Bosna-Hersek’in Mostar yakınlarındaki tarihî Blagaj kasabası, Buna Nehri’nin kaynağı, Stjepan-grad kalesi ve Blagaj Tekkesi ile Balkanlar’ın en dikkat çekici tarihî ve manevî merkezlerinden biridir. Bu tarihî dokunun merkezinde ise Sultan Süleyman Camii, diğer adıyla Careva džamija (Hünkâr/İmparatorluk Camii) bulunmaktadır.
Buna Nehri’nin sağ kıyısında, Blagaj’ın tarihî yerleşim merkezinde bulunan cami, Osmanlı döneminin Hersek’teki en erken ve en önemli mimari eserlerinden biridir. UNESCO Dünya Mirası Merkezi’nin Blagaj’a ilişkin Geçici Dünya Mirası Listesi dosyasında da caminin 1520/1521 yıllarında Blagaj’da inşa edilen ilk yapılardan biri olduğu ve bölgenin en eski kubbeli camileri arasında bulunduğu belirtilmektedir.
Kanûnî Sultan Süleyman’ın ilk yıllarında
Caminin tarihî kimliğinin en önemli belgelerinden biri, giriş kapısının üzerindeki kitabedir.
Kitabe 926 Hicrî tarihini vermektedir. Bu tarih miladî olarak 1519/1520 yıllarına karşılık gelir. Hicrî 926’nın miladî karşılığının iki takvim yılına yayılması nedeniyle kaynaklarda yapım tarihi 1519/1520 veya 1520/1521 şeklinde görülebilmektedir. Dolayısıyla farklı kaynaklardaki bu tarihler esas itibarıyla aynı erken Osmanlı dönemine işaret etmektedir.
Bu nokta önemlidir. Çünkü Kanûnî Sultan Süleyman 1520 yılında tahta çıkmış, dolayısıyla Blagaj’daki cami onun saltanatının hemen başlangıcındaki Osmanlı mimari faaliyetleri içerisinde değerlendirilmiştir.
Caminin UNESCO tarafından hazırlanan Blagaj dosyasında da yapı “Sultan Suleyman (Careva, Imperial) Mosque” olarak tanımlanmakta ve 1520/21 tarihinde Blagaj’da inşa edilen ilk yapılardan biri olduğu ifade edilmektedir.
Caminin adı neden “Careva” yani “Hünkâr Camii”?
Bosna’daki Osmanlı mimarisinde Careva džamija veya “Hünkâr Camii” adı, doğrudan padişahla bağlantılı camiler için kullanılan önemli bir tanımlamadır.
Blagaj’daki yapı da Sultan Süleyman adına yapılan bir padişah vakfı/hanedan yapısı niteliğindedir. Bu nedenle halk arasında “Careva džamija”, yani “İmparatorluk/Hünkâr Camii” adıyla da yaşamıştır.
Bu caminin inşa edilmesi sadece ibadet ihtiyacını karşılayan bir yapı meydana getirmek anlamına gelmiyordu. Osmanlı şehirleşmesinde cami çoğu zaman mahallenin, çarşının, mektebin ve sosyal hayatın merkezini oluşturuyordu.
Nitekim Blagaj’daki caminin çevresinde zaman içerisinde Carska mahala ve çarşı dokusu şekillenmiş; caminin hemen yanında da bir mektep ortaya çıkmıştır. UNESCO’nun Blagaj dosyasına göre bu mektep 1664’ten önce yapılmıştı ve Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde zikredilmekteydi.
16. yüzyıl Osmanlı şehirleşmesinin izleri
Blagaj Camii’ni yalnızca tek başına bir yapı olarak değerlendirmek eksik olur.
Cami, çevresindeki mahalle, çarşı, mektep, harem ve diğer yapılarla birlikte Osmanlı şehir kültürünün küçük fakat son derece anlamlı bir örneğini oluşturmuştur.
UNESCO’nun hazırladığı tarihî alan değerlendirmesinde Sultan Süleyman Camii’nin yanı sıra Blagaj’daki başka Osmanlı dönemine ait mescitler, mektep, mezarlıklar ve tekke kompleksi de birlikte ele alınmaktadır. Bu durum, Blagaj’ın Osmanlı döneminde sadece bir köy veya küçük yerleşim değil, dinî, sosyal ve ticari fonksiyonları bulunan tarihî bir şehir dokusuna sahip olduğunu göstermektedir.
İlk cami kubbeliydi
Sultan Süleyman Camii’nin mimari açıdan en dikkat çekici özelliği, tek mekânlı, kubbeli cami tipinin erken örneklerinden biri olmasıdır.
UNESCO, yapıyı bölgedeki en eski kubbeli camilerden biri olarak tanımlamakta ve tek mekânlı kubbeli cami özelliklerini taşıdığını belirtmektedir. Yapının ana gövdesi kare planlıdır; üst bölümde sekizgen bir kasnak ve bunun üzerinde kubbe/çatı sistemi bulunmaktadır. Taş minaresi ise yapının sağ tarafında yükselmektedir.
Bu yönüyle cami, Osmanlı’nın Balkanlar’daki erken dönem cami mimarisinin gelişimini takip edebilmek açısından da önem taşımaktadır.
1892: Büyük değişim
Caminin günümüzdeki görünümünü anlamak için 1892 yılı özellikle önemlidir.
Yüzyıllar içerisinde yapı çeşitli onarımlar geçirmiş, 19. yüzyılda eski kubbenin ciddi şekilde zarar görmesinin ardından kapsamlı bir yeniden düzenleme yapılmıştır.
1892’de gerçekleştirilen onarımın Maximilian David tarafından hazırlanan proje doğrultusunda gerçekleştirildiği akademik çalışmalarda belirtilmektedir. Bu müdahale sırasında yapının üst örtüsü değiştirilmiş ve sekizgen kasnak üzerine ahşap kubbe/çatı sistemi oluşturulmuştur.
Burada önemli bir ayrıntı vardır: Bazı kaynaklar bunu “kubbenin kaldırılıp çatının yapılması” şeklinde anlatırken, bazı mimari kaynaklar içeride kubbe etkisinin korunmasına dikkat çekmektedir. Bu nedenle “caminin bütün kubbe karakterini kaybettiği” şeklinde kesin bir ifade yerine, 19. yüzyıl restorasyonunda özgün kubbe sisteminin değiştirilerek ahşap bir üst örtü düzenlemesine gidildiğini söylemek daha isabetlidir.
Kitabede de bu onarıma açık bir gönderme bulunmaktadır. Mehmed Mujezinović’in okumasına göre kitabe, caminin 926/1519-1520’de yapıldığını, zaman içerisinde harap olduğunu ve Blagaj halkının devletin yardımıyla camiyi yeniden onardığını, onarımın ise 1310/1892’de tamamlandığını belirtmektedir.
Evliya Çelebi’nin izinde
Blagaj’ın tarihî önemini anlamak açısından Evliya Çelebi de ayrı bir yere sahiptir.
Evliya Çelebi, 1664 yılında Blagaj’ı ziyaret etmiş ve burada bulunan yapılar hakkında bilgiler vermiştir. Özellikle caminin yanında bulunan mektebin 1664’ten önce mevcut olduğuna dair önemli tarihî kayıt onun seyahatnamesi üzerinden takip edilebilmektedir. UNESCO da bu bilgiyi Blagaj’ın tarihî dokusunu açıklarken kullanmaktadır.
Bu, caminin yalnızca ibadet edilen bir yapı olmadığını; çevresinde eğitim, din hizmetleri ve toplumsal hayatın da şekillendiğini göstermektedir.
Vakıf sistemi ve caminin devamlılığı
Osmanlı dönemindeki büyük camilerde olduğu gibi Blagaj Sultan Süleyman Camii’nin de hizmetlerinin sürdürülebilmesinde vakıf sistemi önemli rol oynamıştır.
Tarihî araştırmalara göre caminin imam, hatip, muallim ve müezzin gibi görevlilerinin ihtiyaçlarının karşılanması devlet gelirleri ve daha sonraki dönemlerde oluşan vakıf gelirleriyle bağlantılıydı.
20. yüzyılın başlarında dahi caminin vakfına ait harem, tarla, bahçe ve çeşitli taşınmazların bulunduğu kaydedilmektedir. Preporod’un caminin 500. yılına ilişkin araştırmasında, 1922 yılında vakfa ait 21 parselin bulunduğu belirtilmektedir.
Bu durum, Osmanlı şehirlerinde caminin sadece bir ibadet binası olmadığını; kendi ekonomik ve sosyal altyapısı bulunan vakıf merkezli bir kurum olduğunu göstermektedir.
Sadece bir mimari eser değil
Sultan Süleyman Camii’nin asıl önemi belki de burada ortaya çıkmaktadır.
Bir yapının beş yüz yıl ayakta kalması başlı başına dikkat çekicidir. Fakat bu camiyi özel kılan şey yalnızca taşlarının ve minaresinin yüzyıllara direnmesi değildir.
Beş asır boyunca Blagaj Müslümanlarının hayatının önemli anları bu caminin çevresinde yaşanmıştır:
* Cuma namazları,
* Ramazanlar,
* bayramlar,
* mektep eğitimi,
* nikâh ve düğünler,
* cenazeler,
* mahalle toplantıları,
* savaş ve göç dönemlerindeki dayanışma…
Dolayısıyla cami, bir toplumun hafızasının mekâna dönüşmüş biçimidir.
Savaş yıllarında Blagaj
Bosna-Hersek’teki 1992-1995 savaşı sırasında Blagaj, Hersek’in çeşitli bölgelerinden gelen çok sayıda yerinden edilmiş insan için önemli bir sığınma merkezlerinden biri hâline geldi.
Bu dönemde camiler yalnızca ibadet mekânları olarak değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın, yardım organizasyonlarının ve manevî direnişin merkezleri olarak işlev gördü.
Blagaj Sultan Süleyman Camii de bu tarihî süreç içerisinde yerel Müslüman toplumun sürekliliğinin sembollerinden biri oldu.
Ulusal anıt statüsü
Caminin tarihî ve mimari değeri Bosna-Hersek devleti tarafından da resmen kabul edilmiştir.
Bosna-Hersek Ulusal Anıtları Koruma Komisyonu’nun ulusal anıtlar listesinde yapı, “Graditeljska cjelina – Careva džamija ili Sultan Sulejmanova džamija u Blagaju” adıyla kayıtlıdır. Yani cami tek başına değil, bir yapı topluluğu olarak ulusal anıt statüsündedir.
Komisyonun 2004 tarihli toplantı kayıtlarında da Blagaj’daki Careva/Sultan Süleyman Camii’nin ulusal anıt olarak ilan edilmesine ilişkin karar açıkça yer almaktadır.
Bu statü, yapının yalnızca Müslümanlar açısından dinî bir mekân değil, Bosna-Hersek’in ortak kültürel ve tarihî mirasının bir parçası olarak kabul edildiğini göstermektedir.
Blagaj’ın büyük tarihî dokusu
Sultan Süleyman Camii’ni Blagaj’dan koparmak mümkün değildir.
Buna’nın kaynağındaki Blagaj Tekkesi, kayalıkların üzerindeki Stjepan-grad, tarihî köprüler, mezarlıklar, eski mahalleler ve Osmanlı döneminden kalan diğer yapılarla birlikte cami, çok katmanlı bir tarihî çevrenin parçasıdır.
UNESCO’nun Blagaj’ı Dünya Mirası Geçici Listesi’nde değerlendirmesinin temelinde de bu doğal çevre ile mimari ve tarihî mirasın bütünlüğü bulunmaktadır. UNESCO’nun dosyasında Sultan Süleyman Camii, Blagaj Tekkesi, Stjepan-grad ve tarihî mezarlıklar aynı tarihî çevrenin unsurları olarak ele alınmaktadır.
Beş asırlık bir emanet
Bugün Sultan Süleyman Camii’nin önünde duran bir ziyaretçi, aslında yalnızca 16. yüzyıldan kalma bir Osmanlı binasına bakmış olmaz.
Burada Kanûnî Sultan Süleyman’ın saltanatının ilk yıllarından günümüze kadar uzanan beş asırlık bir tarih vardır.
926/1519-1520 tarihli kitabe, Osmanlı’nın Hersek’teki erken dönemini;
1664’te Evliya Çelebi’nin kaydı, caminin çevresinde oluşmuş eğitim ve din hayatını;
1892 tarihli onarım kitabesi, yapının geçirdiği büyük dönüşümü;
20. yüzyılın vakıf kayıtları, ekonomik ve kurumsal devamlılığını;
Bosna savaşı ise toplumun yakın tarihindeki acı ve direnişi hatırlatmaktadır.
Bu nedenle Blagaj Sultan Süleyman Camii’ni yalnızca “500 yıllık bir cami” diye tanımlamak yetersiz kalır.
O, Osmanlı’nın Balkanlar’daki şehirleşme anlayışının, vakıf kültürünün, İslâmî hayatın, yerel Müslüman toplumun hafızasının ve Bosna-Hersek’in çok katmanlı tarihinin taşlaşmış bir şahididir.
Buna Nehri’nin sesi bugün de aynı tarihî mekânın yanından akmaktadır. Beş asır önce insanlar bu nehrin kenarında ezanı dinliyor, caminin avlusunda buluşuyor, mektebinde çocuklarını okutuyor ve hayatlarını bu mabedin çevresinde kuruyorlardı.
Bugün de minaresi Blagaj’ın tarihî siluetinde yükseliyor.
Beş yüz yıl değişen yalnızca devletler, sınırlar ve zaman oldu; caminin taşıdığı hafıza ise yerinde kaldı.
Kaynak ve belge notları
1. UNESCO World Heritage Centre – “The Natural and Architectural Ensemble of Blagaj”: Caminin 1520/1521’de Blagaj’da inşa edilen ilk yapılardan biri olduğunu; bölgenin en eski kubbeli camileri arasında bulunduğunu; mektebin 1664’ten önce var olduğunu ve harem alanının tarihî bütünün parçası olduğunu belirtir.
2. Bosna-Hersek Ulusal Anıtları Koruma Komisyonu (Komisija za očuvanje nacionalnih spomenika BiH): “Careva džamija ili Sultan Sulejmanova džamija u Blagaju” resmî ulusal anıtlar listesinde yer almaktadır.
3. Komisyonun 2004 tarihli XII. oturum kaydı: Blagaj’daki Careva/Sultan Süleyman Camii’nin ulusal anıt olarak ilan edilmesine ilişkin karar sürecini belgelemektedir.
4. Hivzija Hasandedić, “Muslimanska baština Bošnjaka u južnoj (srednjoj) Hercegovini”: Caminin konumu, mimari özellikleri, 926/1519-1520 tarihli kitabesi ve 1310/1892 onarımına ilişkin önemli tarihî bilgileri verir.
5. Preporod.info – “500 godina Sultan Sulejmanove džamije u Blagaju”: Caminin vakıfları, görevlileri, 1922’deki vakıf taşınmazları ve 1892 onarımı hakkında ayrıntılar sunmaktadır.
6. Osmanlı Mirası Araştırmaları Dergisi, Cilt 7, Sayı 18 (2020): Blagaj’ın Osmanlı dönemi dinî ve mimari mirasını ele almakta; Sultan Süleyman Camii’ni 1520-1521 tarihli eser olarak değerlendirmektedir.
7. Akademik mimarlık araştırması: 1892 restorasyonunun Maximilian David’in proje dokümantasyonuna göre gerçekleştirildiğini ve yapının tek mekânlı kubbeli cami karakterini koruduğunu belirtmektedir.
Önemli tarih notu: Haberdeki “2020 yılında beş asırlık oluşunun kutlanması” ifadesi, yapım tarihinin 1519/1520 kabul edilmesiyle uyumludur. Ancak akademik ve kurumsal kaynaklarda 1519/1520 ile 1520/1521 biçiminde iki kullanım görülmektedir. Bunun sebebi, kitabedeki 926 Hicrî tarihinin miladî 1519-1520 dönemine karşılık gelmesi ve bazı kaynakların yapım yılını 1520/1521 olarak yuvarlayarak vermesidir. Bu nedenle akademik bir metinde en güvenli ifade “926/1519-1520; kaynaklarda 1520/1521 olarak da geçen tarih” şeklindedir.
Mufassal malumat: M.Tevfik Yücesoy