Mezarlar Ortaya Çıkarılırken, Sırp Yetkililerin Söylemleri 90’lı Yılların Gibi
0 dk
Zubin Potok’ta şüpheli toplu mezarlara yönelik kazı çalışmaları devam ederken, Kosova makamları cenaze kalıntılarının bulunabileceğinden şüphelenilen Jabuka köyündeki yeni bir alanı da araştırıyor.
Bu bölgelerde yapılabilecek olası keşifler, Kosova savaşı sırasında işlenen suçlar ve kayıp kişilerin akıbeti konusunda yeni kanıtlar ortaya çıkarabilir.
Kosova’da savaş geçmişinin aydınlatılması amacıyla araştırmalar sürerken, Belgrad’da ise Kosova’ya yönelik giderek daha sert bir siyasi söylem yeniden öne çıkıyor.
Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić, Meclis Başkanı Ana Brnabić ve diğer Sırp yetkililer, Kosova’nın Sırbistan’ın bir parçası olduğu yönündeki iddialarını sürdürmeye devam ediyor. Aynı çizgideki diğer açıklamalarda ise Snežana Paunović, Arnavutlara yönelik bir “etnik temizlik” iddiasından söz ederken, Petar Petković Kosova’daki Sırpların zulme uğradığı yönünde suçlamalarda bulundu.
Belgrad’ın bu söylemlerine son olarak Aleksandar Vulin de katıldı ve kısa süre önce Kosova’yı “Sırbistan’ın Kudüs’ü” olarak nitelendirdi.
Siyasi ve güvenlik konularını takip eden uzmanlara göre, bu açıklamalar yalnızca sıradan bir siyasi söylemin parçası değil; kamuoyunu etkilemeyi ve Belgrad’ın Kosova’ya yönelik yaklaşımını siyasi olarak meşrulaştırmayı amaçlayan bilinçli bir anlatının parçası olarak değerlendiriliyor.
Jeopolitika profesörü Dorajet Imeri, günümüzdeki Sırp söyleminin eski Yugoslavya’daki savaşlar sırasında yaşanan gelişmeler ve işlenen suçlar bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
“Cinayetler, özellikle de toplu katliamlar olmadan; takip ve sürgünler, toprakların ve yerleşim yerlerinin yok edilmesi olmadan etnik temizlik gerçekleşemez. Sırbistan bunların hepsini yaptı: İnsanları öldürdü, izleri gizledi, işlediği suçların izlerini ortadan kaldırmak amacıyla toplu mezarlar oluşturdu.” dedi Imeri.
Ona göre, günümüzde Sırp yetkililerin yaptığı açıklamalar, Sırbistan’ın geçmişte de kullandığı bir anlatının devamı niteliğinde.
Öte yandan Octopus Enstitüsü’nden Gurakuq Kuçi, Belgrad’ın söylemlerinin Sırbistan içinde yeni bir siyasi ve psikolojik ortam oluşturmayı amaçladığını ifade etti:
“Onlar Kosova’ya karşı mümkün olduğunca büyük bir nefret oluşturmak, aynı zamanda halklarını belirli bir anda Kosova’ya karşı tepki vermeye hazırlamak ve psikolojik olarak seferber etmek istiyorlar.”
Kuçi, Vučić ve Vulin’in son açıklamalarına da değinerek, bunların Kosova’ya yönelik daha geniş kapsamlı bir siyasi stratejinin parçası olarak değerlendirilebileceğini söyledi.
Diğer taraftan güvenlik uzmanları, uluslararası toplumun Belgrad’ın söylemlerine karşı daha güçlü bir tepki vermesi gerektiğini savunuyor.
Hukuk ve Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Fatmir Çollaku, bu tür açıklamaların somut uluslararası tepkilerle karşılık bulması gerektiğini belirtti.
“Daha sert bir yaklaşım, eleştiriye dayalı bir tutum ve hatta yaptırımlarla desteklenecek bir yaklaşım gerekiyor” diyen Çollaku, uluslararası toplumun Kosova ve Sırbistan’a yönelik tutumunda eşitsizlik olduğunu savundu.
Ona göre, uluslararası toplumun Belgrad’a karşı ortak bir tutum sergilememesi, saldırgan siyasi söylemlerin yeterli sonuçlarla karşılaşmadan devam etmesine yol açıyor.
Bu bağlamda uzmanlar, tehdit içeren açıklamalar ve toprak iddiaları karşısında uluslararası toplumun sessiz kalmasının veya zayıf tepki vermesinin, gerilimi artıran bir söylemin normalleşmesine katkıda bulunabileceği ve bunun Kosova ile bölgenin istikrarı açısından sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuyor.
Sahada şüpheli toplu mezarlara yönelik araştırmalar ve kayıp kişilerin akıbetinin aydınlatılması çalışmaları sürerken, Belgrad’daki siyasi söylem yeniden toprak, kimlik ve Kosova üzerindeki iddialar etrafında şekilleniyor. Bu durum, bölgedeki ilişkilerin gelecekteki yönü konusunda endişeleri artırıyor.
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Sırbistan Konsolosluğunun İşkodra’da Açılması, Halkı Sokağa Döktü
OVL-UÇK, Sırp Birliklerinin Onurlandırılmasına Tepki Gösterdi
Mezarlar Ortaya Çıkarılırken, Sırp Yetkililerin Söylemleri 90’lı Yılların Gibi