*Nevşehir Hacıbektaş’tan açık itiraz: “Bektaşilik siyasi bir proje değildir, Baba Mondi'nin küresel liderlik ilanı yok hükmündedir.”*
Arnavutluk’un başkenti Tiran’da kurulması planlanan “Bektaşi Egemen Devleti” projesi, Hacıbektaş’ta düzenlenen uluslararası forumun ardından yeni ve önemli bir aşamaya girdi.
Yaklaşık iki yıl önce Arnavutluk Başbakanı Edi Rama tarafından Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kürsüsünde duyurulan proje, bugüne kadar “dinî hoşgörü”, “ılımlı İslam” ve “dinler arası diyalog” söylemleriyle savunuldu.
Ancak Hacıbektaş’ta düzenlenen “Tarihten Günümüze Anadolu ve Balkanlar’da Bektaşilik” forumunun ardından yayımlanan bildiri, projenin en tartışmalı noktasına doğrudan müdahale etti:
Tiran’da oluşturulması planlanan siyasi bir yapı, bütün Bektaşiliğin temsilcisi olarak kabul edilemez.
Bu açıklama, projenin geleceği bakımından sıradan bir itirazdan çok daha önemli bir anlam taşıyor.
*HER ŞEY 2024’TE BM KÜRSÜSÜNDE BAŞLADI*
Projenin uluslararası kamuoyuna duyurulması 21 Eylül 2024’te gerçekleşti.
Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Tiran’daki Dünya Bektaşi Merkezi’nin egemen bir devlet yapısına dönüştürülmesi planından söz etti.
Rama projeyi; hoşgörü, ılımlılık ve barış içinde bir arada yaşama mesajı verecek yeni bir merkez olarak sundu. BM tutanaklarında da Arnavutluk’un, Tiran’daki Müslüman Bektaşi Dünya Merkezi’ni “egemen bir devlet”e dönüştürme planından açıkça söz edildiği görülüyor. (Dijital Kütüphane)
Böylece mesele bir anda yalnızca Arnavutluk’un iç meselesi olmaktan çıkarak uluslararası bir tartışmaya dönüştü.
*VATİKAN MODELİ NEDEN DİKKAT ÇEKİYOR?*
Projeye göre Tiran’daki Dünya Bektaşi Merkezi çevresinde yaklaşık 11 hektarlık, yani 0,11 kilometrekarelik bir alanın egemen bir mikro-devlete dönüştürülmesi öngörülüyor.
Modelin açık biçimde Vatikan örneğinden esinlendiği ifade ediliyor.
Planın hayata geçmesi halinde ortaya çıkacak yapı Vatikan’dan daha küçük olacak.
Proje kapsamında vatandaşlığın ağırlıklı olarak din görevlileri ve devletin idari yapısında görev yapan kişilerle sınırlı tutulması da Vatikan modeline benzetiliyor.
Fakat burada çok önemli bir fark bulunuyor:
Vatikan, Katolik dünyasının tarihsel ve kurumsal merkezi olarak kabul edilirken, Tiran’daki yapı bütün Bektaşiliğin tarihsel ve manevi merkezi değildir.
İşte tartışmanın en kritik noktası tam olarak burasıdır.
*BABA MONDİ’NİN KONUMU*
Projenin diğer önemli aktörü ise Tiran’daki Dünya Bektaşi Merkezi’nin lideri Baba Mondi, yani Edmond Brahimaj’dır.
Projenin gerçekleşmesi halinde Baba Mondi’nin yeni yapının başında bulunması öngörülmektedir.
Dolayısıyla proje yalnızca bir toprak parçasına özel statü verilmesinden ibaret değildir.
Aynı zamanda:
Tiran, Dünya Bektaşi Merkezi ,Baba Mondi’nin dinî otoritesi ve egemenlik statüsü şeklinde yeni bir kurumsal model ortaya çıkarmaktadır.
Bu nedenle projenin geleceği açısından “devlet kurulacak mı?” sorusu kadar;
“Bu devlet kurulursa Bektaşi dünyasında kimi ve neyi temsil edecek?” sorusu da önem taşımaktadır.
*2026’DA PROJE YENİDEN GÜNDEMDE*
Projenin 2024’te duyurulmasının ardından kamuoyunda zaman zaman geri plana düşmüş görünmesine rağmen tamamen rafa kalkmadığı anlaşılıyor.
2026 yılında Baba Mondi’nin özel diplomatik statü talebinin gündeme gelmesi ve projenin devam ettiğinin ifade edilmesi, dosyanın yeniden hareketlendiğini gösterdi.
Ancak burada özellikle altı çizilmesi gereken husus şudur:
Bugün itibarıyla Tiran’da kurulmuş ve uluslararası alanda tanınmış egemen bir Bektaşi devleti bulunmamaktadır.
Mevcut kaynaklar, ortada bir proje, siyasi açıklamalar ve diplomatik/statü talepleri bulunduğunu; fakat egemen devletin hukuken kurulduğunu gösteren bir işlem bulunmadığını ortaya koyuyor. (Marius Comper)
Dolayısıyla “Bektaşi Devleti kuruldu” şeklindeki ifadeler şu aşamada hukuken doğru değildir.
*HACIBEKTAŞ’TAN GELEN TARİHİ İTİRAZ*
Tam da bu süreçte Türkiye’den gelen açıklama büyük önem taşıyor.
4 Eylül 2026’da Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde “Tarihten Günümüze Anadolu ve Balkanlar’da Bektaşilik” başlıklı forum düzenlendi.
Forum; Dışişleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile İletişim Başkanlığı iş birliğiyle gerçekleştirildi.
Programda Anadolu ve Balkanlar’daki Bektaşi geleneğinin tarihî gelişimi, kültürel mirası ve geleceği ele alındı.
Ancak toplantının asıl dikkat çekici sonucu, yayımlanan bildiri oldu.
Bildiride, Arnavutluk’ta kurulması planlanan “Bektaşi Devleti” tartışmasına doğrudan cevap verildi.
Baba Mondi’nin kendisini küresel Bektaşi lideri olarak konumlandırmasına itiraz edilirken, böyle bir liderlik iddiasının Bektaşi inancı ve geleneği bakımından kabul edilemeyeceği belirtildi.
Bu açıklama, projenin dinî meşruiyet ve temsil boyutuna doğrudan itiraz niteliği taşıyor.
MESELE ARTIK “DEVLET KURULACAK MI?” SORUSUNDAN İBARET DEĞİL Burada yeni bir dönem başlıyor.
Çünkü şimdiye kadar tartışma büyük ölçüde şu soruya indirgenmişti:
“Arnavutluk’ta Bektaşi Devleti kurulabilir mi?”
Hacıbektaş’tan gelen açıklamayla birlikte soru değişiyor:
“Kurulması planlanan bu yapı Bektaşiliği temsil edebilir mi?”
Bu iki soru birbirinden tamamen farklıdır.
Birincisi uluslararası hukuk ve Arnavutluk anayasası meselesidir.
İkincisi ise dinî otorite, tarih, gelenek ve temsil meselesidir.
TÜRKİYE’NİN ELİNDEKİ EN ÖNEMLİ ARGÜMAN: HACIBEKTAŞ
Bektaşi geleneğinin Anadolu ve Balkanlar’daki tarihsel gelişimi dikkate alındığında Hacıbektaş’ın sembolik ve manevi ağırlığı tartışmasız biçimde projenin karşısına çıkmaktadır.
Bektaşiliğin Balkanlar’a yayılması Osmanlı döneminin tarihî süreçleriyle yakından bağlantılıdır.
Arnavutluk ise bu mirasın en önemli merkezlerinden biridir.
Dolayısıyla mesele “Türkiye mi, Arnavutluk mu?” şeklinde basit bir rekabete indirgenmemelidir.
Daha doğru soru şudur:
Balkan Bektaşiliğinin tarihî mirası ile Tiran’da oluşturulmak istenen yeni siyasi yapı arasında nasıl bir ilişki kurulacaktır?
Hacıbektaş’taki son gelişme, Türkiye’nin bu konuda kendi tarihî ve manevi referans merkezini açık biçimde ortaya koyduğunu göstermektedir.
*BALKANLAR’DA YENİ BİR DİNÎ OTORİTE MERKEZİ Mİ OLUŞUYOR?*
Dosyanın dikkat çekici taraflarından biri de budur.
Tiran’daki Dünya Bektaşi Merkezi zaten Arnavutluk’ta önemli bir kurumdur.
2026 yılında Arnavutluk hükümetinin dinî topluluklara yönelik bütçe desteği kapsamında Dünya Bektaşi Merkezi’ne de kaynak tahsis edildiği görülmektedir. (Marius Comper)
Bu durum tek başına bir “devlet kuruluyor” anlamına gelmez.
Ancak kurumun Arnavutluk’taki görünürlüğünün ve kurumsal kapasitesinin güçlendiğini göstermesi bakımından önemlidir.
Bunun üzerine bir de:
* özel diplomatik statü talebi,
* egemen devlet projesi,
* Vatikan modeli,
* Baba Mondi’nin liderlik iddiası eklendiğinde ortaya daha kapsamlı bir tablo çıkmaktadır.
*TÜRKİYE AÇISINDAN MESELE*
Türkiye açısından konu üç başlıkta dikkatle izlenmelidir.
A. Dinî temsil
Tiran’da kurulacak herhangi bir siyasi yapının otomatik olarak bütün Bektaşi dünyasını temsil ettiği kabul edilmemelidir.
B. Balkanlar
Bektaşilik, Anadolu ile Balkanlar arasında tarihî bir köprü niteliğindedir.
Bu nedenle yeni bir merkez oluşturulması, Balkanlar’daki mevcut dinî ve kültürel dengeleri etkileyebilir.
C. Türkiye-Arnavutluk ilişkileri
Türkiye ile Arnavutluk arasında son yıllarda siyasi, ekonomik, güvenlik ve kültürel alanlarda önemli ilişkiler gelişmiştir.
Bu nedenle Ankara’nın konuyu doğrudan bir “karşı çıkış” üzerinden değil, tarihî miras, dinî çoğulculuk ve Balkan istikrarı perspektifinden ele alması daha sağlıklı olacaktır.
*“MÜSLÜMAN VATİKANI” TANIMI DİKKATLE KULLANILMALI*
Projenin kamuoyunda “Müslüman Vatikanı” şeklinde tanımlanması da ayrıca tartışmalıdır.
Çünkü Vatikan’ın Katolik dünyasındaki konumu ile Bektaşiliğin yapısı arasında birebir bir kurumsal karşılık bulunmamaktadır.
Bektaşilik tarihsel olarak İslam dünyası, tasavvuf geleneği, Anadolu ve Balkan kültürleri içerisinde gelişmiş özgün bir yapıdır.
Dolayısıyla Vatikan modelinin aynen uygulanması, beraberinde şu soruyu getirmektedir:
Siyasi egemenlik, dinî otoriteyi mi güçlendirecek; yoksa mevcut dinî temsil tartışmalarını mı derinleştirecek?
Hacıbektaş’tan gelen son açıklama, ikinci ihtimalin göz ardı edilmemesi gerektiğini gösteriyor
Sözün özü: TİRAN’DA DEVLET DEĞİL, ŞİMDİLİK BÜYÜK BİR PROJE VAR
Bugünkü tabloyu doğru ifade etmek gerekirse:
Tiran’da henüz bir Bektaşi Devleti kurulmuş değildir.
Ortada 2024’te Edi Rama tarafından uluslararası kamuoyuna açıklanan bir proje bulunmaktadır.
Bu proje; egemenlik, diplomatik statü, dinî temsil ve Balkanlar’daki Bektaşi mirası başlıklarını aynı anda gündeme getirmektedir.
Ve 4 Eylül 2026’da Hacıbektaş’tan gelen açıklamayla birlikte dosyanın dengesi değişmiştir.
Artık Tiran projesinin karşısında yalnızca hukuki ve siyasi sorular değil, Bektaşi geleneğinin tarihî ve manevi temsil sorunu da bulunmaktadır.
Bu nedenle bundan sonraki süreçte üç başlık özellikle takip edilmelidir:
1. Arnavutluk Parlamentosu bu konuda anayasal veya yasal bir adım atacak mı?
2. Tiran’daki Dünya Bektaşi Merkezi’ne özel diplomatik statü verilecek mi?
3. Hacıbektaş merkezli Bektaşi inanç önderleri ile Tiran’daki merkez arasındaki temsil tartışması nasıl gelişecek?
Bütün bunların yanında Türkiye’nin Balkanlar politikasında da yeni bir başlık ortaya çıkmaktadır.
Bu başlık sadece Bektaşilik değildir.
Asıl mesele, Balkanlar’daki tarihî İslam mirasının gelecekte kim tarafından, hangi merkezden ve hangi kurumsal yapı üzerinden temsil edileceğidir.
Hacıbektaş’tan verilen mesaj bu bakımdan önemlidir:
Bir inanç geleneğinin tarihî ve manevi mirası, yalnızca yeni bir siyasi statü oluşturularak yeniden tanımlanamaz.
Tiran’daki proje gerçekleşse bile önündeki en büyük mesele belki de devlet kurmak değil, temsil ve meşruiyet meselesini çözmek olacaktır.
Kısa kronoloji
21 Eylül 2024: Edi Rama, BM Genel Kurulu’nda Tiran’da egemen Bektaşi devleti oluşturma planını açıkladı. (Dijital Kütüphane)
2024–2025: Projenin hukuki altyapısına ilişkin çalışmalar gündeme geldi; Arnavutluk Anayasası’nın “üniter ve bölünmez devlet” ilkesi nedeniyle anayasal boyut tartışıldı. (Vikipedi)
2026: Baba Mondi’nin özel diplomatik statü talebi ve projenin devam ettiği yönündeki açıklamalar gündeme geldi. (Marius Comper)
4 Eylül 2026: Hacıbektaş’ta “Tarihten Günümüze Anadolu ve Balkanlar’da Bektaşilik” forumu düzenlendi. (Haber İstiklal)
5 Eylül 2026: Hacıbektaş’tan yayımlanan bildiriyle Tiran merkezli “Bektaşi Devleti” ve Baba Mondi’nin küresel liderlik iddiasına açık itiraz geldi.
(TİRAN–HACIBEKTAŞ | DOSYA HABER – ANALİZ/ Mehmet Tevfik Yücesoy )