göre- önemli bir destek var. Dışişleri Bakanı Davutoğlu, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile Ekim 2009'da Zürih'teki görüşmelerinde gerçekten Bosna'yı derinlemesine tartışmış olabilir. Sonra Brüksel var. Daha istikrarlı kurumsal bir tutum olmazsa, Saraybosna AB'ye girişin son safhasına ulaşmayı ümit edemez. Bu gerçekleştiğinde Bosna, Türkiye ile birlikte Avrupa'nın kapısını çalan ikinci Müslüman ülke olacak. (T.C. Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü)
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor