Bosna Hersek İslam Birliği Din İşleri Başkanlığı (Riyaset) Yükseköğretim, Bilim ve Kültür Dairesi Başkanı Dr. Ekrem Tucaković, reisülulemanın toplumda ve siyasette yaşanan her gelişmeyi günlük olarak yorumlamaması, ancak İslam’ın değerleri, Müslümanların hakları ve önemli ahlaki-toplumsal meseleler tehdit edildiğinde açık, net ve doğrudan bir tutum ortaya koyması gerektiğini söyledi.
Tucaković, Bosna Hersek İslam Birliği’nin reisülulema seçimleri kapsamında Radyo BIR tarafından hazırlanan özel programda, reisülulemanın kamuoyu önündeki rolünü değerlendirdi.
“O reis” başlıklı program serisinde, reisülulema makamının tarihî gelişimi, toplumsal rolü ve İslam Birliği’nin gelecekteki liderini bekleyen sorunlar ele alınıyor.
“Reis her toplumsal sürecin yorumcusu olmamalı”
Tucaković, reisülulemanın toplumda meydana gelen her gelişme hakkında görüş bildirmesi ile kamuoyu karşısındaki kurumsal sorumluluğunun birbirinden ayrılması gerektiğini belirtti.
Tucaković, “Reisülulema toplumda meydana gelen süreçlerin sürekli yorumcusu olmamalıdır. Bu onun asli görevi değildir. Biz reisülulemayı toplumsal süreçlerin ve olayların yorumcusu olması için seçmiyoruz.” dedi.
Bununla birlikte reisülulemanın kamu alanından tamamen uzak kalması gerektiği anlamına gelmediğini vurgulayan Tucaković, İslam’ın değerlerini, Müslümanların haklarını ve dinî hükümlerin yorumlanmasını doğrudan ilgilendiren konuların reisülulemanın öncelikli ilgi alanında bulunduğunu ifade etti.
“Bazı durumlarda kamuoyu önünde konuşmak bir sorumluluktur”
Tucaković, ahlaki ve toplumsal meseleler ile Müslümanların insan haklarını ilgilendiren konularda İslam Birliği ve özellikle reisülulemanın görüş açıklamasının doğal olduğunu söyledi.
Ancak bunun günlük veya haftalık rutin bir açıklama biçimine dönüşmemesi gerektiğini belirten Tucaković, reisülulemanın gerektiğinde bazı süreçlerin Müslümanların kimliğini veya İslam’ın temel değerlerini tehdit ettiği konusunda uyarıda bulunması gerektiğini ifade etti.
Bu nedenle reisülulemanın kamuoyu önündeki sözlerinin taşıdığı sorumluluğa dikkat çeken Tucaković, açıklamaların düşünülmüş, rasyonel, ölçülü ve son derece açık olması gerektiğini kaydetti.
“Karar vermeden önce bütün bilgiler değerlendirilmelidir”
Tucaković’e göre reisülulemanın ihtiyatlı davranması, görüş açıklamaktan çekinmesi veya siyasi hesap yapması anlamına gelmiyor. Asıl mesele, herhangi bir olay veya süreç hakkında hüküm vermeden önce yeterli ve bütüncül bilgiye sahip olunması.
“Bazen olayları kendi bakış açımızdan değerlendiriyoruz ancak elimizde bütüncül bir bilgi bulunmayabiliyor. Bu nedenle verilen hüküm eksik kalabilir ve daha sonra kendimizi düzeltmek zorunda kalabiliriz.” diyen Tucaković, reisülulemanın açıklamalarında bu hususun dikkate alınması gerektiğini belirtti.
Tucaković, önemli konularda reisülulemanın tutumunun ölçülü olmakla birlikte açık ve gerektiğinde kesin olması gerektiğini söyledi.
Cerić ve Kavazović farklı dönemlerde görev yaptı
Tucaković, eski reisülulema Mustafa Cerić ile mevcut reisülulema Husein Kavazović’in kamuoyu önündeki tutumlarının değerlendirilmesinde görev yaptıkları tarihsel dönemlerin dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Cerić’in, özellikle savaş ve savaş sonrası dönemde daha proaktif ve medyada daha görünür bir iletişim tarzı benimsediğini belirten Tucaković, bu yaklaşımın aynı zamanda çeşitli tartışmalara ve farklı yorumlara yol açtığını söyledi.
Kavazović’in ise Cerić’e kıyasla daha ölçülü ve temkinli bir kamuoyu iletişimi sergilediğini belirten Tucaković, iki farklı yaklaşımın etkilerini karşılaştırmak için zamana ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Tucaković, hangi iletişim tarzının daha fazla etki oluşturduğuna ilişkin sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için belirli bir zaman mesafesinin gerekli olduğunu ifade etti.
“Kamu alanı herhangi bir ideolojinin tekelinde değildir”
Tucaković, dinî toplulukların kamu alanında yer almasının başlı başına bir sorun olmadığını belirterek asıl önemli hususun, değerlerin nasıl ifade edildiği ve diyalog kültürüne ne ölçüde bağlı kalındığı olduğunu söyledi.
“Kamu alanı herhangi bir ideolojinin veya toplumsal grubun özel mülkü değildir.” diyen Tucaković, dinî toplulukların da bu alanda yer alabileceğini, ancak bunun makul iletişim, diyalog kültürü, karşılıklı görüş alışverişi ve delile dayalı tartışma ilkeleri çerçevesinde gerçekleşmesi gerektiğini ifade etti.
Gelecek reisülulema için ölçülülük ve açıklık vurgusu
Tucaković, gelecekte görev yapacak reisülulema için de temel yaklaşımın ölçülülük, zamanında müdahale ve Müslümanların ve İslam Birliği’nin meselelerini açık biçimde ifade etme esaslarına dayanması gerektiğini söyledi.
Reisülulemanın kamuoyu önündeki açıklamalarının Müslümanların bütün ihtiyaçlarını ve İslam Birliği’nin menfaatlerini yansıtması gerektiğini belirten Tucaković, kamu alanının da bu tür bir iletişime açık olması gerektiğini ifade etti.
Not
2026 Bosna Hersek İslam Birliği reisülulema seçim takvimi kısaca şöyle:
* 18 Nisan 2026: Sabor, reisülulema seçimini resmen ilan etti ve seçim komisyonlarını oluşturdu.
* Nisan–Ağustos 2026: Bosna Hersek, anavatan ülkeleri ve diaspora olmak üzere 18 seçim bölgesinde aday önerileri/evidans işlemleri yürütüldü.
* 5 Eylül 2026: Sabor, üç adayın adaylığını resmen onayladı: Salem-ef. Dedović, Nedžad-ef. Grabus ve Mensur-ef. Malkić. Bu tarihle birlikte seçim kampanyası resmen başladı.
* 10 Ekim 2026: Reisülulema seçimi yapılacak. 398 üyeden oluşan Seçim Kurulu, gizli oyla seçim yapacak; adayın seçilebilmesi için toplam kurul üye sayısının çoğunluğunu alması gerekiyor.
* Seçimden en geç 30 gün sonra: Yeni reisülulemaya Menşure, Sabor Başkanı tarafından düzenlenecek törenle teslim edilecek.
Özetle: Süreç 18 Nisan’da başladı, adaylar 5 Eylül’de kesinleşti; 10 Ekim’de 398 kişilik Seçim Kurulu tarafından yeni reisülulema belirlenecek.
[Mufassal haber: M.Tevfik Yücesoy]