Kosova Hukuk Enstitüsü (IKD), Blerim Isufaj’ın Kosova Cumhuriyeti Özel Savcılığı (PSRK) Başsavcılığı görevinden alınma biçimine tepki gösterdi. IKD, Kosova Savcılık Konseyi’nin (KPK) karar alma sürecini aceleci ve şeffaflıktan uzak olarak nitelendirdi.
IKD, cuma günü yaptığı açıklamada, başsavcıların atanması ve görevden alınmasının adil, bağımsız, profesyonel ve şeffaf bir süreç üzerinden yürütülmesi gerektiğini belirtti.
Enstitüye göre KPK, Isufaj’ın görevden alınmasına karar verilen olağanüstü ve kapalı toplantının neden yapıldığı ve hangi amaca hizmet ettiğini kamuoyuna açıklamakta yetersiz kaldı.
IKD, toplantı öncesinde KPK’den PSRK’nin yönetimiyle ilgili tüm işlemlerin yasalara dayalı bir süreç çerçevesinde ve usule ilişkin güvencelere uyularak yürütülmesini talep ettiğini hatırlattı.
KPK ise kararın ardından yayımladığı açıklamada, PSRK’da kötü yönetim, yetersizlik, görevlerin yerine getirilmemesi ve performans eksikliği tespit edildiğini belirtmişti.
IKD, KPK’den, söz konusu sorunların PSRK’nın yönetiminde ortaya çıktığı belirtilen dört yıllık dönem boyunca hangi denetim ve değerlendirme işlemlerinin gerçekleştirildiğinin açıklanmasını istedi.
IKD, “Yıllar boyunca var olduğu iddia edilen sorunlar, tek başına karar alma sürecindeki aciliyeti haklı çıkarmaz.” ifadelerini kullandı.
Enstitü, hesap verebilirliğin savcılık sistemi açısından zorunlu olduğunu, ancak bunun açık prosedürler, objektif değerlendirme ve usule ilişkin güvencelere saygı çerçevesinde gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı.
IKD ayrıca, Besim Kelmendi’nin Kosova Başsavcısı Vekilliği görevinden alınması sürecini hatırlattı. Enstitü, Kosova Yüksek Mahkemesi’nin söz konusu kararı hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptal ettiğini belirterek, KPK’nin bu olaydan ders çıkarması ve aceleci karar alma uygulamalarından kaçınması gerektiğini ifade etti.
IKD açıklamasında, kararın olası siyasi etkilerine ilişkin endişelere de yer verdi. Enstitü, Isufaj’ın Vetëvendosje Hareketi tarafından eleştirildiğini ve kendisinin, IKD’nin ifadesiyle, “istenmeyen bir kişi olarak hedef gösterildiğini” belirtti.
IKD’ye göre KPK’nin kararına ikna edici bir gerekçe sunulmaması, kamuoyunun sürecin adil ve siyasi etkilerden bağımsız yürütüldüğüne ilişkin güvenini zedeleyebilir.
Enstitü ayrıca, PSRK’nın organize suç ve uluslararası nitelikteki suçlar da dahil olmak üzere hassas davaları yürütmekle görevli olduğuna dikkat çekerek, KPK’nin eylem biçiminin bu savcılığın işlevsel bağımsızlığına müdahale edildiği yönünde bir algı oluşturmamasını sağlama konusunda daha büyük bir sorumluluğu bulunduğunu vurguladı.
IKD, “Özel bir yetkiye sahip bir savcılığın yönetimini etkileyen bir karar; görevden almanın neden gerekli ve orantılı bir tedbir olduğunun açıklanması da dahil olmak üzere, somut, doğrulanabilir ve ikna edici bir gerekçe gerektirir.” ifadelerine yer verdi.