EURO
1
  • EURALL
    91.49 -0.89%
  • EURTRY
    55.06 -0.55%
  • EURMKD
    61.26 -0.44%
  • EURRSD
    117.39 -0.03%
  • EURUSD
    1.12 -0.55%
  • EURGBP
    0.85 -0.19%
  • EURCHF
    0.93 -0.52%
  • EURSEK
    11.23 -0.19%
  • EURAUD
    1.61 -0.23%
Haberler aranıyor...
Aramak için en az 2 karakter yazın.

Yunus’un İzinde Eskişehir’de Neşe

Yunus’un İzinde Eskişehir’de Neşe
7 Ekim 2026, 14:38

0 dk

 “Gelin tanış olalım, İşi kolay kılalım, Sevelim sevilelim, Dünya kimseye kalmaz.”

Bazı şehirler vardır; sokaklarında yalnız insanlar yürümez, geçmiş de yürür. Bir çeşmenin başında eski bir ses, bir taş duvarın gölgesinde unutulmuş bir hatıra, bir meydanda yüzyıllar öncesinden kalmış bir söz karşınıza çıkabilir. Eskişehir benim için böyle şehirlerden biridir.

Bu defa Eskişehir’e yalnızca bir şehir görmek için değil, Yunus Emre’nin izinde edebiyatın, şiirin, müziğin ve dostluğun buluşmasına katılmak için geldim.

2026 yılının “Eskişehir Yılı” ilan edilmesi kapsamında, 1-4 Ekim tarihleri arasında düzenlenen 1. Uluslararası Eskişehir Yunus Emre Edebiyat Şenliği, şehri dört gün boyunca adeta büyük bir edebiyat meclisine dönüştürdü. Şenliğin teması “Neşe” idi. Fakat bu neşe, yalnızca gülmekten ve eğlenmekten ibaret değildi. Yunus’un dünyasındaki neşeydi bu:

insanı sevmekten, gönül yapmaktan, şiir söylemekten, tanışmaktan ve farklılıkları aşarak aynı sofrada buluşmaktan doğan bir neşe…

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen şenlikte Türkiye’den ve farklı ülkelerden şairler, yazarlar, sanatçılar ve müzisyenler bir araya geldi. Söyleşiler, şiir dinletileri, tiyatro, sergiler, atölyeler ve müzik programları dört gün boyunca şehrin farklı mekânlarına yayıldı.

Eskişehir’e gelişimin Yunus Emre ile ilişkisi yeni değil.

Eskişehir’de düzenlenen Yunus Emre şenliklerine katıldım; şiirler okudum, sempozyumlarda bildiriler sundum. 4-7 Mayıs 1990 tarihleri arasında gerçekleştirilen I. Uluslararası Yunus Emre Kongresinde de Eskişehir’de bulunmuş ve bir bildiri sunmuştum.

7-9 Mayıs 1990 Tarihinde düzenlenen “1.Uluıslararası Yunus Emre Kongresi”nde

O yıllardan bugüne çok zaman geçti.

Şehir değişti, sokaklar değişti, insanlar değişti; fakat Yunus’un sözü değişmedi:

“Sevelim sevilelim…”

Belki de Yunus Emre’nin büyüklüğü tam burada yatıyor. Yüzyıllar değişiyor, şehirler büyüyor, teknoloji hayatımızı dönüştürüyor; fakat insanın sevgiye, dostluğa, kardeşliğe ve anlaşılmaya duyduğu ihtiyaç değişmiyor.

Bu nedenle Eskişehir’e her dönüşümde biraz geçmişe, biraz da kendime dönmüş gibi hissediyorum.

1 Ekim akşamı Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Kültür Sarayı Opera’da gerçekleştirilen açılış, dört günlük edebiyat yolculuğunun ilk durağı oldu.

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin açılış konuşmasının ardından “Neşe” temalı gençlik ödülleri ve Kent Edebiyat Ödülü sahiplerini buldu. 2026 Kent Edebiyat Ödülü, Türk edebiyatının kendine özgü seslerinden Latife Tekin’e verildi. Haydar Ergülen’in moderatörlüğündeki söyleşide Latife Tekin, Eskişehirli edebiyatseverlerle buluştu. Akşam ise Muammer Ketencoğlu ve Balkan Orkestrası’nın müziğiyle Anadolu’dan Balkanlara uzanan başka bir kültür köprüsü kuruldu.

Açılışta Şenlik Yöneticisi ve şair Haydar Ergülen’in Yunus Emre’nin insan sevgisi, birlik, hoşgörü ve iyilik üzerine kurulu dünyasına yaptığı vurgu, şenliğin ana fikrini de ortaya koyuyordu.

Başkan Ayşe Ünlüce’nin “Hayatımızı sanatla iyileştirelim istedik” sözü ise dört günün ruhunu özetleyen cümlelerden biri oldu.

2 Ekim günü Eskişehir’in Genco Erkal Sahnesi’ne yöneldiğimizde karşımıza yalnızca bir tiyatro salonu çıkmadı; farklı ülkelerden insanların aynı edebiyat sofrasında buluştuğu bir dünya çıktı.

“Gençlik Neşesi”, “Cumhuriyet Neşesi”, “Odysseia’da Neşe’nin Kokusu” ve “Tiyatro Neşesi” başlıklı etkinlikler günün farklı renklerini oluşturdu.

Akşam saatlerinde gerçekleştirilen “Dünya Neşesi” ise benim için şenliğin en anlamlı duraklarından biriydi.

Türkiye’den Tuna Kiremitçi’nin yanı sıra Romanya’dan Atina Abiltar, Bulgaristan’dan Zeliha İbrahim, Kosova’dan Altay Suroy, Kuzey Makedonya’dan Zeynep Hüseyin, Arnavutluk’tan Lulzim Haziri, Portekiz’den Mario Tiago de Sa Matos Paixao ve Fransa’dan Sylvain Cavailles’in katıldığı program, Balkanlar ile Avrupa’yı Eskişehir’de aynı edebiyat masasında buluşturdu. Programı Kadriye Cesur ve Erol Tufan yönetti.

Benim için bu buluşmanın ayrı bir anlamı vardı.

Çünkü Balkanlar’dan Anadolu’ya geldiğimde, Yunus’un yıllar önce söylediği bir sözün hâlâ bizi birbirimize yaklaştırdığını bir kez daha gördüm:

“Gelin tanış olalım…”

Yunus’un çağrısı yalnızca Anadolu’ya yapılmış bir çağrı değildir. Balkanlara da, Kafkaslara da, Ortadoğu’ya da, Avrupa’ya da uzanan bir çağrıdır.

Şairin sözü sınır tanımaz.

3 Ekim, şenliğin şiir bakımından en yoğun günlerinden biriydi.

Haller Gençlik Merkezi’nde deneme, çocuk edebiyatı ve bisiklet kültürü üzerine etkinliklerin yanı sıra Cengiz Bozkurt söyleşisi, Can Bonomo buluşması ve Tuna Kiremitçi’nin “Şarkılar ve Sohbet” programı gerçekleştirildi.

Fakat günün benim açımdan en özel anlarından biri “Şiir Neşesi” idi.

Atina Abiltar, Zeliha İbrahim, Altay Suroy, Lulzim Haziri, Mario Tiago de Sa Matos Paixao, Zeynep Hüseyin, Sylvain Cavailles gibi uluslararası konukların yanı sıra Tuğrul Keskin, Rahmi Emeç, Emel İrtem, Nilüfer Altunkaya, Gürcan Banger, Ali Lidar, Nihat Özdal, Çiğdem Sezer, Haydar Ergülen, Hasan Erkek, Can Bonomo, Erol Tufan ve Kadriye Cesur’un katılımıyla gerçekleşen şiir buluşması, Eskişehir’i adeta çok sesli bir şiir kitabına dönüştürdü.

Bir şairin şiirini dinlerken yalnızca kelimeleri değil, geldiği coğrafyayı da dinlersiniz.

Balkanlardan gelen bir şairin sesinde dağların, nehirlerin ve eski şehirlerin izleri vardır. Anadolu’dan gelen şairde bozkırın, gurbetin ve Yunus’un sesi duyulur. Başka bir ülkeden gelen şair ise kendi ülkesinin hikâyesini getirir.

Fakat şiir başladığında sınırlar ortadan kalkar.

İşte Yunus Emre’nin asıl başarısı da budur.

Eskişehir’i bu dört gün boyunca farklı bir gözle izledim.

Şehrin caddelerinde yürürken gençleri, öğrencileri, tramvayları, Porsuk’un kıyısındaki insan kalabalığını gördüm. Bir tarafta modern ve dinamik bir şehir vardı; diğer tarafta Yunus’un yüzyıllar öncesinden gelen sessizliği…

Porsuk’un suyu ağır ağır akarken insanın aklına Yunus’un insan ve tabiat arasındaki ilişkiyi anlatan dünyası geliyor.

Şehir modernleşmişti ama gönlündeki eski sözleri kaybetmemişti.

Belki Eskişehir’i özel yapan da budur.

Şehir, geçmişle gelecek arasında bir köprü kurmayı başarabiliyor.

Eskişehir’den Yunus Emre’yi düşünerek yola çıktığınızda yolunuzun Mihalıççık’a, oradan da bugün Yunus Emre Mahallesi olarak bilinen Sarıköy’e düşmesi kaçınılmazdır.

Yunus Emre’nin Anadolu’nun çeşitli yerlerinde makam ve türbeleri bulunmasına rağmen, resmî kabuller ve tarih araştırmaları bakımından onun mezarının Eskişehir’in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy’de bulunduğu görüşü en güçlü kabullerden biridir.

Bu coğrafyada Yunus’u düşünmek, bir şairin mezarını ziyaret etmekten çok daha fazlasıdır.

Çünkü burada insan, Türkçenin büyük bir dönüşümüne tanıklık eder.

Yunus, Türkçeyi yalnızca konuşulan bir dil olmaktan çıkarıp gönlün, aşkın ve insanlık düşüncesinin dili hâline getirmiştir.

“Ne elif okudum ne cim” diyen Yunus’un bir başka yerde “Mescid ü medresede çok ibadet eyledim” demesi, onun eğitim ve tasavvuf dünyasının anlaşılması bakımından dikkat çekicidir.

Risâletü’n-Nushiyye’nin sonunda yer alan,

“Söze târîh yidi yüz yidi-y-idi Yûnus cânı bu yolda fidî-yidi”

beyti ise onun hayatına ilişkin kronolojik tartışmalar açısından önemli bir ipucu taşır. Yunus Emre’nin hayatına dair farklı görüşler bulunmakla birlikte, bu beyit onun 707 Hicrî, yani 1307-1308 yıllarında hayatta olduğunu gösteren önemli bir veri olarak değerlendirilir.

 

 

Yorumlar (0)

Yorum kurallar'ını okudum ve Onaylıyorum

Yorum Kuralları

  • Kullanıcıların birbirlerine karşı saygılı olması zorunludur.
  • Üyelerin birbirlerine yaptığı ırkçı, cinsiyetçi, homofobik ve küfürlü yorumlara müsamaha gösterilmeyecektir. Böyle durumda yorumlara müdahale edilecektir.
  • Kullanıcılar tarafından gelen, insanların dini inancına, ırkına, etnik kökenine, yaşına, sosyal durumuna, siyasi görüşüne, cinsel yönelimine, fiziksel durumuna göre kişilere veya belirli gruplara karşı nefrete teşvik edici, şiddet içeren, provokatif, aşağılayıcı içerik ve yorumları yayınlamama hakkını Kosova Haber saklı tutmaktadır.
  • Birey, kurum, kültür veya toplumları küçük düşürücü, küfür, aşağılama veya argo ifadelere izin verilmemektedir
  • Daha sağlıklı bir tartışma ortamının olması için yapılan yorumlarda kullanıcılar, diğer kullanıcıların inançlarına ve görüşlerine saygı göstermeleri zorunludur.
  • Yorumlarda büyük harf kullanılmamalıdır.
  • Site içerisindeki yorumlar Türkçe olmalıdır.
  • Herhangi bir ticari amaç ya da telif hakkı içeren yorumlara izin verilmeyecektir.
  • İnsanları kışkırtan, saldırgan bir kullanıcı adı seçilemez.
  • Spam mesajlar göndermek yasaktır. Aynı ve benzer mesajlar birden fazla kere gönderildiğinde de müdahale edilecektir.
© 2006 - 2026 Kosova Haber. Tüm Hakkları Saklıdır..

Designed and Developed by: Dmarketing