- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Coronadan sonra MS’e de umut oldular… Çalışmanın ayrıntılarını ilk kez anlattılar
Coronadan sonra MS’e de umut oldular… Çalışmanın ayrıntılarını ilk kez anlattılar
0 dk
Corona virüsü aşısı ile adını tüm dünyaya duyuran Türk bilim insanı Prof. Dr. Uğur Şahin ve Prof. Dr. Özlem Türeci'nin başında bulunduğu ekip, mRNA aşıları ile Multipl Skleroza (MS) çare olmayı umut ediyor. Geçtiğimiz haftalarda Science'da yayınlanan çalışmada, mRNA aşısı ile farelerin bağışıklık sistemi 'eğitildi' ve vücudun kendi dokusuyla savaşarak MS'e yol açmasının önüne geçildi. Dr. Elif Diken ve Dr. Mustafa Diken, çalışmanın ayrıntılarını ilk kez anlattı.
Dr. Elif Diken ve Dr. Mustafa Diken çifti, çeşitli kanser türlerinin tedavisi için de mRNA aşıları üzerinde çalışıyor. Covid pandemisinde, hastalığa karşı hızla aşı geliştirilmesini sağlayan ve yüzde 90’ların üzerinde koruyucu olduğu ifade edilen aşı çalışmalarında, ‘mesajcı RNA (mRNA)’ teknolojisi, birdenbire tüm dünyanın gündemine oturdu. mRNA aşıları, Covid’de elde edilen bu başarı ile adını duyursa da aslında 20 yıldan fazladır kanser ve bazı bağışıklık sistemi hastalıklarının çözümü için “bağışıklık hücrelerini eğitmeye yönelik” tasarlanan bir yöntem.
Çalışmalarını Almanya’da yürüten ve BionTech’in kurucusu Prof. Dr. Uğur Şahin ile Prof. Dr. Özlem Türeci’nin Covid aşısındaki bu başarısı, onları dünyanın gündeminde taşırken, yıllardır yürüttükleri başka bir çalışmanın ilk sonuçları da bu kez, halen tedavisi olmayan Multipl Skleroz (MS) hastalığı için umut oldu.
GELECEĞİN TEDAVİLERİ mRNA AŞILARINDA OLABİLİR
BioNTech ile yine Almanya’nın Mainz şehrindeki Johannes Gutenberg Üniversitesi Tıp Fakültesi ve TRON Translasyonel Onkoloji Enstitüsü’nden bilim insanlarının yaklaşık 6 yıldır üzerinde çalıştığı MS aşısı, farelerde hastalığın gelişmesini önledi ya da geriletti. Aşı çalışmasıyla ilgili bilimsel makale, dünyanın en saygın tıp dergilerinden Science’a kabul edilerek 8 Ocak’ta yayınlanınca, Türeci ve Şahin çifti bir kez daha dünyanın gündemine oturdu.
Araştırma ekibindeki 17 bilim insanı içinde yer alan ve ikisi de yıllardır Şahin ve Türeci çiftiyle çalışan TRON Translasyonel Onkoloji Enstitüsü İmmünoterapi Bölümü Başkan Yardımcısı Dr. Mustafa Diken ve aynı enstitüde araştırmacı olarak görev yapan eşi Dr. Elif Diken, hem MS, hem de bazı kanser türlerinin tedavisine yönelik mRNA çalışmalarıyla ilgili detayları, ilk kez anlattı. Diken çifti, başta kanserler olmak üzere pek çok hastalık için geleceğin tedavilerinin mRNA aşılarında olabileceğini söyledi.
“İLGİ COVİD’E DÖNÜNCE MS MAKALESİ GECİKTİ”
Dr. Elif Diken, Science’da da yayınlanan ve bilim dünyasında heyecanla karşılanan MS araştırmalarıyla ilgili, “MS’in tedavisini fareler üzerinde gösterdik. Fakat bu aslında daha çok bir başlangıç. İnsan çalışmalarına biraz daha yolumuz var. Tabii ki umut vadediyor bu sonuçlar. Ama insan çalışmalarının tamamlanması ve bir ürünün ortaya çıkması için zamana ihtiyaç var” dedi.
Dr. Mustafa Diken ise “Bu proje bizim son 5-6 yıldır üzerinde çalıştığımız bir proje. Aslında Covid aşısından daha önce başladığımız, TRON’daki multidisipliner çalışma grubunun, aynı zamanda Johannes Gutenberg Üniversitesi Tıp Fakültesi ve BioNTech ile ortaklaşa yürüttüğü bir projeydi. Biz RNA aşılarını çok farklı hastalıklar üzerinde denemek için çalışıyoruz. Aslında Covid’den dolayı makaleyi yayınlamamız biraz da gecikti. Çünkü daha önce tamamladığımız bir çalışmaydı ama yayınlanması zaman aldı, zira bütün ilgi Kovid’e dönmüştü” şeklinde konuştu.
GENÇ YAŞA SIĞDIRILAN BAŞARILI YÜKSELİŞ
Marmara Üniversitesi’nde Biyoloji Öğretmenliği okuduktan sonra yüksek lisansını Biyomühendislik Fakültesi’nde yapan ve 2013 yılında doktora yapmak üzere Almanya’ya giden Dr. Elif Diken (33), önce Johannes Gutenberg Üniversitesi Mainz Tıp Fakültesi’nde İnsan Genetiği Bölümü’nde doktorasını tamamladı. Ardından 2017’de yine aynı üniversiteye bağlı TRON Translasyonel Onkoloji Enstitüsü’nde doktora sonrası araştırmacı olarak çalışmaya başladı ve o tarihten bu yana da Prof. Dr. Uğur Şahin ile birlikte çalışmalarını yürütüyor. Onlarla çalışmayı büyük bir şans olarak gördüğünü söyleyen Dr. Elif Diken, “Bilimsel konularda çok cesurca davranıp yeni alanlara el attıkları için, bizim açımızdan büyük bir mesleki şans” dedi.
“İKİSİ DE GERÇEKTEN ALÇAK GÖNÜLLÜ İNSANLAR”
Aynı zamanda BioNTech Aşı ve İmmünoloji Bölümü Başkanı olarak da görev yapan Dr. Mustafa Diken (38) ise ODTÜ Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünde okurken son sınıfta Şahin ve Türeci çiftiyle tanıştığını belirterek “Uğur ve Özlem hocaların daha önce üzerinde çalıştığı ve buldukları bir metot üzerine staj yaptım son sınıftayken. Onları makalelerinden bu vesileyle tanıyıp kendilerine başvurdum. 2005’de doktora yapmak için kabul aldım ve hala birlikte çalışıyoruz. Doktoramdan sonra da kurduğumuz şirketlerin hem kuruluşunda hem yönetiminde görev almaya başladım. BioNTech’de Aşı ve İmmunoloji bölümünün başındayım ama aynı zamanda MS çalışmasının yürütücülerinden biri olan TRON Araştırma Enstitüsü’nde İmmünoterapi Bölümü Başkan Yardımcılığı görevini yapıyorum. Uğur ve Özlem Hoca ile uzun süredir çalışıyorum. Hem bilimsel olarak, hem insan olarak çok iyi ve alçak gönüllü insanlar. Burada büyük bir grubu yönetiyorlar. Üniversite, enstitü ve BioNTech’de 1500 kişilik bir grubun başındalar” diye konuştu.
BAĞIŞIKLIK HÜCRELERİ RNA İLE EĞİTİLİYOR
Bağışıklık sisteminin, sinir hücrelerinin çevresinde bulunan “miyelin” kılıfını düşman olarak görüp buna saldırmasıyla oluşan MS hastalığının otoimmün bir hastalık olduğunu vurgulayan Dr. Elif Diken, kişinin kendi bağışıklık sisteminin, kendi doku hücrelerine zarar verdiğine dikkat çekerek, çalıştıkları mRNA aşısının bu mekanizmadan hareketle dizayn edildiğini söyledi ve şu bilgileri verdi:
“Bu hastalığı yenmek için çıkış noktamız, bu bağışıklık hücrelerine, kendi hücrelerimize saldırmaması gerektiğini öğretmek. Bu aşıyla, vücudumuzda tanıyacağı moleküllere uygun gen bölgelerini RNA ile kodlayarak aslında bağışıklık hücreleri içerisindeki düzenleyici yapıdaki hücrelerin sayısını artırmak ve artık dokulara zarar vermesini engellemek amaçlandı. Tedavideki başarı sonrasında da yaptığımız analizlerde, gerçekten saldırgan bağışıklık hücrelerinde azalma ve düzenleyici, durdurucu bağışıklık hücrelerinin sayısında artış olduğunu gözlemledik. Yani planladığımız çalışmanın amacına uygun bir şekilde moleküler düzeyde bir cevap oluşturduğunu gördük”
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Belgrad’ın Baskısı Olmasa Kosovalı Sırplar Çıkarlarını Daha İyi Savunabilir
Emini İstanbul’da: Spor, Toplumsal Kapsayıcılık ve Değişim İçin Güçlü Bir Araçtır
Kurti: Adem Jashari Anıt Kompleksi Projesi Plana Göre İlerliyor