Yazan: M.Tevfik Yücesoy
İnsan vardır; makamıyla tanınır. İnsan da vardır; ahlakıyla, edebiyle, tevazusuyla gönüllerde yer edinir. Bazı insanlar ise geride sadece başarı hikâyeleri değil, dokundukları gönüllerde silinmeyecek izler bırakırlar. İşte Refika Tuzović, bu müstesna insanlardan biridir.
2011-2019 yılları arasında Karadağ’da Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığını temsilen görev yaptığım yıllarda Rabbimin bana lütfettiği en güzel kazanımlardan biri de Refika Hanımefendiyi tanımak oldu.
Onu ilk tanıdığınız anda dikkatinizi çeken şey konuşması değil, hâlidir. Çünkü bazı insanlar söz söylemeden de gönüllere hitap eder. Refika Hanım, nezaketin zarafetle buluştuğu, tevazunun vakar ile taçlandığı nadide şahsiyetlerden biridir. Onun yanında insan, makamların değil ahlakın büyüklüğünü hisseder.
Bazen onu dinlerken, Asr-ı Saadet’ten bugüne uzanan ince bir edep ikliminin içinde bulursunuz kendinizi. Hz. Hatice Validemizin vefasını, Hz. Âişe Validemizin dirayetini, Hz. Safiyye Validemizin asaletini hatırlatan bir duruş vardır onda. Elbette hiçbir insan sahabeyle kıyaslanamaz; ancak onların güzel ahlakından nasibini almış bir zarafet, onun şahsiyetinde kendisini hissettirir.
Karadağ İslam Birliği Meşihatında yıllarca büyük bir sadakatle hizmet etti. Kurumun hak ve hukukunu korumak için gecesini gündüzüne kattı. Gösterişten uzak, samimiyetle yoğrulmuş hizmet anlayışıyla nice hayırlı çalışmanın sessiz kahramanı oldu.
Onunla konuşurken sadece bir idareciyle değil; şefkat dolu bir anneyle sohbet ettiğinizi hissedersiniz. Sözlerinde merhamet, bakışlarında güven, davranışlarında ise incelik vardır. İnsan bazen kelimelerle değil, hislerle anlatılır. Refika Hanım da işte öyle insanlardandır.
2023 yılında Karadağ İslam Birliği tarihine adını altın harflerle yazdırdı. Meşihat Başkanı Rifat Fejzić’in teklifiyle Podgorica İslam Birliği Meclisinin başkanlığına seçilerek Karadağ İslam Birliği tarihindeki ilk kadın Meclis Başkanı oldu. Bu sadece şahsi bir başarı değildi; aynı zamanda liyakatin, emeğin ve güvenin mükâfatıydı. İslam’ın kadın ve erkek arasında takvada üstünlük dışında bir ayrım gözetmediğinin güzel bir tezahürü olarak tarihe geçti.
Ancak onu büyük yapan makamı değil, makamın onu değiştirmemesidir. Çünkü gerçek büyüklük, yükseldikçe daha da mütevazı kalabilmektir.
Bu yıl hac ibadeti için Mekke ve Medine’de bulunduğu günlerde bana gönderdiği kısa bir mesajı hâlâ gönlümde saklıyorum:
“Kutsal topraklardan sana selam ediyor, dua ediyoruz.”
Bazen birkaç kelime, uzun cümlelerden daha derin iz bırakır. O mesaj bana sadece Mekke’den gelen bir selam değildi; Kâbe’nin gölgesinden, Ravza-i Mutahhara’nın manevi ikliminden gelen kardeşlik kokulu bir duaydı. Dünyanın en mübarek beldelerinden hatırlanmak, insan ömrünün unutulmayacak bahtiyarlıklarından biridir.
Hayatta bazı insanlar vardır; görevleri biter ama izleri silinmez. Çünkü onlar makamları değil, gönülleri imar etmişlerdir.
Refika Tuzović de geride sadece başarılı bir idarecilik değil; nezaketin, sadakatin, hizmet aşkının ve güzel ahlakın yaşayan bir örneğini bırakmaktadır.
Rabbim ömrünü hayırlarla bereketlendirsin. Hizmetlerini kabul buyursun. Gönlündeki ihlası daim, adımlarını istikamet üzere eylesin.
Çünkü bazı insanlar, bulundukları makamlara değer katmaz sadece; bulundukları çağın vicdanına da sessizce ışık olurlar.
Selam olsun…
Dua olsun…